MakaleSanat Tarihi

Jan Steen Tablolarında Sembolik Detaylar

Sanat Tarihi

Jan Steen Hollanda’nın Leiden şehrinde doğmuştur. Günlük yaşam sahneleri (janr) ile tanınır. Bu sahneler genellikle ahlaki bir mesaj veren canlı iç mekanlardan oluşmaktadır. Steen, mizahıyla 17.yüzyıl Hollandalı ressamlardan sıyrılır. Yaşamı bir davranış komedisi olarak ele alır. Steen 1646’da Leiden Üniversite’ne başlamıştır. 1648’de Gabriel Metsu ve diğerleriyle birlikte Leiden ressamlar Loncası St. Luke’un kurucu üyelerinden biriydi. İlk öğretmenleri Utrecht’te tarih ressamı Nicolaus Knupfer, Haarlem’de tür ve peyzaj ressamı Adriaen van Ostade ve Lahey’de peyzajcı Jan van Goyen’dir. Steen’in kış sahneleri de dahil olmak üzere manzaralarında, küçük köylü figürleri Adriaen ve Isack van Ostade’nin figürlerini anımsatıyor.

Daha sonraki çalışmalarında figürler daha büyük, daha az kalabalık ve daha bireysel olarak düzenlenmiştir. Özellikle çocuklarda yüz ifadesinin inceliklerini yakalamada ustaydı. En iyi eserleri, özellikle renk kullanımında büyük teknik beceri sergiliyordu. Yaşamının son yıllarında daha zarif ve daha az durağan bir çizgiye yaklaşmıştır. Jan Steen resmi bir ahlaki bir vurgu yapmak amacıyla bir araç kullanmaktadır. Çocuklara kötü örnek olan ebeveynler, hayvanlara zalimce davranan çocuklar gibi gündelik hayat resimleri sunarken aslında arka planında birçok simgesel bir mesaj barındırmaktadır. Köylü resimlerinde ise komik mizah anlayışını ve betimlemelerini natüralist çizgisini bozmadan yapmıştır.

The Cat Family- Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi Macaristan

The Cat Family

Bu resimde gündelik yaşam sahnesi çok kusursuz yansıtır. Kalabalık bir dairesel şekilde figürler yerleştirilmiş ve hareket halinde resmedilmiştir. Ön planda genç kız kedi yavrularının bulunduğu sepeti elinde tutar. Konu olarak izleyiciye eğlenceyi, içkiyi, müziği ön plana çıkarmaya çalışmış. Arkası dönük oturan kadın sanki izleyici yerine orada bulunmaktadır. Sahnenin sağında bir karanlıkta açık kapı bulunur bu ruhsallığın ve benliğinin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Ayaktaki adam bir elinde kadeh diğer elinde kafatası yani diğer söylemiyle vanitas objesi yer alır. Vanitas ölümün sembolü ve habercisidir. Bu adamın önündeki oturan şapkalı ise Jan Steen’dir.

Sanatçı sık sık kendisini kompozisyonların içerisine dahil eder. Keman çalan çocuk ve Soldaki şarap fıçısı eğlencenin sembolü olarak kullanılır. Şarap Tanrısı Dionysos (Bacchus) sarhoşluğun ve bilinçsiz eğlencenin bir gösterimi olarak şarap fıçısı ve kadehi ile gösterilirdi. Buradaki kullanım amacı da dünyevi zevklerin gösterimidir. Siyah Karga ise yanlızlık ve uğursuzluğun sembolüdür. Sarhoşluğun ve bilinçsiz eğlencenin sonunda gelen kötü davranışların yansımasıdır. Köpek ise kadının sadakatsizliğine kediler ise tembelliğin ve arzuların gösterimidir. Bu tabloda sanatçının aslında bu tüm öğeleri kullanarak alt metinde bu eğlence ve şatafatın, dünyevi zevkler olduğu uzak durulması gerektiğini ahlaki bir mesaj olarak vermektedir.

The Dancing Couple- National Gallery of Art Washington 1663

The Dancing Couple (Dans Eden Çift)

İki müzisyenin eşlik ettiği bir çiftin dans ettiği bir çardakta toplanmışlar. İnsanlar içkilerini içerken çocuklar oyunlarını oynarken resmedilmiştir. Soldaki figürler kendi aralarında konuşurken bazıları birbiri ile flört ederken görülür. Sağdaki çift içkilerini yudumlar. Bir sokak satıcısı olayı dikkatlice izlemektedir. Burada yere saçılmış olan çiçekler, yumurta kabukları ve sabun köpüğü dünyevi zevklerin bir sembolü olarak kullanılmıştır. Bu ahlaki olarak mesaj verme durumunun ardındaki durum Kalvinist bir geleneğe bağlanmaktadır.

Beware of Luxury- Kunsthistorisches Museum Wien (Viyana Sanat Tarihi Müzesi) 1663

Beware of Luxury (Lüksten Kaçının)

Bu klasikleşmiş Hollanda iç mekan resmi kalabalık bir gruptan oluşmaktadır. Sanatçı detayları çok başarılı bir şekilde oluşturmuş ve tüm öğeleri birbirinden ayırmıştır. Sandalyede alkol yüzünden sayıklayan kadın, keman çalan adam, tabağı yalayan köpek, yere akan şarap fıçısı gibi detaylar karmaşa oluşturmaktadır. Sanatçını asıl hedeflediği objelerin sembolik anlamlarıdır. Burada sahne detaylarında Flaman atasözlerinin temsili yapılmaktadır. Yerdeki oyun kartları, “en iyi kartlar ahmaklara gelir. Kartların nasıl düştüğüyle bağlantılıdır. “Domuzun önüne gül(inci) atmak” Layık olmayan bir şey ya da kimse uğruna çaba harcamak anlamında kullanılmaktadır.

“Köpeği çömlekte bulmak”; köpeği içeri alırsanız, gider çömleğe girer. Yok, yere zahmet çekmek, bir zararı önlemekte gecikmek anlamı taşır. Keman çalan genç, “teşhir yerinde oynamak” el âleme rezil olan, dikkati kendi üstüne çekmeye çalışmamalıdır anlamının sembolü niteliğindedir. “Sırça evde oturan başkasına taş atmamalı”, bir kimsenin haddini bilmemesi anlamına gelen ve değişik anlamlar içeren atasözleriyle bağlantılıdır. Tavana asılı süpürge ve bastonlar ise ahlaki bir mesaj ve uyarıcı olarak durur ve işin sonunda gelecek cezaya gönderme yapmaktadır. Resimde yapay ışık kullanımı söz konusudur. Kapalı formlu bir kompozisyon oluşturulmuş tek bir sahne ve objeye dikkat etmek zordur. Sürekli bir hareketli gözlerle resimi okuyabiliyoruz.

Girl Eating Oyters- Mauritshuis

Girl Eating Oyters (İstiridye Yiyen Kız)

Yalnız başına bir kız görmekteyiz Eline aldığı istiridyenin üstüne biber serperken doğrudan izleyicinin gözlerinin içine bakar ve davetkar bir haldedir. İstiridye  antik dönemden beri cinsellik ile bağdaştırılır. İstiridyenin bir afrodizyak etkisi bulunmaktadır. Ve o dönemde 17.yüzyılda Hollanda’da istiridye kullanılıyor. Genelevlerde istiridye servisleri yapılıyordu. Ve tabiki Venüsün doğuşu ile bağlantılı olduğundan istiridye her zaman bir cinselliğin sembolü olarak kullanılmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında sahnedeki kızın istiridye kabuğuna biber dökmesi ve izleyiciye bakıyormuşçasına hareket etmesi cinselliği daha da arttırmaktadır. Bu mekanın ise genelev olma ihtimalini arttırıyor. Arkadaki figürler bir hayat kadını ve müşterisi olabilir. Buradaki kızın baştan çıkarıcı güzelliğini vurgulamış. Steen aslında gençlik ve güzelliğin geçiciliğini tüm bunların yaşam gibi son bulacağını vurgulamaktadır.

Woman at her Toilet- Buckingham Palace 1663
Woman at her Toilet

Woman at her Toilet (Sabah Hazırlığı)

Aynı adı taşıyan iki yapıtı vardır. Yalnız başına olan kadının fahişe olduğunu anlıyoruz. Gecenin ardından yeni güne hazırlanıyorlar. İkisi de çoraplarını giyerken betimlenmişlerdir. Çorap anlamına gelen “kous” kadın cinsel organı içinde kullanılan bir kelimedir. Sanatçı o dönem için anlaşılması zor olmayan bir göndermede bulunmuştur. Ayakkabı ve terlik gibi nesneler cinsel birleşmeyi simgelemektedir. Yatağın kenarındaki terlikler bunun bir işaretidir. Köpek ve müzik aletleri şehvet ve cinselliği sembolize etmektedir. Konsolun üzerindeki Vanitas (Kafatası) ölümü simgelemekte ve tüm bu öğelere karşı zevk ve şehvetin sonun ölümün kendisini beklediğini ve kaçınılmaz olduğunu vurgulamaktadır.

Jan Steen genellikle günlük yaşam sahnelerinde görünürde eğlence ve şehveti yansıtıyor gibi gözükse de aslında bir Katolik olarak sembolize ettiği ahlaki mesajı vurguyu yaparak resmi bir araç olarak kullanmaya çalışmıştır.

KAYNAKÇA

Tükel, Uşun- Yüzgüller Serap. Sözden İmgeye Batı Sanatında İkonografi. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2014.

Kazancı, Fikriye Tülay. “Görünenin Ötesinde: 17.Yüzyıl Hollanda Resminde Görsel Zekâ ve Oyunlar”. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2018.

Altuna, Sadun. Büyük Ressamlar, Hayatları Eserleri. İstanbul: Hayat Yayınları, 1959.

Yücel, Melisa Melek Ezgi. “17.Yüzyıl Hollanda Resminde Sembol Kullanımı”. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul 2007.

Uzunoğlu, Meryem- Milli İpek Elif. “17.Yüzyıl Hollanda Sanatında Gündelik Yaşam Sahneleri: Janr Resmi”. STD, 26 (2020): s.753-778.

Karaalioğlu, Onur.”16.Yüzyıldan 19.Yüzyıla Resim Sanatında Gündelik Yaşamın Temsili Olarak Beden”. Sosyal Bilimler Dergisi, 11/4 (Haziran 2017): s.752-762.

Kazancı, Tülay. “Işıksız Fener: 17.Yüzyıl Hollanda Resminde Fahişe Betimleri”. Sanat Tarihi Yıllığı, 0/17 (2011): 49-68.

Berger, John. Görme Biçimleri. (Çev.Y.Salman), İstanbul: Metis Yayınevi, 1999.

Leppert, Richard. Sanatta Anlamın Görüntüsü, İmgelerin Toplumsal İşlevi. (Çev. İ.Türkmen), İstanbul: İstanbul Ayrıntı Yayınları, 2002.

Tükel, Uşun. Resmin Dili, İkonografiden Gösterge Bilime. İstanbul: Homer Yayınları, 2005.

H.Perry Chapman. Jan Steen Panter and Storyteller. Washington: National Gallery of Art, 1996.

Cömert, Bedrettin. Mitoloji ve İkonografi. Ankara: 1997.

Gombrich, E.H. Sanatın Öyküsü. (Çev. B.Cömert), İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992.


Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu