Dünya Tarihi

Kanayan Yara: 18 Mayıs 1944 Sürgün Anıları

Konuk Yazar: İrem Tuya Kalyoncuoğlu

17 Mayıs’ı 18’ine bağlayan gece saat 03.00 civarlarında, Kırım Tatarları insanlık tarihinin en acı yolculuklarından birine çıkmak için hazırlandı. Sabaha karşı yapılacak bu yolculuk, Sovyet askerlerinin köyleri basmalarıyla başladı. Askerler her bir evin kapısını çalıyor, insanlara evleri boşaltmaları için beş ila on beş arasında dakikalar veriyorlardı. Öyle ki o sürelerde çıkmayanların gelip evlerinde öldürüleceği söylenmişti.[1] Tenzile İbrahimova adlı Kırım Türk kadını da o acı geceyi şöyle anlatıyor:

“Saat 3 idi, çocuklar uyuyordu, birden askerler geldiler ve bize “5 dakika içinde toplanın ve evden çıkın. Yanınıza ne eşya ne yiyecek hiçbir şey almayın” dediler. Ne yapacağımızı şaşırmıştık. Bizi kurşuna dizeceklerini zannetmiştik. Bizleri köyden çıkardılar ve aç bir şekilde bütün gün bir alanda beklettiler. Acıkmıştık, çünkü evden bir şeye almamıza izin vermediler. Çocuklar açlıktan ağlamaya başladı. Kocam cephede savaşıyordu, ben ise üç çocukla birlikteydim.” [2]

            Meydanlarda çaresiz toplanan insanlar, ne yapacağını bilmiyor olsalar da ne ile suçlandıklarını biliyorlardı. Stalin yönetimi, İkinci Dünya savaşının ardından Ukrayna’da, Sibirya’da, Kafkasya’daki birçok halkı[3] aynı gerekçeler ile vatanlarından sürmüştü: vatana ihanet ve Almanlara casusluk etmek.

1941 yılında Almanlar Kırım’ı işgal etti. Fakat Sovyetlerin yarımadadan çekilişi hiç de kolay olmadı. Ruslar, bölgeden çekilirken büyük bir katliama girişmişler; Karasubazar şehrinde, şehir hastanesini ateşe vererek kendi askerlerinin de içinde bulunduğu hastaları diri diri yakmışlar, Akmescit’te şehir hapishanesinde bulunan tutukluları kadın-erkek ayırımı yapmadan kurşuna dizmişler, rastladıkları her yerde sivil halka ateş açarak öldürmüşler, geride Almanlara yardım edebilecek bütün unsurları temizlemeyi hedefleyerek binlerce masum insanı katletmişlerdi.[4]

Kırım’da Almanlar tarafından birçok tabur kuruldu. Bu taburdaki savaş esirleri, gönüllü askerler bir yandan Sovyet orduları ile, bir yandan da Kırım’daki partizan çete birlikleri ile savaşmaktaydı.[5] 1944, yılında ise savaşın seyrini Almanların Kırım’ı hızlıca terk etmesi ve Sovyetlerin yarımadayı geri alması izledi. Bu geri alma süreci, büyük bir kıyım sürecinin de ilk aşamasıydı. Alman Ordularına yardım etmek ve Sovyet Hükumetine ihanet etmek gerekçesi ile önce halk arasında suçlanmalar başladı. Alman ordularının Kırım’ı terk ederken teslim ettiği savaş esirleri kurşuna dizilerek idam edildi.[6] Fakat bu idam, Sovyetler için gerçek bir intikam olarak görülmedi. Kırım Tatarları Almanlara ajanlık yapan, Sovyetlere ihanet eden hainler olarak görüldü. Sovyetlerin bütün bu sunduklarının ardında, Alman işgaline hiçbir zaman maruz kalmamış Çeçen-İnguşları bile sürgüne göndermeleri her zaman bir muamma olarak kaldı. [7]

Genelgeler imzalandı, mayıs ayının başında onay verilen ve 20 Mayıs tarihinde yapılması planlanan sürgün, Sovyet gizli polis teşkilatı olarak da bilinen N.K.V.D’nin başkanı Lavrenty Beria tarafından iki gün öne alınarak 18 Mayısın sabahı olarak belirlendi.[8]

Erkeklerin çoğu savaşta şehit olduğundan veyahut da halen daha cephede savaştığından evlerinden apar topar çıkarılıp meydanda acı kaderini belirleyecek trenlere götürülmeyi bekleyenler genellikle yaşlılar, kadınlar, çocuklardan oluşmaktaydı.[9]

Fakat sürgüne gönderilenlerin arasında sayıları azımsanmayacak ölçüde Kızıl Ordu için savaşmış Kırım Türkü askerler de vardı. Almanlar için savaştıkları gerekçesiyle bütün halkı vatanından eden Stalin rejimi, kendisi için savaşan 524 subay, 1392 astsubay ve 7079‘u çeşitli rütbelerde olan toplam 8995 Kızıl Ordu mensubunu Kırım’dan çıkardı.[10]

Sovyetlerin resmi kaynaklarında vatanlarından koparılan kişilerin sayısı 190.000 olsa da bazı kaynaklarda bu rakam 420.000’e kadar çıkmaktaydı. 18 Mayıs itibariyle üç gün içinde 180 bin kişi başta Özbekistan olmak üzere çeşitli yerlere gönderildi. Bu yolculuğun şartları zaman geçtikçe daha da ağırlaştı. Hayvan taşınan vagonlarda, açlık ve susuzluğun yanında hastalık da baş gösterdi.

Resmî bilgilere göre, yolculuk sırasında ölenler hariç, sürgünün ilk yılında telef olanlar 45,000 gibi yüksek bir sayıya ulaşmıştı. İleriki yıllarda bizzat Tatar ileri gelenlerinin bire bir görüşme usulüyle yaptıkları bir araştırmaya göre ise 1 Temmuz 1944 ile 31 Aralık 1946 arasında ölen Kırım Tatar sayısı 110,000’i buluyordu.[11]

19 Temmuz 1944’te Kırım Tatarlarının Kırım’dan tamamen silinmesini kutlayan Sovyetler, Kırım’da küçük bir balıkçı köyünü unuttukları haberini aldılar. Bu köydeki insanları vagonlara yetiştirmek artık imkansız olduğundan herkesi eski bir teknenin mahzenine hapsedip denizin derinliklerine açıldılar. Ambar kapaklarını açıp, içindeki bütün insanlarla birlikte gemiyi batırdılar ve böylece Sovyetler Kırım’ı tamamen Türklerden temizlemiş oldular.[12]

Gittikleri yerlerde ne yiyecek ne de yatacak yer bulacaklardı. Kalplerinde daima yakan vatan özlemi, onları yıllarca bilmediği diyarlarda ayakta durmalarını sağlayacak ışık olmuştu. Kırım Tatarları halen daha kendi yurdunda, işgal altında varoluş mücadeleleri vermektedir.


[1] Erşahin Ahmet AYHÜN, Anılarla 18 Mayıs 1944 Sürgünü

[2] Dr. Kemal ÖZCAN, Kırım Sürgünü s.70, dipnot: 33

[3] 1941-1944 yılları arasında sekiz halk; Almanlar (Eylül 1941), Karaçaylar (Kasım 1943), Kalmuklar (Aralık 1943), Çeçenler (Şubat 1944), İnguşlar (Şubat 1944), Balkarlar (Mart 1944), Kırım Tatarları (Mayıs 1944) ve Ahıska Türkleri (Kasım 1944) Stalin tarafından Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmüşlerdir. (İsmail AYDINGÜN, Kırım Tatarları)

[4] Cemile ŞAHİN, Rus Yayılmacılığına Bir Örnek: 1944 Kırım Türklerinin Sürgünü

[5] Bülent TANATAR, Kırım Tatar Sürgününü Anmak: Güncel Kırım Tatar Tarihinden Bir Kesit (18 Mayıs 1944-18 Mayıs 2017)

[6] Dr. Kemal ÖZCAN, a.g.e, s.57

[7] Dr. Kemal ÖZCAN, a.g.e, s.61

[8] Prof. J. Otto POHL, Soviet Ethnic Cleansing Of The Crimean Tatars Assoc s.51

[9] Bülent TANATAR, a.g.e, s.7

[10] Dr. Kemal ÖZCAN, a.g.e, s.72

[11] Daha fazla bilgi için: surgun.org

[12] Dr. Kemal ÖZCAN, a.g.e, s.76

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu