Alternatif Tarih

Doğunun Güzel Yüzü Prenses Fevziye

Eski Mısır Prensesi ve İran Kraliçesi Fevziye Fuad'ın Hikayesi

Eski Mısır Prensesi ve İran Kraliçesi Fevziye Fuad, 1921’de İskenderiye’de dünyaya gelmiş idi. Onu tarihin tozlu sayfalarına işleyen şey ise soyundan ve  yaptığı evlilikten ilham almaktadır. Prenses Fevziye, Mısır’ın ilk kralı Fuad’ın kızı; son kralı Faruk’un kız kardeşi, ardından İran’ın da son şahı Rıza Pehlevi’nin de ilk karısı idi. Bu şanslı görünen hanım çocukluğunda özel bakıcılarla yetiştirilen, dönemin şartlarına göre en iyi şeylere sahip olurken aynı zamanda çok iyi bir eğitim ve öğrenim görerek yabancı dilini geliştirmiştir. Döneminin en güçlü figürlerinden biri olan prensesin  modadan daha çok sevdiği bir şey varsa o da şüphesiz özgürlüğüne olan düşkünlüğüydü.    Prenses Fevziye’nin çağdaş Mısırlı kadını imajı dünya basınında yankılanır olmuştu.

Prenses Fevziye, ailesinin en bilinen yüzü olarak kabul edilmişti. Dört kız kardeşten biri olan Fevziye, uzun bir süre 20. yüzyılın ilk yarısındaki Amerikan sinema yıldızları ile karşılaştırıldı. O,  kardeşi Faruk’tan da özel bir ilgi gördü. O kadar ki Faruk, karısı Feride’den ayrıldıktan sonra yerine kraliçe olarak Fevziye’yi seçti. 

Ancak, babaları kral Fuad vefat ettiğinde işler biraz değişmeye başlamıştı. Tahtın yeni sahibi ağabeyi Faruk olurken, kralın en büyüğü 16 yaşında ki Fevziye olmak suretiyle dört kızının evlilik çağı gelmişti. Baştan beri söylediğimiz gibi, Fevziye çok güzel ve bilgi donanımı yüksek bir hanım idi. Ancak ne yazık ki, bu durum onun ayakları yere sağlam bir kadın olmasıyla, dönemin kültür ve insanlarına göre onun topluma yön vermesiyle değil saygıdeğer bir eş bularak diplomatik bağları güçlendirmesi ile değerlendirmeliydi. Aynen de öyle yapıldı. Tamamen siyasi bir evlilik…

İran Şahı Rıza Pehlevi’nin oğlu veliahd Muhammed Rıza Pehlevî Düğüne kadar geçen iki yılda Fevziye 18, Pehlevi ise 20 yaşına gelmiş idi. Rüya gibi, binbir gece masallarını aratmayan bir düğün ile evlendiler. Prenses Fevziye, 1939 yılında eski İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile evlendi ve 17 yaşında iken imparatoriçe lakabına hak kazandı. Ancak onların evliliklerinde ne sevgi vardı ne de şahsi bir istek. Amaç belli idi:

Mısır ile İran’ı müttefik yapacak, Kahire ve Tahran Ortadoğu‘da daha da güçlü kılacaktı. Dahası mı.. o zamanlar İran petrol ile bile tanışmamıştı. Fevziye Mısır kültürüyle yetişen, maddi manevi her şeyin en iyisine sahip olabilen biri iken suların, elektriklerin dahi sık sık kesilerek döneminde neredeyse bir ortaçağ yaşayan İran’a varınca şok olmuştu. Eski püskü saraylarında, bir sene sonra, bir kızları oldu. İngilizler kayınpederi Şah Rıza Pehlevî’yi tahtı bırakmaya mecbur edince, yerini eşi Rıza aldı ve Fevziye İran imparatoriçesi oldu. Ancak bu unvan gözünüze çokta hoş gelmesin.. Fevziye fazlaydı İran’a derken boşuna demiyoruz da, o dönemlerde hiç öyle gelmemişti. Şahın erkek torunu olmamıştı. Sorumlusu mu? Tabii ki Fevziye idi! O yüzden ezildi.. itelendi. Sarayın içerisinde “Mısır prensesi erkek evlat veremedi” diye konuşuldu.

Esasında o çok güzel bir kadındı. Dünya basını ondan “Asya Venüsü” diye bahsediyor, Life’da sayfalar dolusu fotoğrafları çıkıyor idi. Bugün kraliçe-prenses olarak dünyada gördüğümüz örneklerden aşağıda kalır bir yanı yoktu aslında.. ama Fevziye mutsuzdu. Kocasıyla anlaşamıyordu. Zaten katı protokol kuralları sebebiyle görüşemiyorlardı bile ki sorunları çözecek kadar iletişim kurabilsinler. Üstelik, onlara göre, dediğimiz gibi Fevziye erkek çocuk da doğuramıyordu. Rahatsızlandı. Mısır’da tedavi olmak istiyordu. Şah, ”Peki,” dedi.

Peki ya, Şah gerçekten Fevziye’nin sağlığını düşündüğü için mi tedaviyi kabul etmişti? … yoksa farklı emelleri mi vardı?

Elbette yolculuk için özel bir uçak hazırlandı. Fevziye kızıyla birlikte uçağa bindi, motorlar çalıştı, kapı kapandı derken… uçağın kapısı tekrar açıldı ve içeri Şah’ın protokol görevlisi girdi. Güya Şah, kızını uzaklara gitmeden önce bir kez daha koklamak öpmek istiyordu. “Elbette,” dedi Fevziye. Elbette. Çünkü problemsiz bir şekilde binilmişti o uçağa ki bir tehlike sezilsin.. hem hanımefendilik gereği ters çevrilemez idi. Belki de Fevziye düşünmedi bile başına gelecekleri hiç.. derken,

Protokol müdürü çocuğu aldı, indi, ama… Kapı aniden kapandı ve uçak havalandı. Anlamıştı Fevziye ne olduğunu. Kızı elinden alınmıştı. “Dönün,” diye emretti pilotlara ama pilotlar, “Biz emri Şah’tan aldık,” dediler. Vicdan var mıydı yok muydu bilemeyiz ama sonuçta emir kulu idiler. Fevziye tek başına gitti Kahire’ye ve bir daha da dönmedi. Sıkıntılı bir süreç yaşanıp, boşanmaları ile ilgi türlü türlü rivayetlerin çıkartılıp gerçek tek bir doğru açıklanmadan 1948’de Şah ile ayrıldılar.

Kerim Sabit’in, “İmparatoriçenin Ayrılığı” adlı kitabında ifade ettiğine göre bu boşanmanın gerçek sebebini prenses ve şahın kendisi de bilmiyordu. Boşanma konusunda yoğun bir şekilde ısrarcı olan Kral Faruk, Kahire’yi ziyaret ettiği sırada Prensesi alıkoydu ve onu İran’a dönmekten men etti.

Fevziye, evlilikten altı sene sonra ayrılması bugüne kadar aydınlatılmamış sırlardan biri olarak varlığını sürdürüyor. Boşandıktan bir yıl sonra, diplomat ve subay İsmail Şirin ile evlendi. Kızına karşı içi olsa geçmişe kıyas ile mutlu ve huzurluydu. Ama 1952’de Cemal Abdülnasır darbe ile Fevziye’nin ağabeyi Kral Faruk’u tahttan indirilip, sürgüne gönderdi.

O zamana kadar “Mısır Kraliyet Prensesi” unvanını taşıyan Fevziye, artık sadece “Fevziye Fuad Şirin” idi. Ama darbeden sonra memleketini terk etmedi, Kahire ile İskenderiye’de yaşamaya devam etti, bir kız ve bir de erkek çocuk dünyaya getirdi. Onu erkek çocuk doğuramadığı için hor görenlerin dünyasına bir erkek evlat getirmişti. Ölümüne kadar çocukları ile birlikte orada yaşamaya devam etti. Son olarak, 2013 yılında 94 yaşında İskenderiye şehrinde vefat eden prenses hayata gözlerini yumdu. 

Prenses Fevziye’nin Anısına Kahire Üniversitesinde Düzenlenen Sergiden Fotoğraflar – 2019
Prenses Fevziye sergisinden hatıra fotoğrafları / Fotoğraf: Kahire Amerikan Üniversitesi

 

Renklendirilmiş Fotoğrafları 

Begüm Şen

Anadolu Tarih Editörü. Tarih ve Sosyoloji.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu