Alternatif Tarih

Gök Tanrı Dini(Tengricilik) Üzerine Değerlendirme

GÖK TANRI DİNİ

Türk kültürünün geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte din ve inanç sistemleri arasında farklılıklar görülmektedir. Yeni coğrafyalarda yeni dinlerle karşılaşan Türkler, oluşan yeni şartlarda eski kültürlerinden taşıdıkları inanç ve yaşayışlara yeni anlamlar yükleyerek kültürel birliği ve sürekliliği yakalayabilmişlerdir. Bu nedenle Din ve inanç kavramları birbirinden farklı özellikler taşır. Türkler  İslamiyet’i kabul etmeden önce  diğer kavimlere göre daha çok din değiştirmişlerdir.

Doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibâdetler bütünüdür diye tarif edilen din, daha ilk çağdan beri ortaya çıkmış bir kavramdır. Çünkü ilk insan Adem (a.s), aynı zamanda ilk peygamberdir de.

Bir düşünceye bağlı bulunma, Tanrıya, bir dine inanma, iman, birine duyulan güven, itimat, inanma duygusu, inanılan görüş ve öğreti olarak tarif edilen inançın Eski Türk Dinleri’ndeki ana kavramı ise Tengri kelimesidir.Türklerde, Tengri kelimesi Köktürk yazıtlarında gök, gök yüzü, göğün rengi ve tanrı anlamlarında kullanılmışsa da daha sonra Türklerin İslamlaşması ile birlikte ilah anlamında kullanılmıştır. Türkler tanrıyı Tanrı, Tengeri, Tangara, Tanara, Teri, Tenir, Kuday, Çalap vs. gibi çeşitli adlarla anmışlardır. Her ne kadar kitabelerde o, millî bir tanrı gibi gözükse de aslında o, evrensel bir tanrıdır. Türk tanrı inancında tanrı insanların işlerine müdahalede bulunmamaktadır.

Patriarkal aile tipinin egemen olduğu toplumlarda karşımıza çıkan Atalar Kültü, Türkler için de söz konusudur. Bu inanç sisteminde, topluma önderlik eden kişiler kutsal sayılmaktadır. Türbe, kümbet, yatır, evliya ve erenler gibi ziyaret yerleri bu inanışla ilgilidir. Bir de ölüler kültü vardır ki, bu da kendi ölülerimiz, atamız ana-babalarımızın ruhunun kutsanmasıdır. Bayram ve arife günleri yaptığımız mezar ziyaretleri ölüler kültünün bir göstergesidir. Eski Türkler kıyamet meselesine daha az ilgi duymuşlardır. Kitabelerde dünyanın sonu ile ilgili net bilgiler mevcut değildir. Öyle gözüküyor ki, kıyamet anlayışı Budizm, Hıristiyanlık ve İslamiyet etkisi ile oluşmuştur.

Altaylılar kıyamet gününe Kalgançı Çak, diğer Türk toplulukları ise Uluğ Kün adını vermişlerdir. Çin kaynakları da Göktürkler’de Fu-Yun-Se adı verilen ibadethanelerin varlığından söz etmektedirler. Burada ayrıca Türk çadırının da Türklerde ibadet mekânı olduğunu söylemek gerekmektedir.

Geleneksel Türk dininde sistemli olarak yapılan ferdi ibadetler bulunmasa da yine de duaların ferdi yapıldığını ifade etmek gerekir. İbadet türü açısından baktığımızda ise, geleneksel Türk dininde Saçı ile Yalama adı altında ağaçlara bağlanan çaputlardan söz etmek gerekir. Birer kansız kurban olan bu saçılar -sadakalar- Anadolu Türkçesinde yer alan “darısı başınıza” temennisi ile günümüze kadar ulaşmıştır.

Türklerde en eski ve köklü ibadet kanlı hayvan kurbanıdır. Kurban için kullanılan  kergek, kereh, kudayı, Allahlık, itık, ıyık, yağış, tapığ kelimeleri kanlı kurban ibadetinin önem ve yaygınlığını göstermektedir.

Geleneksel Türk Dininin temel unsurlarını dikkate aldığımızda bunların;

  • Gök Tanrı
  • Yer-su
  • Atalar kültü
  • Evrenin yaratılışı
  • Dünyanın sonu
  • İbadetler

olduğunu görürüz. Orta Asya’daki en eski Türk topluluklarının inanç sistemleri atalar kültü, tabiat kültleri ve Gök Tanrı kültü olmak üzere üçlü bir din anlayışından oluştuğu bilinmektedir.  Atanın öldükten sonra ailesine yardım edeceği inancından doğan, korku ve saygıyla karışık bir anlayıştan oluşan atalar kültü, Budizm ve Manihaizm gibi yabancı dinlerin yayılmasından sonra da Türkler arasında da varlığını devam ettirmiştir.

Kağan soyundan olanların ruhunun göğe veya Yitiken yıldız takımına, yani gök tanrısının mekânı olan Kutupyıldızı yönüne uçtuğu sanılıyordu. Böylece Türklerde de hükümdar atalarının göksel ruhlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Çin’de olduğu gibi Köktürk yazıtlarında da gök tanrısı bir hükümdar olarak düşünülüp, Tengri-Kan (tanrı han) denmekteydi.

Gök ve Tanrı kelimelerinin Orhun Yazıtlarında kullanılışına bakacak olursak başlıca şu örnekleri görürüz: Üze kök tengri asra yagız yer kılıntukda ekin ara kişi oglı kılınmış “Üstte mavi gök (yüzü) altta da yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğulları yaratılmış” . Bu cümlede yerle gök yaratıldıktan sonra insanoğlunun da bu iki varlık arasında yaratıldığından söz edilmektedir. Yani âlem yaratılmıştır, ancak nasıl ve kim tarafından yaratıldığı ve bu yaratmanın “yoktan var etme” biçiminde olup olmadığı açıklık kazanmamıştır.

Köktürk metinlerinde geçen Tengri teg tengride bolmış türük bilge kagan bu ödke olurtum. “(Ben) Tanrı gibi ve Tanrıdan olmuş Türk Bilge Kağan bu devirde tahta oturdum.” ifadesinden Köktürk kağanlarının yüce, kudret sahibi bir varlık ya da ilâhî ve göksel (semavî) olduğu, Tengri küç birtük üçün kanım kagan süsi böri teg ermiş “Tanrı güç vermiş olduğu için babam hakanın askerleri kurt gibi imiş” cümlesinden, Tanrı’dan güç aldığı; Tengri yarlıkaduk içün, illigig elsiretmiş kaganlıgıg kagansıratmış… “Tanrı öyle buyurduğu için, devletliyi devletsiz bırakmış, hakanlıyı hakansız bırakmış…” sözünden ise Tanrının buyuran bir varlık olduğu ve bu buyruklara Türk hakanlarının boyun eğdiği anlaşılıyor.

Türklerde, aslında bir tek gök değil birçok Gökler vardı. Güneş, ay ile yıldızların dolaştıkları gökler de, hep birbirinden ayrı göklerdi. Yeri ve göğü yaratan büyük yaratıcı ise bütün göklerin üstünde, kendi göğünde oturuyordu. Ama bütün bu göklerin hepside tek deyimde yani Tengri sözünde toplanıyorlardı.

KAYNAKÇA

1-Prof.Dr.Harun Güngör; Yaşayan Eski Türk İnançları Bilgi Şöleni Bildiriler Makalesi s.1

2-Emel Esin; Türk Kozmolojisine Giriş.( İstanbul: Kabalcı Yayınevi 2001)

3-Prof.Dr.Ünver ve Prof.Dr.Harun Güngör; Türklerin Dini Tarihi (Kayseri:Berikan yayınevi. 2015)  s. 35-61

4-Prof.Dr.İbrahim Kafesoğlu; Türk Milli Kültürü  (Ötüken yayınevi 37.BASIM 2014 ) s.282-292

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu