MakaleTürk Tarihi
Trend

Yakın Tarihte Anadolu’ya Gelen Göç Dalgaları ile Suriyeli-Afgan Mültecilerin Karşılaştırılması

Konuk Yazar: İdris Kılıçaslan (Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi-Doktora)

                Bu yazıda Anadolu coğrafyasına gelen göçlerin bölgedeki devletlere etkisine genel olarak değinilmeye çalışılmıştır. Doğu’dan gelen göçlerin Anadolu’ya etkileri yorumlanmış ve günümüzdeki Suriye ve Afganistan’dan gelen göçlerle karşılaştırılmıştır. Anadolu topraklarının jeopolitik ve jeostratejik olarak çok önemli olduğu genel olarak kabul görür. Anadolu’nun üç kıtanın kesiştiği yerde yer alması, önemli ticaret yollarının güzergâhında bulunması Anadolu’yu önemli kılar ve ele geçirilmesi gereken kıymetli bir yer olarak insanları cezp eder. Bu nedenledir ki Anadolu’da farklı devletlerin kurulduğunu ve yok olduğunu biliyoruz. Anadolu coğrafyasına pek çok devlet, kültür, dil ve medeniyetin yok olduğu yer olması sebebiyle medeniyetler mezarlığı da denir.

                2021 yılı Temmuz ayının başlarından itibaren Türkiye’ye Afganistan’dan gelen genç erkek göçü var. Şimdilik net rakam bilinmemekle birlikte yerel kaynaklar Türkiye’ye İran sınırından kaçak yollarla gelen göçmenlerin sayısını binlerle ifade ediyor. Bu göçmenleri Anadolu’da yaşayan Türklerle aynı kategoriye koyma yanlışı yapılıyor. Yani Anadolu’da yaşayan Türkiye Türkü ile Suriyeli-Afganistanlı kültür ve medeniyet olarak bir midir?[1]

Türkler ile Afganlar-Suriyeliler aynı mı? Hepimiz buraya göç mü ettik?

                Hepimizin bildiği üzere Anadolu coğrafyası yaygın bilinen kanıyla 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklere yurt olmaya başlamıştır.[2] Türklerin bu tarihten önce de Anadolu’da olduğu fakat 1071 yılından itibaren Anadolu’yu yurt edinmeye başladığı kabul edilir. Bu tarihten önce Anadolu’daki Türk varlığı ücretli askerlik, akın ya da keşif yapmak amaçları taşır. Yani yurt arayışında olan Türkler Anadolu’yu kendine yurt edinir. Büyük Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra bayrağı Anadolu(Türkiye) Selçuklu Devleti devralır. Anadolu Selçuklularından sonra Osmanlılar cihanşümul bir devlet olarak karşımıza çıkar. Osmanlılar Bizans İmparatorluğu’ndan ele geçirdiği topraklara göçebe, şehirli ve köylü Türkmenleri yerleştirir. Bu Türkmen nüfus daha iyi bir hayat şartı için yaşadıkları toprakları terk ederek, Osmanlı Beyliği’ne göç eder, Osmanlılar da bu Türkmenleri Rumeli’ye yerleştirir. M. Fuad Köprülü Osmanlı’nın Rumeli’ye iskân ettiği Türkleri şöyle izah ediyor: “… boş ve zengin toprak bulup yerleşmek maksadıyla, birçok göçebe unsur, fakir köylü, Rumeli’nin zengin tımarlarına nail olmak isteyen birçok sipahi, Orta Anadolu’dan, Karesi, Saruhan, Aydın, Menteşe gibi sahil beyliklerinden Trakya’ya ve Makedonya’ya geldi.”[3]  

                Yani Osmanlı Devleti’ne gelen göç dalgası Türkmen idi. Irk, kültür, dil ve din birliği vardı. Bu Türkmenler umumiyetle Müslüman olmakla birlikte, her türlü taassupluktan azade,  eski Türk dininin Müslümanlık cilasıyla boyanmış hali olan Alevi ya da Türkmen babalarının nüfuzu altında olan kişilerdi.[4] Selçukluların ve Osmanlıların Müslüman Türk oldukları ve yine Müslüman Türk göçlerini iskân ettikleri gerçeği burada dursun.[5]

                Osmanlı Devleti Batı’da ilerledikçe buralara Müslüman Türk nüfusu yerleştirerek fethedilen yerleri elde tutmak, güvenliğini sağlamak politikası izlemiştir. Gerileme ve Çöküş dönemlerinde kaybedilen topraklardan Anadolu’ya göç dalgaları yaşanmıştır. 18, 19 ve 20 yy.larda Anadolu’ya Kırım, Balkanlar ve Kafkaslardan göç dalgası gelmiştir. Buralardan gelenler daha önce bölgeye iskân edilen Türkmenlerin torunları ya da Türkleşmiş-İslamlaşmış gruplardır.

                20.yy.ın başında Türk İhtilali yaşandı ve Anadolu coğrafyasındaki Türkler tüm alanlarda büyük bir atılım gerçekleştirdi. Modern ve üniter Türk devleti kuruldu. Milli mücadele esnasında işgalcilerle işbirliği yapan Ermeni ve Rumların ekserisi de Anadolu’yu terk edince Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet olma yolunda işleri daha kolaylaştı. 1071’den itibaren Anadolu’ya akın eden Türkler, Avrupa’ya doğru açıldı. Anadolu, vücuda kan pompalayan bir kalp gibi Avrupa’ya Müslüman Türk nüfusu pompaladı. Osmanlı İmparatorluğu toprak kaybettikçe ülkenin asli unsuru olan Müslüman Türkler Anadolu’ya göç ettiler, İmparatorluğun tamamen parçalanmasından sonra ise sınırların dışında kalanlar anavatan olarak gördükleri ve sahibi oldukları Türkiye’ye geri döndüler.

Kısaca özetlemek gerekirse Balkanlar, Kırım ve Kafkaslardan Anadolu’ya gelen göç dalgaları ile Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden gelen göç dalgasını bir tutmak tarihsel bir cehalet, art niyet ya da ideolojik bir taassup olabilir. Suriye ve Afganistan gelen göç dalgası dil, kültür ve din anlayışı olarak Anadolu insanından çok farklı unsurların demografik yapıyı bozması anlamına gelmektedir. Türkler Anadolu coğrafyasını yaptığı savaşlarla vatan haline getirmiştir. Toprak kayıpları neticesinde devletinin sınırları içerisine çekilen Türkler ile sınırların dışından gelen Suriyeliler ya da Afganlar farklı olgulardır.

Doğu’dan Anadolu’ya Doğru Gelen Göç Dalgalarına Genel Bir Bakış

Anadolu’yu Doğu’dan gelen Persler istila etti ve bunun sonucunda Büyük İskender Büyük Asya seferine çıkmak zorunda kaldı. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nu Doğu’dan gelen Türkler yıktı. Doğu’dan gelen Türkler ilk önce Büyük Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti olarak Bizans İmparatorluğu’nu Anadolu’dan attı. Osmanlı İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu’na son verdi.

Doğu’dan gelen Persler, Yunan şehir devletlerine tehdit oluşturdu. Doğu’dan gelen Türkler Doğu Roma İmparatorluğunu yıktı. Büyük Selçuklu Devleti’ni Doğu’daki düşman Karahitaylar yıkılışa sürükledi. Anadolu Selçukluları’nı Moğolların İlhanlı kolu yıktı. Osmanlı Devleti’ni Doğu’dan gelen Timur çok fena hırpalayarak yıkılışın eşiğine getirdi. Yine Doğu’daki komşumuz Safeviler, Türk ve Müslüman olmalarına rağmen Osmanlı Devleti’nin Anadolu’daki egemenliğine tehdit oluşturdu.

Doğu’dan gelen unsurların Anadolu coğrafyasındaki milletler ve devletler için tehdit unsuru olduğunu tarih bize göstermektedir.

Suriyeli ve Afgan Göçlerinin Doğurabileceği Sakıncalar

                Anadolu’da yaşayan Türkler, 1923 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan inkılâplarla modernleşme yolunda büyük adımlar attı. Medeni kanun, ticaret ve toplumsal hayatın pek çok alanını Avrupa’ya göre yeniden düzenledi. Suriye ve Afganistan’dan gelen göç dalgası dil, din ve kültür olarak Anadolu insanı ile entegre olabilecek bir surette değildir.

                Osmanlılar fethettikleri topraklara Müslüman Türk nüfusu yerleştirerek, bölgenin güvenliğini, toprakların boş kalmamasını, üretimde devamlılığı sağlıyor ve vergi gelirini artırmaya çalışıyordu. Günümüz Türkiyesi ise kronikleşen ekonomik sorunlara ve işsizliğe çare bulamamışken kontrolsüz bir göç dalgasını kaldırabilecek durumda değildir. Biz iş gücü açığı olan Almanya değiliz. Biz kendi vatandaşlarına iş sahası yaratmakta zorlanan, ekonomisi ortalama 4 yılda bir krize giren, devalüasyonlar yaşayan, istikrarsız ekonomiye sahip, “gelişmekte olan” bir ülkeyiz.

Şark Meselesi[6] çerçevesinde azınlıkların Osmanlı Devleti’ne karşı kullanılarak Osmanlı Devleti’nin parçalandığını biliyoruz. Günümüzde dahi yine bazı azınlıkların anadilde eğitim istediklerine; resmi dili, Türk bayrağını ve hatta İstiklal Marşı’nı değiştirmek isteyenlere şahit olduk. Azınlıkların hakları bahane edilerek Osmanlı Devleti döneminden beri Türkiye’nin iç işlerine müdahale edilmeye çalışıldığı bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Türkiye’nin demografik yapısını değiştirmeye yönelik olan bu göçler Türkiye’yi parçalamak isteyen unsurlar tarafından tasarlanmış olsa gerektir. Basına yansıyan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP)[7] unutulduğu bu günlerde Türkiye’nin sınır güvenliği devletin bekası için hayati derecede önem taşımaktadır. Dil, eğitim ve kültür farklılığı toplumsal çatışmalara ve şiddet olaylarının yaşanmasına sebep olabilir. Göçlerin doğurabileceği sorunlar sağlık, sosyal, ekonomik, güvenlik alanlarında ayrı ayrı ele alınabilir fakat bu yazının sınırlarını aşar.

Sonuç Olarak

Almanya’daki gurbetçi Türkler ile Türkiye’ye gelen Afgan ve Suriyeliler karşılaştırılamaz. Almanya iş gücü açığı olduğu için Türkiye’den işçi talebinde bulunmuş ve başvuruları kendisi değerlendirerek, ihtiyacı olduğu kadar işçiyi ve meslek erbabını Almanya’ya kabul etmiştir.

Balkanlardan gelen muhacirler ile Suriyeliler karşılaştırılamaz. Muhacirler, 93 Harbi, Balkan Savaşları sonucunda sınırlarımız dışında –kaybettiğimiz topraklarda- kalan dili, dini, soyu bir kardeşlerimizdir. Muhacir kelimesi özellikle 18.yy.ın ikinci yarısından itibaren artan toprak kayıplarıyla Osmanlı literatüründe geniş yer bulmuştur.[8]

Suriyeliler bazılarının radikal İslamcı terör örgütü IŞİD mensubu, bazılarının da PKK’nın Suriye kolu olan YPG mensubu olma ihtimali; Afganistan’dan gelen göçmenlerin ise Taliban mensubu olma ihtimali bulunmaktadır. Suriyelilerin ve Afganistanlıların İslam dinini yaşayış ve anlayışı Anadolu Türklerininkinden farklıdır. Türk Müslümanlığı daha sekülerdir ve Ortadoğu’nun diğer Müslüman halklarının Müslümanlığından ayrılır.

Çok zor zamanlarda ve çok zor şartlar altında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını korumak zorundayız. Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti ulus devlet özelliğini kaybederek parçalanacak ve bünyesinden pek çok şehir devleti çıkacaktır.[9]


[1] Türkiye’nin Doğusu ve Batısı arasında dâhi gelişmişlik düzeyi bariz olarak farklıdır fakat bu yazının konusu değildir.

[2] Ali Sevim, “Malazgirt Muharebesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/malazgirt-muharebesi (11.07.2021).

[3] M. Fuad Köprülü, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu, Akçağ Yayınları, Ankara, 2006, s.125.

[4] Köprülü, a.g.e., s.77.

[5] Yunus Koç, “İskân”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/iskan#5-osmanlilar (11.07.2021).

[6] Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi ve topraklarının paylaşımı kavgası; Bkz. Kemal Beydilli, “Şark Meselesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sark-meselesi (11.07.2021).

[7] https://bilimdili.com/kitap/buyuk-ortadogu-projesi-ve-turkiye/ ,[Erişim:12.07.2021].

[8] Abdullah Saydam, “Muhacir”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhacir–osmanli (11.07.2021).

[9] Ayrıntılı bilgi için bkz. Anıl Çeçen, “Şehir Devletlerine Doğru”, https://prof-dr-anil-cecen.blogspot.com/2019/02/sehir-devletlerine-dogru-20-200-2000.html , [Erişim: 12.07.2021].

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu