ArkeolojiMakaleSanat Tarihi

Geçmişten Günümüze Tekfur Sarayı Çini Müzesi

Bizans İmparatorluk Sarayından Cumhuriyet Dönemi Çini Müzesine: Tekfur Sarayı

 

Saray: 1. İmparatorların ve yakınlarının oturmalarına ayrılmış büyük konak. 2. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük bina: adliye sarayı, belediye sarayı. Anlamına gelen saray kelimesi: Latince “platium”, Grekçe, “palation” kelimesinin Roma’da imparator sarayının yer aldığı Palatine Tepesi’nden kaynaklandığına inanılmaktadır. Burası 3. Yüzyıla kadar Roma imparatorlarının resmi ikametgahı olduğundan, kelime literatüre bu şekilde girmiştir. Roma imparatorluğunun doğudaki Hıristiyan bölümü olan Bizans’ta da saraylar “palation ya da “hükümdar evi” anlamına gelen “basileos oika” gibi adlarla anılmıştır.

Yönetimin merkezi saraylardı fakat zamanla yönetimin merkezi olmaktan çıkmıştır; tiyatroları, stadyumları, bahçeleriyle hükümdarların keyfi için kurulmuş küçük bir kent haline gelmiştir. Özellikle Büyük Saray ve çevresinin dönemsel etkilerini günümüzde de görebilmekteyiz.

Tekfur Sarayı olarak bilinen binanın yıkıntıları Konstantinopolis’teki Bizans saray mimarisinin yaşayan tek örneği olarak sayılmaktadır. Saray, Edirnekapı’dan (Charisius Kapısı) Theodosios sur duvarlarının, Eğrikapı (Kaligaria) arasına inen ve Komnenos sur duvarlarının bitiştiği yamaçta iki sur arasında inşa edilmiştir.

Saray şehrin kuzey köşesindeki Blakherna bölgesinde bulunup sarayın 3 katlı dikdörtgen ve açık bir avlusu olan girişe sahip olduğu görülür. Binanın tamamı Konstantinopolis’teki sivil mimari plan şeması hakkında çok değerli bir kanıttır. İstanbul yaşayan bir kent olduğundan dönemsel gizleri ortaya çıkarmak güç hatta olanaksızdır. Günümüze Bizans sivil mimarlığına dair araştırmalar yetersizdir. Somut örneklerimiz çok azdır. Dönem seyyahlarından, gravürlerden, yok olmamış birkaç mimari yapı öğesi ve dönemsel özellikleri baz alınarak bir takım verilere ulaşılabilmiş ancak yine de yetersizdir.

Surların kendileri ya da yakın çevrelerinde Bizans’ın önemli kalıntılarıyla doludur. Bunları en önemlisi şimdiki Edirnekapı ile Haliç arasındaki surların üzerinde yer alan ve çok uzaklardan bile görülebilen Tekfur Sarayı’dır.

Dönem dönem farklı isimlerle anılmış olan Tekfur Sarayı; Porpyrogennetos Sarayı, (mor oda) Alman Prensesin Sarayı, Konstantin Sarayı, Yüksek Ev, Değerli Saray, İustinianus Sarayı (onarımdan sonra) ve Palatium İmperatoris gibi adlarla andıkları yapının Tekfur Sarayı olduğu sanılmaktadır. Roma ve Erken devir Bizans sarayları, şehrin merkezinde Hipodrom civarında bulunurdu. Blakherna Saray kompleksi’nin bir uzantısı olan Tekfur Sarayı, surlara bitişik inşa edilmiştir. Tekfur kelimesi aslında Ermenice bir sözcük, taç taşıyan anlamına geliyor. Bizans’tan günümüze kalmış tek saray, taç giyme törenlerinin mekanıydı.

Yapım tarihi kesin olarak bilinmese de, Türkler tarafından Tekfur Sarayı – ve bir ara da Kibrithane- diye anılan bu yer, l. Konstantinos tarafından yapılmış, İustinianus tarafından onarılmış ve 7. Konstantin Porfirogennetos tarafından yenilenmiş ve onun lakabıyla –Porfirogennetos- diye anılmıştır.
Yapı, “Tekfur Sarayı” ismini geç dönemde Türkler ile Bizans arasında var olan etkileşim sürecinde almıştır. Osmanlı döneminde Hıristiyan hükümdarlara verilen bir isimdir.

Saray ve Çevresindeki Yapıların Planı

5.600 metrekareye yayılan bu yapı, Saray bölümü, kule ve avludan oluşmaktadır.

Haritada 19. Ve 20. yüzyıllarına ait olan kalıntıların planları verilmiştir. 2010 yılında gerçekleşen Restorasyon çalışmasında yapının avlu sur duvarı, batısında yer alan kare birim ve daha bir çok bezeme ve dönemsel buluntular sonsuza dek kayboldu.

Saray’ın, Edirnekapı’dan (Charisius Kapısı) Theodosios sur duvarlarının, Eğrikapı (Kaligaria) arasına inen ve  Komnenos sur duvarlarının birleştiği yamaçta iki sur arasında inşa edilmiştir. 1559’da Melchior Lorck tarafından çizilmiş 2 gravür örneği.  Üst örtü sisteminde, 3. katta kullanılan kubbenin üzerinde kırma çatının kullanıldığı görülmektedir.

 

Saray’ın Planı

Saray, 3 katlı ve dikdörtgen planlıdır. Birinci katının içten kubbeli olduğu anlaşılmaktadır ama ikinci ve üçüncü katında orijinal yer döşemesi kısımları mevcut olmadığından, katlar arası geçişi bilmek neredeyse imkansızdır. Çatısının ne zaman yok olduğu konusunda kesin XVll. yüzyıl içerisinde ortadan kalktığı muhtemeldir.

Yapının Güneydoğu cephesinden bir bakış. Güney cephesindeki “dua odası” ya da “şapel” diye nitelendirilen çıkıntı oluşturmuş bir birim yer almaktadır. Malzeme teknik olarak bir başkent üslubu olan almaşık duvar tekniği kullanılmıştır.- Geç dönemde inşa edilmesine rağmen klasik Bizans üslubunu yoğun olarak taşımıştır.-Renkli taşlar da bu yapı için farklı bir uygulama olmuş, yapının kuzey cephesi yani avluya bakan birim arka kısımdaki güney cephesine göre daha hareketlidir. Ayrıca binanın doğu bölümüne cepheyi hareketlendirmek adına aralıklı mermer konsollarla desteklenen balkon yerleştirilmiştir. Kullanılan kubbesi ise Erken dönem Bizans mimari örneklerindeki kadar yüksek değildi. Orta Bizans döneminde inşa edilen kubbe anlayışına uygun olarak daha küçük tasarlanmıştır.

Yapının kuzey doğu köşesinden bir görsel. Avludan geçerek 4 kemer açıklığı ile giriş sağlanan sarayın 3. Katındaki pencere boyutları 2. Katın pencere boyutlarından daha yüksek tasarlanmıştır. –Yuvarlak kemer-  İki renki taş işçiliği kullanılmıştır.

Kuzey cepheden –giriş birimi- bir görünüş. Surların tam ortasına ve yüksekçe bir topografyaya inşa edilmiştir.

3. kattan bir görsel.
3. kattan bir görsel.

 

Tekfur Sarayının alt katı 4 kemerle avluya açıktır, 1955-1970 yılları arasında gerçekleştirilen restorasyon sırasında  bu katın bir birinden sütunlarla ayrılan, tonozlarla örtülü 12 bölümden oluştuğu ortaya çıkmıştır. Orta kat, yalnızca avluya bakan büyük kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Pencerelerin bina içine bakan yüzlerinin iki yanında taş raflı niş şeklinde dolaplar vardır. Üst katı ise dörk yanı kemerli pencerelerle çevrili Haliç sahili görülmektedir. Yıldız Ötükene’e göre pencere kemerlerini şerit  düzeninde saran iki sıra keramoplastik  süs çömleğinin bu türüne İstanbul’da yalnızca Tekfur Sarayı’ında rastlanır. Güney cephenin yalnızca üst kat pencere kemerleri taş ve tuğla süslemelerle bezelidir. Polychrom (çokrenkli) görünüm sergileyen dış cephesi, renk zenginliği konusunda İstanbul saraylarında tek örnek olduğu söylenir. Tekfur Sarayı 1864 yangınında ve 1894 depreminde oldukça tahrip olmuş, geriye avludan oluşan dört duvar kalmıştır.

Tekfur Saray’ının kaderi XVlll. Yüzyılda içerisinde çini atölyesi kurulmasıyla değişmiştir. Sadrazamn İbrahim Paşa 1718 yılında gerekli yerlere ferman yollayarak atölyenin kurulması için ilk girişimleri başlatmıştır. Böylece Tekfur Sarayı kaybolmaya yüz tutmuş İznik çinilerinin yeni evi olmuştur. Bu sebeple buradan üretilen çiniler sarayın ismi ile ün kazanmıştır. Tekfur Çinileri ile bezenmiş ilk yapı ise 1726 tarihinde Hekimoğlu Ali Paşa Camii olarak bilinmektedir. XVlll. Yüzyılda oldukça meşhur olan bu çiniler Sultanahmet’teki lll. Ahmet çeşmesinde de kullanışmıştır. Saray, XlX. Yüzyılın başlarında cam fabrikası (şişehane) olarak kullanılmış ve çalışanlarının ibadetlerini için sarayın hemen yanına lll. Mustafa’nın eşlerinden Adilşah Kadın tarafından 1805-1806 tarihinde bir de camii yaptırılmıştır. Saray sonraki yıllarda Yahudihana (Musevilerin toplu oturdukları sosyal mekan) olarak kullanılmıştır. İlgin olarak Robert Kolej’inin kurucusu Cyrus Hamlin de okulu ilk olarak burada yapmayı düşünmüştür. Tekfur Sarayı 1864 yılında yaşanan yangından dolayı son zamana kadar dört duvar şeklinde kalmıştır. 1934 yılına geldiğimizde ise saray ve civarındaki bölgeler güvenli bir bölge olmaktan çıkmış ve çöp yığınları ile dolarak atıl kalmıştır. Keza Jacques  Perviititch tarafından hazırlanan 1928 tarihli İstanbul haritasında Tekfur Sarayı harabe olarak gösterilmiştir. Eski günlerini arayan ve git gide uzaklaşan Tekfur Sarayı 1937 yılında kaçak merbaha olarak dahi kullanılmıştır. Bizansın günümüze ulaşan nadır yapılarından olan bu saray, 1955-1970 tarihleri arasında bir takım onarımlar geçişmiş, daha sonraki yıllarda Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu önderliğindeki çalışmalar ile önemli aşamalar kaydederek müze haline getirilmiştir. Tekfur Sarayı müzesinin danışmanlığını Parof. Dr. Filizyenişehirlioğlu ve Prof. Dr. Sümer Atasoy üstlenmiştir.

1200’lerde Bizans döneminde yapının nasıl göründüğünü anlatan bir görsel (Canlandırma).

Tekfur Sarayı Çini Müzesinden bir takım görseller

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından gerçekleştirilen son restorasyonda yapının çatısı yeni den üretilerek, alaturka kiremit ile kaplandı. Sarayın kemerli tonozlu alt katı ile üstteki ahşap katları tamamlandı. Üst katlara ulaşan merdiven ise eski yerinde modern bir tasarımla hazırlandı.

TEKFUR SARAYI İHYASI

İlgili Kurumlar İstanbul 4 Nolu Koruma Kurulu

http://www.alanbaskanligi.gov.tr/yonetici_ozeti.pdf

 

İBB

http://v3.arkitera.com/sa4702-tekfur-sarayi-ve-anemas-zindanlari-

turizme-kazandiriliyor.html

İBB Yapı İşleri Müdürlüğü

http://www.alanbaskanligi.gov.tr/yonetici_ozeti.pdf

Proje Alan Büyüklüğü 2.180 m² (yaklaşık)
Proje Türü İhya
Müellifi Şirin Akıncı

http://www.milliyet.com.tr/tekfur-sarayi-na-bizans-oyunu-gundem-

1922531/

İnşaat Şirketi Yeditepeli Restorasyon Mimarlık İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi

https://ibbqr.ibb.gov.tr/tekfur-sarayi-cini-muzesi-insaati/

Alpek İnşaat

http://www.alpekinsaat.com.tr/tr/projedetay/1/Tekfur%20Saray%C4%

%20Restorasyonu.html

Proje Modeli İhale
Güncel Durumu Tekfur Sarayı “Tekfur Sarayı Çini Müzesi” olarak açıldı.

https://www.posta.com.tr/tekfur-sarayi-muze-olarak-kapilarini-ilk-

kez-acti-2169484

Konumu Fatih
Kamuya Açıklanma Tarihi Ocak 2002

http://www.milliyet.com.tr/tekfur-sarayi-na-bizans-oyunu-gundem-

1922531/

Proje Alanının Çizildiği Kaynak Fatih Belediyesi Coğrafi Bilgi Sistemi uygulaması.

https://gis.fatih.bel.tr/webgis/default.aspx

ZAMAN ÇİZELGESİ

Ocak 2002 Blakernai Saray Kompleksi’nden günümüze kalan tek saray olan Tekfur Saray’ının restorasyon süreci başladı.

http://www.milliyet.com.tr/tekfur-sarayi-na-bizans-oyunu-gundem-1922531/

http://www.fatihhaber.com/fatih-in-tarihi-envanterinin-basina-gelenler_h554.html

Haziran 2005 Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Talip Temizer NTV’de yapılan röportajında “Şu anda Tekfur sarayıyla ilgili Büyükşehir belediyesi tarafından restorasyon ihalesi yapıldı, sonuçlandı. Firmayla sözleşme imzalandı. Bir hafta içerisinde burada iskeleler kurulup çalışmaya başlayacak arkadaşlarımız.” dedi. Ancak restorasyon başlamadı.

http://arsiv.ntv.com.tr/news/327960.asp

Ocak 2010 Şirin Akıncı tarafından hazırlanan restorasyon projesi 4 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun tarafından onaylandı.

http://www.alanbaskanligi.gov.tr/yonetici_ozeti.pdf

Kasım 2013 Tekfur Saray’ının çatısı yeniden inşaa edildi. Yapılan restorasyona uzmanlardan tepki var. Restorasyonu için uzmanlar “Sıradan inşaat mantığı” diyor.

http://v4.arkitera.com/haber/index/detay/restorasyonda-sovyetik-salvolara-devam–itinayla-saray-tamamlanir/18275

Ağustos 2014 Tekfur Sarayı’nın restorasyonuna uzmanlar tepki gösterdi. Restorasyona alınan Tekfur Sarayı’na ahşap pencere, alüminyum korkuluklar eklendi. Klima, merdiven ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürüldü. Uzmanlar Ortaçağ’dan kalan bir yapıya yapılan müdahaleleri “felaket” olarak nitelendirdi.

http://www.milliyet.com.tr/tekfur-sarayi-na-bizans-oyunu-gundem-1922531/

Ağustos 2016 İBB Meclisi’de görüşülen teklifle “Tekfur Sarayı Yeniden Kullanım Projesi” kapsamında park alanı kısmına tabanı 120 metrekare olan tek katlı, sökülüp takılabilen bilet satış ünitesi yapılmak isteniyor. Park alanında kalan bir kısma da hizmet binası yapılması düşünülüyor. Teklif CHP’li Meclis üyelerinin “ret” oyuna karşı AKP’li Meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi.

https://www.arkitera.com/haber/buyuksehir-calisiyor/

Ağustos 2017 Tekfur Sarayı’nın müzeye dönüştürülmesi için ihale yapıldı.

https://www.ibb.istanbul/News/Detail/35516

Haziran 2019 Tekfur Sarayı “Tekfur Sarayı Çini Müzesi” olarak açıldı.

https://www.posta.com.tr/tekfur-sarayi-muze-olarak-kapilarini-ilk-kez-acti-2169484

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201906091039276970-tekfur-sarayi-muze-oluyor/

Değerlendirme ve Sonuç

Saray bir dönem atıl kalmış olsa da, Bizans-Osmanlı dönemleri içerisinde pek çok amaca ev sahipliği yapmıştır. Blakhernai Saray kompleksinin bir parçası olan Tekfur Sarayı, bu kompleksten günümüze kalan tek yapıdır. Bizans dönemi sivil mimari örnekleri hakkında fikir veren tek örnektir, Saray, kule ve sur duvarlarından oluşmaktadır. Günümüzde Tekfur Sarayı Müzesi olarak kullanıma açılan saray, Haziran 2019 tarihinden itibaren; çini cam ve çömlek eserlerinin sergilenmesine ev sahipliği yapmaktadır. Müze olarak dönüştürülmesi atıl kalmaması açısından çok iyi bir seçenek olmuş olsa da bir Bizans dönemi sivil mimarisinden günümüze ulaşabilen bir yapı Bizans eserleri Müzesi ya da Bizans döneminden günümüze ulaşan her türlü buluntunun (küçük çapta) sergilenebileceği bir müze olabilirdi.  Yapının ruhuna, dokusuna, dönemsel uyumuna ve en önemlisi yapıyı yaşatmaya yönelik onarım ve Restorasyon çalışmalarının gerçek anlamda yerini bulabilmesi adına böylesi bir dönüşüm daha uygun olabilirdi.

Tüm kültür varlıklarında olduğu gibi biriciklik olgusuyla birlikte elimizde kalan parçaların yapıyla alakası olan (özüyle alakası olan) tercihlerle dönüştürülebilmesi en doğrusudur. Tarihimizi unutmamak, üzerini örtmemek adına yapılabilecek en önemli çalışmalar Restorasyon çalışmalarıdır. Yapının aslını yaşatmaya yönelik yapılmalıdır. Ülkemizde Türk İslam Eserleri Müzeleri ya da çini müzeleri fazlasıyla mevcuttur. Elimizde olan değerlerimizi kendi ellerimizle yapının özüyle alakası olmayan fikirlere dönüştürüp yok olmasına sebep oluyoruz. Her kültürün değeri ayrıdır, bir zamanlar bu topraklarda inşa edilmiş olan her yapıyı kişisel tercihlerimize bağlı olarak dönüştüremeyiz. Tarihi yok saymak, aslının ne olduğunu unutmak ve unutturmak anlamlarına gelmektedir.

“Türkler Bizans’ın bütününe sahip olmuş, fakat onun ne olduğunu ve kendisi ile olan münasebetlerini layikiyle öğrenememişlerdir. Bizans’ı ve tarihini iyi öğrenmek demek, bir bakıma Türk dünyası tarihini iyi öğrenmek demektir.”

KAYNAKÇA

  • Doğan Hasol, Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü, İstanbul, Temmuz 2014.
  • Gülgün Köroğlu, “Sur İçinde İmparatorluk Mekanları Konstantinopolis’teki Bizans Sarayları”, Toplumsal Tarih Dergisi, S. 152, İstanbul, Ağustos 2006.
  • Ünal Tanrıverdi, “Bizans ve Osmanlı’nın Buluştuğu Yer: Tekfur Sarayı” Üsküdar, 2019-1, İstanbul.
  • Jak Deleon, Anıtsal İstanbul, İstanbul, 2009
  • Özkan Ertuğrul, Bizans Kültürü (Genel Bakış), 1997, İstanbul.
  • Nevra Necipoğlu, “Türkiye’de Bizans Tarihçiliğinin dünü, bugünü ve sorunları”, Toplumsal Tarih Dergisi, 2003, 112 /19 ss. 72-77.
  • https://www.pallasweb.com/deesis/tekfur-saray-blanchernai-byzantium.html
  • https://www.tekfursarayi.istanbul/tr/tekfur-sarayi-muzesi
  • http://megaprojeleristanbul.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu