Sanat TarihiTürk Tarihi

Geçmişten Günümüze Beyazıt Yangın Kulesi

Bâyezid Kulesi, Ser-askerlik Kulesi, Kasr-ı Harik (Yangın Köşkü) gibi adlarla anılmış olan bu kule, tarihi içinde en fazla yangın geçiren şehirlerden biri olan İstanbul’da sürekli görülen yangınları en kısa sürede duyurabilmek amacıyla inşa edilmiştir. İstanbul’da sayıca çok fazla ahşap yapı olduğu için yangınlardan büyük oranda etkilenen bir şehir olmuştur.

 Guillaume Berggren Fotoğrafı 1870’ler G.Berggren

İstanbul’un fethinden, Cumhuriyet döneminde kurulan sağlam itfaiye teşkilatına kadar şehrin yarısından fazlasını mahveden ve saatlerce günlerce devam eden yangın afetleri olmuştur. Bu şehrin siluetini değiştiren, mimari yapıları yok eden ve çok büyük miktarda rakamlarla ancak karşılanabilen ekonomik olarak darbe vuran bu yangınlara karşı ilk koruyucu teşkilat 18.yy’da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1720 yılında Yeniçeri Ocağına Bağlı bir “Tulumbacı Ocağı” kurulmuştur. Bundan önceki yüzyıllarda ancak şehrin muhafazası için kurulmuş Yeniçeri kollukları ve halk tarafından söndürülmüş fakat ilk yangın başladığında önlenemeyen bu felaketler birçok semti yakıp kül etmiştir. Yeniçeri Ocağına bağlı Tulumbacı Ocağı kurulduktan sonra şehrin her semtindeki kolluklara birer yangın tulumbası ile bu tulumbayı yangın yerine götürüp işletecek yeterli miktarda tulumbacı yerleştirildi.[1]

26 safer 1163 (4 Şubat 1750) gecesi İstanbul’da Ayazma kapısı dahilindeki Küçükpazar mahallesinde çıkan ateşten büyük bir yangın oluşmuş ateşin çıktığı bölge yandıktan sonra başka bir kol Süleymaniye bimarhanesi önlerine uzanmış ve burada bulunan ahşap büyük konaklar kül haline gelmiştir. Başka bir kol Vefa Camiinin bulunduğu tarafa ilerlemiştir. Bir diğer kol Ağakapısı civarına uzanmış binalar hep ahşap olduğundan hızlıca yanarak ateş Ağakapısı yani yeniçeri ağalığı dairesi olan muhteşem binayı sarmıştır.[2] Bu yangının büyümesinin başlıca sebebi ateşin vaktinde görülmemesi ve İstanbul’daki kolluklar da bulunan tulumbacı takımlarını yangın yerine toplayamamak olmuştur. Ağakapısı yeniden yapılırken geniş iç avlusunun bir köşesine de büyük şehirde yangın dumanı ve yalımı gözlemek, yangın başlangıcı görülür görülmez şehrin her tarafına ulaklar koşturulup kolluk tulumbacılarını harekete geçirmek için yüksek ve zarif “Yangın kulesi” adı ile ahşap bir kule yapılmıştır. En üst kısmı camekan bir köşk şeklindedir. Kulenin günlük bakım işleri, köşkte yangın gözcülüğü ve yangın kolluklara haber verecek ulaklık hizmeti için acemi oğlanları arasından bu hizmetlere elverişli 25 nefer seçilerek Yangın kulesine yerleştirilmiş ve bu 25 nefer acemi oğlanına “köşklü” adı verilmiştir.

1774 yılındaki büyük Cibali yangınında Ağakapısı tekrar yandı, saray ile beraber ahşap yangın kulesi de yandı. Ağakapısı ihya edilirken eski yerinde ve yine ahşap olarak ikinci yangın kulesi inşa edildi.[3] 1826 yılında Yeniçeri Ocağı kanlı bir şehir muharebesi ile kaldırılırken bu ana ocağa bağlı Tulumbacı Ocağı da kaldırıldı. Yeniçerilerin hatırası Yangın kulesi de yıktırıldı. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağının yerine Asakiri Mensurei Muhammediye adı ile yeni Türk ordu teşkilatını kurdu; Beyazıt’taki Eski Sarayı da ordunun seraskerlik, başkumandanlık dairesi yaptı. Sarayın büyük avlusu da askerin talim meydanı oldu; eski Yeniçeri kollukları da asakiri mensure karakolları oldu. Fakat Yeniçeri Ocağının ve bu arada Yeniçeri tulumbacıların kaldırılmasından kırk sekiz saat sonra büyük Hocapaşa Yangını oldu.[4]

Beyazıt’taki seraskerlik kapısının talimhane avlusunun münasip görülen bir yerinde de alelacele ahşap bir yangın kulesi yapıldı. Fakat daha bu kuleye gözcüleri yerleştirmeden hala Yeniçerilik davası güden bazı fanatikler tarafından ateşe verilip yakıldı. Kundaklanıp yıkılan Beyazıt’taki Serasker kapısının avlusundaki ilk ahşap kulenin yerinde bugünkü kule yapıldı. Son kule kagir bir şekilde 1828 yılında tamamlanmıştır. Kundaklanıp yıkılan ahşap kulenin mimarı Kirkor Amira Balyan, bugün gördüğümüz taş kulenin mimarı Senekerim Balyandır.[5] Kulenin Mimar Seyyid Abdülhalim tarafından 1826 senesinde yaptırıldığına dair çalışmalar da mevcuttur.[6]

Beyazıt Yangın Kulesi 1849’dan Öncesine ait çizim
Beyazıt Yangın Kulesinin 1849’dan öncesini gösteren Thomas Allom’un Çizimi
James Robertson 1853-1855

İlk şeklinde kesik piramid şeklindeki kaideye oturtulmuş, üst kısmına da yangın gözcüleri için etrafı pencereli ve geniş ahşap saçaklı ve kurşun kaplı sivri külah çatılı kagir köşk yapılmıştır. Son kulenin ilk şekli 20 sene sonra, 1849’da değiştirilmiş, köşkün üstündeki sivri külahlı ve geniş saçaklı ahşap çatı kaldırılmıştır. Köşkün üstüne gemi penceresi gibi dört tarafa bakan dört yuvarlak pencereli birer odacıktan ibaret üç kagir kat daha ilave edilmiştir ve kulenin üstüne demir parmaklık korkuluklu bir cihannüma yapılmıştır. 1889’da da kulenin üstüne demirden bir bayrak direği gönderi dikilmiş ve Beyazıt Yangın Kulesi bugün gördüğümüz şeklini almıştır.

Kulenin kesik piramid şeklinde olan kaidesinin doğu tarafındaki cephesinde Keçecizade İzzet Molla’nın yazdığı manzum bir tarih kitabesi konulmuştur. Üst kısmında beyzi bir çerçeve içinde II. Mahmud’un tuğrası bulunan kitabenin talik yazısı o devrin en büyük hattatlarından Yesarizade Mustafa İzzet Efendinindir ve her satır, iki beyit olarak beş satır üzerinde yazılmıştır. Kitabede metninde yazılan şudur; “Hak bu kim Sultan Mahmûd’un Sarây-ı şevkete Bir nazîri gelmemişdir olalı dünyâ binâ Bânî endîşesi tecdîd kıldı devletin Köhne bünyân-ı cihânı etmede hâlâ binâ Eyleyüp Eski Saray’ın Bâb-ı Serasker o şâh”.[7]

Beyazıt Yangın Kulesi Kitabesi

Yangın kulesi sonradan ilave edilen üç katı ile beraber yüksekliği 85 metredir; giriş kapısından köşke, minare merdiveni gibi döne döne 180 basamak ahşap merdivenle çıkılır; Sonradan sefertası gözleri gibi ilave edilmiş kat odalara da düz tahta merdivenlerle çıkılır. Kulenin gövde üstündeki dört katı Nöbetçi Katı, İşaret Katı, Sepet Katı, Sancak Katı isimleri ile anılır. “Köşklü” diye anılan kule bekçileri yangın haberi gelir gelmez hemen Belediye Daireleri tulumba sandıkları ile mahalle tulumba sandıklarına haber götürmek için yola koyulurlardı. Başka haber verme yolları da vardı. Gece ve gündüze ayrı olarak farklı farklı işaretler de çeker asarlardı. Gündüz İşaretleri büyük sepetler, gece işaretleri de kırmızı, yeşil ve beyaz büyük fenerlerdir; Eğer Nefsi İstanbul, Eyüp ve Yeşilköy’e kadar Rumeli tarafındaysa; Gece: Kulenin iki yanında birer kırmızı fener Gündüz: Kulenin iki yanında çifter sepet Eğer Beyoğlu ve Boğazın Rumeli yakasında ise; Gece: Kulenin iki yanında birer beyaz fener Gündüz: Kulenin bir yanında tek, öbür yanında çift sepet asmak gibi uygulamalar vardır. 1930-35 arasında gündüz sepet asma usulü kaldırıldı; sepetlerden biri itfaiye müzesine kondu. Sepet yerine kırmızı, sarı ve yeşil renkler de üç flama konuldu. Günümüzde ise hava durumu sinyali vermek için hala işlevini devam ettirir. Gece mavi ışık varsa; Hava açıktır. Eğer Kırmızı ışık varsa; Hava karlı ve kapalıdır. Turuncu sisli havayı yeşil ise yağmur havayı bildirir.[8]

Beyazıt Yangın Kulesi Günümüzde Hava Durumu için Renkli Işıklandırması

1997 yılında Beyazıd Yangın Kulesi’nde yapılan restorasyon sırasında, gözetleme katını örten tonozdaki sıvaların raspalanması sonucunda, bir manzara resmi kuşağı ortaya çıkarılmıştır. Tamamen gri- mavi tonda yapılan resimler, galeri biçimindeki daire planlı gözetleme katını örten tonozun eteklerinde, pencere üstlerinden başlayarak, geniş bir kuşak halinde, karşılıklı olarak kesintisiz biçimde dolaşmaktadır.
En önemli kısım ise kulenin kendisinin tasvir edilmesidir. 1889 yılındaki görüntüsüne yakın olarak gözetleme bölümünün biraz altından kesilmiş halde, içbükey tonozun eğimine uygun olarak hafifçe eğik biçimde betimlenmiştir. Kulenin son üç katı, günümüzdeki köşeleri yivli plastırlarla belirtilmiş ampir görünümünden farklı olarak, daha barok bir görünümdedir. Gönderde, II. Mahmud döneminde yaygınlaşmış ay-yıldız sancak dalgalanmaktadır. Beyazıd kulesinin gözetleme katındaki resim kuşaklarında Boğazdan karaya sokulan dereler, köprü ve köşklerin kasırların zengin görüntüsü bize İstanbul’un esin kaynağı olduğunu gösterir. Fakat, kuleden İstanbul’un en önemli anıtsal zenginliklerinin bu programda kullanılmaması ve anca kulenin kendi betimlemesinden buranın İstanbul olduğunu anlıyoruz. 18.yüzyılda Osmanlı süsleme sanatında duvar resimleriyle birlikte, İstanbul betimlemeleri hem kentin kendisinde hem de dışında yaygınlaşmıştır. İki yaklaşım ortaya çıkmıştır. İlki, minyatür mantığına yaklaşan topografik görünümlü manzaralardır. Ve bu resimlerde başkentin simgeleri haline gelen Sultan Ahmed Camii, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Ayasofya gibi yapılar kullanılır. İkincisi ise, İstanbul’un tanınmış yapıları dışında, yalnız Boğaz’da Lale Devri ile yaygınlaşan, hemen hepsi yalı konumundaki kasr ve köşkleri konu eden örneklerdir. Beyazıt Kulesi ise burada ikinci kısma dahil olmaktadır. Sadece kulenin kendisinin tasvir edilmesi değişimin anlamlı göstergesidir.[9]

Gözetleme Katında Bulunan Yapının Kendisinin Tasviri

KAYNAKÇA

Koçu, Reşad Ekrem. “Bayazıt Yangın Kulesi”. İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul, Neşriyat Kollektif Şirketi, 1960, IV, s.2264-2272.

Ertuğrul, Özkan. “Beyazıt Yangın Kulesi”.  Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul, Türk Diyanet Vakfı, 1992, 6, 54-55.

Cezar, Mustafa. “Osmanlı Devrinde İstanbul Yapılarında Tahribat Yapan Yangınlar ve Tabii Afetler”. Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri I, (1963): s.358.

Tuğlacı, Pars. Osmanlı Mimarlığında Balyan Ailesi’nin Rolü. İstanbul: Yeni Çığır Kitabevi, 1993.

Batur, Afife. “Beyazıt Yangın Kulesi”. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, II: s.190-191.

Can, Selman. “Osmanlı Mimarlık Teşkilatının XIX. Yüzyıldaki Değişim Süreci ve Eserleri ile Mimar Seyyid Abdülhalim Efendi”. Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2002.


Bilecik, Gülberk. “Ayverdi Haritası’nın Işığında Daire-i Umur-I Askeriye ve Bağlı Yapıları”. Turkish Studies (Elektronik), 13/3 (2018): s.153.

Okçuğlu, Tarkan. “Beyazıt Yangın Kulesi’nin Gözetleme Katında Bulunan Duvar Resimleri”. Yıldız Demiriz’e Armağan, s.117,122. 2007.


[1] Reşad Ekrem Koçu, “Bayazıt Yangın Kulesi”, İstanbul Ansiklopedisi, (İstanbul, Neşriyat Kollektif Şirketi, 1960), IV, s.2264-2272;
Özkan Ertuğrul, “Beyazıt Yangın Kulesi”, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (İstanbul, Türk Diyanet Vakfı, 1992), 6, 54-55.

[2] Mustafa Cezar, “Osmanlı Devrinde İstanbul Yapılarında Tahribat Yapan Yangınlar ve Tabii Afetler”, Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri I, (1963): s.358.

[3] Koçu, age, 2264-2272;

  Ertuğrul, age, 54-55;
  Pars Tuğlacı, Osmanlı Mimarlığında Balyan Ailesi’nin Rolü, (İstanbul: Yeni Çığır Kitabevi, 1993), s.86

[4] Cezar, age, s.361

[5] Koçu, age, s.2264-2272;
  Tuğlacı, age, s.86;
  Afife Batur, “Beyazıt Yangın Kulesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, II: s.190-191;
  Ertuğrul, age, s.54-55.

[6] Selman Can, “Osmanlı Mimarlık Teşkilatının XIX. Yüzyıldaki Değişim Süreci ve Eserleri ile Mimar Seyyid Abdülhalim Efendi”, (Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2002), s.66.

[7] Tuğlacı, age, s.86;
  Batur, age, s.190-191;
  Koçu, age, s.2264-2272;
  Ertuğrul, age, s.54-55
  Gülberk Bilecik, “Ayverdi Haritası’nın Işığında Daire-i Umur-I Askeriye ve Bağlı Yapıları”, Turkish Studies (Elektronik), 13/3 (2018): s.153.

[8] Koçu, age , s.2264-2272;
  Tuğlacı, age, s.86.

[9] Tarkan Okçuğlu, “Beyazıt Yangın Kulesi’nin Gözetleme Katında Bulunan Duvar Resimleri”, Yıldız Demiriz’e Armağan (2001), s.117,122

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu