Türk Tarihi

Çarlık Döneminden Cumhuriyete Azerbaycan

Konuk Yazar: Gülten Bal (Genel Türk Tarihi Doktora)

Altın Orda Devletinin yıkılmasının ardından Rusya, başlamış olduğu genişleme siyasetinde birinci hedefi olan Türkistan ve Kafkasya üzerindeki planlarını gerçekleştirebilmek için Ruslaştırma ve Hıristiyanlaştırma siyasetine başvurmuştur. Rus olmayan halklar üzerinde kurulan baskılar ne Türkistan ne de Kafkas Türkleri arasında başarılı olmamış, bölgede yaşayanlar öncelikle din birliğine sarılarak kimliklerinden ödün vermemişlerdir. Daha sonra, modern eğitim alan gençlerin Avrupa’da ve Rusya’da gördüklerini ülkelerinde uygulamak üzere çalışmaları, halkı eğitime yönlendirerek dünyevî ilimlerin önemine vurgu yapmaları, siyasî ve kültürel baskılar karşısında milliyetçilik şuurunun gelişmesi gibi sebeplerle başlayan uyanış hareketleri, bölge halklarının bağımsızlıklarına giden yolun başlangıcı olarak görülebilir.

Rusya’nın hâkimiyet kurduğu Türk yurtları olan Kafkas ve Türkistan bölgelerinde Çarlık rejimi döneminde başlayan baskı ve sindirme politikasından bıkan halk, Ekim 1917 tarihinde gerçekleşen Bolşevik İhtilâlini kurtuluş olarak görüp sevinmişse de komünist rejimin vadettiği tüm halklara kendi gelecekleri hakkında karar verme özgürlüğünün tanınacağı sözünün bir yalandan ibaret olduğunu anlamaları çok sürmemiştir.

Sosyalist rejim, Çarlık dönemini aratan uygulamalarıyla baskıları artırdıkça millî uyanış hareketi büyümüş, verilen mücadeleler sonunda Türk ve Müslüman dünyasında ilk bağımsız devlet olan Azerbaycan Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır. Ruslar bölgedeki petrolü kaybetmek istemedikleri için Ermenilerin desteğini de alarak bölgede kanlı planlar ile tekrar söz sahibi olmuşlarsa da mücadeleden vazgeçmeyen Azerbaycan Türkleri, yaşadıkları bütün kayıplara rağmen 1991 yılında bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir.

a-Çarlık Rejimi Döneminde Azerbaycan

Önce Altın Orda Devletinin, ardından Kazan Hanlığının ortadan kalkması Rusya’nın Türkistan üzerindeki emellerini gerçekleştirmesinin önündeki engel olan direniş noktalarından kurtulmasını sağlamıştır. Osmanlı Devleti’nin Rus tehlikesini görememesi ve İran ile Azerbaycan için yaptığı mücadele esnasında Ruslar sessizce İdil (Volga) bölgesine yerleşmiş, 1556’da Astarhan’ı ele geçirerek Azerbaycan’a komşu olmuş, 1567’de ise Terek Kalesini işgal ederek Osmanlı Devleti’ne iyice yaklaşmıştır.[1]

Azerbaycan’ın jeopolitik konumu, zengin doğal kaynakları, ticarî ve tarımsal üretim bakımından potansiyeli Rusya’nın Azerbaycan toprakları üzerindeki iştahını kabartmış ve Nadir Şah döneminde başlayan işgal faaliyetleri, 1828 yılında İran ile imzalanan Türkmençay Antlaşması sonucunda Kuzey Azerbaycan topraklarının tamamını ele geçirmesiyle sonuçlanmıştır.[2]

Bir liman şehri olan Bakü’nün ele geçirilmesi Rusya’nın planlarının bir bölümünü oluşturmaktaydı. Önce Şirvan Hanlığının, ardından sırayla Bakü, Talış ve Karabağ Hanlıklarının işgali sonucunda 12 Ekim 1813’te Karabağ’ın Gülistan Köyünde Gülistan Antlaşması imzalanarak Aras’ın kuzeyindeki tüm hanlıklar; Bakü, Şirvan, Şeki, Gence, Karabağ, Lenkeran, Kuba ve Derbend’in Rusya’ya katıldığı bildirildi.[3] Gülistan Antlaşması ile bütün Azerbaycan Hanlıkları Rusya’ya dahil edilmesine ve İran’ın, Doğu Gürcistan ve Dağıstan’da hak iddia etmeyeceğine ilişkin garanti vermesine rağmen, Revan ve Nahçivan Hanlıkları İran himayesinde bağımsızlıklarını koruyabilmişlerdir.[4] Bu hanlıklar arasında süren ve bitip tükenmeyen kavgalar Azerbaycan halkını sefalete düşürdüğü gibi, siyasî ve askerî yönden de tam bir acizliğe itmiş ve sonuç olarak bölgenin Rus işgaline uğramasına ve kolayca ele geçirilmesine zemin hazırlamıştır.

1826 yılında İran ordusu Azerbaycan’ın kuzey topraklarına girince 1827’de Rus ordusu Tebriz, Marağa, Urmiye ve Erdebil’i işgal etti. 10 Şubat 1828’de Tebriz’in güneyindeki Türkmençay mevkiinde Azerbaycan’ı kuzey ve güney olarak ikiye bölen Türkmençay Antlaşması imzalandı.[5] Türkmençay Antlaşması ile Aras Nehrinin kuzeyi Çarlık Rusya’sına, güneyi ise Kaçar sülalesi yönetimindeki İran’a bırakılmıştır. Bu dönemde artık kuzeyden Rusya, güney ve güneydoğudan İngiltere, İran sınırlarına dayanmıştır. Bu antlaşma ile Azerbaycan, kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölünmüş ve günümüzde halen devam eden “Güney Azerbaycan Sorunu” ortaya çıkmıştır.[6]

Rusların dinî olarak kendilerine daha yakın olarak gördükleri ve bölgede emellerini gerçekleştirmek üzere kullandıkları Ermeniler, Kuzey Azerbaycan’ın ele geçirilmesinin ardından Erivan ve Karabağ bölgesine yerleştirilmeye başlandı.

Çarlık idaresi Azerbaycan’a hâkim olduğu dönemde bölgede Ruslaştırma ve Hıristiyanlaştırma siyasetini uygulamış olsa da başarılı olduğu söylenemez. İran’ın din ve mezhep itibariyle Azerbaycan Türklerine yakın olması nedeniyle Ruslaştırma döneminde İran kültürü ön plana çıkmıştır. Bunun üzerine Ruslar İran’ı etkisizleştirmek için Türk dili ve kültürü üzerindeki Fars etkisini kırmaya çalışınca istemeden Azerbaycan’da millîleşme hareketlerini başlatmış oldular.[7]

XIX. yüzyılın sonlarına doğru Azerbaycan Türk aydınları, ülkedeki cehalet ve geri kalmışlığı görerek milleti bu durumdan kurtarmanın lüzumunu hissetmeye başlamışlardır. Mehmet Ali Mirza Kazım Bey ve Abbas Kuliağa Bakühanov, Azerbaycan’da millî uyanış hareketinin öncü isimleri olmuş, Mirza Fethali Ahundzâde ise yazdığı komedi ve şiirlerle, ayrıca Türk Dilinin sadeleştirilmesi çalışmalarıyla ün kazanmıştır.[8]

Mirza Fethali Ahundzâde 1850-1855 yılları arasında tam mahallî Türk şivesiyle ve Avrupa tarzında yedi adet komedi eseri yazmıştır. İslâm alfabesinin ıslahı konusunda çalışmaları olan Ahundzâde, 1863 yılında İstanbul’a gelerek konu hakkında hazırladığı eserini Sadrazam Keçecizâde Fuad Paşa’ya sunmuş ve burada aydın düşünceli kişilerle de görüşmeler yapmış fakat herhangi bir sonuç alamamıştır.[9]

b-Sovyet Yönetimi Döneminde Azerbaycan 

Kuzey Azerbaycan son iki yüz yıllık dönemde hepsi birbirinden farklı altı devlet yapılanması altında varlığını sürdürmüştür. Bunlar; Rus Çarlığı, Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, SSCB ve bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetidir.[10]

XIX. yüzyılın başından itibaren Azerbaycan hanlıklarının Ruslar tarafından ilga edilerek yerine merkezî bir sistem kurulması halkta da bazı değişiklere neden oldu. Soylu ve zengin aileler, çocuklarını Şii kimliğinin ve Arap ve Fars kültürünün egemen olduğu medreseler yerine Rusya ve Avrupa’nın modern eğitim kurumlarına yönlendirdiler.[11] Azerbaycan halkının İran ile ilişkilerini kesmek niyetinde olan Rusya, özellikle Kuzey Azerbaycan’da Farsça kullanımını kısıtlamak amacıyla yeni açtığı okullarda Azerbaycan Türkçesinin öğretilmesine özel önem vermiştir.

Rus Hükümetinin yeni açtığı okullarda modern eğitimi desteklediği gibi geleneksel mektep, medrese eğitimine ve mollahanelerin faaliyetlerine de izin vermiştir. Halk önceleri, yeni açılan modern tarzdaki okullara çok rağbet göstermemiş olsa da buralarda okuyan az sayıdaki öğrenci daha sonra önemli Rus şehirlerinde ya da Avrupa’da eğitimlerine devam etmişler, böylece Batı medeniyetini tanıyan ve Avrupa’daki yeniliklere hâkim bir aydın kesim oluşmuştur. Bunlar ülkelerine döndüklerinde yenilikçi fikirlerin öncülüğü görevini üstlenmişler ve bu akımı başlatmışlardır.[12] Eğitim sisteminin yetersizliğini gören aydınlar, halkı ve zenginleri eğitim seferberliğine çağırmışlardır. Modern ve batı tarzında eğitim kurumlarının açılmasıyla – Bakü başta olmak üzere – okulların sayısı artmış, Usul-i  Cedid okullarına geçişle birlikte dil meselesi üzerinde durulmaya başlanmış ve Türkçe ile ilgili eserler kaleme alınmıştır.[13]

Rusya’da 1903-1904 yıllarında başlayan sosyalist düşünceler Azerbaycan’da aralarında Mehmet Emin Resulzade’nin de bulunduğu “Himmet” adı altında partinin kurulmasına yol açtı. 1907 yılında Çarlık rejimi biraz toparlanınca, Azerbaycan’ın Sovyetleşmesine katkıda bulunan Himmet Partisinin kapatılması da dahil olmak üzere sert tedbirlere başvurmuştur.[14]

Ahmet Ağaoğlu öncülüğünde kurulan Difai Teşkilatı da Azerbaycan tarihi açısından önemlidir. Bakü, Rusya’nın petrol üretimi için en önemli merkezlerinden biri konumundaydı. Burada çalışan petrol işçileri arasında da Rusya’nın diğer şehirlerindeki işçiler arasındaki huzursuzluk yayılmaktaydı. Hükümet ceza olarak petrol madenlerini yakarak işçileri suçlamış ve yüzlerce işçiyi hapse atmıştı. Bakü’de başlayan petrol işçilerinin hükümet aleyhine gösterileri köylerde kendini “kaçak hareketi” olarak gösterdi. Fakir halkın desteğini alan kaçaklar, zengin toprak ağalarının mülklerine ve zaman zaman da Çarlık memurlarına, polislere saldırılar düzenliyordu. Hükümet ülke genelinde devam eden bu sorunlara çözüm bulmak yerine Bakü gibi birçok etnik unsurun yaşadığı yerlerde halklar arasında kavga çıkarmak yolunu seçmeyi tercih etti. Ermeni Taşnaksütyun Partisine verilen destekle etnik çatışmalar kısa sürede Azerbaycan’ın diğer bölgelerine de sıçradı.[15] Ermenilerin katliamlarıyla karşı karşıya kalan Türkler, kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalınca 1906’da Ahmet Ağaoğlu önderliğinde Difai (Savunma) teşkilatını kurdu.

Himmet Partisinin 1907 yılında Ruslar tarafından kapatılmasının ardından, Mehmet Emin Resulzâde başkanlığında 1911 yılında “Müsavat Partisi” kurulmuştur. Bu parti kısa zamanda bütün Azerbaycan Türklerinin kurtuluş ümidi haline gelmiştir. Parti programı Ziya Gökalp’in ortaya koyduğu “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” fikirleri zemininde oluşmuştur.[16] Bu arada Sultan Galiyev, Turar Rıskulov, Ekmel İkramov, İbrahim Galimcan, Neriman Nerimanov gibi sosyalistlerin vaatlerine inanan bazı isimler İşçi Partisi’ne kayıt oluyorlar, Mehmet Emin Resulzade ise kurtuluşun millî birlikten geçtiğini telkin ediyordu.

Romanofların 1913’te tahta çıkışlarının 300. yılı hasebiyle Rusya’da ilân edilen genel af üzerine, Türk milliyetçileri Azerbaycan’a dönmeye başlamış, bu arada Türkiye’de bulunan ve Türk Ocaklarının faaliyetlerine katılan ve Türk Yurdu dergisinde yazılar kaleme alan Mehmet Emin Resulzade “Açık Söz” ismiyle çıkardığı gazetede, Türkiye’de tanımış olduğu Ziya Gökalp’in Türkçülük fikirlerini yaymaya başlamıştır. Dolayısıyla Resulzade’nin fikirleri aslında Ziya Gökalp’in ve Cumhurbaşkanı Elçibey’in takip ettiği siyaset de Hüseyin Nihal Atsız’ın Türkçülüğünün etkisinde kalmıştır.[17] Resulzade, Türk Ademi Merkeziyet Müsavat Partisi’nin ilk kurultayında genel başkanlığa seçilmiştir.[18]

Şubat 1917 tarihinde gerçekleşen Rus devrimi, Azerbaycan millî mücadelesi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihten sonra Azerbaycan’da bağımsız bir devlet kurma mücadelesi hız kazanmıştır.[19] 1917 ihtilâlinden sonra Lenin ve Stalin imzasıyla yayınlanan Rusya Milletlerinin Hakları Beyannamesinde “Rusya Toplulukları kendi mukadderatlarına bizzat kendileri hâkim olacak ve istedikleri takdirde Rusya’dan tamamen ayrı bağımsız bir devlet kurabilecekler” kararı Azerbaycan ve Türkistan Türklerinde kurtuluş yolunda bir umut ışığı olmuştu.[20]

28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan’da millî hükümetin kurulması, Rusya’da yaşayan Türkler için bir kurtuluş ve millî uyanış yolunda büyük umutlara sebep olmuştur.[21] Azerbaycan artık bir devletin adıydı ve yeni kurulan bu devletin zemini Türkçülük üzerine oturtulmuştu.[22] Türk ve Müslüman Dünyasında ilk Cumhuriyet yönetimine sahip devlet Azerbaycan Halk Cumhuriyetidir.[23]

Zengin petrol yataklarının bulunduğu Azerbaycan topraklarının kontrolden çıkması Bolşevikleri çok rahatsız etti. Sosyalistlerin elinde bulunan Bakü’de Ermeniler de Ruslara destek oluyor ve Azerbaycan Türklerine karşı giriştikleri katliamları fütursuzca sürdürüyorlardı. Türklerin ellerinde yeterince silah bulunmadığından büyük kayıplar veriliyordu. Yeni kurulan devletin hükümeti Osmanlı hükümetinden yardım talebinde bulundu.[24]

Türk Hükümeti, Azerbaycan Hükümetinin bu talebini hemen kabul etmiş ve 8.500 kişiden oluşan bir kuvveti derhal Azerbaycan’a göndermiştir. Azerbaycan Türklerinden oluşan gönüllüler ile desteklenen bu Türk ordusu, Ermenilerin yardım ettiği Bolşevikleri 15 Eylül 1918’de yenerek Bakü’yü geri almıştır. Ancak 30 Ekim 1918’de Mondoros Mütarekesinin imzalanması ve bu mütarekede bulunan Osmanlı askerinin Azerbaycan’dan çekilmesi maddesi gereğince Türk ordusu Azerbaycan’ı boşaltmak zorunda kalmıştır.[25]

Bu arada Ruslar bölgede faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Azerbaycan’da Komünist Parti teşkilatlanmasını tamamlayınca Rusya’nın katkısıyla bir anayasa hazırlandı. 1922’de yürürlüğe giren bu anayasaya göre Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Sovyetler Birliğine bağlı Kafkasötesi Sovyet Federal Cumhuriyetlerini oluşturdu. 1936 yılına kadar bu Federal Sovyet Cumhuriyetleri devam etmiş, bu tarihte yapılan değişiklikle, Rusya’ya bağlı ayrı birer Sovyet Cumhuriyeti haline gelmiştir.[26]

1922-1936 tarihleri arasındaki dönem Azerbaycan için son derece sessiz geçmiştir. Bu dönemde Sovyet direktifi ile Azerbaycan Komünist Partisi, Azerbaycan Türklerinde oluşan Türklük bilincinin yok edilmesi ve Türkiye ile olan irtibatın kesilmesi için birçok önlem almıştır. Azerbaycan Türklerini Sovyet Eğitim Sistemine entegre etmek, Türkiye ile iletişimi kesebilmek amacıyla önce Latin alfabesine, Yeni Türkiye Cumhuriyeti Latin alfabesine geçince de Kiril alfabesine geçiş bunlardan bazılarıdır.[27]

1985’ten sonra Sovyetler Birliğinde uygulanmaya başlanan yeniden yapılanma ve açıklık politikalarıyla Azerbaycan’da otoriter sisteme muhalif olanlar Halk Cephesi etrafında toplanmaya başladılar. Ermenistan ile Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ Özerk Bölgesiyle ilgili yaşanan problem üzerine 200.000 Azerbaycan Türkü’nün Ermenistan’dan çıkarılması gerginliğin artmasına sebep olmuştur.

Sovyet yönetimi, Halk Cephesinin güçlendiğini görerek Bakü’de Ermenilere yönelik saldırıları gerekçe göstererek kanlı bir müdahalede bulundu. Azerbaycan Türkleri saldırının, ülkede giderek güçlenen halk muhalefetini sindirmek ve diğer Müslüman cumhuriyetlere gözdağı vermek olduğunu belirttiler ve Moskova yönetimini protesto ettiler. 1990 yılı Eylül, Kasım ve Aralık aylarında yapılan seçimlerde Halk Cephesi ve diğer muhalif grupların oluşturduğu Demokratik Blok 360 üyeden oluşan meclise 40 civarında temsilci gönderdi. 1990 yılı başında yayımlanan Azerbaycan Devlet Başkanlığı Kararnamesiyle ülkenin adından “Sovyet Sosyalist” ibaresi çıkarılarak Azerbaycan Cumhuriyeti olarak değiştirildi.[28]

SONUÇ

Rus emperyalizminin Türk Milleti açısından en zorlu etkilerini bıraktığı bölgelerden biri de Azerbaycan’dır. Siyasî birliğini sağlayamamış, İran etkisinde kalarak içine kapanmış, eğitim ve kalkınma anlamında büyük eksiklikleri bulunan, buna rağmen zengin petrol kaynakları ve stratejik konumu ile Rusların iştahını kabartan Azerbaycan, bağımsızlığını elde edebilmek için büyük mücadelelere sahne olmuştur.

Önce Çarlık rejimi döneminde uygulanan asimile politikaları, ardından Komünist rejimin baskıları karşısında çareyi eğitim ve millî birlikte arayan aydınların mücadeleleri, Rusların ve onlar tarafından maşa olarak kullanılan Ermenilerin mezalimleri karşısında halkın haklı isyanı bağımsızlığa giden yolu açmış, yaşanan büyük acılar ülkenin Türk ve Müslüman dünyasında Cumhuriyet ilân eden ilk devlet olmasını sağlamıştır.

Rus yönetimi bölgeyi kaybetmemek için Komünizmi ülke içerisinde yaygınlaştırmış ve bir süre hâkimiyeti sağlamış olsa da uygulanan politikalar ve Ermenilerle yaşanan problemler halkın kendi geleceğini tekrar ellerine almasını sağlamış ve 1990 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını ilân etmiştir.

[1] Saadettin Yağmur Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara: Berikan Yayınevi, 2018, s.23.

[2] Refik Turan, “Kuzey Azerbaycan’da Modern Ulusal Kimliğin Gelişim Sürecine Genel Bir Bakış”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 61 (2018): 429-451.

[3] Ahmet Kanlıdere, Nesrin Sarıahmetoğlu, Ayşegün Soysal Akyos, XIX. Yüzyıl Türk Dünyası, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, 2013, s. 113-114.

[4] Cihat Aydoğmuşoğlu, Tarihte Tebriz, Ankara: Berikan Yayınevi, 2011, s.151. (Aydoğmuşoğlu 2011)

[5] Kanlıdere, Sarıahmetoğlu, Akyos, XIX. Yüzyıl Türk Dünyası, s. 113-114.

[6] Aydoğmuşoğlu, Tarihte Tebriz, s.151.

[7] Fahri Sakal, Ağaoğlu Ahmed Bey, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1999, s.3.

[8] Kanlıdere, Sarıahmetoğlu, Akyos, XIX. Yüzyıl Türk Dünyası, s. 116-117.

[9] Yusuf Akçura, Türkçülük: Türkçülüğün Tarihi Gelişimi, İstanbul: İlgi Kültür Sanat, 2018, s.55.

[10] Turan, “Kuzey Azerbaycan’da Modern Ulusal Kimliğin Gelişim Sürecine Genel Bir Bakış”, 429-451.

[11] Kanlıdere, Sarıahmetoğlu, Akyos, XIX. Yüzyıl Türk Dünyası, s. 114.

[12] Turan, “Kuzey Azerbaycan’da Modern Ulusal Kimliğin Gelişim Sürecine Genel Bir Bakış”, 429-451.

[13] Kanlıdere, Sarıahmetoğlu, Akyos, XIX. Yüzyıl Türk Dünyası, s. 116-117.

[14] Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, s.26.

[15] Ramin Sadıgov, “Rus İhtilallerinin Azerbaycan’a Etkileri: Bağımsızlığa Giden Yol, Gazi Türkiyat Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 16 (2015): 185-205.

[16] Mehmet Saray, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014, s.43.

[17] Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, s.27-28.

[18] Age, s.26.

[19] Türkler Ansiklopedisi, Mehman A. Damirli, 21. cilt, Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, “A. Azerbaycan Bağımsızlık Mücadelesi – Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (1918-1920)” maddesi. S. 148-156.

[20] Vugar Akifoğlu, “Azerbaycan’da Millî Direniş (1917-1930)”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 57/2 (2017): s.776-795.

[21] Akdes Nimet Kurat, Türkiye-Rusya, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1990, s.415.

[22] Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, s.31.

[23] Damirli, “A. Azerbaycan Bağımsızlık Mücadelesi – Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (1918-1920)” maddesi. S. 148-156.

[24] Saray, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi, s.44.

[25] Age, s.46.

[26] Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, s.37.

[27] Saray, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi, s.46.

[28] TDV İslâm Ansiklopedisi, Ziya Musa Buniyatov, “Azerbaycan” maddesi, 1991, https://islamansiklopedisi.org.tr/azerbaycan (02.06.2020 tarihinde erişildi.)

Kaynakça

  • Ahmet Kanlıdere, Nesrin Sarıahmetoğlu, Ayşegün Soysal Akyos. 2013. XIX. Yüzyıl Türk Dünyası. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.
  • Akçura, Yusuf. 2018. Türkçülük: Türkçülüğün Tarihi Gelişimi. İstanbul: İlgi Kültür Sanat.
  • Akifoğlu, Vugar. 2017. «Azerbaycan’da Millî Direniş.» Ankara Üniveristesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi 776-795.
  • Aydoğmuşoğlu, Cihat. 2011. Tarihte Tebriz. Ankara: Berikan Yayınevi.
  • Buniyatov, Ziya Musa. 1991. TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişildi: 06 02, 2020. https://islamansiklopedisi.org.tr/azerbaycan.
  • Damirli, Mehman A. tarih yok. «Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (1918-1920).» Türkler Ansiklopedisi içinde, 148-156. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları.
  • Gömeç, Saadettin Yağmur. 2018. Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi. Ankara: Berikan Yayınevi.
  • Kurat, Akdes Nimet. 1990. Türkiye-Rusya. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
  • Sadıgov, Ramin. 2015. «Rus İhtilallerinin Azerbaycan’a Etkileri: Bağımsızlığa Giden Yol.» Gazi Türkiyat Türkoloji Araştırmaları Dergisi 185-205.
  • Sakal, Fahri. 1999. Ağaoğlu Ahmed Bey. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
  • Saray, Mehmet. 2014. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  • Turan, Refik. 2018. «Kuzey Azerbaycan’da Modern Ulusal Kimliğin Gelişim Sürecine Genel Bir Bakış.» Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 429-451.

 

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu