Türk Tarihi

Hıdırellez Bayramı

Hıdırellez veya Hıdrellez adı taşıyan mevsim bayramı, Balkanlar’dan başlayıp Türkistan coğrafyasına kadar uzanan bir bayramdır. Hıdırellez bayramında muhtaçların hamisi Hızır ile denizlerin hakimi İlyas’ın yeryüzüne ayak bastığı ve görüştüğü gün olarak bilinmektedir. Ruz-ı Hızır olarak da adlandırılır. Miladi takvime göre 5-6 Mayıs, Rumi takvime göre ise 23 Nisan’dır. Tatarlardaki Saban Toyu ve Türk dünyasındaki Nevruz ile benzerlikler göstermektedir. Zorlu kışın yani Kasım aylarının bitip baharın geldiği, Hızır aylarının başladığı gündür. Hristiyanlar tarafından baharın gelişi ve doğanın uyanması olarak kabul edilir. Bir tür naturist bayramdır.

Hızır inancı ve geleneği baharla ilgili çok eski zamanlara dayanan bir kültürdür. Hızır’ın abı hayat içtiğine inanılır. Bahar mevsimi geldiğinde yeryüzüne inerek yoksullara ve muhtaçlara yardım ettiği, iyilikte bulunduğu, şifa verdiği söylenmektedir. Bazı inanışlara göre Hızır’ın evliya olduğu, bazı inanışlara göre peygamber olduğu yazılır. Fakat Hızır’ın genel olarak kimliği belli değildir. Firuz-abadi’ye göre Hızır peygamberdir. İsmi Ahmet veya Belya’dır. Ayak bastığı yerlerin yeşile büründüğünü belirtmektedir. İbrahim Peygamber zamanında yaşayıp Musa ile konuştuğu ayetleri mevcuttur. Kur’an’ın Kehf suresinde Musa ve Hızır’ın mülakatı detaylı bir şekilde geçmektedir. Fakat Hızır hakkında anlatılanların çoğu efsaneden öteye gitmemektedir.

Türk Dünyasında Hızır

Türkiyat ve folklor araştırmacısı olan Radloff ise Hızır’ı ölümsüz bir peygamber olarak belirtmektedir. Bazı araştırmacılar da Hızır ve İlyas’ın aynı kişi olduğunu yazar. Fakat halk inanmaları bunu reddetmektedir. Hızır; Anadolu, Kafkasya, Trakya,  Kırım, Azerbaycan ve Suriye’de bilinmektedir. Mahiyeti ve ismi değişik olsa da (Ör. Meto) Hızır bütün Türk coğrafyasında bilinir. Kazaklarda “Küdir”, Kırgızlarda “Kıdır”, Tatarlarda “Hidrelles”, Özbeklerde “Hizr” olarak geçmektedir. Altay Türk inançlarında Hızır bir evliya, veli veya yerine göre tanrılaşmaktadır. Gagavuzya’da çiçek ve gençlik bayramı olarak nitelik kazanmıştır. Zira Hızır bir doğa ruhudur. Hızır ile İlyas doğada buluştukları vakit kış biter, tabiat canlanır, hayvanlar doğum yapar, dünyaya tazelik gelir.

Hıdırellez Ritüelleri

Hıdırellez bayramında kadınlar, erkekler, çocuklar, yaşlılar beyaz elbiseler giymektedir. İnanca göre Hızır da beyaz kıyafetlidir. Güneş doğmadan önce çayırlara, ovalara, sulak alanlara gidilir. İnanışa göre Hıdırellez günü toplanan bitkiler kaynatılıp içilirse bütün hastalıkların şifa bulacağı rivayet edilir. Bu bayramda taze otlar yiyen kuzuların etini yemek eski bir gelenektir. Hıdırellez gününde dilek dilendikten sonra, güllerin köküne herhangi bir nesne gömülür. Eğer gül kökleri o nesneyi sarmışsa, dileğin kabul olacağı inancı Türk halklarında vardır. Ulu sıfatını kazanan Hızır’ın sopası vardır. Bu sopayla yardıma muhtaç insanlara çeşitli şekilde iyilikler yapar. Darda kalan, başı sıkışan, çocuğu olmayan, hasta olan insanlar Hızır’dan medet ummaktadır. Öyle ki Hızır inancı deyimlere bile yansımıştır. Herkesin bildiği “Hızır gibi yetişti” deyimi, beklenmeyen bir kimse tarafından güç durumdan kurtarılma anlamına gelmektedir. Hıdırellez günü yani tabiatın ve bütün canlıların uyanması münasebetiyle yapılan (bahar) bayramı günü süt içilmesi geleneği çok dikkate değer mahiyettedir. Zira bu geleneğin kökü Türk içkisi olan ve bahar bayramlarında tanrılar şerefine içilen “kımız” ile ilgilidir.[1] Dilek dilenirken, adet gereği maniler söylenmektedir. Evlenememiş bir kızın evliliği için söylenen örnek bir mani:

Asmalı kuyu derindir,

Üstüne çıksam serindir.

Oğlanların istediği

Tas kırkmalı (al) gelindir.[2]

Bu mani baht açma ritüellerinin bir örneğidir. Hıdırellez kutlamaları dağlarda, ormanlarda yapıldığı gibi, günümüzde bu etkinliklerin kamusal problemlerden dolayı yapılamadığı düşünülürse, bireysel olarak da kutlanabilir. Çiçek toplanır ve kaynatılıp içilir. Toplanan çiçeklerin kaynatılmış suyuyla kırk gün boyunca yıkandıktan sonra çeşitli hastalıklara iyi geleceği inancı vardır. Hızır’ın bereket verdiği inancı olmasından dolayı, bu bayramda yiyecek kaplarının, cüzdanların, ambarların ağzı açık bırakılır. Kırmızı kurdele gül ağacına dilek dilenerek asılır. Tıpkı Nevruz’da olduğu gibi ateş yakılıp üstünden atlanır.

Hıdırellez Manileri

İndim çeşme akmayor,

Yar yüzüme bakmayor,

Hep çiçekler açılmış,

Yarem gibi kokmayor.[3]

Yemeninin yeşili,

Sil gözünün yaşını,

Bana müjdeler olsun,

Şimdi buldum eşimi.[4]

KAYNAKÇA

  1. Türk Etnografya Dergisi Sayı I, 1956
  2. Nurdeffin Kahraman, Refik Arıkan, “Orta Asya’dan Bilecik’e Hıdırellez”, 2015
  3. Orhan Acıpayamlı, “Türkiye’de Bahar Bayramı Hıdırellez”, 1973

[1] Kemal Güngör, “Anadolu’da Hızır Geleneği ve Hıdırellez Törenlerine Dair Bir İnceleme”, Türk Etnografya Dergisi I., Maarif Basımevi, Ankara, 1956, s.65.

[2] Kemal Güngör, a.g.d. s.66.

[3] Kulturportaligov.tr./ turkiye/antalya/kulturatlasi/niyet-manileri-hidrellez

[4] Kulturportaligov.tr./ turkiye/antalya/kulturatlasi/niyet-manileri-hidrellez

İsmail Görgülüer

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünde yüksek lisans yapıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu