Sanat Tarihi

Gotik Üslup Etkilerinin Görüldüğü Niğde Sungur Ağa Camii

Sanat Tarihi

İlhanlılar zamanında yapının minare kaidesindeki vergi kitabesinde, Niğde emiri tarafından 1335 tarihinde yapılmış olduğu belirtilmektedir. Yapıda bir diğer kitabe minberde bulunur ve buradaki kitabede ise Büyük Sultan Ebu Said’in adı geçer ve onun hükümdarlığı döneminde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yapının bu sebep itibarıyla 1316-1335 yılları arasında yapılmış olacağı anlaşılmaktadır.[1]

Niğde Sungur Ağa Camii ve Türbesi

Yapının 18.yüzyılda yangın sonucu bazı araştırmacılara göre deprem sonucu üst örtünün yıkılarak ve daha sonra ağaç sütunlar üzerinde kırma çatı ile kapatılmıştır. Cami esas planı kıbleye dik uzanan üç nefli olarak oluşturulmuştur. Ve on iki birimden meydana gelmektedir. Orta nef yan neflere göre daha geniş tutulmuştur. Orta nef dört kubbe yan nefler çapraz tonozlarla örtülüdür. Günümüzde ise mihraba paralel yedi nefli bir plana sahip olup üzeri ahşap tavan ve kiremit çatıyla örtülmüştür.[2]

Niğde Sungur Ağa Camii restitüsyon planı (Albert Gabriel)

Yapının Özellikleri

Yapıya doğu ve kuzey cephelerinde bulunan iki kapı ile girilmektedir. Yapıda yöreye göre uygun sarımtırak kesme taş malzeme kullanılarak beden duvarları inşa edilmiştir. Beden duvarlarında yer alan hafif taşkın silmeler bütün cepheleri dolaşarak yapıyı iki kademeye ayırmaktadır. Cepheler yansıyan ve gotik üslupta görülen bu silme grubu Anadolu Türk Mimarlığında pek görülmeyen bir özelliktir ve daha sonraları klasik dönem Osmanlı mimarlığında uygulanacaktır. Harimin kuzey tarafında boydan boya kesme taştan üç bölümlü olarak yapılmış mahfile, kuzey cephenin doğu köşesindeki fevkanî kapıdan da girilmektedir.

Bu mahfil birimleri payeler içindeki dar geçitlerle birbirine bağlanmıştır. Bu mahfil düzeninin daha önce Kıbrıs’ta uygulandığı ve etkilerinin bu yapıda görüldüğü düşünülmektedir. Yapının üst kademesinde beden duvarları içerisinde yer alan ve tüm cepheye yansıyan sivri kemerler, payeler ve sütunlar üzerine oturmaktadır. Üst örtüyü taşıyan kemerlerin cephelere yansıtılması Türk Mimarlığı için yeni bir uygulama olarak görülür. Yapının taşıyıcı sistemlerinin iç mekan strüktürünün dışarıdan okunabilmesi ve hareketli bir cephe anlayışı, 14.yy sonlarında Bursa Ulu Camii’nde daha sonra klasik dönem Osmanlı üslubunun Mimar Sinan ile birlikte temel özelliklerinden biri haline gelecektir.[3]

Niğde Sungur Ağa Camii Minare Kaidesinden Silme Detayı
Niğde Sungur Ağa Camii Giriş Eyvanı Silme Detayları

Yapının Süslemesi

Yapının taş süslemesi motif ve kompozisyon açısından dikkat çekicidir. Yapıdaki geometrik ve stilize bitkisel bezemelerde Selçuklu geleneği devam ettirilirken bazı detaylarda gotik etkili bezemelerde görülmektedir. Taçkapı, mihrap, mahfil korkulukları, pencerelerden bazıları, yapıyı saran kornişle sütun başlıklarında taş, kapı kanatlarıyla minber ahşap işçiliğine sahiptir. Mihrap duvarında iki duvar payesiyle köşelerdeki daha küçük payeler gotik üslupta yaprak bezemeli başlıklarla son bulmaktadır.

Bizans dönemi devşirme çifte sütunların üst hizasındaki silme de gotik üslup özelliğindedir. Taş işçiliği ile öne çıkan mihrapta beş kenarlı nişin içinde geometrik motifler görülür. Mihrap genel hatlarıyla dikdörtgen cephesi, çerçeveyi oluşturan düz ve içbükey kuşakları ve köşe sütunçeleri ile Anadolu Selçuklu geleneğine uygundur. Taçkapının dış yüzü geometrik bordürlerle bezendiği anlaşılmaktadır. Kaburgalı çapraz tonozla örtülü eyvanın yan duvarları geometrik, bitkisel ve figürlü süslemelerden oluşan kompozisyonlarla bezenmiştir. Eyvanı örten kaburgalı çapraz tonoz ise gotik üslubun ayırt edici bir özelliğidir.[4]


Caminin kuzey cephesinde ise dıştan içe doğru sıralanan bordürler, yıldız geçmeler rumi ve palmet kompozisyonlarından oluşan bezemelerle biçimlendirilmiştir.  bezemeler içerisinde alçak kabartma olarak yapılmış çift başlı kartal figürü yer almaktadır. Kuzey girişinin üzerinde dikdörtgen gülpencerenin merkezinde, yuvarlak çerçeve içinde mühr-i Süleyman bulunur. Kuzey kapısında yer alan çift başlı kartal ile üzerinde yer alan gülpencere detayının birlikte kullanılması Anadolu Selçuklu geleneksel üslubu ile gotik üslup sentezinin, birçok kültürün etkisinin bir yansımasıdır.[5]

Kuzey Cephesi Gül Pencere Detayı
Kuzey Cephesi Gül Pencere
Kuzey Cephesi Çift Başlı Kartal

Doğudaki taçkapının üzerinde de tonoz kemerinin içinde gülpencere yer almaktadır. Yapıdaki sivri kemerler ve daire şeklindeki pencereler dikkat çekicidir. Batı cephesinde üç pencere ve kümbete açılan dua penceresi sivri hafifletme kemerleriyle taçlandırılmıştır. Bu kemerlerde gotik bir silme dolaşmaktadır. Mermer bir lento ile dikdörtgen bölümden ayrılan sivri kemerin içi ajur tekniğiyle yapılmış, birbirinden farklı taş şebekelere sahiptir.[6] Yapıda Osmanlı zamanında eklenmiş olan kesme taştan sekizgen planlı üzeri kubbeyle örtülü, sivri kemerli açıklıklardan oluşan sütunlara oturan bir şadırvan bulunmaymış daha sonra bu şadırvan yıkılmıştır.

Doğu Girişi Üzerindeki Kitabe ve Gül Pencere
Harimin Batı Cephesindeki Pencerenin Hafifletme Kemeri Aynası

Sonuç

14.yüzyılda inşa edilen Sungur Ağa Camii birçok farklı üslubun görüldüğü en erken örneklerden biridir. Daha çok minber, mihrap ve iç bölümlerindeki mimari detaylarda Anadolu Selçuklu geleneği devam etmektedir. Yapıda uygulanan kaburgalı çapraz tonoz ve gülpencere gibi detaylar gotik üslubun ayırt edici özelliklerindendir. İç mekandaki gotik bazı sütunlar ve üst örtünün başladığı yerde yapıyı çevreleyen silmeler bu üslubun yansımalarıdır. Üst örtü ve taşıyıcı elemanlarla iç mekanın dışa yansıması, Osmanlı mimarisinin daha sonraları oluşacak olan karakteristik özelliğidir ve Bursa Ulu Camii’nin öncülü durumundadır. Yine Anadolu Türk ve İslam mimarisine uygun olmayan mihrap kıble duvarının, Bizans kilise apsisleri şeklinde dışarıya taşkın şeklinde olması Bizans etkili ilk örneğini teşkil etmektedir.

Gotik üslubun bu derece yapıda yer alması, Kıbrıslı taş ustalarının İç Anadoluya gelerek burada çalışmış olabileceklerini düşündürtmektedir. Uğur Tanyeli’ye göre bu farklı üslupların bu kadar kolay benimsenmesini, o dönem insanları için mimari yapının somut işlevinden başka birşeyi çağrıştırmadığını, mimari ürünün salt fiziksel bir gerçekliğe indirgeyen bir toplumun doğal olarak Avrupa taş işçilerine de kolayca izin verdiğinden bahseder.[7] Bu sebeple Ermeni, Gürcü, İran, Bizans gibi etkiler görülebildiği gibi gotik üslupta kendine yer bulmuş ve birçok Avrupalı taş ustaları Anadolu’da çalışmaya başlamış bu yapıda da kendini göstermektedir. Sonuç itibari ile yapının minare kaidesindeki vergi kitabesinde, Niğde de bulunan ve vergiden muaf tutulması istenen yabancı Hristiyanların cami inşaatında çalışmış olan ustalar olabileceği anlaşılmaktadır.


[1] Zeynep Demircan, “Sungur Ağa Camii ve Türbesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (İstanbul, Türkiye Diyanet Vakfı, 2009), 37, s.528-530;
  Oktay Aslanapa, Türk Sanatı, 2.bs. (İstanbul: Remzi Kitabevi, 1989), s.203-204, Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı (14.yüzyıl), (İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1977), s.35;
 M. Zeki Oral, “Anadolu’da Sanat Değeri Olan Ahşap Minberler, Kitabeleri ve Tarihçeleri”, Vakıflar Dergisi, sy.5 (1962): s.62.

[2] Aslanapa, Türk Sanatı, 203-204;
  Hüdavendigar Akmaydalı, “Niğde Sungur Bey Camii”, Vakıflar Dergisi, sy.19 (1985): s.151.

[3] Baha Tanman, “14. Ve 15. Yüzyılların Anadolu Türk Mimarlığında Gotik Etkiler”, Afife Batur’a Armağan: Mimarlık ve Sanat Tarihi Yazıları, (İstanbul: 2005), s.50;
 Demircan, age, s.528-530;
 Aslanapa, Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı (14.yüzyıl), s.35.

[4] Tanman, age, s.213-214;
  Demircan, age, s.528-529

[5] Aslanapa, Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı (14.yüzyıl), s.35;
  Tanman, age, s.216

[6] Ömür Bakırer, “Niğde Sungurbey Camisi’nin Taçkapı ve Pencereleri İçin Bazı Düşünceler”, Celal    Esad Arseven Anısına Sanat Tarihi Semineri Bildirileri, 7-10 Mart 1994 İstanbul, 2000, s.81;
Demircan, age, s.528-530;
Tanman, age, s.216-217.

[7] Uğur Tanyeli, “Batılılaşma Dönemi Öncesinin Türk Mimarlığında Batı Etkileri (14.-17.Yüzyıl), Türk Kültüründe Sanat ve Mimari, haz. Mehmet Saçlıoğlu, Gülsün Tanyeli, (İstanbul: 1993) s.161.

KAYNAKÇA

Demircan, Zeynep. ““Sungur Ağa Camii ve Türbesi”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2009, sy.37, s.528-530.
Aslanapa, Oktay. Türk Sanatı. 2.bs., İstanbul: Remzi Kitabevi, 1989.
Aslanapa, Oktay. Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı (14.Yüzyıl). İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1977.
Oral, M.Zeki, “Anadolu’da Sanat Değeri Olan Ahşap Minberler, Kitabeleri ve Tarihçeleri”. Vakıflar Dergisi, sy.5 (1962): s.62.
Akmaydalı, Hüdavendigar. “Niğde Sungur Bey Camii”. Vakıflar Dergisi, sy.19 (1985): s.151.
Tanman, Baha. “14. Ve 15. Yüzyılların Anadolu Türk Mimarlığında Gotik Etkiler”. Afife Batur’a Armağan: Mimarlık ve Sanat Tarihi Yazıları, (İstanbul: 2005), s.50.

Bakırer, Ömür. “Niğde Sungurbey Camisi’nin Taçkapı ve Pencereleri İçin Bazı Düşünceler”. Celal    Esad Arseven Anısına Sanat Tarihi Semineri Bildirileri, 7-10 Mart 1994 İstanbul, 2000, s.81.
Tanyeli, Uğur. , “Batılılaşma Dönemi Öncesinin Türk Mimarlığında Batı Etkileri (14.-17.Yüzyıl). Türk Kültüründe Sanat ve Mimari, haz. Mehmet Saçlıoğlu, Gülsün Tanyeli, s.161. İstanbul: 1993.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Yüksek Lisans.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu