Dünya TarihiMakale

Hititler’de Devlet Yönetimi

Anadolu Uygarlıkları

Anadolu’nun en büyük uygarlıklardan biri olan Hititler’in devlet yönetimi hakkında bilmediğiniz her şey işte yazımızda

HİTİTLER`DE DEVLET YÖNETİMİ

Antik Yakındoğu dünyasında siyasi varlığını yaklaşık 550 yıl boyunca sürdürmeyi başaran Hititler, bulunduğu jeopolitik konum gereği iyi bir devlet teşkilatına ihtiyaç duymuş ve sahip olduğu topraklarda nizamı sağlamak için mükemmel bir bürokrasi sistemi oluşturmuştur.  Yazımızın esas amacı Hititlerin meydana getirmiş olduğu bu sistem içerisinde bulunan kral, kraliçe, meclis, taşra yönetimi, ordu ve hukuk gibi önemli noktalara değinerek bir zamanlar Antik Yakındoğu`nun en önemli devletlerinden biri olan Hititlerin bu toprakları nasıl idare ettiğini okura sunmaktır.

 KRAL

Devlet içerisinde Labarna ( Büyük kral ) unvanıyla en yüksek konumda bulunan kral[1] güç ve yetkinin kendisinde olduğunu gösteren ucu kıvrık bir asa taşımakta ve aynı zamanda başkomutan, baş yargıç, başrahip gibi görevleri de ifa etmekteydi.[2] Eski hanedanlık boyunca mutlak bir otoriteye sahip olamayan kralların altında danıştıkları ve hatta veliahtını kabul ettirdiği bir meclis bulunmaktaydı. Bulunduğu konum gereği muhtelif sorumluklara sahip olan kralın Ordu sefere çıktığında başkomutan olarak ordunun başında bulunmak, ülkede çözüme kavuşturulamayan önemli davalara baş yargıçlık yapmak ve bayram, ayin, dua törenlerine başrahip olarak başkanlık etmek gibi zaruri görevleri vardı.

Kralın bazen dini görevini yerine getirmek için sefere çıkmadığı ya da seferdeyken ordusunu generaline bırakıp geldiği görülmektedir. Çünkü Hititler ülkenin tanrılara ait olduğunu ve bu görevler aksatılırsa tanrıların gazabının ülkeyi vuracağını düşünmekteydi. Mezopotamya ve Mısır hükümdarları gibi kendilerini dünyevi hayatta tanrılaştırmayan Hitit kralları öldükten sonra tanrı oldu tabiri kullanılarak tanrılaştırılmış fakat hiçbir zaman diğer tanrıların muadili olmamış ve ibadet edilmemiştir.

Hititlerde Kral ve Kraliçe Arasındaki  Farklar Nelerdir?

 KRALİÇE

Hitit devletinde kraliçenin önemli bir yeri vardı. Sarayda kraldan sonra en nüfuzlu kişi olan kraliçeler Tavananna ( ana/anne kraliçe ) unvanı taşıyıp aynı zamanda ülkenin baş rahibesi konumundaydı.[3] Katıldıkları dini törenlerde krala eşlik eder onun olmadığı zamanlarda törenleri tek başına yönetir ve kral sarayda bulunmadığı zaman naipliğini yapardı. Kral ile birlikte kullandığı mührün dışında kendisine ait bağımsızlığını gösteren ayrı bir mühür taşımakta olan kraliçeler Eski Yakındoğu devletlerinde ki kraliçelere nazaran oldukça üstün bir konumdaydı. Mezopotamya ve Mısır kraliçeleri sadece kralın eşi olup ve bir takım dini görevlerinin dışında ülke içinde politik açıdan hiçbir kuvvete sahip değildir[4].

Hititlerde ise kraliçe ülke işlerinde, politikada, dinsel törenlerde kendi başına hareket etme, bağış yaparak yönetmelik yazdıra bilme ve diğer ülkelerin kral ve kraliçeleri ile mektuplaşabilme gibi geniş yetkilere sahiptir[5]. Kral öldükten sonra kraliçe görevine devam ediyor, ölene kadar ise ülkede kraliçe değişimi yapılmıyordu. Hitit tarihinin en önemli kraliçeleri ise Aşmunikal ve Puduhepa`dır.

 PANKUŞ ( MECLİS )

Eski krallık döneminde kralın danışma organı olarak ülke politikasında oldukça önemli bir rol oynayan Panku, kelime olarak ‘’Hep Birlikte’’ anlamı taşımaktadır[6]. Karar alma yetkisi olmayan bu meclisin görevi daha çok kralın fikirlerini yargılamak kral yanlış kararlar verdiğinde onu uyarmak ya da sunulan bir öneriyi onaylamaktır[7]. Hattuşili`nin vasiyetnamesi ve Telepinu fermanı bizlere Panku Meclisi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu bilgiler doğrultusunda kral seçtiği veliahttı meclise onaylatmak zorundaydı. Kraliyet ailesinden birine ölüm cezası verildiğinde yine meclis bu cezayı onaylamalıydı[8].

Ayrıca meclis yeri geldiğinde kralı tahttan indirebilme gücüne sahipti. Bu duruma örnek olarak Huzziya’nın Telepinu’yu öldürme teşebbüsünde bulunarak Panku tarafından tahtan indirilip sürgüne yollanması gösterilebilir. Peki, bu meclis kimlerden oluşuyordu? Daha çok soylulardan oluştuğu düşünülen meclis hakkında detaylı bilgilere sahip değiliz. Uzun süre devlet içerisinde varlığını sürdüren Panku Meclisinin eldeki belgeler doğrultusunda eski krallık dönemi bittikten sonra önemini kaybettiğini, imparatorluk döneminde ise tabletlerde hiç bahsedilmeyip kralların mutlak otoritesini sağladıktan sonra ortadan kaldırıldığı düşünülmektedir.

 YÖNETİM

Sınırları içerisinde birçok kent devletini ihtiva eden Hititler, fethettiği bölgelere baskı uygulamayarak hoşgörü politikası güdüyor farklı halkların kültürlerini benimseyip tanrılarını panteonlarına ekliyor ve İnsanlara ise din özgürlüğü tanıyordu. Bu yapısıyla Hititler daha çok herkesin devleti gibiydi. En rütbeli yerel görevli eyalet Valileri olup bunların dışında Hititlere bağlı Vasal devletler vardı. Başlangıçta fethedilen bölgelere krallar oğullarını ya da kraliyet ailesinden olan akrabalarını atıyorlardı. Sınırların genişlemesiyle bu durum bozulmuş kral üst düzey yöneticilerle ikili ilişkilerde bulunarak güvendiği kişileri göreve getirmeye başlamıştır[9]. Kendiliğinden teslim olan bölgelerde ise idare yerli yöneticilere bırakılmıştır.

Göreve gelen valiler ilk olarak krala bağlılık yemini ederdi. Valiler bulunduğu bölgede devletin adli, siyasi, askeri ve idari açıdan temsilcileri olup sınırdaki kalelerin denetimini sağlama, binaların durumunu kontrol etme, kral adına vergi toplayıp su kanallarının ve mabetlerin bakımıyla ilgilenme gibi bir takım görevlerle mükelleftiler. Adli açıdan çıkan sorunlarda ise yaşlılar meclisiyle beraber davalara bakıyor ve kralın temsilcisi olduğu için yaptığı görevleri krala rapor veriyordu[10]. Dini merkezlerde başrahip aynı zamanda vali görevini görmekteydi. Vasal statüsünde bulunan devlet yöneticilerinin yabancı bir güçle iletişime geçmesi ve divanında yabancı bir elçi ağırlaması yasaktı[11].

Hititler farklı halkların kültürlerini benimseyip tanrılarını panteonlarına ekliyor ve İnsanlara ise din özgürlüğü tanıyordu.

 

Vasalların Hitit devletine karşı özel sorumlulukları vardı. Krala her yıl düzenli olarak vergi vermek ve savaş zamanında ise asker yardımı yapmak zorundaydılar. Kralın yönetimini sürdürdüğü saray da ise birçok çalışan bulunuyordu. Kâtipler, elçiler, meşediler, aşçılar, sofracılar, şaraptarlar, seyisler, arabacılar, rahipler ve müzisyenler saray emrinde bulunan görevlilerdi[12]. Başkâtip saray içerisinde kral, kraliçe ve veliaht prensten hemen sonra gelirdi[13]. Günümüzde ki Başbakan payesine denk konumlarıyla devletin yazışma işlerini yürüten ve ülkenin ana dili dışında diğer devletlerinde diline hâkim olan bu görevliler çağın en büyük entelektüelleri arasında yer alırdı.

 

Anadolu’nun en büyük uygarlıklardan biri olan Hititler’in devlet yönetimi bir çok başlıklar halinde incelenir.

ORDU

İyi yapılanmış bir askeri teşkilata sahip olan Hititler, krallığın erken dönemlerinde düzenli bir ordu bulundurmuyor ve eli silah tutan herkes asker sayılıyordu[14]. İlerleyen dönemlerde kralın saray da özel koruma birliği bulundurması ve garnizonlarda daima savaşa hazır bekleyen birliklerin olması daimi bir ordunun varlığına işaret etmektedir. Hitit ordusunun büyük bir bölümü yerli halktan, devlete bağlı beyliklerin gönderdiği askerlerden ve kimi zaman paralı askerlerden oluşmaktadır. Ordunun en önemli iki gücü piyadeler ve savaş arabalarıdır[15]. Piyade sınıfı, savaş arabalı sınıfa göre daha kalabalık olsa da dönemin tankları olarak nitelendirebileceğimiz savaş arabaları açık alanlarda yapılan muharebelerde savaşın sonucunun belirlenmesin de etkin bir rol oynuyordu. Ahşaptan yapılarak gövdesi deriyle kaplanan savaş arabaları içerisin de iki asker bulunduruyor ve bu arabalar iki at tarafından çekilerek hareket ettiriliyordu.

Savaş arabası içinde bulunan askerler genelde ok, yay, mızrak ve kalkan kullanmaktaydı[16]. Piyade sınıfı ise arabaların giremediği engebeli arazilerde önem kazanıyor, düz alanlarda ise destek kuvvet görevi görüyordu. Piyadeler genelde yakın dövüş yaptığı için kılıç, hançer, balta, mızrak kullanmakta ve kullanılan silahlar bronzdan yapılmaktaydı. Hitit askerlerinin kesin olarak nasıl bir üniforma giydikleri bilinmemektedir.

Anadolu’nun en büyük uygarlıklardan biri olan Hititler’in ordu anlayışı o dönemde yaşayan tüm devletlere örnek olmuştur.

 

Askere alınan bir Hititli askerden kaçmayacağına dair yemin ettirilir ve asker yemin ederken görevli rahip eline koyun yağı ve balmumu vererek bunları ateşe attırırdı[17]. Hititlerde askerden kaçmak çok ciddi bir suçtu ve genelde görevli komutanlara bu durum meydana geldiğinde saraya bildirilmesi için emirler verilirdi[18]. Ordunun başındaki genel komutan kraldı ve ordu içerisinde günümüzdeki General, Albay, Binbaşı, Yüzbaşı gibi payelere denk gelen bir askeri hiyerarşinin varlığı bilinmektedir. Sefere çıkan ordunun saldırı türünün nasıl olacağı tehlikeye düşüp düşülmeyeceği fal bakılarak belirlenirdi[19]. Ordu içinde cephe gerisinde önemli bir rol oynayan tahkimat sınıfı bulunmakta ve bu sınıf ordunun ihtiyacı olan levazımları öküzlerin çektiği arabalar ile cepheye taşımaktaydı. Çeşitli savaş taktikleri kullanan Hititler `de ani gece baskınları yapmak, kalenin etrafını muhasara ederek aç susuz bırakmak, lağımlar kazarak kaleyi fethetmek başlıca kullanılan savaş taktikleri arasındaydı.

HUKUK

Eskiçağ medeniyetlerinin tümünde olduğu gibi Hititler ‘de toplumu kontrol etmek ve düzeni sağlamak için çeşitli kanunlar oluşturmuş ve bunları yazılı hale getirmiştir. Hititler de hak ve adalet güneş ile sembolleştirilmiş güneş tanrıçası Arinna’nın koruması altına bırakılmıştır[20]. Mezopotamya’da uygulanan kanunlar kadar sert bir yapıya sahip olmayan Hitit kanunları daha çok insan hayatına önem veren şekilde oluşturulmuş ve genelde işlenen suçların cezası para karşılığı ile ödetilmiştir.

Hitit kanunlarının hangi kral zamanında yazıldığı kesin olarak bilinmemektedir[21]. Ama anlaşılan çeşitli ihtiyaçlara göre kanunlara yeni maddeler eklene biliyordu. Yani Hitit kanunları gelişen bir yapıya sahipti, kanunlar muhtevasın da aile, veraset, ceza gibi konuları bulundursa da evlat edinme, borç, miras gibi konulara da yer vermiştir[22]. Aile hukukunda evlenmek isteyen bir erkek kızın ailesine Kuşata adı verilen bir başlık parası ödüyor ve erkek Kuşata’yı verdikten sonra evlenmekten vazgeçerse verdiği başlık parası kızın ailesinde kalıyordu.

Eğer kızın ailesi bu evlilikten vazgeçerse Kuşata’yı geri iade etmek zorundaydı[23]. Evlenilecek kız Kuşata verildikten sonra kaçırılırsa kaçıran kişi tarafından kuşatanın geri ödenmesi gerekiyordu. Uygulanan kanunlar köleler içinde geçerliydi. Köle hür bir kadınla evlenebilme hakkına sahipti fakat onlarında kuşata ödemesi gerekliydi. Kanunlar aile içerisine meydana gelebilecek müstehcen olaylara karşı olup akraba ile ilişkiye girmeyi kesin olarak yasaklamıştı[24]. Boşanma durumunda ise erkek kadar kadının da hakkı bulunmaktaydı. Boşanma şahitler huzurunda gerçekleşiyor boşanan kadın getirmiş olduğu çeyizi itirazsız götürebiliyordu[25].

Anadolu’nun en büyük uygarlıklardan biri olan Hititler’in devlet yönetiminde hukuk ve ceza hükümleri neden bu kadar önemli?

 

Ceza hukukunda köleler yarım insan olarak kabul ediliyor ve hür bir insanın ödediği cezanın yarısını ödüyordu. Mezkûr satırlarda bahsettiğimiz gibi insancıl bir yapıya sahip olan Hitit kanunlarında ölüm cezası fazla görülmemektedir. Tanrılara ve krallara saygısızlık yapmak adam öldürme, adam yaralama, büyücülük, hırsızlık, tecavüz, cinsel ilişki Hititlerde sayılan suçlardandı[26]. Bedene zarar veren sakat bırakma gibi cezalar sadece kölelere uygulanırdı. Ölüm cezasına çaptırılmış bir suçlunun infazı suçu nerede işlediyse o şehirde yapılırdı[27]. Ek olarak davaların görüldüğü mahkemeler vardı.

Saray kapısı adı verilen yaşlıların oluşturduğu kurul daha çok köylerde ve kırsal kesimlerde meydana gelen davalara bakar ve bu mahkemenin kapısında bronzdan bir mızrak ve adaleti temsil etmek için tahtadan bir terazi asılı olurdu. Yüksek mahkeme adı verilen bir kurul genel olarak asil ve yüksek rütbeli memurların davalarına bakar hüküm verilemeyen davaları ise yargılaması için kral mahkemesine sevk ederdi[28]. Hitit hukuku uyguladığı tazmin ceza sistemi ve insanları işlediği suçlardan caydırmaya çalışmasıyla o dönemin toplum yapısına göre önemli bir uygulama olup aynı zamanda Hititlerin ne kadar üstün bir toplum anlayışına sahip olduğunun kanıtıdır.

 

 

 

[1] Oliver Robert, Gurney, Hititler, Ankara, Mart 2001, s. 61

[2] Abdulkadir, Ozulu, Hititler, Çorum, 2004, s. 19

[3] Ekrem, Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, Ankara, Aralık 2014, s. 118

[4] Ekrem, Memiş, Eskiçağ Türkiye Tarihi, Bursa, Ocak 2017 s. 237

[5] Ozulu, a.g.e, s. 20

[6] Ali, Narçın, Hitit Anadolu Rüzgârı, İstanbul,2017, s. 106

[7] Stefano De, Martıno, Hititler, Ankara, Ağustos 2006, s. 79

[8] Memiş, a.g.e, s. 234

[9] Gurney, a.g.e, s. 67

[10] İsabella Klock, Fontanılle, Hititler, Ankara, Mayıs 2015 s. 92

[11] Gurney a.g.e, s. 69

[12] Memiş, a.g.e, s. 240

[13] Fontanılle, a.g.e, s. 91

[14] Memiş, a.g.e, s. 243

[15] İlker, Koç, Hititler, Ankara, Ekim 2006, s. 71

[16] Koç, a.g.e, s. 74

[17] Ozulu, a.g.e, s. 23

[18] Gurney a.g.e, s. 95

[19] Tevfik, Gedikli, Hitit İmparatorluğu, Sivas, 2004, s. 107

[20] Narçın, a.g.e, s. 91

[21] Memiş, a.g.e, s. 246

[22] Gurney, a.g.e, s. 67

[23] Memiş, a.g.e, s. 246

[24] Memiş, a.g.e, s. 250

[25] Gedikli, a.g.e, s. 135

[26] Memiş, a.g.e, s. 258

[27] Gurney, a.g.e, s. 80

[28] Memiş, a.g.e, s. 263

KAYNAKÇA

  • Akurgal, Ekrem, Anadolu Kültür Tarihi, Phoenix Yayınevi, Ankara, Aralık 2014.
  • Fontanılle, Klock-, Isabella, Hititler, Dost Yayınevi, Ankara, Mayıs 2015.
  • Gedikli, Tevfik, Hitit İmparatorluğu, Sivas 2004.
  • Gurney, Robert, Oliver Hititler, Dost Yayınevi, Ankara, Mart 2001.
  • Koç, İlker, Hititler, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, Ekim 2006.
  • Martıno, de Stefano, Hititler, Dost Yayınları, Ankara, Ağustos 2006.
  • Memiş, Ekrem, Eskiçağ Türkiye Tarihi, Ekin Yayınları, Bursa, Ocak 2017.
  • Narçın, Ali, Hitit Anadolu Rüzgârı, Halk Kitabevi, Parola Yayınları, İstanbul,2017.
  • Ozulu, Abdulkadir, Hititler, Çorumsiad Yayınevi, Çorum, 2004.

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu