MakaleSanat Tarihi

İbrahim Paşa Sarayı ve Budin’den Getirilen Heykeller

Sultanahmet meydanında yer alan bu saray Kanuni Sultan Süleyman’ın veziriazamı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1520 yılına ait olan bir vesikadan bu yapının onarım geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu tarihten önce yapının varlığına dair kanıt oluşturmakta ve burada bulunan bir konağın değişikler ve eklemelerle sarayın oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Solakzade ise yapınn II.Beyazıd dönemine ait olduğunu yazmaktadır.[1]

Beyan-ı Menazil-i Sefer-i lrakeyn Atmeydanı

Osmanlı saraylarının geleneksel kabul edilen mekan organizasyonunu yansımaktadır. Dört avlu etrafına yerleştirilmiş olan yapı, özgün şekliyle meydana doğru alçalan bir alanda cephesinin genişliği 140 metre olarak inşa edilmiştir. Tapu ve Kadastro Dairesi’nin arkasında kalan birinci avlu bir cephesi ile Atmeydanına açılıyordu. Avlunun iki yan cephesinde yer alan kapılarla sarayın ikinci ve üçüncü avlularına geçiliyordu. Yine meydana paralel uzanan üçüncü cephenin bir yanında ise günümüze gelemeyen bir rampa ile ulaşılan, yalnız padişahın ata binmiş olarak geçebileceği asıl giriş bulunuyordu. Bu avlunun sağındaki kapının yanında Defter-i Hâkānî Emini Server Dede’nin türbesi vardı. Sarayın çöküş ve parçalanış sürecinde önce defterhâne binası bu avluda inşa edilmişti. Daha sonra da Tapu ve Kadastro Dairesi’ne bağlanan sarayın bu bölümü özgün yapısını kaybetmiş bulunmaktadır.[2]

İbrahim Paşa Sarayı Rölöve Planı

İkinci avlu saraydan geriye kalan tek avludur ve günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin avlusuna denk gelmektedir. Daha yüksek seviyede olan bu bölüme merdivenlerle geçilmektedir. Minyatürlerde bu alan, padişahın bulunduğu balkonun sağında gösterilerin rahatça izlenebildiği ahşap kafesli bir seyirliğin arkasında bulunan ağaçlıklı bir alan olarak gösterilmiştir. İkinci avlunun meydana bakan doğu cephesi bir istinat galerisi üzerine oturtulmuştur. Bu istinat galerisi beşik tonozlu kemerlerle birbirlerine ve meydana açılan mekânlardan oluşur. Meydan cephesinde bodrum katlarının dükkân ve ahır olarak kullanılmış olması muhtemeldir.

İkinci avlunun zemin katında güney, batı ve kuzey cephelerini, birbirine açılan koğuşlar biçiminde, tonozlu mekânlar çevirir. Bu mekânları avluya ve bugün arkada yıkılmış olan sarayın diğer bölümlerine bağlayan kapılar bulunmaktadır. İkinci avlunun batı ve kuzey yönünde, ikinci katta yer alan mekânlar da, batıda tonoz, kuzeyde kubbelerle örtülmüştür. İçlerinde ocakların da bulunduğu bu mekânların önünde kubbeli bir revak bulunmaktadır. Saraym ve ikinci avlunun güneyinde, doğrudan doğruya padişahların Atmeydanı’na geldiklerinde eğlenceleri seyrettikleri yer ise divanhanedir. Bu bölümün birçok kaynakta “kasır”, “köşk”, “taht” olarak söz edilen ve minyatürlerde görülen şahnişini de son restorasyonlarda yeniden inşa edilmiştir.

Üçüncü avlu ise sarayın en küçük avlusuydu. Üç cephesi alt katta beşik tonozlardan oluşan koğuşlar üst katları ise eşit büyüklükte kubbeli odalar ve revaklardan oluşuyordu. Bu avlunun yerinde bugün Adalet Sarayı Arşiv Dairesi bulunmaktadır.
Dördüncü avlu ise 1939’da tamamen yıkılmıştır eski fotoğraflarından bu bölümünde eşit kubbeli odalar ve revaklardan oluştuğu anlaşılmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Şehzadeleri Mehmet, Süleyman ve Mustafa ile At Meydanındaki İbrahim Paşa Sarayına Gelişi, Hünemame Cilt II
Kanuni Sultan Süleyman’ın Şehzadelerinin Sünnet Düğününde İbrahim Paşa Sarayındaki Alimler Toplantısı, Hünername cilt II

İbrâhim Paşa Sarayı’nı kulesiyle gösteren basit bir resmi, Matrakçı Nasuh’un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn adlı eserinde görülmektedir. 1533’te İstanbul’a gelen Flaman C. D. Schepper hâtıratında sarayı kısaca tarif etmekte, kesme taştan bir yapı olduğunu söyleyerek İtalyan tarzında yapıldığına işaret etmektedir. Meydana açılan bir kapıdan girilen saray arka arkaya iki iç avluya sahip bulunuyordu. XVI. yüzyıla ait Surnâme minyatürlerinde de kasrın meydana bakan cephesi görülür. [3]

İbrahim Paşa Sarayı’nın ön cephesindeki restorasyon geçirmiş seyir köşkü
Melling, 19.yy AtMeydan’ında İbrahim Paşa Sarayı

İBRAHİM PAŞA HEYKELLERİ

Kanuni Sultan Süleyman ve ordusu, Mohaç’ın ardından Budin’e yönelmiş ve kısa sürede burayı da ele geçirmiştir. Şehrin ilhakı yapılırken üç güzeller heykeli de payitahta getirilir. İbrahim Hakkı Konyalı bu heykeller hakkında “… Saray kapısının dışındaki bir bakır heykelle, içerdeki heykelleri, saray ve kale civarındaki diğer arslan heykellerini, renkli ve beyaz; taş heykel kaidelerini ve çanlığı 215 basamak olan büyük kiliseden alınmış iki pirinç şamdanı ve daha birçok kıymetli şeyleri… Tuna – Belgrat ve Karadeniz yolu ile İstanbul’a gönderilmek üzere gemilere yüklediler.”[4] Diye aktarır. Peçevi, Budin kalesi kapsı dışına dikilmiş garip ve acayip birer sanat eseri tunç üç heykel olduğunu söyler. Birisinin kral heykeli diğer ikisinin ise daha küçük boyutta aynı formda kralların oğulları olduğunu söyler. Bunların gemilerle İstanbul’a getirildiğini ve seyir olunması için At Meydanına dikildiğini nakleder.[5]

Tarihçi Solakzade (ölüm. 1657) “ol üç süret-i garibeyi İstanbul’a naklettirib, At Meydanı’na amud üzerine kondurdular.” Diyerek bu olayı nakletmiştir. Buradan anlaşıldığı üzere heykeller kesin olarak At Meydanında bulunmaktadır. Bu üç güzeller mitolojik figürlerden olan Apollon, Herakles ve Afrodit’in nü grubudur. Sezer Tansuğ bu heykel grubunu Hünernâme minyatürlerinden bulup çıkardığını söyler. Ve bu heykel İbrahim Paşa’nın Sarayının avlusunda görülmektedir. Selçuk Mülayim ise bu tespitin yanlış olduğunu nedeniyle açıklar. Bu minyatürde heykelin avlu içerisinde yer alması halbuki heykellerin kaynaklardan At Meydanında olduğunu aktarır. Bir diğeri ise heykelin antik heykellerin şemasına uymadığını kral ve halkı temsin eden iki figür yer aldığını, halkın şaşkına dönecek kadar bir çıplaklık görülmediğini savunur.[6]


Heykel Macar Kralı Mathias Carvino’ya aittir. Heykel 1533’te payitahta gelen Avusturya elçisi tarafından görülmüştür. 1582’de At Meydanı’nı gezen John Sanderson bu heykellerden “Meydanda, İbrahim Paşa Sarayı yapılmadan önce, Sultan Süleyman’ın Buda’yı aldıktan sonra, zaferinin tanığı olarak getirdiği üç güzel tunç suret bulunmaktaydı. Bunlar, ünlü Macar Kralı Mahtia Couvino’nun idiler. Bu suretleri, İbrahim Paşa öldürüldüğünde, halk gazaba gelerek parçalamıştır.”[7] Diye bahseder.

1533 yılında İstanbul’a gelen Hans Dernschwam ise şöyle aktarır. “Bu meydanda birkaç yıl önce padişahın öldürttüğü İbrahim Paşa, büyük ve güzel bir konak yaptırmış ve içinde çoluğu çocuğu ile oturmuş. Bu büyük konak bir şatoya benziyor. Yüksekte, Atmeydanı’na inen bir yokuşun tepesindedir. Aşağıdan yukarıya bu yokuştan çıkılıyor. Merdiven yok. Birkaç kişi yanyana atla rahatlıkla çakabilir. Padişah, İbrahim Paşa’nın konağına bu yoldan gidermiş. Söz konusu bu konağın önünde meydanın ortasında beyaz mermerden kalın ve uzun olmayan bir sütun var. Bunu da İbrahim Paşa diktirmiş; üzerlnde Budin’deki Sanat Sarayında olduğu gibi bir Herkül dikilmiş. Ayrıca iki tane de bakırdan büst var ki. Bunlar da Budin’de köprünün önündeki büyük kapıda mevcut. İbrahim’in ölümünden sonra kaldırılıp bir tarafa atılan Üç büst daha varmış.”[8] O dönem halk tarafından büyük bir tepkiyle karşılanan bu heykeller, İbrahim Paşa’nın putperestlikle suçlanmasına neden olmuştur. Figani’nin meşhur beyitinde bundan bahseder. 

“Dü İbrahim amed be-dar-ı cihan
Yeki büt-şiken şüd diğer büt-nişan” 

Beyitin Türkçesi “Dünyaya iki İbrahim geldi, biri putları kırdı, öteki put dikti” bu söylem daha sonrasında Figani’nin idam edilmesine neden olmuştur. 1536 yılında İbrahim Paşa idam edilince bu heykeller ortadan kalkmıştır.[9] Eseri inceleyebilmemiz için en önemli kaynak Pieter Coecke Van Aaels’tir. Hollandalı ressam İstanbul’da birçok gravür resmetmiştir. En önemlisi ise Cuma selamlığı sırasında Padişah ve erkanını At Meydanında resmettiği gravürdür. 1533 yılındaki halini gördüğümüz At Meydanında Fatih Külliyesi, Burmalı Sütun, Yılanlı sütunu bütün olarak tüm başlarını, Obelisk gibi eserleri görüyoruz. Galata Kulesi ise o noktadan normal şartlarda görülemeyeceğini biliyoruz ama bu eserde gravüre dahil edilmiştir. Bizim için en önemli olan Obelisk’in solundaki açıklığın ortasında, sütun üzerinde bu heykelleri görmekteyiz. Elinde sopasıyla Herakles, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit ve arkası dönük olan Apollon seçiliyor.[10]

Pieter Coecke Van Aaels’in 1533’te İstanbul’a Ziyaretinde Çizmiş Olduğu AtMeydanı Gravürü.
İbrahim Paşa Heykelleri Detay
Sezer Tansuğ, bahsettiği Heykel Detayı, Hünername

İbrahim Paşa, olasılıkla bu heykelleri Osmanlı Devleti’nin hükmettiği ülkelerin simgesi olarak diktirmişti.


[1] Semavi Eyice, “İbrahim Paşa Sarayı”, Türkiye Diyanet İşleri Ansiklopedisi, (İstanbul, Türkiye Diyanet Vakfı, 2000), 21, s.345-347;
  Zarif Orgun, “İbrahim Paşa Sarayı”, a.e, IX (1939), s.55-59;
  Nurhan Atasoy, İbrahim Paşa Sarayı, (İstanbul: İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1972), s.12-14.

[2] Tülay Artan, “İbrahim Paşa Sarayı”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, (İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1993), IV, s.130;
 Eyice, age, s.345-347;
 Atasoy, age, s.80-85.

[3] Eyice, age, s.345-347;
  Artan, age, s.130;
  Atasoy, age, s.73,85-143.

[4] İbrahim Hakkı Konyalı, İstanbul Abidelerinden İstanbul Sarayları, (İstanbul: Bürhaneddin Matbaası, 1943), s.119-120.

[5] Peçevi İbrahim Efendi, Peçevi Tarihi I, haz. Bekir Sıtkı Baykal  (Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981), s.76-77.

[6] Selçuk Mülayim, “İbrahim Paşa’nın Heykelleri”, Uluslararası Sanat Sempozyumu: Prof. Dr. Gönül Öney’e Armağan (2002): s.420-421;
 Sezer Tansuğ, Şenlikname Düzeni, (2), (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1993), s.19-20.

[7] Tülay Reyhanlı, İngiliz Gezginlerine Göre XVI. Yüzyılda İstanbul’da Hayat (1582-1599), (Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1983), s.41.

[8] Hans  Dernschwam, İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, çev. Y. Önen, (Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1992), s.139-140.

[9] Necdet Sakaoğlu, “At Meydanı”, İstanbul Ansiklopedisi, (İstanbul, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1994), I, s.415.

[10] Mülayim, age, s.420-421.

KAYNAKÇA

Eyice, Semavi. “İbrahim Paşa Sarayı”. Türkiye Diyanet İşleri Ansiklopedisi, İstanbul, Türkiye Diyanet Vakfı, 2000, 21, s.345-347.

Orgun, Zarif. “İbrahim Paşa Sarayı”. a.e, IX (1939), s.55-59.
 
Atasoy, Nurhan. İbrahim Paşa Sarayı. İstanbul: İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1972.

Artan, Tülay. “İbrahim Paşa Sarayı”. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1993, IV, s.130.

Hakkı Konyalı, İbrahim. İstanbul Abidelerinden İstanbul Sarayları. İstanbul: Bürhaneddin Matbaası, 1943.

Peçevi İbrahim Efendi. Peçevi Tarihi I. haz. Bekir Sıtkı Baykal Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981.

Mülayim, Selçuk. “İbrahim Paşa’nın Heykelleri”. Uluslararası Sanat Sempozyumu: Prof. Dr. Gönül Öney’e Armağan 2002, s.420-421.

Tansuğ, Sezer. Şenlikname Düzeni, (2). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1993.

Reyhanlı, Tülay. İngiliz Gezginlerine Göre XVI. Yüzyılda İstanbul’da Hayat (1582-1599). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1983.

Hans, Dernschwam. İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü. çev. Y. Önen, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1992.

Sakaoğlu, Necdet. “At Meydanı”. İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1994, I, s.415.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu