MakaleSanat Tarihi

İstanbul Kent Silueti ve Yeni Camii Külliyesi

Sanat Tarihi

Bizans İmparatorluğuna başkentlik yaptığı dönemde İstanbul, forumları, kiliseleri, sarayları ile en önemli kentlerden biri olma özelliğini taşırdı. Bizans İmparatorluğu kente kendi imzasını atmış bunu değiştirmek ise II.Mehmed’in şehri fethetmesiyle sağlanmıştır. II.Mehmed şehri aldıktan sonra harap halde bulunan şehre, ilk önce Müslüman nüfusu yerleştirmiş ardından ise kentin siluetini değiştirerek bir Türk İslam görüntüsü oluşturmak için çalışmalara başlamıştır. Sadece onun hükümdarlığı zamanında değil ondan sonra gelen hükümdarlar döneminde de bu uygulama devam etmiştir. Mimarlar ve baniler şehre hakim noktalara birer İslam nişanesi olarak selatin camileri kondurmuşlardır. Şehre nereden bakılırsa bakılsın kentin İslam kenti olduğunu bildirirler ve bir kimlik kazandırırlar.

Özellikle 16.Yüzyıl’da Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi ve ekonomik olarak en parlak devrini yaşaması imar faaliyetlerini hareketlendirmiştir. Mükemmele ulaşma kaygısı klasik dönemin bir özelliği olarak görülmektedir.  Cami yaptırmak, hükümdarlar için cihat duygusuyla sefere çıkmak gibi kutsal bir görev ve simgesel bir hükümdarlık davranışıydı. Sinan’ın payitahtta inşa ettiği camilerin konumları ve topografik özellikleri incelendiğinde, İstanbul’un tepe ve mahallelerine isim vererek oraların sembol yapıları haline geldikleri görülmektedir. Kaptan-ı deryalar tarafından yaptırılan camiler ise denizle olan mesleki ilişkilerine bağlı olarak genellikle deniz kıyılarında ya da tersane yakınında yer almıştır. Genellikle Şehzadeler ve hanedan kadınları sancakta ve hac yollarında camiler inşa ettirirken menzillerde konumlanan yapıların sadrazam, vezir, paşa ve diğer baniler tarafından yaptırıldıkları görülür. Aynı zamanda Klasik Dönemde iyice genişleyen imparatorluk sınırlarına bağlı olarak uç bölgelerdeki camiler, imparatorluk topraklarını işaretleyen simgesel sınır taşları işlevini görülüyordu. Selatin camilerinde, şehrin en yüksek noktaları olan tepeler seçilir.

Tahtakale, Rüstem Paşa ve Süleymaniye Camileri / Sébah ve Joaillier Fotoğrafı
Fatih Camii / Sébah ve Joaillier 1883
Haliç-Yavuz Selim Camii

Şehre en hakim konumda olan tepelerden birinde Eski Saray’ın bulunduğu bölgede yer alan Süleymaniye Camii ve yapı topluluğu kubbe ve cephe düzenlemeleri ile kentin batı yönünden İslam Kenti siluetini vurgulayan piramidal bir kütlesellik oluşturmaktadır. O dönemin güçlü siyasi gücünün bir simgesi ve imzasıdır. Bir diğer simge yapı ise Fatih Camii Külliyesidir. İstanbul yarımadasının tam ortasında yer alan yapı Havariler Kilisesi gibi önemli bir yapının olduğu alana yapılmıştır. Belki de Fatih Camii’nin inşa yerinin burasının seçilmesi fetih sonrasında zaferin bir sembolü olarak artık şehri bir Müslüman toprağı olduğunu vurgulamak amacıyla yapılmıştır.

Yavuz Sultan Selim Camii ise Haliç’e hakim bir noktada sur içinde semte adını veren önemli mevkide bulunur. Nuru Osmaniye Camii, Fatih Camii, Yavuz Sultan Camii, Mihrimah Sultan Camii, Haseki Külliyesi gibi yapılar kentin İslam kimliğini vurgulayan yapılar olup önemli noktalarda konumlandırılmışlardır. Mimar Sinan yapılarının konumlandırılışı yapının banisinin rütbesiyle ilişkili olarak oluşturulmuştur. Kasımpaşa’da Piyale Paşa Camii örnek olarak alırsak Kaptan-ı Derya olan Piyale Paşanın statüsüyle bağlantılı olarak Kasımpaşa tersanesinde inşa edilmiştir. Bir diğer buna benzer örnek Beşiktaş Sinan Paşa Camii’dir. Barbaros Hayreddin’in türbesinin tam karşısında yer alması dikkat çekmektedir.  Tahtakale’de yer alan Rüstem Paşa Camii, ticaret ile ilgilenen Rüstem Paşa’nın bu derece önemli ticaret bölgesinde Cami’sinin yapılması, şehir siluetinde İstanbul Süleymaniye Camiinin hemen altında konumlanan yapısıyla statü farkının belirtilmesi açısından da önemlidir.

Kadın baniler olarak Hürrem Sultan bir yolun başlangıcı olmuş anıtsal boyutlarda İstanbul’da külliye yaptıran ilk kadın banidir. Daha sonra onu takip eden süreçte Mihrimah Sultan, Nurbanu Sultan, Kösem Sultan, Turhan Sultan bu geleneği devam ettirmişlerdir. Özellikle 17.yüzyıldan itibaren kadınların Osmanlı yönetiminde önemli bir rol oynamaya başlamaları bu siyasi gücün yansıması olarak mimaride vücut bulmuştur.

Yeni Camii Külliyesi – Ali Saim Ülgen

Eminönü’nde liman ve ticaret bölgesinde yer alan Yeni Camii Külliyesi yapımı en uzun süren yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Yapımına Safiye Sultan’ın isteği ile başlanan bu camii, Mimar Davud Ağa tarafından oluşturuluyordu. Daha sonra Davud Ağa’nın ölümü üzerine Dalgıç Ahmed Ağa tarafından yapı belli bir yüksekliğe çıkarılmıştır. Daha sonra III.Mehmed ve Safiye Sultan’ın ölümleri üzerine yapının inşası durmuştur. Turhan Sultan’ın isteğiyle tekrar yapımına başlanan yapı 1663’te Mustafa Ağa tarafından şehrin en önemli anıtları arasına girerek İstanbul silüetini oluşturan temel taşlardan biri olmuştur. 17.yüzyılın en önemli iki külliyesinden biri olan (Diğeri Sultan Ahmed Camii) bu külliye klasik Türk mimarisinin özellerini yansıtan bir üsluptadır. 

Camii plan itibarıyla Mimar Sinan’ın Şehzade Camii planını tekrarlayan niteliktedir. Dört fil ayağına oturan kubbe, dört yandan dört yarım kubbe ile genişletilmiştir ve köşelerde birer küçük kubbe bulunmaktadır. Fakat harim bölümü ve avlu aynı büyüklükte değil avlusu camiden büyüktür. Mimar Sinan’ın simetrik kuruluşlu dörtgen plan şeması onun öğrencileri tarafından da benimsenmiş onun ekolü 17.yüzyılda da etkisini sürdürmüştür. Belki yapının kalitesinde ve malzemesinde bozulmalar açısından klasik dönemden ayrılıklar olabilir. 

Yeni Cami ve Kayıkçılar / Abdullah Fréres Fotoğrafı

Külliyenin konumu da yapının mimari oluşumu kadar önem arz etmektedir. Liman kıyısında bulunan bu yapı limana yanaşan ticaret ehli kişiler tarafından dikkat çekmektedir ve birçok seyyahın gravür ve albümlerinde yer bulmuştur. Sadece bu anıtsal görünümü ile değil Mısır Çarşısı ile ekonomik vaziyete de katkıda bulunmuştur. 

Padişah külliyelerinin İstanbul’un en önemli tepelerinde görkemli görüntüsü ile bir panorama oluşturması kadın sultanlarının kıyı kesimlerinde bir görünürlülük oluşturma isteğine neden olmuştur. Sembolik açıdan kendi mevki ve güçlerini mimariye yansıtmak istemeleri yapının konumu üzerinde etkilidir. Daha önceki dönemlerde Mihrimah Sultan, Valide-i Atik gibi deniz yolu üzerinde yer alması kadın sultanların kıyı kesimlerini tercih etmeleri açısından önemlidir. 

Külliyenin en önemli bölümü Hünkar Kasrı, köşk mimarisinin en önemli örneklerinden birisidir. Haliç ve boğaz manzaralı kasır, içini kaplayan çiniler ve kalem işleri klasik süsleme sanatını yansıtması açısından değerlidir.

Yeni Camii Külliyesi klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu dönemde özellikle, padişahlar tarafından anıtsal yapı yaptırma sayısı azalmıştır. Bunun nedenleri arasında, bu dönemde ekonomik olarak devletin olanaklarının düşük olması ve aynı zamanda en önemli etken olarak da payitahtta bu yapıları yapacak önemli arazilerin dolmuş olması gösterilebilir. Külliyelerin yapılmak istenen yerlerinde istimlak sorunları yüzünden daha ufak boyutlarda mütevazi şekilde, Vezirler ve Sadrazamlar tarafından yapılmıştır.

Kutsallığın vurgulanmasında mimari yapıların kendisi önemli olduğu gibi topoğrafya kullanımı da aynı ölçüde etkilidir. Statüye, banilerin siyasi güçlerinin dönem içerisindeki durumuna, kendi kişiliklerine ve mesleklerine bağlı olarak yapılar İstanbul’un görünümünde yerlerini almışlardır.

KAYNAKÇA

Kuban, Doğan. İstanbul Bir Kent Tarihi. İstanbul: Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1996.
Kuban, Doğan. Osmanlı Mimarisi. İstanbul: YEM, 2016.

And, Metin. 16.Yüzyılda İstanbul Kent,Saray,Günlük Yaşam. İstanbul: Akbank Kültür ve Sanat, 1993.

Necipoğlu, Gülru. Sinan Çağı. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2013.

Kuran, Aptullah. Mimar Sinan. İstanbul: Hürriyet Vakfı Yayınları, 1986.

Aslanapa, Oktay. Osmanlı Devri Mimarisi. İstanbul: İnkılap Yayınları, 2004.

Çöl, Nilgün. “XV.-XVI.Yüzyıllarda İstanbul’da Kent Dokusu- Yapı Kuruluşları İlişkisi. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1999.

Akkan, Tülay. “Mimar Sinan’ın İstanbul’da Saray Kadınları İçin Yapmış Olduğu Eserler ve Bu Eserlerin Mimari Özellikleri”. Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk İslam Sanatları Programı, İstanbul 2009.

Akçıl Harmankaya, Nesrin Çiçek. “Mimar Sinan Camilerinde Sembolizm”. Doktora Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017.

Akçıl Harmankaya, Nesrin Çiçek. “Mimar Sinan Camilerinde Sembolizm Üzerine Bir Değerlendirme”. Sanat Tarihi Yıllığı, sy.27, (2018): s.1-37.

Çobanoğlu, Ahmet Vefa. “Yeni Camii Külliyesi”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2013, 43, s.439-442.

Tekindağ, Şehabettin. “XVII.Yüzyıl Türk Sanat Eserlerinden Bir Abide: Yeni Camii Külliyesi”. TD, 28-29 (1975): s.173.

Ülgen, Ali Saim. “Yeni Camii”.VD, II/sy.2 (1942): s.395.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu