Türk Tarihi

Dağıstan’ın En Eski Halkı: Kumuklar

 

Kafkasya’nın doğuya açılan kapısı Dağıstan Coğrafyasının içerisinde yaşamlarını devam ettiren Kumuklar, Azerbaycan’ın kuzeyi, Hazar Denizi’nin batı kesimlerine hakim olmuşlardır. “Kumuk” sözcüğü ilk defa Kaşgarlı Mahmut’un ünlü eseri Divan-ı Lügat-i Türk’te karşımıza çıkmaktadır. “Kumuk” ismi diğer Türk adlarının etimolojisine de uyum sağlamaktadır. Kumukların ırkları hakkında pek çok görüş bulunmaktadır.

XIX. asırın başlarında yapılan incelemelerin neticesinde Kumukların, Hazarların devamı olduklarını belirtmişlerdir. Barthold ve Armin Wemberger (Wambery) Kumukların Türk olmadıklarını savunmuşlardır. Bazı araştırmacılar Kumukların Hazarların varlığında Dağıstan’a yerleşemeyeceklerini görüşleri arasında bildirmişlerdir. Başka bir düşünceye göre Gazi Kumuklar (Lek-Lak), bir kısmının şehirlere yerleşerek oradaki Karaçay-Malkar ve Kırım Türklerinden ayrılmış bir kabile olduğu ve bu birleşmelerinin sonucunda Türkleştikleri beyan edilmiştir. Bir diğer fikirde Oğuzlar ve Kıpçak Türklerinin kaynaşmaları ile meydana geldikleri tebarüz edilmiştir.

Kumukların, Antropolojik perspektif gereğince iki tür fiziki özelliklerinin bulunduğu açıklanmıştır. Ovada yaşayan Kumukların, sarı saçlı, mavi gözlü ve beyaz tenli olmakla beraber dağlık taraflarda bulunanların siyah saçlı, esmer tenli, koyu gözlü ve yuvarlak yüz yapısına sahip oldukları belirtilmektedir. Bu dış görünüşlerinde ki farklılık dillerine de yansımıştır. Bugün ki Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’nin resmi dillerine bakacak olursak bu görüşün kesinleştiği söylenilebilir. Ancak konuştukları diller içerisinde Türk Dil Grubuna ait ağızları da bulunmaktadır.

Kumukların Tarihi

Mutlak bir bilgi olmamak ile birlikte VIII. asırdan bu yana Hazar İmparatorluğu’nun sınırları içerisindeki Kumuklar da Kıpçak ve Oğuz Türkleri ile beraber aynı bölgede hayatlarını sürdürmüşlerdir. Kumukların yöneticileri Moğol Soyundan (Altın Orda) gelen kişilerden seçilmişlerdir. Onlara Şavhal veya Şamhal isimi ile hitap edilmiştir. Dağıstan yıllarca devletlerin mücadele alanı haline gelmiştir. XVIII. asırın ellili yıllarında Rusya’nın Türkistan topraklarını elde edebilmesi için önce Kafkasya’yı egemenliğine alması gerekmiştir. Daha doğrusu  Rusya’nın odak noktası haline gelmiştir. Kumuk Şavhallığı’nın sınırları Derbent ’ten Kabardey Prensliği ’ne kadar ulaşmıştır. 1813 senesinde Çarlık Rusya’nın işgaline uğramıştır.

XIX. asırın ikinci çeyreğine tekabül eden yıllarda Kumuklar yönetimdeki hakimiyetlerini tamamen kaybetmişlerdir. Resmi olarak Rusya’ya bağlanmışlardır. Kumuklardan önemli statüde ki askerler de Rus ordusu adına çalışmaya başlamışlardır. Özellikle Çarlık Hükümeti’nin Türkistan Hanlıklarını istilası sırasında Maqsut Alihanov Avarskii isminde bir Kumuk Generali yaşanan olaylara şahit olmuş ve günlüğünde bahsetmiştir. Tabi ki Rusya bununla kalmamış XX. asırda meydana gelen I. Cihan Harbi esnasında Kumuklarda Rus askerleri arasında yer almışlardır. Genellikle Galiçya Cephesi’nde mücadele etmişlerdir.

Kaynak: St. Petersburg Kunstkamera Müzesi, Lavrov İvanoviç Koleksiyonu – Dağıstan, Mahaçkale Şehri, Tarki Kumuk Köyü’ne tepeden bakış, 1952 yılı.

Kaynak: St. Petersburg Kunstkamera Müzesi, Lavrov İvanoviç Koleksiyonu, Dağıstan, Mahaçkale, Tarki Kumuk Köyü, 1952 yılı.

Rusya yönetimi altında yaşamlarını idame etmek istemeyenler Osmanlı Devleti’ne göç etmiş veya sürgün edilmişlerdir. Topraklarını terk etmek istemeyen halka çeşitli işkencelerde bulunmuşlardır. Kumuklar göç ederken genellikle deniz yolunu tercih etmişlerdir. Yaptırılan bu zorunlu göç kış mevsimine tekabül ettiği için insanlar güç şartlar ile karşı karşıya kalmışlardır. Soğuğun beraberinde açlık ve salgın hastalıklarla (Tifo, Çiçek ve Dizanteri) mücadele etmişlerdir. Olumsuz hava koşullarından dolayı çok kişi bu duruma dayanamayarak telef olmuştur. Anadolu’ya gelen göç kafileleri genel olarak nüfusu az olan Tokat, Sivas, Trabzon gibi şehirlere yerleştirilmişlerdir. Sadece Osmanlı Devleti’ne değil İran, Irak, Çeçenistan (İnguşetya) ve Azerbaycan’a da iskan edilmişlerdir. Anadolu’ya göç eden Dağıstanlı Kumuklar ekseriyetle dağlık bölgelerde yaşamaya başlamış ve hayvancılıkla ilgilenmişlerdir. Diğer yandan Rusya bir çok Dağıstanlı bilim insanını etkisiz hale getirerek, seviyelerini düşürmeyi amaçlamıştır. Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla Dağıstan’da milli birlik Kumuklar tarafından oluşturulmuştur. Salav Aliyev önderliğinde sosyal, politik, iktisadi ve kültürel hakların muhafazası amacıyla “Tenglik” milli birliği kurulmuştur.

Sosyal Hayatları

Diğer Türk toplulukları gibi Kumuklarda Şamanizm’e inanmışlardır. Bunun yanı sıra Hristiyanlık ve Musevilik gibi dinleri de benimsemişlerdir. Altın Orda Devleti’nin egemenliği altına girmelerinin sonucunda İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Çoğunluğu Hanefi Mezhebine mensup olmuştur. Günümüzde de Dağıstan’ın en yaygın dini İslamiyet’tir. Kumuklarda halk sosyal statülere ayrılmış ve alt tabakada bulunan kişiler yönetimde söz sahibi olamamışlardır. Bey ve Şavhalların haricinde Özden, Reaya ve Kul (Köle) olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Özdenler, genellikle halkın çoğunluğunu sağlayan bağımsız bir tabakadır. Reaya, beylerin veya din adamlarının yönetimi altında bulunan gruptur. Kul ise savaş esnasında köle diye alınan veyahut aldıkları esirlerin çocuklarından meydana gelen topluluktur.

Kaynak: St. Petersburg Kunstkamera Müzesi, Siebert Erna Vladimirovna Koleksiyonu, Dağıstan, Mahaçkale Şehri, Tarki Köyü, 1927 yılı.

Kumuklarda, hırsızlık, taciz veya tecavüz gibi yüz kızartıcı suçlarla “töre” adı verilen bir kurul ilgilenmiştir. Yazılı olmayan bu kurallara uyulması zorunlu kılınmıştır. Mahkemenin verilmiş olduğu kararları ancak “Aksakallılar” diye tabir edilmiş, ileri gelenlerden oluşan yaşlılar heyeti bozma hakkına sahip olmuşlardır.

Kumukların yaşadıkları yerler daha çok sanayi ve tarıma elverişli arazilerdir. XX. asırda ki nüfus çalışmalarına göre Kumuklar tarımda, tahıl ve meyvecilikle meşgul olmuşlardır. Lakin Sovyetler devrinde iktisadi sebepler ile Dağıstan’ın kuzey kesiminde ki bereketli topraklarda yaşayan Kumukların yanına Lezgi ve Avarların (Türk olmayan sahte Avarlar) yerleştirilmesi etnik kargaşaların meydana gelmesine sebebiyet vermiştir. Bu gelişmelerin akabinde sanata ve edebiyata da ayrıca önem vermişlerdir. Kumuklar, tarihlerine ışık tutacak nitelikte bir çok eser ortaya çıkarmışlardır.

Kaynak: St. Petersburg Kunstkamera Müzesi, Lavrov İvanoviç Koleksiyonu, Dağıstan, Mahaçkale, Tarki Kumuk Köyü, 1952 yılı.

Kaynakça

BUNİYATOV, Ziya Musa, “Dağıstan” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1993), 8/404-406.

KARATAŞ, Ömer – ARBATLI, Mehmet Said, “Kumuk Türklerinin Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçü”, Tarih İncelemeleri Dergisi, C. XXX, 2015, s. 101-120.

KURTULUŞ, Rıza, “Kumuklar” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2002), 26/372-373.

TAVKUL, Ufuk, “Kumuk Türkleri – Tarihleri, Sosyal Yapıları ve Dilleri Üzerine Bir İnceleme”, Kırım Dergisi, C. 13, 2005, s. 29-39.

YILMAZ, Özgür, “1864 Kafkas Göçü Hakkında Bir Rapor”, Mavi Atlas, 2014, s. 133-156.

 

Fatma Çetin

Genel Türk Tarihi Bilim Uzmanı. Yüksek Lisans'ı Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen "Rus Saldırıları & Hîve Hanlığı'nın Askeri Teşkilatı" isimli tez çalışması ile tamamladım. Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Toplulukları & Rusya Tarihi çalışmaktayım.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Tebrik ediyorum bilgilendirmen ve herkesin anlayacağı dilde acık bir şekilde anlatımın için teşekkürker emeğine ve kalemine sağlık

  2. Çok güzel bir yazı.. Güzel bir derleme.. Soyağacı Dağıstana dayanna biri olarak ilgiyle okudum. Emeğinize sağlık, yeni yazılarınızı merekla bekliyorum. Tebrikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu