MakaleSanat Tarihi

17.Yüzyıl Ekmekçizade Ahmed Paşa Külliyesi

Defterdar Ahmed Paşa vezirlik makamına kadar yükselmiş olan bir yöneticidir. İlk görevi cizyedarlık olan paşanın sonra mukataacı olduğu hemen ardından muhassıl olduğunu bilinmektedir.[1] 1602 yılında Rumeli defterdarıdır aynı zamanda baş defterdar unvanına da sahiptir. 1607 yılında ise vezir olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1617 yılında sadrazam olacağını düşünen Ahmed Paşa, I.Ahmed tarafından sadaret makamına layık görülmemiştir.[2] Ahmed Paşa I.Mustafa’nın ilk saltanat devri içerisinde 1618’de vefat etmiştir.

EKMEKÇİZADE AHMED PAŞA KÜLLİYESİ

Vefa semtinde Eski Kovacılar caddesinde, zengin defterdar Ekmekçizade Ahmed Paşa tarafından Molla Hüsrev Camii’nin yakınında yaptırılmıştır. Külliye’nin medresesini 1606-1613 tarihleri arasında başdefterdarlığı süresince yaptırıldığı düşünülmektedir. Yine bu külliyede de ağırlık merkezi olarak medrese alınmış ve bununla beraber türbe ve sebil ile birlik halindedir. Aslanapa’ya göre Kuyucu Murad Paşa külliyesi ile bazı benzerliklerin bulunması aynı mimara ait olabileceğini belirtmiştir. Orada güney tarafta arka arkaya sıralanan dershane, türbe, sebil, bu defa birbirine yakın ölçüde kubbeli yan yana iki mekan halindedir.

Sebil de aynı şekilde türbenin güney-doğu köşesine yerleştirilmiş kırık bir üçgen biçimindedir.  Kare plandaki medresede, şadırvanlı avlunun kubbeli revakları arkasında üç taraftan medrese hücreleri sıralanmış, güney-doğu revaklarına dershane ve türbe eklenmiştir. Medresenin kuzey duvarı uzatılarak sebilin duvarı ile birleştirilip alçak duvarlı küçük bir hazire meydana getirilmiştir.[3]

Ekmekçizade Ahmed Paşa Külliyesi Planı
Ekmekçizade Ahmed Paşa Külliyesi ve Medrese hücreleri genel görünüş

Medrese:

Medreseye giriş Kovacılar Caddesi üzerinde cepheden basık kemerli kapıyla yapılıyordu. Kemerin kilit taşında bir gülce bulunmaktadır. Kapının üstünde ahşaptan bir saçak olduğu kiriş izlerinden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlıdır. Baklavalı başlıklı on dokuz mermer sütun avluyu çeviren revak kemerlerini taşımaktadır. Kesme taştan yapılan kemerlerin kilit taşlarında gülçeler görülmektedir. Revağın üzeri kubbelerle örtülü olup giriş aksı ise aynalı tonozlarla örtülüdür. Bu farklılığın sebebi ise dershane-mescit ve türbenin öneminin vurgulanmasından kaynaklanmaktadır. Revak cephelerinde çörtenler bulunmaktadır.[4] Avluyu çevreleyen revakların arkasında “U” şeklinde sıralanan hücreler bulunmaktadır. Asıl giriş kapısının bulunduğu kol üzerinde altı, girişin karşısındaki kolda sekiz, tabanda üç hücre olmak üzere toplam on yedi hücre bulunmaktadır.

Giriş tarafındaki hücre dükkan haline getirilmiştir. Tabanı oluşturan hücrelerin yanında tuvalet ve hamam olarak kullanılan iki mekan bulunur. Hücrelerin üzerleri pandantifli küçük birer kubbe ile örtülmüştür ve bunların içlerinde dışa taşkın ocaklar ve küçük dolap nişleri bulunur. Hücre pencereleri dörtgen söveli, demir şebekeli pencereler olup cephedekiler sokağa diğerleri avluya bakmaktadır. Medresenin yapı malzemesi küfeki taşı, mermer ve klasik tuğladır.

Ön cephe tamamen küfeki taşından yapılmıştır. Yan cepheler tuğla hatıllı yontma taştandır. Medrese kapısı yuvarlak kemerli küfekidir. Kilit taşında bulunan kabartma rozet önemli bir süsleme unsurudur. Yapıdaki bacalar sekizgen gövdeli, alt kısmı tuğla üst kısmı kesme taştan yapılmıştır. Her yöne açıklığı olan bacanın üzeri külah şeklindedir.[5]

Ekmekçizade Ahmed Paşa Türbe ve bitişiğinde Dershane-Mescid

Dershane-Mescid:

Avlunun güneyinde U şeklinde medrese hücrelerini açık kalan uçta ortalayacak şekilde yerleştirilmiştir. Yapı kare planlı olan dershane sekiz köşeli bir kaide üzerinde geniş pandantifli merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Revak zemininden iki basamak yükseltilmiştir. Mermer söveli ve basık kemerli bir kapıyla giriş sağlanır. Yapının cepheleri altlı üstlü pencerelerle aydınlatılmıştır. Kıble cephesinin ortasında mihrap nişi ile yanlarda birer pencere yer alır. Sağ taraftaki pencere kagir olarak kapatılmıştır. Kuzeydoğuda iki pencere bir dolap bulunur.

Türbe ile aynı tarafta bulunan duvarda üç pencre bulunmaktadır. Giriş kapısının iki yanında birer pencere vardır. Alt pencereler dikdörtgen açıklıklı mermer sövelidir. Üst sıradakiler sivri kemerlidir. Güney yönde mihrap ve pencere alınlıkları, kubbede pandantiflerde kalem işi süslemeler yer almaktadır. Pencere alınlıkları kırmızı zemin üzerine Rumilerle üçlü kompozisyon şeklindedir. Kubbenin pandantiflerinde yuvarlak bir madalyon ve çevresinde bitkisel süslemeler vardır. Kubbenin içinde iç içe geçmiş altıgenler yıldızlar, kenarlarında meandır tarzında kompozisyonlar vardır. Pencere alınlıkları ve pandantiftekiler 17.yüzyıla kubbedekiler 18.yüzyıla tarihlendirilebilir.[6]

Ekmekçizade Ahmed Paşa Külliyesi Türbe ve Sebili

Türbe:

Medrese duvarına birleşik olarak yapılmıştır. Türbenin üzeri sekizgen kasnağa oturan pandantifli merkezi kubbe ile örtülüdür. Dershane ve türbeyi ayıran duvarda altta üç dikdörtgen söveli, üstte yuvarlak kemerli üç alçı pencere bulunmaktadır. Türbe kısmnın başka bir mekan ile bağlantısı ilk defa burada ortaya çıkmaktadır. 16.yüzyıla ait Üsküdar Şemsi Paşa Camii ve Yahya Efendi dergahı da fonksiyon olarak buna benzerdir. Türbede, kitabe, levha taşımayan büyüklü küçüklü dokuz .ahşap sanduka vardır; kes!n tarih kavdı ile istanbul’da ölen Ekmekçizade Ahmet Paşa bu türbeye gömülmüştür, diğer sekiz sanduka da ailesi efradına ait olacaktır.[7]

Ekmekçizade Ahned Paşa Külliyesi Sebili

Sebil:

973 (1565) yılında Husrev Kethüda yaptırmıştır. Şehzade başından Vefaya giden dörtyol ağzında Akar çeşme sokağının başında ve köşede, ekmekçi Ahmet Paşanın türbesine bitişiktir. Birbirinden mermer sütunlarla ayrılmış üç penceresi ve her pencerede su verme yerleri bulunmaktadır. Şebekeler yıldız ve altıgen motifleri ile yapılmıştır. Pencerelerin üzerinde kilit taşları ve aralarındaki boşluklar birer rozetle süslü sivri kemerler, bunların üzerinde de binayı bir boydan bir boya dolaşan korniş vardır. Sebil su verme yerlerine kadar toprak altında kalmıştır.[8]

Hamam ve Hazire:

Hazire toprağa gömülmüş şekilde kötü durumdadır. Hamam ise beşik tonozludur. Duvarlar tuğla hatıllıdır. Bir ocak ve niş bulunmaktadır. Aydınlığı sağlamak amacıyla tonozların üzerine filgözü açılmıştır.


[1] Mehmed Süreyya, “Sicil-i Osmani I”, (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1996), s.208.

[2] Peçevi II, age, 334-335;
Na’îmâ II, age, s.427.

[3] Oktay Aslanapa, Osmanlı Devri Mimarisi, (İstanbul: İnkılap Yayınları, 2004), s.368;
Semavi  Eyice, “ Ekmekçizade Ahmed Paşa Medresesi”, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (Ankara, Türk Diyanet Vakfı, 1994), 10, s.547-548;
Filiz Yenişehirlioğlu, “Mehmed Ağa (Sedefkâr), İstanbul Ansiklopedisi, (İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1994), C.5, s.355;
Şükrü Sönmezer, “17.Yüzyıl İstanbul Mescitleri”, (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul 1996), s.113;
Zerrin Köşklü, “17. Ve 18.Yüzyıl Osmanlı Medreselerinin Tipolojisi”, (Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 1999), s.58;
Nisa Argıt, “Klasik Dönem Sonrasında İstanbul’da Küçük Külliyeler”, (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1993);
Mübahat S. Kütükoğlu, “1869’da Faal İstanbul Medreseleri”, Tarih Enstitüsü Dergisi, 7-8 (1976-1977): s.322.

[4] Köşklü, age, 58-59;
   Argıt, age, 61-62;
   Sönmezer, age, 114;
   Eyice, age, 547-548;
   Erdem Yücel, “Ekmekçizade Ahmed Paşa Medresesi”, Arkitekt, 331, (1968): s.132-133.

[5] Argıt, age, 62;
   Yücel, age, 133;
   Köşklü, age, 59-60;
  Sönmezer, age, 114.
[6] Köşklü, age, 60-61;
   Sönmezer, age, 114-117;
   Yücel, age, 134;
   Argıt, age, 63-64.
[7] Argıt, age, 64;
    Yücel, age, 134;
    Eyice, age, 547-548.

[8] İzzet Kumbaracılar, İstanbul Sebilleri, (İstanbul: Devlet Basımevi, 1938), s.7;
   Affan Egemen, İstanbul’un Çeşme ve Sebilleri, (İstanbul: Arıtan Yayınevi, 1993), s.396;
   Yücel, age, 134;
   Argıt, age, 65.

KAYNAKÇA

Süreyya, Mehmed. Sicil-i Osmani I. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1996.

Aslanapa, Oktay. Osmanlı Devri Mimarisi. İstanbul: İnkılap Yayınları, 2004.

Eyice, Semavi. “Ekmekçizade Ahmed Paşa Medresesi”. Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ankara: Türk Diyanet Vakfı, 1994, 10, s.547-548.

Yenişehirlioğlu, Filiz. “Mehmed Ağa (Sedefkâr)”. İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1994, C.5, s.355.

Sönmezer, Şükrü. “17.Yüzyıl İstanbul Mescitleri”. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul 1996.

Köşklü, Zerrin. “17. Ve 18.Yüzyıl Osmanlı Medreselerinin Tipolojisi”. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 1999.

Argıt, Nisa. “Klasik Dönem Sonrasında İstanbul’da Küçük Külliyeler”. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1993.

Kütükoğlu, Mübahat.S. “1869’da Faal İstanbul Medreseleri”. Tarih Enstitüsü Dergisi, 7-8 (1976-1977): s.322.

Yücel, Erdem. “Ekmekçizade Ahmed Paşa Medresesi”. Arkitekt, 331, (1968): s.132-133.

Kumbaracılar, İzzet. İstanbul Sebilleri. İstanbul: Devlet Basımevi, 1938.

Egemen, Affan. İstanbul’un Çeşme ve Sebilleri. İstanbul: Arıtan Yayınevi, 1993.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu