Türk Tarihi

Harezmşahlar Devleti ve Cengiz Han’a Meydan Okuyan Türk: Celaleddin Menguberdi

Harezm, Kalmuk kültürünün var olduğu topraklardan bir tanesidir. Ortaçağ yıllarında Harezm, dört soy tarafından yönetilmiştir. Bunlar Afrinliler (305-995), Mamnunlar (995-1017), Altuntoy (1017-1034) ve Anuşteginler (1097-1231) idi. 10. yüzyılın ikinci yarısında Harezm diplomasi ve yönetim açısından ikiye ayrılmıştır. Güney Harezm (Kat) ve payitahtı Ürgenç olan Harezm Emirliği, Janu Biy Harezmşah tarafından idare edimekteydi. 10. yüzyıl sonlarında Karahanlılar, Maveraünnehir’i işgal ederek, Harezm’e sahip olmuşlardır.

1043 yılında Büyük Selçuklu Devleti, Harezm’i fethetti ve Anuşteginler Hanedanlığı kurularak Selçuklulara bağlı bir valilik olarak devam etmiştir. Anuştegin, Selçukluların Harezm’deki ilk temsilcisiydi. Yöneticiler “Harezmşah” unvanını almışlardır. Anuştegin’in on yıllık yönetiminin ardından yerine oğlu Kudbiddin Muhammed Harezmşah (1097-1127) geçmiştir. Kudbiddin Muhammed, 30 yıllık görevine başlamıştır. Valiliği Sultan Sencer’in dönemine denk gelen Kudbiddin, yıllık vergilerini ve hediyelerini aksatmadan Selçuklu sarayına göndermişlerdir. İyi münasebetlerin neticesinde Kudbiddin’in otoritesi artmıştır. Kudbiddin’in vefat etmesiyle yönetimden oğlu Celaleddin Atsız (1128-1156) mesul olmuştur. Atsız valiliğinin ilk yıllarında Sultan Sencer’e karşı bağlılığını bildirse de bağımsız bir politika izlemiştir. Bu dönem Büyük Selçuklu Devleti’nin idaresi sınırlıydı. Hür bir devlet kurmak isteyen Atsız, bu durumdan yararlanarak Harezm çevresinde bulunan şehirleri zapt etmiştir.

Sultan Sencer ile mücadelenin sonucunda tekrar Selçuklulara itaat etmiştir. Atsız Karahitaylarla anlaşma yaparak, Buhara’yı topraklarına katmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılması ile Harezmşahlar tam bağımsız olmuşlardır. Atsız’dan sonra Harezm tahtına El Arslan (1156-1172) oturmuştur. El Arslan, Karahitaylarla mücadele etmiş ve Semerkand’ı alarak zafer kazanmıştır. El Arslan’ın vefatının ardından oğulları Alaüddin Tekiş ve Sultan Şah Mahmud arasında veraset kavgası yaşanmıştır. Annesi Türkan Hatun’un da desteğini alarak, Sultan Şah Mahmud tahta çıkmıştır. Anlaşılan o ki Şah Mahmud devlet hakkında kararları verecek kadar irade sahibi değildi. Jand Valiliği yapan kardeşi Alaüddin Tekiş ona itaat etmek istememiştir. Annesi Türkan Hatun, onun üzerine asker gönderse de Karahanlılardan yardım alan Tekiş (1172-1200), hakimiyeti eline almıştır.

Alaüddin Tekiş, 1180 yılına kadar Harezm ülkesinin sınırlarını günlendirmiştir. Harezmi ticaret merkezi haline ve önemli bir kaleye dönüştürmüştür. Tekiş’in ölümünden sonra II. Kudbiddin Muhammed (Alaüddin Muhammed), Ürgenç’te tahta çıkmıştır. Alaüddin Muhammed, Büyük Selçuklu hükümdarları gibi İslam dünyasının lideri olmayı hedeflemiştir. Harezmşahlar kendilerini Büyük Selçuklu Devleti’nin varisi olarak görmüşlerdir. Maveraünnehir’i fethederek, Buhara ve Semerkand’ı almıştır. 1210 yılında yaşanan şiddetli savaşların neticesinde Harezmşahlar tam bir zafer kazanmışlardır. Karahanlı egemenliğine son vermişlerdir. Bu dönemde İran ve Azerbaycan’ın bazı bölümleri Harezmşahlara geçmiştir. Harezmşahlar 1215 yılında Pekin’e gelmişlerdir.

Cengiz Han, onları saygı ile karşılamıştır. Cengiz Han barışçıl, dostane ve ticari münasebetler kurmak istemiştir. Meydana gelen iyi olayların akabinde 1219 yılında 450 kişilik Moğol kervanına Otrar’da saldırıda bulunmuşlardır. Cengiz Han, suçluların bulunması ve cezalandırılmaları için Alaüddin Muhammed’e elçi göndermiştir. Alaüddin redderek, elçileri öldürtmüştür. Elçilerin öldürülmesinin üzerine Cengiz Han ve Ordusu, Harezmşahların topraklarına girmişlerdir. Maveraünnehir’de ki bir çok köy ve kasabayı tahrip edip halkı katletmişlerdir. Otrar, Semerkand, Hocend ve Buhara Moğolların eline geçmiştir. Vuku bulan bu olay Harezmşahları beklenmedik durumlarla baş başa bırakmıştır. Alaüddin Muhammed’in 1220 yılında ölmesi ile yerine veliaht tayin ettiği oğlu Celaleddin Menguberdi geçmiştir.

Celaleddin Menguberdi Görseli, Tarih Müzesi, Özbekistan/Taşkent, 26/2019.

 

Celaleddin, Amin halkının kızı ile evlenmiştir. Babasının hükümdar olduğu dönemde de düşman yolunu tereddüt etmeden geçmeyi ve askeri dehasını kanıtlamayı başarmıştır. Cengiz Han, Otrar olayının intikamını almak için Şhiki Hututu Noyan’ı 45. 000 kişilik ordu ile Celaleddin’in üzerine göndermiştir. Parvan steplerinde meydana gelen savaşta Celaleddin üstün gelmiştir. Moğol istilası Maveraünnehir ve Harezm’in tarım bölgelerine zarar vermiştir. Parvan’da meydana gelen savaşın beşinci gününde Cengiz Han, Hututu Noyan’a ordu mevcudiyetini fazla göstermesi amacı ile keçeden insan heykelleri yaptırmasını emretmiştir.

Harezmşahların askerleri, Moğol birliklerini gördüklerinde çoğaldıklarını fark etmişlerdir. Lakin Harezmşahlar bu savaşı zafer ile sonuçlandırmışlardır. Seyyah Plano Carpini, Moğolistan seyahati esnasında buna benzer insan figürlerinin olduğunu görmüştür. Celaleddin’in aldığı galibiyetler, halka cesaret vermiş ve Moğollara karşı isyan etmişlerdir. Cengiz Han, Celaleddin’in ciddi anlamda tehlikeli bir güç olduğunu belirterek askerleri ile Gazne’ye gitmiştir. Cüveyni’nin anlatımına göre Harezmşahlar ve Moğollar arasında ölümcül savaşların başladığını belirtmiştir. Cengiz Han, savaşlardan sonra mecazi olarak öfkesini dindirememiştir.

Celaleddin Harezmşah, Kafkasya Bölgesini de Harezmşahlar hakimiyetine katmıştır. Şirvanşahlar kendi istekleri ile Harezmşahlara bağlanmışlardır. Celaleddin, Moğol tehlikesine karşı diğer Türk-İslam Devletleri ile birlik olsalardı, onların tamamını ortadan kaldırabilirlerdi. Lakin Celaleddin, tam tersi bir tavır sergileyerek devletleri Harezmşahların topraklarına katmak istemiş ve bu sebeple iyi geçinememiştir. Celaleddin Harezmşah’ın anlaşabildiği tek kişi Anadolu Selçuklu Hükümdarı I. Alaüddin Keykubad olmuştur. Ancak Celaleddin Harezmşah, Anadolu Selçuklu Devleti’nin topraklarına göz koyduğu ve almak istediği için de Alaüddin Keykubad ile de arası açılmıştır. Bu emelini gerçekleştirmek için Ahlat’ı almaya çalışmıştır.

1230 yılında Yassı Çimen taraflarında iki devletin ordusu karşı karşıya gelmiştir. Celaleddin, Anadolu Selçuklu ordusunun sayıca üstün olduğunu gördüğünde savaş alanını terk etmiştir. Harezm ordusu büyük kayıplar vermiştir. Harezmşahların savaşta elde ettiği hazine Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Celaleddin Haremşah kaçtıktan sonra Tunceli ve Diyarbakır taraflarında ki dağlarda bulunduğu belirtilmektedir. Vefat ettikten sonra cesedinin Silvan’a defnedildiği söylense de belirtilen yerdeki kazıların sonucunda bir mezar kalıntısına rastlanmamıştır. Ancak Tunceli mevkilerinde böyle bir mezarın olduğu saptanmıştır. Dönemin Tunceli Milletvekili Celaleddin’in mezarda olduğunu söylemiştir.

Celaleddin Harezmşah (Celaleddin Menguberdi)

Alaüddin Muhammed’in en büyük oğlu Harezmşahların son hükümdarı, Celaleddin Harezmşah 32 yıllık hayatının 11 senesini ülkesi adına savaşlarda geçirmiştir. Aynı zamanda Anuştegin’in soyundan gelen en yetenekli komutandır. Annesinin Türkmen kabilesinden Ayçiçek Hatun olduğu belirtilmektedir. Celaleddin dünyaya geldiğinde burnunun üzerinde siyah bir doğum lekesinin olduğu ve bu sebepten ötürü ona “Mankburnu” denilmiştir. Yıllar geçtikçe bu isim “Menguberdi” olarak telaffuz edilmiştir. Bazı kaynaklarda Menguberdi’nin kısa boylu ve çok esmer olduğu ayrıyeten dış görünüşünün tam bir Türk olduğu söylenmektedir. Menguberdi, Türklerdeki savaşçılık ve İslamiyet’in Gazilik karakterine sahip çıkmıştır. Vasiliy Vladimiroviç Barthold, 11 yıla dayanan hükümdarlığı süresince Moğolları çok etkilediğini belirtmiştir. Moğol kaynaklarında dönemin yöneticisi Harezmşah Alaüddin Muhammed’i değil de oğlu Celaleddin’e itaat ettikleri kaydedilmiştir.

Celaleddin Harezmşah’ın karakteri hakkında pek çok görüş bulunmaktadır. Diplomasi, önderlikte ve zafer kazanmada oldukça başarılı olan Celaleddin’in şahsının iyi olmadığı söylenmektedir. Ilaveten sert tavırları, sözünü tutmayan ve güvensiz özelliklerinin var olduğu da belirtilmektedir. Bir nevi halkın ona karşı büyük saygı duymasının sebebi cesaretle Moğollara karşı gelmesi olmuştur. Türk-İslam Devletlerini bir araya getireceği yerde onların topraklarına göz koymuş ve onlarla mücadeleye giriştiği belirtilmiştir. Söylenilen yanı sıra Celaleddin’in ilim ve bilim adamlarını himayesine aldığı ve adaletle hareket ettiği de ifa edilmektedir. Lakin hakimiyeti bozacak durumlara karşı adaletten vazgeçmiş ve zulüm etmeye mecbur olmuştur. Özellikle Moğol esirlere zulümlerde bulunmuştur.

Fethettiği yeni memleketlerin halkına merhametli davranmıştır. Barthold, Cengiz Han ve Celaleddin’i karşılaştırarak, Cengiz Han’ın yaptığı zulümlerin gereksiz ve akılsızca olmadığını savunmuştur. Celaleddin bunalım dönemlerinde bile soğukkanlılığını korumuş ve kendi kendine cesaret verme yeteneği bulunmaktaydı. Savaş anında cesareti ve kudreti ile tarihe tanıklık etmiştir. Yenilmez gücünün yanı sıra alçak gönüllü kişiliğiyle de rakiplerini takdir edebilmiştir.

Cengiz Han, Menguberdi için “aslında O, yüzyılın gerçek cesur adamıdır. En iyiler arasında en iyidir. Onunla kavga edemedim” diyerek, yüceltmiştir.

Günümüzde Celaleddin Menguberdi Özbekistan’da ulusal kahramanlardan bir tanesidir. 1999 senesinde Celaleddin’in doğum günü ülkede kutlanmıştır. Yine aynı yıl Özbekistan Para Birimine göre 25 SOM metal para bastırılmıştır. Moğollara karşı cesareti hasebiyle Celaleddin’e Türkmenistan’da da saygı duyulmaktadır.

Kaynakça

JALOLİDDİN MANGUBERDİ, Matbuat Konsualtı, Toşkent / O’zbekiston, 1999.

MASHARİPOVA, Nargiz – MASHARİPOVA, Gulira’no, Sulton Jaloliddin Manguberdi.

MASHARİPOV, Kudrat, The İmage Of Jaloliddin Manguberdi: His Place İn History As Person And The Epoch He Lived, Journal Of Critical Reviews, Urganj State University, Urganj / O’zbekiston, 2020.

TOŞHEV, Nuryogdi – BO’RİYEV, Omonullo, Jaloliddin Manguberdi, Ozbekiston Respublikası Fanlar Akademiyası Fan Naşriyoti, Urganj / O’zbekiston, 1999.

TBMM Gizli Celse Zabıtları, C. II. İstanbul, 1985.

Fatma Çetin

Genel Türk Tarihi Bilim Uzmanı. Yüksek Lisans'ı Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen "Rus Saldırıları & Hîve Hanlığı'nın Askeri Teşkilatı" isimli tez çalışması ile tamamladım. Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Toplulukları, Rusya Tarihi & Bozkır çalışmaktayım.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu