Sinema Tarihi

Bosna Savaşı Esintileri: No Man’s Land Film Değerlendirmesi

Tarihsel Sinema / Konuk Yazar: Rümeysa Güner

“Cinayetle karşı karşıyayken tarafsızlık diye bir şey yoktur ve savaşı durdurmak için bir şey yapmamak tarafsız olmak demek değildir.”

Değerlendirme: 4.5 / 5.

No Mans Land Nedir?

İnsanın sırf kötüsü veya cesurunu değil, insanı insan eden özelliklerini vurguladığı kadar izleyiciyi düşündürmeyi başararak her karakterin, sahnenin, kostümün ve komik anların defalarca izlenmeye değer kılınacak kadar iyi olması sebebiyle yönetmeni Boşnak Danis Tanović‘e  27 ödülün yanında bir de Oscar getirmiş, dram ve savaş türü altındaki 2001 yılına ait filmdir.

 *Bu yazıda filmin içeriğine açıkça değinilecektir.

Filmin Konusu

1993 yılı, Bosna Savaşı çarpışmalarının en şiddetli olduğu zamanlarda takviye için gönderilen birkaç Bosna askerinin yolunu kaybetmesi sonucu, Sırp askerlerinin kendilerine ateş açmasıyla iki tarafın sınırları arasında kalan bir tarafsız bölgeye sığınmalarını konu alır.

Film, Alma Bandić’in seslendirmiş olduğu hüzünlü bir uspavanka (ninni) ile başlar: Nini Sine Spavaj Sine. Bu ninni bizi, daha başından filmin değineceği trajikomik anların, acıyı veya hissedeceğimiz duyguların hissiyle baş başa bırakıyor. Daha sonra oyuncuları gördüğümüz anda o zamanki duruma göre karakter analizlerimiz kafamızda oluşmaya başlamıştır bile. Umursamazlıkla ve kaderi kabullenmişçesine içtikleri sigara bile izleyiciye ipuçları veriyor. Filmin ortalarından sonuna kadar iki Boşnak (Tchiki – Tsera) ve bir Sırp askerin (Nino) diyalogları, her ne kadar düşmanca bir tavırda olmaları gerekse bile ara sıra vicdanın ağır bastığı konuşmalar ve yardımlaşmalar bir anlığına savaşı unutmamıza sebep oluyor. Eski zamanlardaki birliktelik ve işbirliğinin ne kadar özlenildiğine şahit oluyoruz. Özellikle kameranın sürekli yüzlere odaklandığı bu film, vurulma sahneleri, askerlerin milletlerini savunmadaki rolleri, tavırlardaki gerginliği ve etraftaki silah seslerinin bile ne kadar duygu aktarabileceklerini gösterir bizlere.

Savaşı Kim Başlattı?

İşte bu soru filmin en temel tezini yansıtmaktadır. İki asker de asla başlangıcın kendi milletlerine ait olduğunu kabullenmemektedir. Aralarındaki gerilimi çözmek veya birbirlerine bir şeyler yaptırmak için en güçlü yöntem ise silaha sahip olmak oluyor. “Çünkü bende silah var sende yok.” Nino’nun komutanıyla beraber çıktığı keşif gezisinde ölmüş sanılan bir Boşnak askerinin altına döşedikleri Avrupa Birliği yapımı imhası çok zor olan mayın ise Birleşmiş Milletler’in silah ambargosunun Sırpları etkilemediğini gözler önüne sermektedir. Fakat bu ambargo nedeniyle Boşnaklar da bir o kadar kendilerini koruyamayacak hale gelmiştir.

Filmdeki ufak ayrıntılar bile kaliteyi artırmaya yetmiştir. Örneğin; Tchiki’nin giydiği tişört, Nino’nun askere benzemeyen elit görünümü, Tsera’nın taşıdığı fotoğraf aslında savaşın gereksizliğini ve kimseye yarar sağlamadığını bize hatırlatıyor. Fransızların gittikleri her yerde önce “Fransızca biliyor musunuz ?” diye sormaları, Alman imha uzmanının tam zamanında gelmesi, Tchiki’nin Barış Gücü askerlerine “şirinler” yakıştırması da örnekler arasındadır.

Filmin belki de değindiği en eleştirel kısım Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNPROFOR)’dür. Kurulan bu yapılanma ateşkes anlaşmalarının uygulanmasını ya da insanların emniyetinin sağlanması gibi amaçlarını yerine getirememiş ve savaş esnasında beklenilen etkiyi gösterememiştir. Savaşa karışmadan sadece mültecilere dağıtılan 120 gramlık temel gıdaları yeterli görmüşler ve hedeflerini unutmuş gibilerdir. Gazetecilerin olayı haber yapacaklarını söylemesi sonucunda hareket etmeye karar veren BM Albayı durumu çözmek için istekli görünse de “Onların askerleri için kendi askerimi riske atamam.” diyerek seyirci kalmaya devam edecektir. Radovan Karadžić’in ise her fırsatta kürsülerden nefret içeren konuşmalar yaptığını söyleyebiliriz. Bu konuşmalar ile birlikte Sırplar, Yugoslav askerlerinin de yardımını alarak Boşnak hükümetine ve sivillere yönelik etnik temizlik girişiminde bulunmuşlardır. Asla kabul edilmemesi gereken bu olayı ne yazık ki günümüze kadar gelen süreçte de örnekleriyle görmekteyiz.

Yazardan Not

Beni bu filmde gerek sözleri gerek hareketleri ile etkileyen kişi ise Fransız Çavuş Marchand’dır. Üstlerinin emirleri altında kalmaktan sıkılmış, artık haksızlığa karşı boyun eğmek istemeyen ve bir şeyler yapmaya çalışan Marchand ne yazık ki tek başına yeterli olamamıştır. Filmin sonuna doğru geldiğimizde kurtarılamayan Boşnak askeri Tsera hâlâ mayının üstünde elindeki fotoğraf ile kıpırdamadan yatmakta ve herkesle birlikte yavaş yavaş uzaklaşan kamera ve filmin başındaki ninni ile hazin sonuna yani ölüme terk edilmiştir.

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu