MakaleTürk Tarihi

Canibeg & Kerey’in Soyu: Kazak Hanlığı

“Geçmişe toprak saçsan, gelecek sana taş atar”

(Kazak Atasözü)

İngiliz Tarihçi Toynbee, göçebe halkların “bozkır kökenli” olduklarına dair hiçbir tarihleri olmadığını ve ilişiklerini kaybettiklerine inanıyordu. Toynbee’nin aksine göçebelerin, dünya uygarlığına katkıda bulunduklarını söyleyebiliriz. Vladimir Barthold, kendi devletini kuran ve savaş edenlere “Kazak” adını vermiştir. Valikhanov (Çokan Çengizuly Velihanov), yürekli ve cesur anlamına geldiğini belirtmiştir. Kazak Tarihçi Abdurahmanov, “Kazak” kelimesinin “kaz ve ak” eklerinden oluştuğunu öne sürmüştür. “Kazak” kelimesinin 1245 yılında, yazanı meçhul Türkçe-Arapça sözlükte geçtiği “evsiz, yurtsuz, berduş ve sürgün” anlamlarına geldiği belirtilmektedir.

Çarlık Rusya Hükümeti’nin, yönünü Türkistan’a çevirmesinden evvel 18. asrın ilk yıllarında bölgede bulunan hanlıklar, kendi aralarında hakimiyet mücadelesi vermekteydiler. Teşekkül eden kargaşalardan ötürü dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı ülkelerini koruyabilecek kudrete de sahip değillerdi. Bahsi geçen Batı Türkistan Hanlıkları içerisinde yer alan Kazak Hanlığı’nın kuruluş tarihi hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çağatay Hanlığı döneminde yaşayan Duğlat Sülalesinden Mirza Haydar Duğlat, Tarih-i Reşid-i isimli önemli eserinde Kazak Hanlığı’nın kuruluşunun 1456-1457 olduğunu savunsa da, bazı Kazak Tarihçiler 1456-1458- 1470 senelerini iddia etmişlerdir.

Cuci Ulus’una (Altın Orda) hakim olan iç çekişmeler esnasında doğu kanadı, Kıpçak bölgesinin her iki yarısını kontrolünü ele geçiren liderlerin doğum yeri olmuştur. Bu iki liderden biri Cuci’nin 13. oğlu Togay Timur’un sülalesinden gelen Urus Han’dır. Urus Han, Volga Bölgesi’ne büyük seferler düzenleyerek, ülkenin sağ ve sol kanadını birleştirdi. Toktamış, Urus Han oğlu Melik Temur’u devirerek ele geçirdi. Barak Han’ın ölümünden sonra Cuci’nin beşinci oğlu Şeybani’nin soyundan gelen Ebul Hayır Han, Doğu Kıpçak bozkırlarının hükümdarı oldu. Bazı kaynaklarda göçebe Özbek Hanlığı olarak da geçmektedir. Ebul Hayır Han’ın askeri birliklerinin Kalmuklara karşı yenilmesinin neticesinde Cuci soyundan gelen Sultanlar, Canibeg ve Kerey (Girey) meydana gelen hadiselerden yararlanarak, Ebul Hayır yönetiminden ayrılarak Doğu Çağatay Hanı II. İsen Buga’nın hakimiyetine girmişlerdir. İsen Buga, devletinin bütünlüğünü Ebul Hayır ve Kalmuklara karşı koruyabilmek maksadıyla Canibeg ve Kerey sultanlar ile iyi geçinmeye çalışmıştır. Yedisu Bölgesi’nin güneybatı kesimini, Çuy Nehri ve Kazıbaşı Dağları bölgesine konuşlanmalarına izin vermiştir. Böylelikle Kazak Hanlığı’nın temelleri atılmıştır. Kazak Hanlığı, 15. & 16. yüzyıllarda sınır komşularının iç – dış meselelerinden yararlanarak, Hazar Denizi’nin doğusu, Aral Gölü’nün kuzey kısmında yer alan topraklardan, Yedisu bölgesi, İrtiş Irmağı’nın yukarı kesimleri ve Altay Dağları’nın batısına kadar olan coğrafyaya hakim olmuşlardır. Ebul Hayır Han’ın vefat etmesi ile Canibeg ve Kerey Hanların liderliğinde ki Kazak Özbekleri, Doğu Kıpçak bozkırlarına hüküm sürer hale gelmişlerdir. Kerey ve Canibeg, hanlığı kurdukları esnada 200.000 kişinin hâkimiyetleri altında oldukları belirtilmektedir. İsen Buga’nın, düşmanı Ebul Hayır Han’a karşı destek vererek büyüttüğü Kazak Hanlığı’nın sergilediği hareketleri tehdit olarak algılamışsa da engelleyecek gücüde bulunmamaktaydı. İsen Buga’nın vefat etmesinin neticesinde Doğu Çağatay Hanlığı’nın iç karışıklıkları sebebi ile Yedisu Bölgesi’ndeki Türk boyları Kazak Hanlığına katılmışlardır. Yavaş yavaş sırları genişlemeye başlayan Kazak Hanlığı ve Özbek Hanlığı arasında hükümranlık mücadeleleri baş göstermiştir.

17.yüzyılın ilk yıllarında yaşanan hadiselerin negatif sonuçlanmalarının neticesinde merkezi otorite zayıflamaya başlayarak, kendi boy beylerinin idaresinde Ulu, Orta, Küçük Cüz olmak üzere üç bölüme ayrılmışlardır. “Cüz” sözcük anlamı hangi manaya geldiği tam olarak bilinmese de bazı literatürlerde, “dal, kol, kısım veya orda” şeklinde geçmektedir. Kazak incelemelerinde üç cüzden bahsedilirken küçük Cüz için “Bekarıs”, Orta Cüz “Canans” ve Ulu Cüz “Akarıs” tabirleri kullanılmıştır.

Ulu Cüz, Taşkent taraflarında Evliya-ata, Çimkent, Alma-ata, Talas ve Yedisu bölgesinde hayatlarını idame ettiren on bir uruktan oluşmaktadır. 18. yüzyılın ikinci çeyreğinde Kalmukların idareleri altına girmişse de 1750 senesinde tekrar istiklalini kazanmıştır. Bununla birlikte Ulu Cüz’ün doğusu, Çin buyruğu altına girmiştir. 19. yüzyılın ilk yıllarında Ulu Cüz yeniden hakimiyetini elde etse de fazla sürmemiştir. Hokand Hanlığı’nın himayesine girmiştir. Çarlık Rusya Hükümeti’nin birlikleri ara ara Ulu Cüz topraklarına giriyorlardı. Rus askerlerine karşı koyabilecekleri güçlerinin olamaması hasebiyle bir kısmı Çarlık yönetimine geçmiştir. Rusya nüfuzunda bulunan bölüm haricinde geri kalan topraklar özerk olarak Hokand Hanlığına bağlanmışlardır.

Orta Cüz, Irgız ve Turgay Irmaklarından Ceyhun Nehri’ne, Altay ve Targabatay Dağları’ndan Balkaş Gölü’ne kadar olan topraklarda Kıpçak, Nayman, Argın, Kerey=Girey, Vak, Kongrat gibi altı uruk yaşamlarını idame ettirmekteydiler. Orta Cüz, ilk olarak varlığını Kalmuklara karşı koruması gerekiyordu. Orta Cüz hanı Abılay Han hükümetinin birliği için büyük fedakarlıklar yaptı. 1781 senesinde Türkistan’da Han seçildi. Oyratların saldırılarına ve Çarlık Rusya’nın mandasına karşı iyi bir siyasi politika yürüttüğü için ülkesi bağımsız kalabildi. Abılay Han, Çarlık Rusya ve Kalmuklara karşı Çinliler ile siyasi ilişkiler kurdu. Bütün cüzleri bir araya getirmeye çalışmışsa da başarılı olamadı. Abılay Han’ın vefat etmesi ile yerine oğlu Abdullah geçti. Çarlık Rusya’nın politik zulümlerine karşı gelemeyeceğini düşünerek, Çin ile siyasi münasebetlerini sıkı tuttu. Çarlık Rusya, bu duruma müsamaha gösteremeyecekti ve bu yüzden Abdullah Han ile dostane münasebetler kurmaya  çalıştı. Lakin Çarlık Rusya, 1782 yılında cenk etmeden Abdullah Han’ı esir etti. Levşin, “Bökeybay Sultan’ın 1748 yılında Kalmukların, Başkırtların, Sibirya ve Ural Kazaciklerinin önlerinde köpekten kaçan tavşan gibi kaçıyorduk” diye dediğini belirtmiştir. Veli Han, Çarlık Rusya’nın saldırılarını önleyebilmek için Çin ve Buhara ile münasebet kurmaya çalıştı. 1817’de Bökeybay Han, 1819’da Veli Han vefat etmiştir.

Küçük Cüz, Bay Ulu, Alim Ulu ve Çeti Ulu olmak üzere üç uruktan oluşuyordu. Aral Gölü’nün kuzeyi, Seyhun Nehri’nin aşağı yatağına kadar olan bölümlerde Ebul Hayır yönetiminde yaşamaktaydılar. Kalmuklar ile yapılan mücadeleler Küçük Cüz’ü iktisadi yönden yıpranmasına ve güçlük çekmesine neden olmuştur. Ebul Hayır Han, üç cüzünde idarecisi olmaktan vazgeçemiyordu. Ebul Hayır Han, Kalmukların yürüyüşleri, Başkırtların saldırılarından ülkesini koruyabilmek için Rus vatandaşlığına geçmek istemiştir. Çarlık Rusya Hükümeti, 16. yüzyılın üçüncü çeyreğine denk gelen yıllarda Kazak Hanlığı’nın hudut komşusu olmuştur. Hanlığın, Kalmuklara karşı korkusu Çarlık Rusya’ya yakınlaşmalarına sebep olmuştur. Ebul Hayır Han, 1731 yılında iç işlerinde serbest, dış işlerinde Çarlık Rusya Hükümeti’ne bağlanmıştır. Çarlık Rusya himayesinde olsalar dahi 1822 yılına kadar hanlık idaresi ile yönetilmişlerdir. Lakin ilk olarak Küçük Cüz’de hanlık sistemini kaldırarak Rus yönetim politikası uygulanmaya başlanmıştır. 1822-1867 yılları arasında hanlık sistemi kaldırıldı, 1868’de yeni sisteme göre düzenlenmiştir.

Orta Cüz’ün kudretli hanı Abılay Han’ın torunu Kenasarı Han, Kazak Hanlığı’nı tekrar bir araya getirmek istemiştir. Çarlık Rusya Hükümeti’ne karşı bağımsızlık için saldırılara başladı. Kenasarı Han’ın Rus birliklerini yenmesi üzerine halkın desteği arttı. Devlet teşkilatını tekrar oluşturan Kenasarı Han, çevredeki diğer hanlıklar ile siyasi münasebetler kurdu. Hayvanlara gelen ölümcül hastalıktan ötürü ordusu zayıflamıştır. Çarlık Rusya Hükümeti, elçiler göndererek, barış tekliflerinde bulunmuşsa da Kenasarı Han bunları reddetti. Kenasarı Han ve kardeşi Navrızbay birlikte mücadele ettikleri iki Kırgız tarafından öldürüldüler. Kazak Hanlığı, tamamen Çarlık Rusya Hükümeti’nin hakimiyetine girmiştir.

Kaynaklar

М.А. Сарсембаев, казахское ханство как суверенное государство средневековой эпохи, Институт законодательства Республики Казахстан, Астана, 2015.

Umid Kydyrbayeva, Kazak Hanları’nın Resmi Yazışmaları Üzerine Yapılan Çalışmalar, The Journal Of Social Secience, S.25, 2018.

Joo-Yup-Lee, The Kazakh Khanate, Precolonial Central Asia, 2019.

Albina Muratbekova, Steppe Rules and Their Dıplomacy in the XVIII-XIX. Centuries, Eurasian Research Journal, Almaty, 2020.

Sabri Hizmeti, Kazak Ulusu ve Kazak Tarihi Üzerine: Dünü ve Bugünü, İSTEM, Almatı, 2011.

Mirza Haydar Duğlat, Tarih-i Reşid-i, Selenge Yayınları, Çev. Osman Karatay, İstanbul, 2006.

Orhan Doğan, Aysel Erdoğan, Batı Türkistan Hanlıkları, Berikan Yayınevi, Ankara, 2017.

Baymirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadele Tarihi, TTK, Ankara, 2004.

Alau Adilbayev, Çarlık Döneminde Kazak Topraklarında Yürütülen Ruslaştırma Faaliyetleri, BİLİG, 2002.

Aleksey Levşin, Opsanie Kırgız-Kazaçikh İli Kırgız- Kaysakskikh Orde i Stepey, SPB, 1832.

Fatma Çetin

Genel Türk Tarihi Bilim Uzmanı. Yüksek Lisans'ı Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen "Rus Saldırıları & Hîve Hanlığı'nın Askeri Teşkilatı" isimli tez çalışması ile tamamladım. Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Toplulukları & Rusya Tarihi çalışmaktayım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu