MakaleSanat Tarihi

16.Yüzyıl Osmanlı Sanatı: Pıeter Coecke Van Aelst ve Melchior Lorichs Çizimlerinden Birkaç Örnek

MELCHİOR LORİCHS

Panoramasında yer alan kendi portresi

16.yüzyıl’da yaşamış olan ressam Melchior Lorichs, Danimarka sınırı dibinde son Alman şehri olan Flensburg’da doğmuştur. Kutsal Roma Germen İmparatoru’nun elçisi olarak İstanbul’a gelen Busbeque’in seyahat heyetine katılmış ve 1555-1559 arasında Osmanlı ülkesinde bulunmuştur. Busbecque’in yazdığı mektuplar önemli belge niteliği taşımaktadır. Hollanda ve ardından İtalya’ya gitmiş burada Venedik, Bologna, Floransa, ve Roma’da bulunmuştur. Bütün bu seyahatler bir iki yıl içinde gerçekleşmiştir. Lorichs I553’de Neuburg’dadır. Az bir süre sonra, büyük bir ihtimal ile 1555’e doğru İstanbul’a geçmiştir. Busbeque’in mektuplarında İstanbul’da Çemberlitaş’ın karşısında Elçi hanında kaldığını anlıyoruz. İstanbul’da faal bir dönem geçiren Lorichs burada Osmanlı kıyafet ve günlük yaşamına dair birtakım çizimler ortaya koymuştur. Türk Kadınları, Türk silah ve teçhizatları, Türk Alay resimleri, sokak satıcıları gibi o zamanın günlük hayatına dair gösterimler vardır. Ayrıca Sultan Süleyman’a ait iki çizimi bulunmaktadır. En önemli çizimleri ise 21 paftadan oluşan İstanbul panoramasıdır. Bazı bölümleri hasarlı olsa da İstanbul’daki önemli yapı topluluklarını yansıtması bakımından önemlidir.

Elçi Hanı

Elçi Hanı
Lorichs’in hakiki eserleri içinde en değerlilerinden biri Çemberlitaş karşısında, Elçi Hanı’nın Batı tarafına bakan pencerelerinden çizdiği İstanbul manzarasıdır. Burada ön planda o devrin İstanbul evleri ve uzakta Atik Ali Paşa medresesinin dershane kubbesi ile sağda Beyazıt Camii’nin bir minaresi, daha uzakta da o sıralarda henüz sağlam duran, Cerrahpaşa’daki Arkadios sütununun en yukarı ucu görülür. Elindeki malzemeyi 1570-1583 yılları arasında gerçekten ressam, bazı manzara ve bilhassa cami resimlerinde, daha önceden aldığı taslakları kendi düşsel dünyasına göre yorumladığı bazı belge niteliği taşıyacak gravürlerin değerlendirmesinin zor olduğu anlaşılmaktadır. Fakat aslına uygun resmettiği önemli çizimleri ile de dikkat çekmektedir.

Süleymaniye Camii
Lorichs’in kabiliyetini ortaya koyan  bir cami resmi  vardır ki bu da tam onun İstanbul’da olduğu sırada biten Süleymaniye’dir. Mimar Sinan’ın bu harikulade eseri, aslına uygun bir şekilde, doğru ölçü ve oranlarda ve etrafındaki yapı topluğu dahil ihmal edilmeksizin ortaya konmuştur.

Lorichs- Süleymaniye Camii

Kanuni Sultan Süleyman Portreleri

Devrin hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın biri baş, diğeri ise boy halinde olmak üzere iki ayrı portresidir. Birisinin altındaki yazıda bu portrenin 15 Şubat 1559 da yapıldığı açıkça ifade edilmiştir. Böylece portrenin yapılma tarihi kesin olarak bilinmektedir. 1559 da yani Lorichs, İstanbul’ da bulunduğu sırada onun tarafından büyük bir itina ile çizilen ve 1573-74 de yine onun tarafından harikulade bir dikkat ve incelik ile basılan bu iki gravür büyük Türk hükümdarının eşsiz değerde portreleridir. Baş portresinde Hünkarın ince, uzun ve kuru olduğu anlaşılan çehresi, derin yüz hatları sayesinde mükemmel bir canlılık ile aksettirilmiştir. Boy resminde ise bir eli murassa kılıcında olan Sultanın arkasında, altından bir filin geçtiği bir kemerin dışında, en büyük eseri olan Süleymaniye camii tasvir edilmiştir. Padişahın kıyafetinin sadeliği daha ilk bakışta dikkati çeker. Artık yaşlanmış olan büyük hükümdar bunlarda, bilinen diğer portrelerindeki yüz hatlarına aynen sahiptir. Sanatkarın İstanbul’da bulunduğu sırada Sultan’ı yakından görmek imkanını elde edebilmiş olduğu mümkündür. Bu resimler altlarındaki kesin tarihlerden, Sultan Süleyman’ın 65 yaşındaki görünüşü ile tasvir etmektedir. Gençlik resimlerinde sakalsız ve daha dolgun çehreli olan Hünkar, bu resimlerinde sakallı ve iyice zayıftır.

Sultan Süleyman Portresi
Sultan Süleyman Tam Boy Resmedilmiş arkada Süleymaniye Camii

İstanbul Panoraması

 Lorichs’in 16.yüzyıl hayatını en mükemmel yansıtan eseri, Hollanda’da bulunan 45 santim eninde ve 11,5 metre uzunluğundaki İstanbul manzarasıdır. Bu resim kısmen harap bir halde olmakla beraber gene de değerli birçok detaylara sahiptir. Bu resmi çizer durumda ön planda kendisini de resmeden sanatkâr, bu büyük eseri, 1559 da Galata sırtlarından almıştır. Başta Galata kulesi olmak üzere, sırası ile 100 m. kadar ilerideki Galata surunun bir kulesinden, Okmeydanı tepesinden ve nihayet Hasköy surlarındaki meşatlıktan şehre bakarak bu manzarayı çizmiştir. Ön planda bütün canlılığı ile Haliç görülür. Kalyonlar, müzeyyen köşklü kadırgalar yer alır. Yüksek kesimlerde de anıtsal camilerin 16.yüzyıldaki görüntüsü yansıtılmaktadır. Lorichs’in diğer gözlemci ve sanatçılardan farkı ise Doğu Roma (Bizans) anıt ve eserleri ile Fetihten sonraki Osmanlı başkenti eserlerini eşit düzeyde çoğunlukla olduğu gibi yansıtarak objektif bir bakış sergilemiş bu nedenle neredeyse çizdiği resimlerin büyük çoğunluğu belge niteliği taşımaktadır. Panoramayı oluştururken tek bir bakış açısından değil şehrin birkaç noktasından ele alarak oluşturması ve kendinden önce ve sonraki sanatçılardan farklı olarak şehre güney veya doğu yönünden değil kuzey yönünden bakmıştır. Şehrin kuzeyi daha tepelik olduğu için Osmanlı padişahları eserlerini tepe konumlara yerleştirdiklerinden sanatçının bu tercihi onun ne denli iyi bir gözlem gücüne sahip olduğunu açıkça ortaya koyar.

Eminönü Sahili ve en tepede Beyazıt Camii görülmektedir. En sağda Ahi Çelebi Camii seçilebilmektedir. Galata surları önünde Haliç içinde yelkenliler kayıklar bulunmaktadır. Yeni Camii Külliyesi daha inşa edilmemiştir.
Süleymaniye Camii en tepede anıtsallığı ile yer almaktadır. Süleymaniye Külliyesi tüm yapılarıyla minareleriyle gerçekçi ve doğru bir şekilde yansıtılmıştır. Ön bölümde Galata surları arasında bir kule yer alır bir Ceneviz suru olma ihtimali yüksektir. Galata surları önünde yine tekneler yanaşmaktadır.
Tepede Eski Fatih Camii yer almaktadır. 1776 yılında depremde hasar görünce baştan tekrar yapılıyor buradaki Eski Fatih Camiidir. Haliç Surları ve tekneler görülmektedir.
Burada Sanatçı solda Kendi Portresini yapmış sağdakinin ise Mimar Sinan olabileceği düşünülüyor. Elinde mühür tutmaktadır. Mimar Sinan’ın batılı anlamda ilk resmidir. Sol üstte Şehzadebaşı Camii yer almaktadır. Sağ üstte ise Bozdoğan-Valens kemerleri yer almaktadır.

PİETER COECKE VAN AELST

Kendi Portresi

1502’de doğu Flander’de Alost’da doğdu. Ressam ve Gravürcü olan Van Aelst, Karel Van Mander’e göre Brüksel’de ressam Bernard Van Orley’in çıraklığını yapmış öğrencisi olmuştur. Ressam bir duvar halısı şirketi için çizim yapmak maksadı ile 1553’te bir ticaret loncası ile İstanbul’a gelmiştir. 1533 tarihli Pieter Coecke Van Aelst’in “Ces Moeurs et Fachons de Faire des Turcz” adlı panoramik Osmanlı toprakları görüntüsü, Lorichs’in panoramasının öncülüdür.  Tarih ve şehir manzarası türlerini antropomorfik sütunlarla birleştirilen yedi farklı panelde birleştiriyor. Arka plandaki şehir manzaralarının yanı sıra, her panel cenaze ve sünnet törenlerinden Hipodrom’daki Sultan alayına kadar Osmanlı günlük yaşamının çeşitli yönlerini gösterir. Çiziminin ilk panelinde kendisini Türk kıyafetleri ile resmetti. Bunları kültürel empatinin belirtileri olarak görse de Coecke’nin çizimleri, geçmişlerinin beklentisiyle derin bir tezat oluşturan kalabalık etnografik sahnelere benziyor. Her panelde insan figürleri neredeyse grotesk bir şekilde tasvir edilir. Bir yıl kadar kaldığı sürede Türkçeyi öğrendiği düşünülmektedir.

Pieter Coecke Van Aelst- Bir Sünnet Düğünü

Bir Sünnet Düğünü

İstanbul boğazının eşsiz görüntüsü bu tabloda karşımıza çıkmaktadır. Yine bu gravürün sağ ve sol taraflarında kadın ve erkek heykelleri bulunmaktadır. Boğazı gören bir alanda önemli bir merasim olan sünnet düğünü, sanatçı tarafından gravüre aktarılmıştır. Tablonun merkezinde ellerinde müzik aleti olan insanlar müzik yapmakta ve çocuklar burada büyüklerinin yanında eğlenmektedirler. Çalışmanın sol arka tarafında bir grup insan özel bir halk oyununu oynamakta, elele tutuşmuş şekilde bir yuvarlak oluşturmuştur. Sol ön taraflarda ise kadınlar kafalarının üzerinde yemek taşımakta ve müzik yaparak yürüyen kalabalığa doğru hareket etmektedirler.

Sultan Süleyman’ın AtMeydanından Geçisi

Sultan Süleyman’ın At Meydanından Geçişi

Sanatçının en önemli çalışması sayılabilecek derecede detaylara hakimdir. Bu bölümde Kanuni Sultan Süleyman’ı at üstünde tasvir etmiştir. Kendi gözlemleri ile Sultanı resmetmiş olması çok önemlidir. Ayrıca maiyetiyle beraber AtMeydanında  yer alması buradaki anıtları ele alması belge niteliği taşımaktadır. Bu çizimin Cuma Selamlığı sırasında olmuş olması muhtemeldir. Sağ arka tarafta  Roma döneminden kalma sütun ve yapılar bugün yer almamaktadır. Arkada Büyük Saray kalıntılarından kemerli giriş kapısı olma ihtimali çizimler yer alır. Galata Kulesi de sahneye dahil edilmiştir. Fatih Külliyesi de görülmektedir. Obelisk (Dikilitaş) bugün olduğu gibi sağlam şekilde yer almaktadır. Yılanlı sütunun başları tamamı resmedilmiştir. Bugün bu başlar yer almaz. En önemli kısımlardan birisi ise Obelisk’in solundaki açıklığın ortasında, sütun üzerinde İbrahim Paşanın Budin’den getirdiği heykelleri  görmekteyiz. Elinde sopasıyla Herakles, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit ve arkası dönük olan Apollon seçiliyor. Daha sonra bu heykellerde ortadan kaldırılmıştır. Anıtları, meydanı ve Sultan Süleyman’ın portre niteliği taşıyan çiziminin yer alması bakımından bu eser önem arz etmektedir.

Sanatçının İstanbul’da bulunduğu bu dönemde yaptığı gravürlerden büyük bir gerçeklik bulunmaktadır. Yaptığı her çalışma gerçek sahneleri canlandırmaktadır. Sanatçının Kanuni Sultan Süleyman’ın Atmeydanından Geçit Töreni, Bir Sünnet Düğünü, Bir Cenaze Alayı, Bayram İlanı, Slovenya Önlerinde Türk Askerleri, Türk Askerleri Dinlenirken gibi gravürleri çizmiştir. Aelst’in gravürleri gerçekçiliğiyle ön plana çıkmakta, halkın yaşantısı, şehrin mimarisi, kültür ve inanışlar hakkında bizlere önemli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda bu özelliği ile gravürler tarihi bir belge konumundadır.

KAYNAKÇA

Eyice, Semavi. “Avrupalı Bir Ressamın Gözü ile Kanuni Sultan Süleyman”. Kanuni Armağanı, s.125-171. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1970.
Eyice, Semavi. “Flensburg’lu Melchior Lorichs”. Türk Kültürü, sy.10 (1963).

De Busbeque Ogier Ghiselin. Türk Mektupları- Kanuni Döneminde Avrupalı Bir Elçinin Gözlemleri (1555-1560). Çeviri: Derin Türkömer, İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.

Güran, Mehmet Arman-Abalı, Ayşe Zekiye. “Melchior Lorıchs’in İstanbul Panoramasındaki Osmanlı Kimdir?”. Belleten, LXXV/273 (2011): s.361-372.

Genim, Sinan. “Yüzyıllar Boyunca İstanbul Panoramaları”, (2013): s.455-473.

Morkoç, Selen. “City and Self in Three Accounts of Istanbul”. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 24/2, (2007): s.84-104.

Westbrook Nigel ve Dark, K. D., Meeuwen, R., “Constructing Melchior Lorichs’s Panorama of Constantinople”. Journal of the Society of Architectural Historians, num.69, (2010).

Born, Annick. “Pıeter Coecke Van Aelst As Traveller And Desıgner. İtaly And The New Rome: Konstantınıyye”.  Revue belge d’Archéologie et d’Histoire de l’Art, LXXXVII (2018): s.89-141.

Yavuz, Volkan. “Pieter Coecke Van Aelst Gravürlerinde İstanbul”. Uluslararası İstanbul Baskıresim Etkinlikleri- Bildiri Kitabı, s.236-243.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Yüksek Lisans.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu