MakaleSanat Tarihi

İspanyol Sanatçı Velazquez’in Resim Sanatı

  İSPANYOL SANATÇI VELAZQUEZ’İN RESİM SANATI VE SANATÇININ STATÜSÜNÜ YÜKSELTTİĞİ ESERLER

Flavio Conti’nin tabiriyle İspanyol resim sanatını doruk noktasına ulaştıran Velazquez, 6 Haziran 1599’da Sevilla’da doğmuş, Francisco Pacheco’nun atölyesinde çalıştıktan sonra 1617’de Aziz Luca Ressamlar Loncasına bağımsız usta olarak kabul edildi ve 1622’de Pacheco’nun önerisiyle Madrid’e gitti ve orada kraliyet ailesinin portrelerini yaptı. Başarısından dolayı saray ressamlığına getirilen sanatçı 1624’te saraya yerleşti ardından sanatında önemli bir gelişme olarak 1627’de Madrid’e gelen Barok üslubun önemli temsilcisi Rubens’le tanıştı ve iki yıl sonra 1629 yılında İtalya’ya giderek İtalyan ustaların yapıtlarını görmüş ve incelemiştir. 1633’ten sonra Madrid’ deki Buen Retino Sarayı’nın bazı salonlarına resimler yaptı. 1647’de Alcazar ve Madrid’deki kraliyet yapılarının başmüfettişliği görevini üstlendi.1644 yılında İtalyan yapıtlarını İspanya Sarayı için satın almak göreviyle İtalya’ya gitti ve 1651’de kralın çağrısı üzerine İspanya’ya geldi. Devlet tarafından yapmış olduğu üstün hizmetlerinden dolayı Santiago nişanı ile onurlandırıldı ve yaklaşık iki yıl sonra 1660’ta öldü.[1]

Kısaca üslubundan bahsedecek olursak; geniş açıda portre ressamı olan Velazquez, eserlerinde gerek ele alış gerek konuları bakımından gündelik yaşamdan insan tasvirlerine önem vermiştir. Yapıtlarındaki kişiler dönemin kıyafetleriyle resmedilmiştir ki bu durum kültür tarihine de hizmet etmesi açısından kayda değerdir.

Gerçekçi ve en önemlisi doğal anlatıma önem veren sanatçı, gündelik yaşam sahneleriyle beraber mitolojik, dinsel konuları bir araya getirmesiyle önemli olmuştur. Dinsel konuları dahi doğalcı bir anlatımla ele alan ressam, erken eserlerinde gerçekçi yaklaşımı tercih etmiştir. Gündelik konulu yapıtlarında figürlerin yüzlerindeki ifade, mimikleriyle günlük yaşamın sıradan tavrını ortadan kaldırarak şahıslara soylu bir hava kazandırmıştır.[2]

Sanatçının ışık kullanımındaki ustalığına da değinmek gerekir ki eserlerinde Caravaggio’nun ışık kullanımından etkilenmiş, yapıtlarında ışık, tonlarıyla oluşturduğu etki aracılığıyla optik gerçeklik olarak nitelendirilen bir görünüm yaratarak ustaca kullanmıştır. Gölge ve ışığın düzenini öyle bir oluşturulmuştur ki insanlar resmedilmiş gibi değil de gerçekten oradalarmış gibi durur.[3] Yapıtları fırça vuruşları ve renk kullanımıyla adeta fotoğraf gibidir. Anlık hareketleri resmetmede usta olan sanatçı, fırçasını tuvalde süratle kullanmış böylece tablodaki boya tuşları esrine tazelik katmıştır ki sanatçının eserlerindeki izlenimciliğin temelinde fırça tutuşu yer almaktadır yani “çizgide, doğa biçimi esas şekline göre değil, gözün retina tabakasında teşekkül eden izleniminin fırçadan çıkan lekesine göre karalanmış bir durumu” olmaktadır.[4]

 

*Sanatçının Statüsünü Yükselttiği Eseri “LAS MENİNAS”-NEDİMELER (1656)

Tuval üzerine yağlı boya olarak yapılan tablo, 321×281 cm ölçüsündedir. Öncelikle tablonun isminin anlamı “las menias” soylu bir aileden gelen ve küçüklüğünden itibaren sarayda prensesin hizmetinde bulunan ve yetiştirilen kişiler için kullanılır. Tabloda da Prenses Margarita’nın sol yanında hafif diz çökmüş Doria Agustina Sermiento ile sağ tarafında Doria İsabel de Velasco bu görevde bulunanlardır. Bu üçlü dışında resimde altı kişi daha vardır. Resmin sağ köşesinde köpeğin üzerine ayağı ile basmış olan cüce Nicolas de Pertusato diğer cüce Maribarbola, cücelerin arkasında yer alan kişiler ise Doria Marvela de Ullona ve bir de erkek saray hizmetlisi. Kapının merdivenlerinde yüzü hafifçe izleyiciye dönük olan ise saray görevlilerinden olan Don Jose Nieto Velazquez’dir. Tablonun en solunda şövelesinin önünde, ayakta duran kişi ise sanatçı Velazquez’dir.[5]

Tam bu noktada geleneksel resim anlayışından farklı olarak Velazquez kendini kompozisyonda öne yerleştirerek ressam ve izleyici arasındaki geleneksel aktarımı tersine çevirmiş, tablonun muhtevasından izleyici konumunda olduğunu anladığımız (resmedilen kişilerde olabilirler bundan kastetmek istediğimiz izleyicinin tarafında bulunan) kral ve kraliçenin görüntüsü arkada bulunan aynaya yansıtılmıştır. Barok resme hakim olan ışık burada da kendini hissettirmektedir. Öyle ki tablonun arka fonu oldukça karanlık bir yüzeyken sol düzlemden gelen ışıkla beraber izleyicinin odağı, ön düzlemde bulunan prenses ve nedimelerin bulunduğu tarafta toplanır. Tablonun sol tarafında bulunan sanatçının üzerindeki nişan, Santigo Şovalyelerinnin simgesi olan kızıl haçtır. Yapıtın yapıldığı tarihte Velazquez’in bu ünvana sahip olup olmadığı tartışmalıdır.[6]

Yapıtın iç anlatımında sanatçının satatüsünün yüceltilmesine dayalı bir baş kaldırı olduğu anlaşılmaktadır. Açıklayacak olursak; Ressamın gurur dolu bakışları ve duruşu adeta karşısında bulunan kral ile kraliçenin egemenliğine meydan okumaktadır. İkinci nokta da burada yapılan resmi yalnızca sanatçı bilmekte ve görmekte yani resim içinde resimde gerçekte ne yapıldığının bilmemek, bilinmemesi iktidardan düşmek anlamına gelmektedir. En önemli kanıt ise resmin içinde karanlıkta kaybolmuş gibi görünen tabloların barındırdığı anlamdır. Bu tablolardan solda duran Rubens’e ait Pallas ile Arakhne’nin kopyası, sağda duranı ise Jordaens’e ait Apollon ile Marsyas’ın kopyasıdır. Bu tablolarda anlatılan mutlak egemen olan tanrıların dünyasından olmayanların yetenekleri sayesinde onların önlerine geçebilmeleridir ve tanrılar onları her ne kadar cezalandırmış olsa da sonunda üstün yeteneklerini kabul etmişlerdir. Bu resmin simgesel anlamının Velazquez açısından karşılığı, kralın hizmetinde bulunan sanatçı sadece resim yapmakla mükellef olmayıp, bunun yanında bazı hizmetlerde bulunması gerektiğinden (resimde belindeki anahtarlarda buna işaret olabilir) bu durum sanatçının sanatını icra etmesine engel taşıması ve sanatçının çok arzuladığı soyluluk unvanını, ressamın üstün yetenekleri olan bir sanatçı olduğunun ve hak ettiği değeri bulmasının manifestosudur.[7]

*Resim Sanatının Yüceltilmesini İçeren Resmi Las Hilanderas- Dokumacılar (1657)

Tuval üzerine yağlı boya olarak yapılan tablo, 167×252 cm ölçülerindedir. Kompozisyondan anlaşıldığı kadarıyla sanatçı günlük yaşam sahnelerine yönelmiştir. Sahne iki düzleme ayrılmış aynı zamanda dengelidir. Ön düzlemde yün eğiren kadınlarla günlük yaşam aktarılırken arka planda birkaç basamakla çıkılan alanda iyi giyimli kadınların aydınlık bir alanda duvarda asılı olan halıyı incelemektedir. Burada soldaki Athena, onun karşısındaki Arakhne figürüdür. Bu figürler halıda mı yoksa halıyı inceleyenler arasında mı anlaşılmamaktadır. Halı da Europa’nın kaçırılışı sahnesi yer almaktadır.[8]

Las Hilanderas’ın konusu Athena ile Arakhne arasındaki dokuma yarışmasıdır ve resimde incelenen halıda bulunan konu ise Europa’nın kaçırılışı(Tiziano’nun resminin kopyası) olup böylece güzelliği ve yeteneği yüzünden tanrıların gazabına uğrayan Europe ile Arakhne’nin ortak paydaları vardır ve aslında sıradan biri olan Arakhne’nin yetenekleri sayesinde tanrıçaya kafa tutması, gerçek hayatta sanatçıların yaşamış olduklarıyla özdeşleştirerek sanatçının üstünlüğünü vurgulanmıştır. Arka sahnede halıyla beraber duran çello aslında yapıtın sanatsallığını vurgulayan bir unsurdur. Yapıtın örtük anlamını genel olarak Tanrıçaların simgelediği güzel sanatlar ile Arakhne’nin simgelediği el işçiliğinin alegorisidir. Resim sanatının el işçiliği- zanaat sayılmasından kurtarılıp güzel sanatlardan sayılmasını gösteren bir eser. Arakhne tanrıçalarınkiyle yarışacak düzeyde eser ortaya koymuş, Velazquez’de bunu göstererek resim sanatının ilerlemesini ve statüsünün değişmesini göstermektedir.[9]

Velazquez’in yaşamı çok istediği soyluluk statüsüne ulaşmak ile çok iyi bir sanatçı olmak arasında bir tercih yapmadan ikisini de elde etmek için çabalayarak geçmiştir. Dolayısıyla Velazquez’in soyluluk ünvanı almak için uğraştığı bu dönemde yapmış olduğu bu iki baş yapıt, amaçlı bir temsili göstermek için yapılmıştır. Las Meninas’ta Velazquez, tanrının bu dünyadaki temsilcisi kral ve kraliçenin egemenliğine karşı sahip olduğu yeteneğiyle direnmekte ve ressamın hakkettiği statüyü vurgulamakta, Las Hilenderas’ta ise resim sanatının zanaat olmadığı ve sanatçının yetenekleriyle tanrılardan üstün geldiğini göstermekte ve sanatsal direnişte bulunmaktadır.

 

 


[1]Lebriz.com “Diego Rodriguez de Silva Velazquez”(Erişim 2 Haziran 2020)
[2]Songül Barotcu, “Diego Velazquez’in Sanatı ve Otoportreleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi Cilt7 /sayı2/1(2017) 168.
[3]Flavio Conti, Barok Sanatını Tanıyalım, çev. Solmaz Turunç,(İstanbul: İnkılap Kitabevi,1997),51..
[4]Elmas, Hüseyin-Özsan, Meltem, “Diego Velazquez Eserlerinde Barok Dönemi Modasının Yansımaları”, İdil Dergisi 64 ( Aralık 2019)s.1637.
[5]Serpil Aygün Cengiz, “Velazquez’i Unutmak: Las Menias” İmece 2009 Uluslararsı Katılımlı Güzel Sanatlar ve Tasarım Sempozyumu,(Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları) 152.                                [6] Barotcu, “Diego  Velazquez’in Sanatı ve Otoportreleri Üzerine Bir Değerlendirme”, 170.                                      [7] Cengiz, “Velazquez’i Unutmak: Las Menias”, 154.                                                                                                      [8]Ahmet Emre, Ders Notları, https://disk.yandex.com.tr/d/VrfoRPnW3CYMVP/2-2/1-%20batı%20sanatı%204  [9] Cengiz, “Velazquez’i Unutmak: Las Menias”, 156

 

Kaynakça

 

  • Aygün Cengiz, Serpil. “Velásquez’i Unutmak: Las Meninas”.İmece2009 Uluslararası Katılımlı Güzel Sanatlar ve Tasarım Sempozyumu (Eskişehir, 18-24 Ekim 2009). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları. 151-160.
  • CONTİ, Flavio. Barok Sanatını Tanıyalım. (çev. Solmaz Turunç), İstanbul:İnkılap Kitabevi 1997.
  • Elmas, Hüseyin ve Özsan, Meltem. “Diego Velázquez Eserlerinde Barok Dönemi Modasının Yansımaları” idil dergisi, 64 (2019 Aralık): s. 1633–1651.
  • Songül Barotcu, “Diego Velazquez’in Sanatı ve Otoportreleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi Cilt7 /sayı2/1(2017) 168.
  • Lebriz.com, Diego Rodriguez de Silva Velazquez, http://lebriz.com/pages/lsd.aspx?lang=TR&sectionID=2&articleID=24&bhcp=1 (2 haziran 2020)

 

 

Fulya Özkan

İstanbul Üniversitesi Tarih ve çift anadal programı ile Sanat Tarihi okumaktayım. Sanat Tarihi ile ilgili yazılar yazıyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu