Dünya Tarihi

Antik Yunan Toplumunda Kadın

Antik Yunan toplumunda gözle görülür bir sınıf ayrımı mevcuttur. Kadın’a yönelik olumsuz düşüncelerin hâkim olduğu toplumda kadın daima ötekileştirilmiş, toplum içerisinde dışlanmış ve kısıtlanmıştır. Hiçbir konuda kişisel bir hakkı olmayan kadın eğitim, evlilik, sosyal hayat içerisinde de söz sahibi değildir. Kadın-erkek eşitliği bağlamında bakıldığında, kadını görmezden gelen bir tutum vardır. Anaerkil ve Ataerkil toplumsal yapıların bir devamı olarak oluşan toplumsal cinsiyet ayrımı kadını arka plana atarak erkeğin sorumluluğunda yaşamaya itmiştir. Bu durum Antik Yunan toplumu içerisinde kadını bir takım imkânlardan alıkoymuştur. Antik Yunan toplumunda Kadına yönelik kötü yorumların olması kadını köleler ile aynı sınıfa koymaktadır. Mülkiyet ve hukuki hakları olmayan kadının en temel görevi sadece çocuk doğurmak olduğundan bunun dışında toplumda yok sayılmıştır. Ev işleri, yün eğirmek, çocuk büyütmek kadının temel ev içerisinde yaptığı faaliyetleridir. Ev dışına çıktığı zamanalar ise, kadınlara özel yapılan dini festivaller ya da ölüm gibi olaylardır. Kamu alanlarının dışında tutulan kadın yaşamı sadece ev ile sınırlı olmak üzere evlenene kadar babasının evlendikten sonra ise kocasının denetimi altında yaşamını sürdürmektedir. Doğduğundan andan itibaren kaderi erkek tarafından belirlenen kadının doğumundan sonra yaşamına babasının kabul etmesi ile devam etmektedir. Yurttaş sayılmayan, oy kullanma hakkı olmayan kadın Antik Yunan dünyasında ev içerisinde babasının ya da eşinin hükmü altında toplumsal ve siyasi, sosyal bakımdan kısıtlanarak yaşamaktadır. Antik Yunan toplumundaki cinsiyet ayrımı toplumun hafızasına derin bir şekilde kazınmıştır. Etkileri günümüzde de görülen kadın-erkek eşitsizliği kadını daima ötekileştirmektedir. Antik Yunan’da kadına yönelik düşünceye göre farklı ve öteki olarak algılanan kadının zekâ ve güç olarak da geri olarak görülmüş ve bu yüzden erkek tarafında yönetilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Kadın hakkında sert yorumları olan Hesiodos’a kadını kötülüğün başı olarak görmektedir. Sosyal ve siyasal hayata karıştırılmayan kadın zekâ olarak erkeklerden geri ve yeteneksiz görüldüğünden kadına bu alanlarda yer verilmemiştir. Kadın için biçilen bu olumsuz roller hem Yunan toplumunda hem de farklı toplumlarda etkisini sürdürmüştür ve kadına karşı eleştirel yorumlar devam etmiştir. Kadının kendi gücünü ve varlığını ispat etmesi için fırsat verilmeyerek sadece ev işleri yapma, örgü örme ve çocuk büyütme ötekileştirilen kadının tek rolü olarak görülmüştür. Küçük yaşlarda annesi tarafından eğitimini alan kız çocukları evlendikten sonra temel görevlerinden biriside kocasına karşı itaatkâr olmasıdır. Her toplum içerisinde hem kadına hem de erkeğe biçilen belirli roller vardır. Erkek baba, kadın anne daima kalıplaşmış ve kesin bir roldür. Erkek bunun dışında siyasi, sosyal, ekonomi ve eğitim alanlarında olmak üzere yani ev dışında toplumda birçok role sahip olma hakkı vardır. Kadın ise sadece ev işleri yapan, çocuk doğurup büyüten, kocasına itaat etmek üzere sınırlı rolünün dışına çıkarılmamış.

Yunanlılar “kadın” kelimesini gyne yani karı-eş anlamında da kullanmaktadırlar.[I] Antik Yunan demokrasisinde, kadınlar ve çocuklar ise bazı istisnai durumlar dışında vatandaş olarak sayılmamaktadırlar ve her zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler.[II] Antik Yunan’da kadına yönelik olan bu tür algılar sonucunda kadına yaşantısında sınırlayıcı ve kısıtlayıcı bir rol biçmiştir[III]. Hesiodos, İşler ve Günler ile Theogonıa eserlerinde kadına karşı aşağılayıcı ve abartılı yorumlar yapmaktadır. Hesiodos, ikinci plana atılan ve kötülüğün başı olarak görülen kadını şu şekilde tanımlar; ‘’Takıp takıştırıp kıçını sallayıp

Aklını çelmesin kadının biri.

Gözü ambarındadır diller dökerken sana,

Ha kadına güvenmişsin, ha bir hırsıza.’’[IV]

Hesiodos’un kadınlara karşı olan tutumuna benzer bir durum Orpheus’da görülmektedir. Platon ‘Devlet’ adlı eserinde Orpheusun kadına duyduğu öfke ve nefretten dolayı hayata döneceği zaman bir kadından doğmamak için bir kuğu biçiminde dünyaya gelmeyi tercih ettiğini aktarmaktadır.[V] Genel olarak değerlendirildiğinde kadın erkek için bela olarak görülmektedir. Kadın, toplum içinde kötü olarak görülememesi için çok sorgulamayan, eğitimsiz, az yiyen, salt iş düşünen, kocasına çocuk doğuran özelliklere sahip olması gerektiği nitelendirilmektedir.[VI]

Antik Yunan toplumunda kadının konumunun yanında dış görünüşünde daima söz konusu olmuştur. Yunanlarda büyük çoğunluğu esmer olan kadınlar içerisinden genellikle açık renkli saçlara sahip olanlar güzel ve çekici kabul edilmiştir. Erken dönem Yunanlılar tarafından en çok beğenilen saç renkleri altın rengi, koyu kestane ve kızıl renklerdir. Antik Yunanın tasvir edildiği vazo resimlerinde genellikle resimler ve heykellerde kırmızı renk saçları boyamak için kullanılmıştır. Yaşlı kadınlar daha genç görünmek için yüzlerini beyaz kurşun ile boyamaktadırlar.[VII]

Antik Yunan Kadını

Antik Yunan toplumundaki eğitimde kadını dışlayan bir sistem hâkimdir. Yunan kadını eğitimsizdir ve eğitimlerini sadece anneler tarafından ev işleri, çocuk büyütme, yün eğirme alnındadır. Bunun dışında Antik Yunan’da çok az da olsa eğitimli kadınlar vardır. Zaten eğitim alan kız çocukları varlıklı zengin ailelerin çocuklarıydı. Platon’un Onuncu Musa diye tanımladığı ve genelde genç bir öğretmen olarak betimlenen ünlü şair Sappho, eğitimli kadınlar arasındadır.[VIII] Eğitimin dışında sosyal hayatta da geri plana itilen kadın düzenlenen olimpiyat oyunlarına katılamamaktaydı sadece erkekler katılmaktaydı. Kadınlar edebiyat, sanat ve felsefe sohbetlerine katılamamakta bunun yanında erkeklerin katıldığı içkili ve müzikli ortamlara katılma hakları yoktur.[IX]  Kadınların kendi hakkıyla katılabildiği, genellikle dinsel festivaller olan olaylar vardı. Yunan festivalleri içinde en yaygın kutlanan Thesmophoria’ya sadece kadınlar katılırdı. Uç gün süren Atina’daki ayinlerde, kadınlar erkeklerin göremeyecekleri bir mabede çekilirlerdi.[X]

Kadının hayatındaki geçiş anı olan evlilik de kadının söz hakkı yoktur. Kadın için evlilik genç yaşta yani ergenlikten hemen sonra kendinden 10-15 yaş büyük bir erkekle, yabancı bir evde yaşamaya başlamasından ibaretti. Çünkü ailesinin yanında geçerli olan kurallar evlendikten sonra da geçerli olmaktadır.[XI] Ataerkil yapıya sahip olan Antik Yunan toplumunda kız çocuğun evlenirken, kyrios, yani baba, amca ya da herhangi bir erkek akraba, damada ‘drohoma’ adı verilen bir çeşit çeyiz vermektedir.[XII] Evlilikte söz sahibi olamayan kadını, kocası istediği zaman boşayabilme hakkına sahiptir. Ayrıca erkek karısı dışında kadınlarla da berabere olma hakkına sahiptir. “Zevk için fahişelerimiz, iyi bakılmamız için nikâhsız karılarımız, bize meşru çocuklar vermeleri için de eşlerimiz vardır.[XIII]Erkeklerin eşlerinden başka kadınlarla ilişki kurma hakları vardı, aynı şey kadınlar için geçerli değildir. Evlilik dışı olan, hetere olarak isimlendirilen bu kadınlar genellikle yabancılardandır.[XIV]

Kadınlara genel olarak baktığımızda gördüğümüz manzara sadece ev ile sınırlı yaşama mahkûm köleler olarak görmekteyiz. Antik Yunan topluma şekil veren en önemli unsur din algısıdır. Günlük hayat içerinde rolleri oldukça kısıtlı olan kadınlar dini ritüellerde üstlendikleri rol rahibeliktir. Kadın siyasi-sosyal konularda yeteneksiz olarak da görülmüştür. Erkek egemen bir toplum olan Antik Yunan’da kadının erkeğin denetiminde yaşaması kabul görülmüş bir durumdur. Köleler ile aynı görülen Kadın, evin içinde olan yaşamı boyunca çocuk doğurmak ve kocasına saygı duymak dışında başka bir konuma sahip olamamıştır. Eğitim konusunda Kadın, erkeğin aldığı eğitimden farklı olarak ev işleri öğrenmek üzere annesi tarafından yetiştirilmiş, yeterli eğitimi aldıktan sonra da küçük yaşlarda evlendirilmiştir. Eğitim konusunda normalin dışında eğitim almış Sappho gibi nadir eğitimli kadınlarda bulunaktadır. Ev dışında görülmeyen kadın doğumundan itibaren sosyal hayattan uzak tutulmuş, dışlanmıştır. Zayıf, güçsüz ve yetersiz görülen kadın hiçbir hak ve özgürlüğe sahip olmaksızın yaşamını baskı ve denetim altında devam ettirmiştir. Platon kadının yeteneklerini ve varlığını kabul ederken Antik Yazar Hesiodos ise kadını kötülüğün ve felaketlerin başı olarak görmüş, sert ve kaba eleştirilerde bulunmuştur. Günümüz dünyasında etkisi görülen kadın-erkek eşitsizliği bağlamında kadının dışlanması, ikinci plana atılması, psikolojik ve fiziksel şiddet görmesi, küçük yaşlarda evlendirilmesi Antik dönemden itibaren gelen bir algının sonucudur.

KAYNAKLAR

Bonnard, Andre. (2011), “Antik Yunan Uygarlığı İlayda’dan Parthenon’a”. Doğa Basım Yayım, İstanbul.

Karaaslan, Derya. (2014), “Antik Yunanda Kadın Olmak.” Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 1.2: 159-174

Bebel, August. (2019), Kadın ve Sosyalizim, Yordam Kitap, Ankara.

Emir, Başak, (2012), Antik Çağda Kadınların Dinsel Ritüelleri Thesmophoria Örnek İncelemesi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bursa.

Güzel, Bekir. (2015), “Lysıstrata: Kadının Antik Yunan Toplumundaki Yeri.” Electronic Turkish Studies 10.10.

Hesiodos, (1977), Hesiodos Eseri ve Kaynakları, (çev. Sabahattin Eyüboğlu ve Azra Erhat) Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

Platon, Devlet, (çev. S. Eyüboğlu- M. A. Cimcoz), İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2016.

Şahin, Nuran. (2013), Antik dönemde Anadolu’da Kadın. Ege Üniversitesi Yayınları.

İşbilen, Evren Şar- Derya Çığır Dikyol. (2020), “Antik Yunan Dünyasında Bir Kadın Olarak Sappho’nun Yeri.” Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 66: 147-161.

Kaya, Mehmet Ali. (2018), “İlk Çağ Tarih ve Uygarlığı”, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul.

Freeman, C. (2003), “Mısır, Yunan ve Roma.” (çev. Suat Kemal Angı), Dost Kitabevi, Ankara.

Şimşekdir. Özge. (2019), Antik Yunan Ve Roma Toplumlarında Toplumsal Cinsiyetin Şekillenmesi Ve Cinsellik Kavramı (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir.


[I] Emir, Başak. Antik Çağda Kadınların Dinsel Ritüelleri Thesmophoria Örnek İncelemesi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bursa, 2012, s.11.

[II] Güzel, Bekir. “Lysıstrata: Kadının Antik Yunan Toplumundaki Yeri.” Electronic Turkish Studies 10.10 (2015). s.509.

[III] Karaaslan, a.g.e. s.162.

[IV] Hesiodos. “Hesiodos Eseri ve Kaynakları”, (çev. Sabahattin Eyüboğlu ve Azra Erhat), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1977, s.75.

[V] Platon. “Devlet”, (çev. M. Ali Cimcoz), İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1996. 10.620.a

[VI] Şahin, Nuran. “Antik Dönemde Anadolu’da Kadın”, Ege Üniversitesi Yayınları, İzmir, 2013. s.3

[VII] Smith, John Moyr. “Antik Yunan Kadın Kıyafetleri”, (çev. İpek Dağlı), Töz Yayınları, İstanbul, 2012. s.73-76.

[VIII] İşbilen, Evren, Şar-Dikyol, Derya Çığır. “Eğitimde Cinsiyet Eşitsizliğine Tarihten Bir Örnek: Antik Yunan”, Turkish History Education Journal, 7.1. 2018: 92-102. s.105

[IX] Kaya, Mehmet Ali. “İlk Çağ Tarih ve Uygarlığı”, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2018, s.289.

[X] Freeman, Charles. “Mısır, Yunan ve Roma”, (çev. Suat Kemal Angı), Dost Kitabevi İstanbul, 2003. s.253.

[XI] Freeman, a.g.e. s.209.

[XII] Şimşekdir, Özge. Antik Yunan Ve Roma Toplumlarında Toplumsal Cinsiyetin Şekillenmesi ve Cinsellik Kavramı (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019 s.79.

[XIII] Bonnard, Andre. “Antik Yunan Uygarlığı İlayda’dan Parthenon’a”, Doğa Basım Yayım, İstanbul, 2011 s.107- 165.

[XIV] Bebel, August. “Kadın ve Sosyalizm”, Yordam Kitap, Ankara, 2019, s.49.

Ayşe Nur Büyükgök

Necmettin Erbakan Üniversitesi/Eskiçağ Tarihi Yüksek Lisans

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu