Dünya TarihiMakale

Hristiyanlık Sonrasında Rusya’da Büyücülük Faaliyetleri

 

Rusya’da Hristiyanlığa geçiş yumuşak bir şekilde olmamış, bu din çeşitli zorluklarla karşılaşmış sonrasında da klasik belirtilere sahip pagan hareketleri varlığını devam ettirmiştir.  Hristiyan putperestliği genellikle köylü geleneklerini yermek maksadı ile küçümseyici şekilde tanımlanmıştır.  Pagan ayinleri nesilden nesile kısmen kaybolmuş olsa da ayinlerin anlamları değişmiş ve ayinler Hristiyanlığın çarpıtılmış bir şekli olarak tezahür etmiştir.  Bu putperest ritüeller hristiyanlığın içinde pasif bir konumda varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

Slavlar 6. ve 12. yüzyıllar arasında ilişki içinde olduğu Latin, Arap ve Yunan medeniyetlerinden büyü, ilaç gibi tecrübeler edinmişlerdir. Bu büyünün menşei kutsal antik çağ olarak ifade edilmiştir. Buna ek olarak, büyü Hristiyanlığın var olduğu zaman yasaklansa da seyrek bir şekilde varlığını göstermeye devam etmiştir.

11. yüzyılda pagan uyanışları olarak belirtilen Volkhv ayaklanmaları ortaya çıkmıştır. 1024 yılında Suzdal bölgesinde kıtlık yaşanmış ve bu kıtlığın sebebi olarak yaşlı kadınlar görülmüştür. Ardından Volkhv bireylerinden bazıları bu yaşlı kadınları dövmüşlerdir. Aynı zamanda 1071 yılında Kiev’de beş tanrının tezahür edeceği ve Dinyeper nehrinin geri doğru akacağı, bazı ülkelerinin yerlerinin değişeceği gibi söylentiler ortaya çıkmıştır. O dönem Volkhv ayaklanmaları devam etmiş ve yaşlı kadınlar öldürülmüştür. Bununla beraber, kendisini Tanrı’nın temsilci olarak ifade eden bir Volkhv ortaya çıkmıştır. Her şeyi bildiğini iddia eden bu Volkhv Hristiyanlığa küfretmiş ve Volkhov nehri boyunca yürüyeceğini ifade etmiştir. Bu iddialardan sonra şehirde karışıklıklar çıkmış ve bu kişiye inananlar olmuştur. Böylece halk büyücünün yolundan gidenler ve Gleb’in yanında olanlar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Rostov’da da 1088 yılında buna benzer olaylar yaşanmıştır.

12. yüzyılda meydana gelen Volkhv ayaklanmaları hakkında var olan bilgiler kısıtlıdır. Bunlara ek olarak, Ipatiev Kroniği’nde kehanet güçlerine sahip olan bireylerin varlığından söz edilmiştir. 1170 yılının başlarında ayın gökyüzünü geçtiği ve şeklini değiştirdiği söylentileri ortaya çıkmıştır. Ardından bazı yaşlı erkek ve kadınlar (stariki) bu olayın ne anlama geldiği konusunda sorgulanmıştır. Bu kişiler, yaşanan bu olayın prensin ölümünün yaklaştığını ifade ettiğini dile getirmişlerdir.

13. yüzyıl sonlarında veya 13. yüzyılın başlarında bir kadın büyücü olursa ya da cadı veyahut bitki araştırmacısı olursa bütün bunlardan sonra kocası kadını azarlarsa ve kadın hala bu faaliyetlerine devam ederse Metropolitan’a altı grivnası ödemek zorunda olduğu ifade edilmiştir.

Modern bilginler, Hristiyanlık öncesi kültler ile ilgili ritüelleri açıklamak için pagan terimini kullanmışlardır. Hristiyan yazarlar, putperest tanrıları şeytan olarak ifade etmiş ve her türlü büyüyü şeytanın işi olarak görmüşlerdir. Böylece Hristiyanlığın ilk dönemlerinde sihir ve putperestlik arasında bir bağlantı oluşturmuşlardır. 13. yüzyılda Kiev Mağaraları Manastırı’nın başrahibi Serapion’un beş vaazından ikisinde cadılar, büyücüler ve Volkhv inancına dair bilgiler mevcuttur. Ayrıca 13. yüzyılda Serapion bir vaazında, hala pagan geleneğinin sürdürüldüğünü ve büyücülüğe inanıldığını sonunda ise masum insanların ateşle yakıldığını ifade etmiştir. Serapion’un dördüncü vaazında ise pagan geleneğinin büyücülükten ziyade bireylerin yakılması konusu ile ilişkilendirdiği karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Serapion cadıların elementlere hükmetme, kıtlığa neden olma güçleri olması durumunda cadılara ibadet edilmesi gerektiğini savunmuştur. Serapion’un bu savı karmaşık bir şekilde teşekkül etmiştir. Bununla beraber Serapion meydana gelen kıtlıkları, Tanrı’nın bir cezası olarak ifade etmiş ve cadıların ve şeytanların faaliyetlerine Tanrı’nın izin verdiğini öne sürmüştür.

Metropolitan Fotii’nin 1410 tarihli mektubundan hareketle infazlar Novgorod ve civarında pagan gelenekleri ortadan kaldırma odaklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçten itibaren de kazıkta yakılma gibi cezalar devam etmiştir. 18. yüzyıl başlarında ise sürgün cezaları da olmuştur.

16. yüzyılın ortalarında hem Muskovit Kilisesi hem de devlet putperestlik konusunda endişe etmeye başlamıştır. 1551’de Stoglav Kilisesi Konseyi’nin kararları ve önerilerinden bazıları bu endişeyi açık bir şekilde göstermiştir. Çar IV. Ivan büyücülük meselesi hakkında kilise babalarına danışmış ve kehanet, falcılık, astroloji, büyü gibi konuları uygulayanlar hakkında ne çeşit bir politika uygulanılması gerektiğini sormuştur. Konsey üyeleri bu gibi konu larda piskoposların bu faaliyetleri sınırlandırmalarını ve Çar’ın ölüm cezasını empoze etmesini istemişlerdir. IV. Ivan konseyin bu önerilerinin bir kısmını dikkate almıştır. Ayrıca Konsey’in bir diğer önerisi de bu gibi faaliyetleri gerçekleştirenlerin ölümle cezalandırılmasını istemesidir. Ardından IV. Ivan, bu faaliyetleri gerçekleştirenlerin sadece dini mahkemelerde değil sivil mahkemelerde de yargılanmasını yasal olarak kabul etmiştir.

16. yüzyılda, Kurbsky ve IV. Ivan’ın yazışmasında halkın ve Çar’ın o dönemde büyücülük faaliyetlerinden etkilendiğini ve Moskova yangınında IV. Ivan’ın annesinin büyü yapmakla suçlandığı da bir başka örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

17. yüzyılın sonlarına doğru Protopop Avvakum’un sürgün edildiği zamanlarda Avvakum’un evine dönmesinin ardından düşmanları onun köyüne teflerle ve domralarla birlikte oyuncu ayıları getirmiştir. Bu gibi olaylar ise kilise tarafından putperestlik olarak algılanmıştır. Devlet ve kilise şeytani olarak nitelendirdiği bu gibi olaylarla mücadele etmeye çalışmış, müzik aletlerini yasaklamıştır.

Pavriya şehrinde uzun bir süre kıtlığın var olduğu dönemde şehir daha sonra bereketli bir şehir haline gelmiştir. O dönemde Avvakum’dan nefret eden Afanasiy’in hizmetçileri olan Marya ve Sofya’ya büyü yapılmıştır. Bu olaydan sonra Afanasiy Avvakum’dan yardım istemiştir.

Avvakum’un sürgün zamanlarında ona ve ailesine yardım eden Boyarinya’nın Simeon adındaki oğlunu Avvakum vaftiz etmiş lakin Avvakum’un evde olmadığı bir zaman Simeon hastalanmış ve boyarinya oğlunu üfürükçüye götürmüştür. Bu olayın ardından Simeon’un durumu iyice kötüye gitmiştir. Bu olay Paskov’un kulağına gitmiş ve o sırada Moğolistan’a harbe giden oğlu Yeremey, ordunun içinden birine şamanlık yapması için emir vermiş ve harbin neticesini öğrenmek için şaman ayini yaptırmıştır.

17. yüzyılda Rus kaynaklarında Vedun (warlock) ve ved’ma (cadı) terimlerinin varlığı oldukça fazladır. Genellikle cadılık koldovstvo veya charodeistvo olarak kabul edilmiştir. Daha önce cadı ve cadılık, sihir, büyü, falcılık, kehanet, bitki ilacı gibi kavramlarla ele alınmıştır.

1647 Ağustos’unda Prens Nikita İvanoviç’in mülkündeki bir köylü, Agafitsa Savkina’yı büyücülükle suçlayan bir mülk yöneticisine sözlü şikâyette bulunmuştur. Suçlamanın merkezinde ise kız kardeşi Ovdot’ia ve Ovdot’un kayınpederi Tereshka Ivlev ile Savkina vardır. Bu kişiler, birçok insana tümör vermiş ve onları hasta etmişlerdir. Hatta Savkina’yın bazı kurbanlarının öldüğü de ifade edilmiştir. Ortaya çıkan deliller, tanıklardan hareketle duruşma ciddi bir hale bürünmüş ve Eyalet Mahkemesi tarafından duyulmuştur. Ardından 17 Kasım 1648 tarihinde bir boyar duma’nın Savkina’yı cadılıkla suçladığı ve suçluları yakılmaya mahkûm ederek, Moskova’ya gönderdiği dile getirilmiştir.

18. yüzyıla kadar büyücülük (koldovstvo, charodeystvo) Rusya’da laik bir mevzuatın nesnesi haline gelmemiştir. Peter, 1716 askeri tüzüğünde ölüm cezası altındaki büyücülük ile ilgili gizli uygulamaları (chernoknzfiestvo) yasaklamıştır. 1775 yılında II. Catherine ise, büyücülük gibi batıl inançları içeren, genç suçlular ve suç delilleri kapsayan davalara bakan sözde vicdan mahkemeleri kurulmasını gerektiren hükümet reformları yayınlamıştır.

18. yüzyıl sonunda, Rusya, Prusya, Habsburg İmparatorlukları davalara sınır getirmek için yasalarını yeniden düzenlenseler de büyücülük davaları teorik olarak kalmıştır. Büyücülük ve sihir gibi konuların engellenmesi için Rusya ve diğer Avrupa devletlerinde yasalar çıkarılmıştır.

19. yüzyılın sonlarına doğru Rus ve Ukraynalı köylülerin kendilerini cadı veya büyücü olarak tanımladıkları ifade edilmiştir. Hatta 1861-1917 yıllarında bu gibi olayları içeren yetmiş beş vaka hukuki, etnografik, psikiyatrik ve çeşitli gazete raporlarından elde edildiği karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bu gibi vakalar 19. yüzyılın son otuz yılında daha fazla görülmüştür. Bunun nedeni olarak kuraklık, nüfus baskısı, Rus köylüler arasındaki erkek göçünün artması ve çeşitli Ukrayna ve Rus köyleri arasındaki gerginlikler gösterilmiştir.

19. yüzyıl sonlarındaki Ukrayna ve Rus kırsalına baktığımızda büyücülük suçlamalarının erkeklerden daha çok kadınlar üzerinde olduğunu görmekteyiz. Bu da büyücülüğün kadınlar etrafında şekillenmesine neden olmuş ve bu nedenle kadınlar çeşitli saldırılara maruz kalmışlardır.

Markov’un 1890’larda yaptığı gözlemlerden hareketle pagan tapınaklarının yerlerine kilise ve manastırların inşa edilmesi Ortodoks kilisesi liderlerinin politikası olarak ifade edilmiştir. Ayrıca Markov, Hristiyanlığın ve paganizmin unsurlarının köylü dininin kombinasyonu olduğunu ifade etmiştir.  Hristiyanlığın kabulünden sonra eski geleneklerin devam ettiği durumların olması bizlere pagan unsurlarla Hristiyanlığın iç içe geçtiğini gösterebilir. Hristiyanlık öncesi kutlamalar, ibadetler, falcılık gibi konular sonrasında yasaklansa da bu gibi inançlar yeni anlamlar kazanmış ve bu gelenekler meşru bir biçim de değil de kültür yansıması şeklinde varlığını sürdürmüştür.

KAYNAKÇA

  • BEVER, Edward: “Witchcraft Prosecutions and the Decline of Magic”, The Journal of Interdisciplinary History, Vol. 40, No. 2, The Crisis of the Seventeenth Century: Interdisciplinary Perspectives, 2009.
  • CHULOS, Chris J.: “Myths of The Pious or Pagan Peasant in Post-Emancipation Central Russia”, Russian History, Vol. 22, No. 2, 1995.
  • CROSS, S.H. SHERBOWİTZ-WETZOR, Olgert (Ed.): The Russian Primary Chronicle, Cambridge, Mass.: Medieval Academy of America, 1953.
  • MARİNİCH, Vladimir G.: “Revitalization Movements in Kievan Russia”, Journal for the Scientific Study of Religion, Vol. 15, No. 1, 1976.
  • PROTOPOP, Avvakum: Hayatım, Dünya Edebiyatından Tercümeler, Rus Klasikleri: 46, Çev. Nihal Taluy Yalaza, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1946.
  • RİHA, Thomas (Ed.): “The Kurbsky-Ivan the Terribble Correspondence”, Readings in Russian Civilization, Vol. 1, Russia Before Peter the Great, 9001700, 1969.
  • ROCK, Stella: Popular Religion in Russia-‘Double Belief’ and the Making of an Academic Myth, Routledge Studies in the History of Russia and Eastern Europe, New York 2007.
  • ZGUTA, Russell: “Witchcraft and Medicine in Pre-Petrine Russia”, The Russian Review, Vol. 37, No. 4, 1978.
  • “Witchcraft Trials in Seventeenth-Century Russia”, The American Historical Review, Vol. 82, No. 5, 1997.
  • WOROBEC, Christine: “Witchcraft Beliefs and Practices in Prerevolutionary Russian and Ukrainian Villages”, The Russian Review, Vol. 54, No. 2, 1995.

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu