MakaleOrta Çağ Tarihi

Kahramanca Bir Türk-Haçlı Muharebesi: Dorylaion (Eskişehir) Savaşı

  İmparator Aleksios Komnenos’un Avrupa’dan ücretli asker talep etmesi uzun yıllar sürecek  Haçlı Seferleri sürecinin başlamasına sebep olan en önemli unsurlardan biri olmuştur. Aleksios’un bu ücretli asker talebi amacından saparak büyük bir din savaşına dönüşmüştür. Aslında Haçlı Seferleri’nde din sadece bir kamuflajdır, asıl amaçları sosyal ve ekonomik yönden Anadolu ve Ortadoğu topraklarının bereketinden faydalanmak olmuştur ki bunu Ortodokslara karşı sergiledikleri tavırla net bir şekilde ortaya koymuşlardır. Bu çalışma ise Haçlı orduları ile Türkler’in Dorylaion (Eskişehir) bölgesinde 1 Temmuz 1097 tarihinde yaptıkları savaşın değerlendirmesidir.

  Haçlı orduları “sokaklarından süt ve bal akan” Kudüs’e ulaşmak için Balkanlar ve Anadolu üzerinden yolculuk yapmaları gerekiyordu[1]. Anadolu topraklarına ulaştıklarında ise hem onlar hem Bizans hem de Türkler açısından zorlu bir dönem başlamış bulunmaktaydı. Birinci Haçlı Seferi ordularından önce Pierre I’Ermite’nin ordusunu kolayca mağlup eden Türkiye Selçuklu Devleti Sultanı I. Kılıç Arslan yeni gelen Haçlı ordusunu pek umursamamıştır. Bu umursamayış büyük bir hataya dönüşerek başkenti İznik’i kaybetmesine ve hatta İzmir’i kaybetmesine sebep olmuştur.[2]

Haçlı orduları tarafından kuşatılan İznik’in, İmparator Aleksios tarafından hile ile ele geçirilmesi Haçlı liderlerini bir hayli kızdırmıştır. Çünkü ellerine ne bir hazine geçmiş ne de yağma yapabilmişlerdir. Aleksios tarafından çeşitli hediyelerle kızgınlıkları yatıştırılan Haçlı liderleri 26 Haziran’da Bizans kumandanı Tatikios öncülüğünde Anadolu yürüyüşüne geçmişlerdir[3]. Haçlı orduları Osmaneli (Lefke)’ne geldiklerinde yiyecek sıkıntısı yaşamamak gerekçesiyle orduyu iki kısma ayırmışlar ve birer günlük mesafe ile yürüme kararı almışlardır. Birinci ordu Bohemund idaresinde, ikinci ordu Raymond de St.-Gilles idaresinde yürüyüşlerine devam etmiştir.[4]

  Diğer taraftan beklemediği şekilde başkenti İznik’i  kaybeden Sultan I. Kılıç Arslan ise Haçlı ordularını durdurmak için Türk birliğinin gerekli olduğunu anlayarak Anadolu’daki Türk kuvvetlerinden yardım talep etmiştir. Danişmend Gümüştegin Ahmet Gazi ve Kayseri Emiri Hasan Bey bu çağrıya sessiz kalmamışlardır. Ayrıca Halep Selçuklu Meliki Rıdvan ve Dımaşk Emiri Tuğtegin’de bu çağrıya sessiz kalmasalar da geç kalmışlardır.[5] Kısa sürede güçlü bir ordu toplayan Sultan, Haçlı ordularının Eskişehir (Dorylaion) yolunu kullanacaklarını öğrenince Sarısu Ovası (Bathys)’nın yamaç ve tepelerinde pusu kurarak orduları beklemeye başlamıştır. O gece birinci Haçlı ordusu da Sarısu Ovası’nda karargah kurmuştur. Ertesi sabah erken bir vakitte Türkler savaş naraları atarak Haçlı karargahına saldırıya geçmişlerdir. Neye uğradıklarını şaşıran ve bunu asla beklemeyen Haçlı orduları sıkışıp kalmışlar, kaçış yolu bulamadıkları için ellerindeki yük arabalarıyla siper oluşturarak içine sığınmışlardır.

Türkler ok ve mızrakları, süratli atları ile Haçlılara büyük kayıp verdirmişlerdir. Saatler boyunca karşı saldırıya geçemeyen Haçlıların tek ümidi ise Raymond idaresindeki ikinci ordunun yardıma gelmesiydi bu sebeple Bohemund ikinci orduya haberci göndermiştir.[6] Öğle saatlerinde yardıma yetişen ikinci ordunun gelmesiyle şaşırma sırası Türklerde idi çünkü Haçlı ordusunu etrafını kuşatarak büyük kayıp verdirdikleri ordudan ibaret sanmışlardır. Türkler ne kadar uğraşsalar da iki ordunun birleşmesini engelleyememiştir.

İşte tam bu noktada savaşın kaderi değişmiştir. Birleşen iki Haçlı ordusu karşı saldırıya geçmiş ve savaş birebir dövüşe yani meydan muharebesine dönüşmüştür. Türklerin ok ve mızrakları, sayıca üstün hale gelen Haçlı ağır zırhları karşısında etkisiz kalmıştır. Üstelik Le Puy piskoposu Adhemar arkadan saldırıya geçmiş, Türkler iyice paniğe kapılmışlardır. Sultan Kılıç Arslan daha fazla kayıp vermemek için mecburen geri çekilmeyi kabullenmek zorunda kalmıştır. Sultanın ve beylerin otağı, hazinesi, paraları, malları Haçlıların eline ganimet olarak geçmiştir.[7] Bu geri çekiliş sırasında Kayseri Emiri Hasan bir dağın eteğinde şehit olmuştur, bundan sonra o dağ adını Hasan Dağı olarak almıştır.[8]

  Türkler Dorylaion’da kahramanca savaşmış, tüm savaşçı özelliklerini ortaya koymuşlardır ancak bunlar savaşı kazanmalarına yeterli olmamıştır. Atların yetiştirilmesi ve beslenmesi bakımından son derece önemli olan Dorylaion Ovası ele geçirilişinden 17 yıl sonra kaybedilmiştir.[9] Dorylaion yani Eskişehir’in kaybedilmesinin yanı sıra bu savaşın bizlere gösterdiği çok önemli başka bir nokta vardır; ağır zırhlı, uzun mızraklı şövalyelerle ok ve mızraklarla savaşan Türklerin karşılaşması. Ne Haçlılar, Türklerin hafif atlı okçu birliklerini, en sevdikleri savaş taktiği olan sahte ricatı biliyordu, ne de Türkler baştan aşağı ağır zırh giymiş uzun mızraklı şövalyeleri biliyordu.

Aslında 1 Temmuz 1097 tarihinde gerçekleşen bu Dorylaion (Eskişehir) Savaşı’nı birbiri ardınca gerçekleşmiş iki savaş sayabiliriz. Birincisi ordular birleşmeden önceki ok ve mızrağın, süratli atlara sahip olan Türkler’in üstünlüğü sağladığı sahte ricatın uygulandığı savaş. İkincisi öğle vakti iki ordunun birleşmesiyle sayıca üstün konuma gelerek adeta çelikten duvar örmüş, ağır zırhlı Haçlı şövalyelerinin adam adama savaşı.

  Türkler, Haçlı ordusuna ağır kayıplar verdirmesine rağmen Haçlıların sayıca üstün konuma gelmesi hasebiyle savaşı kaybetmişlerdir. Böylece Türkler artık Marmara kıyılarından iç kesimlere doğru çekilmeye başlamışlardır.[10] Bir Haçlı kaynağı bu savaşta Türkler için “Türklerin metanet, kahramanlık ve savaş kabiliyetlerini kim tasvir edebilir…Eğer onlar Hıristiyan olsalardı şüphesiz kudret, cesaret ve muharebe ilminde kimse onlara müsavi olamazdı” sözlerini kullanmıştır.[11] Aynı yazar Sultan Kılıç Arslan’ın “…Bütün milletler bizim oklarımızdan titrer fakat onlar zırhları içinde oklarımıza aldırmadan saflarımıza sokuluyor, oklarımız onlara tesir etmiyordu. Kimse onlara karşı duramaz ve zalimliklerine dayanamaz” İfadelerini kullandığını yazmıştır.[12] Bu ifadeler ne kadar doğrudur bilemeyiz ama savaşın nasıl sonuçlandığını göstermesi açısından mühimdir.

  Sultan Kılıç Arslan’ın Haçlı ordularını önemsememesi, istihbarat ağının zayıf olması Dorylaion Savaşı’nda olduğu gibi ağır sonuçlara sebep olmuştur. Ancak her şeye rağmen Haçlı ordusunun sayıca üstünlüğü olmasaydı bu savaş Kılıç Arslan ve Türk beylerinin zaferiyle sonuçlanabilirdi. Dorylaion Savaşı’nın intikamını almak ise 25 Ekim 1147 tarihinde  yine aynı mevkii de İkinci Haçlı Seferi ordusunu mağlup eden Sultan I. Mesud’a kalmıştır.

 

BİBLİYOGRAFYA

DEMİRKENT, Işıl, Bizans Tarihi Yazıları, Makaleler – Bildiriler – İncelemeler, Dünya Yayıncılık, İstanbul 2005.

DEMİRKENT, Işıl, Haçlı Seferleri, Dünya Yayıncılık, İstanbul 1997.

DEMİRKENT, Işıl, “Haçlı Seferlerinin Mahiyeti ve Başlaması”, Haçlı Seferleri Ve XI. Asırdan Günümüze Haçlı Ruhu Semineri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Araştırma Merkezi, İstanbul 1998, s. 1-19

DEMİRKENT, Işıl, Türkiye Selçuklu Hükümdarı Sultan I. Kılıç Arslan, TTK, 3.bsk., Ankara 2020.

KESİK, Muharrem, Danişmendiler (1085-1178), Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul 2017.

KESİK, Muharrem, Selçukluların Haçlılarla İmtihanı, Timaş Yayınları, İstanbul 2018.

SEVİM, Ali, Anadolu’nun Fethi Selçuklular Dönemi, TTK, 5.bsk., Ankara 2020.

NORWİCH, John Julius, Bizans Gerileme Ve Çöküş Dönemi (MS 1082-1453), Çev., Selen Hırçın Riegel. Kabalcı Yayınevi, İstanbul, İstanbul 2012.

OSTROGORSKY, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, 6.bsk., Ankara 2006.

TURAN, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, Ötüken Yayınları, 15.bsk., İstanbul 2017.

[1] Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, Dünya Yayıncılık, İstanbul 1997, s.9.

[2]Başkent İznik’in İmparator’a teslim olmasıyla Sultanın eşi ve çocukları Bizans İmparatoru tarafından sarayda ağırlanmıştır. İmparator, Kılıç Arslan’dan kurtuluş akçesi istememiş fakat elindeki fırsatı İzmir için değerlendirmiştir. Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, s.33.

[3] Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, s.34.; Anadolu yürüyüş güzergahı Osmaneli, Eskişehir, Akşehir, Konya, Ereğli, Antakya şeklindedir.

[4] Işın Demirkent, Türkiye Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, TTK, 3.bsk., Ankara 2020, s.33.

[5] Muharrem Kesik, Selçukluların Haçlılarla İmtihanı, Timaş Yayınları, İstanbul 2018, s.28.

[6] Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, s.34.

[7] Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, s.35.; Muharrem Kesik, Selçukluların Haçlılarla Mücadelesi, s.29.; Işın Demirkent, Türkiye Selçuklu Hükümdarı, s.34.; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, Ötüken Yayınları, 15.bsk., İstanbul 2017, s.131.

[8] Ali Sevim, Anadolu’nun Fethi Selçuklular Dönemi, TTK, 5.bsk., Ankara 2020, s.115.

[9] Işın Demirkent, Bizans Tarihi Yazıları Makaleler – Bildiriler – İncelemeler, Dünya Yayıncılık, İstanbul 2005, s.91.

[10] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s.132.

[11] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s.131.

[12] Işın Demirkent, Haçlı Seferleri, s.36.

Hilal Ulukaya

İstanbul Üniversitesi Tarih / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi. Selçuklu Tarihi ile ilgilenmekteyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu