Dünya Tarihi

1905 Devrimi ve Rusya Türkleri

Rusya Türklerinin Kaderi

Rusya Türkleri arasında meydana gelen birkaç önemli olay olmuştur. İlki Gaspıralı’nın, Kırım’ın işgalinin 100. yılına denk gelen ve 1883’te çıkardığı Tercüman gazetesini zikredebiliriz. İkincisi 1905 yılında patlak veren demir yumruk Çarlığın, bir Asya ülkesine yenilmesiyle, halk arasında özgürlük için verilen mücadeleler, 1917’de gerçekleşen Şubat ve Ekim Devrimleri, Perestroyka ve Sovyetlerin yıkılmasını dile getirebiliriz. İşte bu devrim hareketlerinin ikincisi olan 1905 Devrimini inceleyeceğiz. Devrim kelimesini göz önüne alacak olursak, kısa süre içinde köklü değişikliklerle birlikte halkın çoğunluğunun da katıldığı faaliyetler diyebiliriz. İşbu gerek Ruslar olsun, gerek Türkler, gerekse diğer Rusya içinde yaşayan halkların katılığı devrimi kısaca inceleyelim.

1905 Devrimi

1905 Devrimi’nin nedenleri arasında Kırım Savaşı’ndan sonra yapılan reformlar ve reform sonrası ortaya çıkan gelişmeler vardır.[1] Devrime giden diğer bir etken ise bir Asya ülkesi olan Japonya’nın da büyük etkisini görmekteyiz. O mutlakiyetle yönetilen Çarlık İmparatorluğu, geri kalmış olarak bilinen bir Asya ülkesine, yani Japonya’ya 1905 yılında mağlup olmuştur. Bu savaşı sadece Ruslar değil, Rusya Türkleri de sahiplenmemişti. Hatta öyle ki Kırım’da askere gitmesi gereken birçok genç, İstanbul’a gitmiş, Kırım’a geri dönüş yapmak için savaşın bitmesini beklemişti.[2] Kazak aydını Mirjakıp Dulatov, bir yazısında “Japon zaferini Doğu’nun Ruslara karşı aldığı ilk zaferini ve gelecekteki zaferlerin ilk adımını oluşturuyordu” demesi, 6 ay hapse yol açmıştı.[3] İşte bu yenilgiden sonra; ekonomi, siyasi, askeri ve toplumsal alanlarda hareketlilik teşekkül etmeye başlamıştır. Grevler, halkta açlık ve huzursuzluk baş göstermişti. Rus toprakları giderek kuvvetlenen siyasi karmaşaya sürükleniyordu. Rusya’nın çeşitli yerlerinde adeta anarşi hüküm sürüyordu.

Ardı arkası kesilmeyen bu ayaklanmalar, “Çar’ın liberal anayasayı kabul etmesine ve İşçi Sovyetlerinin oluşmasına neden oldu”.[4]Yenilgiden sonra istibdat rejimi, koyduğu yasakları gevşetmeye başlamasıyla, basın-yayın özgürlüğü doğmuş, Çar Nikolay’ın DUMA ismiyle bilinecek “danışma meclisi” açılmasını emreden Buligin Bildirge’si imzalanmıştı. Arından DUMA açılmış, siyasi yasadışı örgütler ise mecliste yasal olarak faaliyet göstermeye başlamışlardır. Orta Rusya’da tüccarlar, ulema, hocalar, hukukçular da İttifak-ı Müslimin adında bir grup kurdular.[5] Musa Carullah Bigiyev’in anlattıklarına göre bu kurulan ittifak toplantılarında gerginlikler baş gösteriyordu. 1905 Devrimi’ne Rusya Türkleri hazırlıksız yakalanmış, aydın azlığından ve mevcut aydınların Rusya’ya sadakatinden dolayı toplanmak veya toplanmamakta kararsız kalmışlardır.[6]  17 Ekim 1905’te imzalanan Ekim Manifestosu’nu Başbakan Sergey Vitte hazırlamıştı. Bu manifesto, İsmail Gaspıralı, Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura gibi aydın kişilerin, 1905 yılının buhranlı günlerinde halkı için çalışmasına fırsat vermişti.

Ekim Manifestosu ve Neşriyat

Bu manifestodan sonra gazeteler basımları bir çığ gibi büyümeye başlamıştı. 1905-1917 arasında Orta Rusya’da 61 Tatarca, Bakü’de 63, Moskova, St. Petersburg, Kuzey Kafkasya, Kırım, Sibirya ve Türkistan gibi bölgelerde süreli yayınlar, kütüphaneler ve okuma odaları kurulmuştu.[7] 1905’te Bakü’de A. Ağaoğlu ve Hüseyinzade Ali Bey tarafından dönemin en ünlü gazetesi olan Hayat gazetesi neşrediliyordu. Manifestodan sonra çıkan ve Rusya Türkleri tarafından büyük memnuniyetle karşılanan Kazan Muhbiri gazetesi de Avukat Seyid Giray Alkin tarafından çıkarılıp, Akçura tarafından idare ediliyordu.[8] Bu gazeteler kısa ömürlü olmak üzere, yüksek tirajda neşredilmiştir. Halkı bilinçlendirmeyi, çağa ayak uydurmayı bir manifesto şeklinde haykırmışlardır. Bunlar Türk milletinin önemli gazeteleridir.

Yusuf Akçura, bu karmaşalı günlerde büyük siyasi hareketlerin önemli isimlerinden ve Rusya Türklerinin en tanınmış isimlerinden biriydi.[9] Hızlı gelişen bu faaliyetler, bir “devrim insanı” yarattı. Bu insanlar, belli becerilere ve çevreye sahip aydınlardı. Rusya içindeki milletler ve dini inanca sahip kişiler çeşitli komite kurmuşlardı. Müslüman kanadında dönemin mollası Abdürreşit İbrahimov öne çıkar. İbrahimov, Kazan’da, Ufa’da, Orenburg’da dönemin Müslüman burjuvası diyebileceğimiz kişilerin evinde kalabalık toplantılar düzenlemiştir. Yusuf Akçura’yla görüşmüş, Müslümanların durumu hakkında fikir alışverişi yapmışlardı. Akçura, İsmail Gaspıralı’ya bir mektup yazarak, Mart’ta düzenlenecek olan 1. Rusya Müslümanları Kongresi’ne davet etti. Bu büyük toplantı 15 Ağustos 1905’de Nijniy Novgorod’da yapılacaktı. Ancak o dönem siyasi toplantılar yasak olduğu için, gerekli izinler alınamamıştı. Novgorod bölgesi Volga ile Oka nehirlerinin kesiştiği bölgede yer alıyordu. Bu toplantının olması gerektiği için, bir gezi görünümü verilerek, Oka nehri üzerinde “Gustav Struve” adlı bir teknede, onlarca aydının katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplam 108 delege bu toplantıda yer almıştı.[10]

Dönemin Tatar aydınlarından olan  Ayaz İshaki, toplantıya alınmamıştı. Fakat İshaki bir tekne kiralamış ve tekneye doğru gitmişti. Bu toplantı endişeli bir şekilde sona ermiştir. Çünkü dönemin yasaklarından dolayı hiç kimse siyasi görüşünü belli etmek istememiştir.[11]

1905’te Fikir Hareketleri

Dönemin güçlü hareketleri 4 gruba ayrılmıştı. Milliyetçi kesimde “Tancılar,” sol eğilimli fraksiyonda “Sosyal İhtilalciler”, “Sosyal Demokratlar” ve muhafazakar kesim olan “Kadimci” adıyla bilinen mensuplar vardı. Genellikle örgütlü bir şekilde teşkilatlananlar Kazan Tatarlarıydı. Kırım’da, Başkurtlarda, Kırgızlarda, Özbeklerde mevcut duruma karşı ilgisizlik vardı. Azerbaycan’da ise Rus okullarında okuyan aydın gençler, Azerbaycan’ın Rus sömürgesinden kurtulması için yollar arıyorlardı. Gazete ve dergilerde makale yayımlıyorlar, yazdıkları kitaplarla halkın aydınlanması için çalışıyorlardı. Mehmet E. Resulzade, Hasan Zerdabi, Neriman Nerimanov, Ali Merdan Topçubaşı, Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali Bey gibi isimlerin hedefi bağımsızlık ve birliktelikti.[12] 1905’ten sonra meclisin açılmasıyla birlikte Ruslarda Sosyalist Devrimci Partisi, liberal KADET, Oktyabrist Partisi, Trudovik Partisi gibi partiler mevcuttu. Türklerde ise parti namına hiçbir kuruluş yoktu. Onlar bazı partilerle işbirliği yaparak, DUMA’ya girmeye çalıştılar. Ancak Kazakların meşhur Alaş Orda’sının temelleri 1905 yılında atılmıştır. O yılda gizli bir yeraltı örgütü olarak kurulmuş, 1917’de ise partileşme süreci başlamıştır.

Sonuç

Kısaca özetleyecek olursak, bu karmaşa içerisinde Rusya Türkleri, bulunduğu durumdan çıkmak için çeşitli yollar aramış, var olan güçle ilerlemeye çalışmış, dönemin kısa süreli özgürlük havasından yararlanmaya fırsat aramışlardır. Ancak Çarlık yönetimi tekrardan eline alınca etkili olamamışlardır. Ek olarak eserlerinden azami miktarda faydalandığım ve 30 Nisan 2020 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. Nadir Devlet Hoca’yı da saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum.


[1] Kezban Acar, 1905 Rus Devrimi’nin Genel Bir Değerlendirmesi

[2] Ömer Sami Arbatlı, Kırım’da Rüştiye Mekteplerinin Açılması ve Tesirleri, Emel, s.19, İstanbul

[3] Hakan Kırımlı, Kırım Tatarlarında Milli Kimlik ve Milli Hareketler, TTK, s.66, 2010, Ankara

[4] E.H. Carr, Bolşevik Devrimi, Birinci cilt, (Çev. Orhan Suda), Metis Yay., 2002, İstanbul

[5] Giray Saynur Bozkurt, 1905-1907 Yılları Rusya Müslümanları Siyasi Kimlik Arayışı, Doğu Kütüphanesi, 2008, İstanbul

[6] Nadir Devlet, Millet ile Sovyet Arasında, Başlık Yay., 2011, İstanbul

[7] James H. Meyer, İmparatorluklar Arası Türkler (Çev. Renan Akman), Türkiye İş Bankası Kültür Yay., s. 93, 2021, İstanbul

[8] Hasan Demiroğlu, Ülfet Gazetesi, Atatürk Kültür Merkezi, s. 19, 2012, Ankara

[9] James H. Meyer, a.g.e, s. 92

[10] Azade-Ayşe Rorlich, The Volga Tatars, s. 110,

[11] James H. Meyer, İmparatorluklar Arası Türkler (Çev. Renan Akman) s.92, Türkiye İş Bankası Kültür Yay, 2021, İstanbul

[12] Hüseyin Adıgüzel, Atatürk-Nerimanov ve Kurtuluş Savaşımız, İleri Yayınları, s.35,  2006, İstanbul

İsmail Görgülüer

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümü mezunuyum. Kıpçak Türkçesi alanında çalışmalar yapıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu