MakaleSanat Tarihi

Asker Ressam: Hoca Ali Rıza Bey

Hoca Ali Rıza Resim Üslubu

Asker Ressamlar

Osmanlı İmparatorluğu XVIII. Yüzyılın sonuna doğru gittikçe kemikleşen sorunlarının temelinde savaşlardaki başarısızlıklarının yattığı kanaatine vararak öncelikle askeri alanda yapılacak olan modernleşme hareketlerinin, kronikleşmekte olan devlet sorunlarına çözüm getirebileceği düşüncesiyle askerî alana yönelmişlerdir. Bu doğrultu da ilk olarak orduların modernizasyonu yoluyla çağdaş askerî birlikler oluşturulmaya çalışılmış, II. Mahmut dönemi ile birlikte askerî sahada radikal faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Askerî sahada yapılan tüm bu faaliyetlerin yetersiz kalmasıyla beraber Osmanlı devlet adamları sorunun temeline inerek ordu ve askerî sistem için modern kurumların kurulasına karar verilmiştir. Mühendishane-i Bahri Hümayun ve Mühendishane-i Berri Hümayun ile “askerlik ve mühendislik konuları arasında eğitim sistemi üzerinden perçinlenen bir bağlantı kurulmuş olur.” [1]

Bahsi geçen bu okullar sadece askerî sahada başarı getirmekle kalmamıştır, askerin teknik kabiliyetini arttırmak maksadıyla müfredata getirilmiş olunan resim dersiyle Osmanlı resmi için resim sanatının öğrenilmesi ve yaygınlaşması hususunda önemli bir aşama oluşturmuştur. [2]

Askerî okullarda kaynakların yetersiz oluşu sebebiyle ilk başlarda resim dersleri yabancı hocalar tarafından verilmiş olsa da bu durum resim öğrenimi için yeterli olmadı. Netice itibariyle asker öğrencilere resim derslerinin verilmesi sırasında yabancı hocalarla yaşanan dil uyumsuzluğu sebebiyle ortaya çıkan iletişimde kopukluk diğer yandan yerli kaynakların yetersizliği gibi sebeplerle askerler içerisinde resme kabiliyeti ve ilgisi olanlar resim tahsili için Fransa’ya gönderildi. 1857 yılında gönderilen öğrencilerin Fransa’ da tek bir çatı altında toplanmasını ve belirli bir düzen, disiplin uyarınca çalışmalarını sağlamak maksadıyla Mekteb-i Osmani’yi kurmuş ve resim eğitimleri de ilk olarak bu kurumun çatısı altında verilmiştir. Ancak bu kurum yeterli destek ve ilerlemeyi sağlayamaması sebebiyle 1874 yılında kapanmış, asker ressamlar öğrenimlerine farklı atölyelerde devam etmiştir. “Paris’e gönderilen öğrenciler Leon Gerome (1824-1904), Gustave Boulanger (1806- 1867) ve Cabanel (1823-1889) gibi daha çok akademik anlayışta çalışan sanatçıların atölyelerine yönlendirilmiştir.”[3] “Osmanlı Devleti’nin Batılılaşma hareketinin başladığı bu dönemden itibaren Avrupa’ya gönderilen sanatçılarımızın, Sanayi-i Nefise’nin de içlerinde bulunduğu pek çok yüksek dereceli okulda görevlendirilmesi, modern donanımlara sahip öğretmenlerin yetiştirilmesinde büyük önem kazanmıştır”.[4]

Askerî okullarda resim eğitimi alan askerlerden içlerinde bu sanata son derece ilgisi ve yeteneği olan çıkmıştır. Ali Sami Boyar bu konuda “memleketimizde sanat tarihine geçebilecek resimler Mühendishane-i Berr-i Hümayun’un açılması üzerine Garb’den gelen bazı hocaların delaleti ile yetişen asker ressamların yaptıkları eserlerle başlar[5]diyerek ‘Asker Ressamların’ Osmanlı Resim Sanatı için ne kadar önemli şahsiyetler olduğunu göstermiştir.

Hoca Ali Rıza Bey’in Hayatı ve Meslekî Kariyeri

İnsanda ruhun yükselmesine sebep olan üç şey vardır ki bunlar da resim, musiki ve şiirdir. Bunların içinde en müfidi ve en mühimmi resimdir.”

‘Üsküdarlı’ ve ‘Hoca’ lakaplarıyla anılan Ali Rıza Bey, süvari binbaşı Mehmed Rüşdü Bey’in oğludur. İbtidâî ve rüşdiye mekteplerini Üsküdar’da bitiren Ali Rıza Bey, Kuleli Askeri İdâdîsi’nde eğitimine devam etmiştir. Bu okulda öğrenimi sırasında yanında bulunan arkadaşlarıyla beraber askerî mektepler nâzırı Edhem Paşa’ya müracaat ederek İdâdî’de bir resim dersliği açılmasını istemişler nitekim bu istekleri gerçekleşmiştir. Hoca olarak Ressam Nuri Paşa atanmıştır. Nuri Paşa’nın ardından Seyyid Bey’den ders almışlardır. Ali Rıza Bey sadece okulda almış olduğu resim dersleriyle yetinmeyerek Kes adında bir Batılı ressamdan da ders almıştır. 1883 yılında Harbiye Mektebi’nden ikinci mülâzım rütbesiyle diploma almasının ardından Meclis-i Maârif-i Askerî tarafından öncesinde hocası olan Nuri Paşa’nın resim derslerine muavin tayin edildi. Aynı zamanda Dârüşşafaka’da resim dersleri verirken ek olarak Harbiye Matbaası’nın başressamlığına getirilmiştir. Hocalık yapması sebebiyle derslerde öğrencilere fayda sağlaması maksadıyla otuz örnekli üç model hazırlamıştır. Bunların yanı sıra askerî mektepler dışındaki okullar için de modeller hazırlamıştır. bu modeller üç albüm içerisinde yer almakta olup yaklaşık olarak her birinde yirmi dört resim bulunmaktadır.[6]

Meslek hayatı açısından önem teşkil eden bir başka husus ise Ali Rıza Bey, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti başkanlığı yapmıştır. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’nin çıkarılmasında da etkin rol oynamıştır. Kariyerinin en üst noktası olarak niteleyebileceğimiz Kaymakamlık rütbesinden 1911 yılında emekliye ayrılarak öncelikle Üsküdar İnâs Sanâyi-i Nefise Mektebi ile Çamlıca Kız Lisesi’nde resim hocalığı yapmış ardından Sanâyi-i Nefise Encümeni azalığında bulunmuştur. 20 Mart 1930’da doğduğu yer olan Üsküdar’da vefat etmiştir.[7

Resim Üslubu 

Ali Rıza Bey, Türk resim tarihinde daha çok karakalem olmak üzere yağlı boya ve özellikle sulu boya resimleriyle önemli yapıtlar ortaya koymuş, yüzlerce talebe yetiştirmiş bir hocadır. 

Beykoz İshak Ağa Çeşmesi, Hoca Ali Rıza,

Ali Rıza Bey aslında bir peyzaj ressamı olmakla beraber enteriyörler, natürmort obje çizimleri ve figürler de eserleri arasındadır. Bunun yanı sıra hayali resimler de yapmış, bunların çoğunda imzasının yanına “fikirden” yazarak tabiattan olmadığını belirtmiştir. Bu eserlerin üretiminde desen, renk, ışık ve gölge onun için en önemli unsurlardır. Eserlerinde fotoğraf gerçekçiliğini yansıtmayı hedefleyen Ali Rıza Bey izlenimci tavırla “Batılı biçimleme yöntemlerini kullanarak[8]özgün eserler üretmiştir. 

Resimlerinde ağırlıklı olarak kullandığı renkler yeşilin tonları, maviler ve pembelerdir. Bu renklerle doğada çalışmayı tercih eden Ali Rıza Bey, sık sık doğada gözlemler yapar. Doğada resim yapmayı sevmesinin sebepleri arasında asker kişiliğinin halkın olduğu kalabalık alanlarda resimle ilgilenmesi dönem itibariyle tuhaf kaçabileceğinden olmuş olabileceği üzerinde düşünülmektedir ancak öğrencilerine de doğa da gözlem yapmalarına dair sık sık nasihat de bulunması doğa çalışmalarının bir zorundalık değil de bir tercih olduğunu göstermektedir. 

Beykoz Çayırında, Hoca Ali Rıza

Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere ışığa son derece önem vermiş olup, objelere hacim verilmesinde etkili bir şekilde kullanmıştır. Işığın günün farklı saatlerinde mekanlara ve eşyalara nasıl etkilediğini görmek maksadıyla araştırmalar yapmıştır. 

Manzaralarında yer verdiği İstanbul’un semtleri, yapıları, sokakları gibi önemli detaylar sunmaktadır. Adeta resimlerinde dönemini belgeleme amacı gütmüştür. “İstanbul’un ahşap evlerden oluşan dar ara sokakları, inişli çıkışlı yolları, şehrin merkezinden uzakta olan sessiz sakin köşeleri Hoca Ali Rıza’nın ustalıklı desen çizimleri ile fotoğraftan öte bir gerçekliğe bürünmektedirler. Tüm bu çizimlerinde görünümler Hoca Ali Rıza’nın bakış açısı ve dünya görüşü doğrultusunda T ürk-Osmanlı yaşam tarzını yansıtmakta onun bakış açısı doğrultusunda biçimlenerek vücut bulmaktadırlar.” [9]

Boğaz İçinde Yokuşlu Yol

Ev içi ve oda tasvirleriyle çağdaşı olan ressamlardan ayrılan Hoca Ali Rıza, dönemin ev içi düzenlemeleri, yapı birimleri, yaşantısı ile ilgili önemli ipuçları vermektedir. Fotoğraf gerçekçiliği taşıyan mekân içi tasvirlerde yer alan objeler dönemin kültürünü yansıtır. 

Hoca Ali Rıza Bey’in resimlerinde, insanın varlığı statik olarak yer alır. Yaşamdan sahneler içeren resimlerde olduğu gibi figürler anlatımın parçası olarak anlam yüklenmez. Sadece bulundukları yeri betimleyen birer yardımcı unsurdur. [10]

Hoca Ali Rıza Bey, eserlerini oluştururken gerçekçi bir anlayışa sahip olmakla beraber doğa gözlemi ve bu gözlemleri pratiğe dökmesiyle izlenimci bir tavra da sahip olmuş olup, bu iki tutumu ve doğa sevgisiyle beraber manzara geleneğinin gelişmesine de öncülük etmiştir. 

Fıstık Ağacı, Hoca Ali Rıza
Hoca Ali Rıza Bey, Avrupa’ya gitmediği halde izlenimci bir manzara ressamı olan Fransız Camille Corot ile çalışmaları benzerlik göstermektedir. Hoca Ali Rıza Bey’de yukarıda bahsetmiş olduğumuz üzere doğa gözlemi ve bu gözlemleri pratiğe dökmesiyle izlenimci bir tavra da sahiptir. Bu özellikleriyle çağdaşı olan Camille Corot ile benzerlik gösterir. Hoca Ali Rıza’nın resmettiği ‘fıstık Ağacı’ tablosunda bu benzerlik görülür. Corot’un Narmi Köprüsü adlı resminde yer alan üçlü ağaç grubuna Hoca Ali Rıza’nın ‘Fıstık Ağacı’, ‘Fikirden Manzara’, ‘Sahilde Ağaç’ ve ‘Ağaç’ adlı eserlerinde sıkça rastlanır.
Narmi Köprüsü, Camille Corot


[1] Satberk Banu Çakaloz, XIX. Yüzyıl Osmanlı Batı Etkisinde Resim Sanatı Eserlerinin Korumanın Tarihî Belge Değeri Açısından İncelemesi, Fen Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma Anabilim Dalı, İstanbul 2018, s. 12. 

[2] Askerî alanlarda gerek savaş alanı gerek savaş teçhizatı gibi çeşitli konularda matematiksel planlamaların ifade edilebilmesi ve planlanabilmesi bir ihtiyaç halini aldığından subayların içlerinde bulundukları sahanın matematiksel açıdan kavrayabilmesini, üç boyutlu algı mekanizmalarını genişletmek, askerlere arazi krokileri çizilebilme yeteneği ve bunlara bağlı üç boyutlu düşünme ve planlama becerilerinin kazandırılması amaçlanmıştır. Bu maksatla askerî okulların müfredatına resim dersi eklenmiştir. İlk olarak resim dersleri teknik çizimle sınırlandırılmıştır ancak “I. Mahmut Dönemi’nde (1808-1839) Askerî Tıbbiye (1827) ve Harp Okulu (1834) programlarına konan serbest resim çalışmaları sayesinde resim dersleri üzerinden elde edilen becerilerin etkinlik alanı genişletilmiştir” Satberk Banu Çakaloz, XIX. Yüzyıl Osmanlı Batı Etkisinde Resim Sanatı Eserlerinin Korumanın Tarihî Belge Değeri Açısından İncelemesi, s. 13. 

[3] Satberk Banu Çakaloz, XIX. Yüzyıl Osmanlı Batı Etkisinde Resim Sanatı Eserlerinin Korumanın Tarihî Belge Değeri Açısından İncelemesi, s. 17.

[4] Yusuf Çetin- Metin Ali Avcı, “Çağdaşlaşma Sürecinde Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Kuruluşu ve Asker Ressamların Bu Okuldaki Eğitim Faaliyetleri Üzerine Bir Değerlendirme” Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 2011, S. 25, s. 55. 

[5] Satberk Banu Çakaloz, XIX. Yüzyıl Osmanlı Batı Etkisinde Resim Sanatı Eserlerinin Korumanın Tarihî Belge Değeri Açısından İncelemesi, s. 14. 

[6] M. Uğur Derman, “Ali Rızâ Bey”, DİA, C. 2, İstanbul 1989, s. 439.

[7] M. Uğur Derman, “Ali Rızâ Bey”, s. 440.

[8] Muteber Burunsuz, “Hoca Ali Rıza Desenlerinde Üslup ve Konu Analizleri”, Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, Ekim 2020, (https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1604655535.pdf), s.1194. 

[9] Muteber Burunsuz, “Hoca Ali Rıza Desenlerinde Üslup ve Konu Analizleri”, Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, s. 1197.

[10] Kıymet Giray, Ankara Resim ve Heykel Müzesi Başyapıtlar, s. 107.

KAYNAKÇA 

Ağyürek, Gülşen, Geleneksel Türk Resim Sanatının Günümüzdeki Söylemi, SBE YL Tezi, Atatürk Üniversitesi Resim Sanat Dalı, Erzurum 2011. 

Burunsuz, Muteber, “Hoca Ali Rıza Desenlerinde Üslup ve Konu Analizleri”, Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, Ekim 2020, (https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1604655535.pdf.

Çakaloz, Satberk Banu, XIX. Yüzyıl Osmanlı Batı Etkisinde Resim Sanatı Eserlerinin Korumanın Tarihî Belge Değeri Açısından İncelemesi, Fen Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma Anabilim Dalı, İstanbul 2018. 

Çetin, Yusuf- Avcı, Metin Ali, “Çağdaşlaşma Sürecinde Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Kuruluşu ve Asker Ressamların Bu Okuldaki Eğitim Faaliyetleri Üzerine Bir Değerlendirme” Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 2011, S. 25, s. 51-66. 

Derman, M. Uğur,“Ali Rızâ Bey”, DİA, C. 2, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1989, s. 439-440. 

Eliri, İsa, “Batılılaşma Sürecinde Askeri Okullar ve Asker Ressamların Türk Resim Sanatına Etkileri”, Türk-İslâm Medeniyeti Akademik Araştırmalar Dergisi, editör Mehmet Aydın, S. 9, Konya 2010, s. 139-150. 

Giray, Kıymet, Ankara Resim ve Heykel Müzesi Başyapıtlar, C. 1, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 2020. 

Karatepe, İlkay, Türk Ressamların Etkilendiği Batılı Ressamlar, SBE YL Tezi, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Anabilim Dalı, İstanbul 1999. 

Fulya Özkan

İstanbul Üniversitesi Tarih ve çift anadal programı ile Sanat Tarihi okumaktayım. Sanat Tarihi ile ilgili yazılar yazıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu