ArkeolojiTürk Tarihi

Anadoluda Eski Bir Tapınak: Göbeklitepe

İnsanlık tarihinin en kadim yerleşim yerleri, bereketli hilal olarak gösterilen yukarı Mezopotamya kısmıdır. Bu bölge, ülkemizin güneydoğu bölgesinde bulunan Urfa ve Harran coğrafyasıdır. Arkeoloji ve dinler tarihi alanındaki araştırmalar için büyük önem taşıyan Urfa ve Harran dinlerin ve mitlerin ortaya çıktığı büyülü iki şehirdir. Burada kadim Sümer, Asur, Bâbil ve Keldânî devletleri gibi, birçok medeniyet kurulmuş ve yıkılmıştır. İlahi dinlere göre, monoteist inançların babası kabul edilen Hz. İbrahim yetmiş beş yıl bu bölgede yaşamıştır.[i]

Putperestliğin önde gelen şehirlerinden olan bu yerleşim yerinde Güneş tanrı’sı Şamaş ile Ay tanrı’sı Sin’e ait mabetleri bulunmaktadır. [ii] Bölgenin jeolojik yapısı bazalt ve kireç taşından oluştuğu halde, kalıntıların bulunduğu birinci tabakanın yumuşak yapıdaki topraktan oluşması ve bu toprak tabakasında yöreye ait olmayan taş aletler ve kemik kalıntılarının bulunması, Göbeklitepe’nin doğal yollardan çok bölgede yaşayan halk tarafından üstünün toprakla örtüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

Etkileyici mimarisi ile Göbeklitepe, insanlığın kadim geçmişine yönelik dini, felsefi ve kültürel birçok alanda bilgiler içermektedir. İnsanlık tarihi hakkında önemli bir kaynak olarak tanımlanan Göbeklitepe arkeologlara göre, insanlığın en eski tapınaklarından biridir. [iii]

Örencik Köyü yakınlarında yer alan küçük taşlar ve kayalar ile dolu, Şanlıurfa’nın kuzeydoğusunda yer alan Germuş Sıradağlarının en yüksek tepesi konumundaki Göbeklitepe höyüğü, 800 metre yükseltisi ile Harran Ovası’na hâkim bir konumda bulunmaktadır Göbeklitepe 1995 yılındaki Alman arkeolog Klaus Schmidt başkanlığında yapılan kazı ile ortaya çıkartılmıştır. Bu kazıdan itibaren bilim insanlarının uygarlığın kökeni üzerine düşüncelerinde farklılıklar meydana gelmiştir. Yerleşim yeri özelliği barındırmayan yapılar dini ve ayinsel özellikler taşımaktadır. Tepesinde tek bir ağaç olan Göbeklitepe bölgedeki halk tarafından “Göbekli Ziyareti” olarak adlandırılmıştır. Jeomanyetik araştırmalara göre yirmi adet tapınaktan oluşan bu yapılar belirli bir düzene göre yapılmıştır. İncelenen buluntular sonucunda Göbeklitepe yerleşim değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. UNESCO tarafından 15.04.2011 tarihinde Dünya Miraslarına aday gösterilmiş olan Göbeklitepe avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir.  Yapılan incelemelerde Göbeklitepenin bir kült merkezi olarak kullanımının M.Ö. 8 bin civarlarına kadar devam etmiştir.

Göbeklitepe, dünyadaki megalitik alanların en eskisi ve en önemlilerinden biridir. Göbeklitepe de bulunan yapılar ve bunları inşa edenlerin belirli ritüelleri yaptıklarını düşünülmektedir. Schmidt, bölgenin konumundan hareketle Göbeklitepe yapılarını Zerdüşt geleneğinde ki “Sessizlik Kuleleri” (tower of silence) olarak da bilinen dakhmalara da benzetmektedir.[iv]

Göbeklitepe arkeolojik alanındaki dairesel yapılar A, B, C ve D yapıları olarak adlandırılmıştır. T biçimindeki dikili taşların üzerinde, kabartma tekniği ile yapılmış olan H biçiminde ve bunun 90 derece çevrilmiş şekli, yatay ve dikey pozisyonda yarım ay, daire ve sepet biçiminde soyut semboller bulunmaktadır. Göbeklitepe’deki taşların üzerinde onlarca öncelikle hayvan figürleri olmak üzere, birçok kabartma ve sembol bulunmaktadır. Tilki, yaban domuzu, turna, boğa, yılan balığı, keçi ve örümcek bu figürlerden başlıklarıdır. Göbeklitepe’de figürleri bulunan tilki, yılan, yaban domuzu, kuş ve boğa gibi hayvanların tercih edilmesi, bu hayvanların dönemin inanç ve düşünce sisteminde özel bir yerinin olduğunu göstermektedir. Özellikle tilki, yılan ve örümcek gibi besin ve evcilleştirme amaçlı kullanılamayacak hayvanların tercih edilmesi ve en çok avlanılan ceylan, koyun ve keçi gibi hayvanların tercih edilmemesi dikkat çekicidir.[v]

Schmidt’e göre, figürler bizim onu yorumlayabileceğimizin çok ötesinde zengin sembolik anlamlar içermektedir. Mircea Eliade’ye göre arkaik dinsel düşünce, tarihin bazı dönemlerinde belirli koşullar altında tahminlerin ötesinde bir gelişme ve derinleşme gösterebilmektedir. Yüksek bir bilinç düzeyinin göstergesi olan soyut sembollerin Göbeklitepe’de kullanılmış olması, dönemin insanının sahip olduğu bilinç düzeyini ve düşünce derinliğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. [vi] Göbeklitepe avcı-toplayıcı toplulukların ibadet ettikleri, tanrılara kurbanlar sundukları, yılın belirli dönemlerinde dinî festival ve şölenler gerçekleştirdiklerinden Tapınak kavramı Göbeklitepe’nin tüm yapısal ve biçimsel unsurlarıylada uyuşmaktadır. Gerek dikili taşlardan oluşan dairesel yapıları ve gerekse yerleşim yerlerinden uzak yüksek bir tepede bulunması bu düşünceyi güçlendirmektedir.

Anadolu’da ve Mezopotamya’da belirli hayvan türleri tanrılarla bağlantılıdır ve çoğu zaman tanrıların simgesi olmuştur. Cilalı Taş Devri (Neolitik Çağ) insanlarına ait dünyanın en eski tapınak kalıntılarını barındıran Göbeklitepe, insanların dünyadaki en eski merkezi veya merkezlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. İlkel dinlerden bu yana insanlar yaşamlarına olumsuz etkiler yapan yıldırım, sel gibi doğal afetlerin gökten geldiğini gördüklerinden bir bakıma tanrınında gökte olduğuna inanmışlardır. Tüm bu doğa olaylarından korktukları için gökteki tanrıya yalvararak bu afetlerden korunmalarını istemilerdir. Bu nedenle dini yapıların devasa kubbelerini gökyüzü üzerinde bir çadır gibi tasarlamışlar, yapılarını gökyüzüne doğru uzatarak tanrıya ulaşmayı istemişlerdir.

Göbeklitepe toplumunda yaşamını avcı ve toplayıcı olarak sürdürmeye çalışan, din ve inanç düşüncesinden yoksun olduğu düşünülen tarımı ve yerleşik hayatı henüz keyfetmemiş insanoğlunun sanatı sembolik anlatıma taşıyarak tapınaklar inşa etmesi ve Göbekli Tepe’nin tarih boyunca inanç merkezi olan ve peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa’da ortaya çıkması, ülkemiz için önemli ekonomik ve kültürel fırsat oluşturmuştur.

“Göbeklitepe, Kültür ve medeniyetlerin Dünya’ya yayıldığı bölge olarak kabul edilen ve “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan Mezopotamya topraklarında bulunması nedeniyle, medeniyetlerin de beşiğidir.”[vii]


[i] ; Gündüz, 2006: I, 54

[ii] Şeşen, 1997: XVI, 237

[iii] Elif, Bengisu. Geçmişten günümüze inanç kavramının dini yapılar üzerinden irdelenmesi: Göbeklitepe örneği. MS thesis. Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020.

[iv] Özalp, Hasan. “İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?.” Bilimname 2016.1 (2016): 59-74.

[v] Mehmet Özdoğan, “Göbekli Tepe’yi anlamak”, Aktüel Arkeoloji Dergisi 46 (2015): 50.

[vi] Kurt, Ali Osman, and Mehmet Emin Göler. “Anadolu’da ilk tapınak: Göbeklitepe.” Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 21.2 (2017): 1107-1138.

[vii] Mehmet Akbıyık, “Şanlıurfa İlinin Turizm Potansiyelinin Belirlenmesi Ve Planlamaya Yönelik Öneriler”, (Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı, Erzurum, 2014), xxx

Ayşe Nur Büyükgök

Necmettin Erbakan Üniversitesi/Eskiçağ Tarihi Yüksek Lisans

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu