Türk Tarihi

Kırgız Türklerinin Tarihi Perspektifi: Manas Destanı

“Günler geçti, yıllar geçti. Altay’daki Kırgızlar Kalmuk ile Mançuların arasında canlandılar. Türk soydaşları ile ilgi kurdular. Malları çoğalıp, kırk aile yetmiş olunca, ordu düzüp hilâl işaretli bayrağını dalgalandırdılar ve düşmanı ürküttüler.”

Kırgız Türkleri için bir kahramanlık sembolü olan Manas Destanı, Müslüman Kırgızlarla Putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleleri anlatmakla birlikte İslamiyet sonrası dönem Türk edebiyatında oluşan ilk destanın Manas Destanı olduğu düşünülmektedir.

Destanlar, bir kavmin veya milletin hayatında estetik kimlik kazanmamış eser sayılan efsanelerden sonra şiir şeklinde ortaya çıkan folklor değerlerini dile getirir. Destanlar milli kültür hazineleri olarak da gösterilir. Bu konuda Hüseyin Nihal Atsız destanları bir milletin geçmişte başından geçen büyük hadiselerin halk dilinde edebi bir şekil alması olarak tanımlamaktadır.[1] Manas Destanı ise güçlü bir geleneğe sahip olan Kırgız Türklerinin önemli isimlerinden hatta mihenk taşlarından birisidir. Manas Destanını baştan aşağı ezbere okuyan kişilere “Manasçı” adı verilmektedir. Tarihin derinliklerinde gizlenmiş harplerin, örf ve adetlerin, muhaceretin, şiirlerin ve daha nice konudaki bilgilerin ince detayları canlılığını hala koruyup Manas Destanı ile gün yüzünü çıkmıştır.

Destanda sosyal hayatın tüm kanallarına ait geniş bilgiler yer almaktadır. Bu nedenle gerçekten çok eşsiz bir yapıya sahip olan Manas Destanı, Kırgız Türklerinin ansiklopedisi olarak da kabul edilir. Dünyanın en uzun destanı olmanın yanında hem Kırgız Türklerinin hem de tüm Türk kültürünün en önemli tarih ve kültür kaynaklarından birisidir.  Dünyaca tanınmış olan Kırgız Türk’ü yazar Cengiz Aytmatov Manas Destanını “Kırgız ruhunun erişilmez zirvesi” diye nitelendirmiştir.

Stalin döneminde yani 1940-1950’li yıllarda bir milleti uyandırmanın, milli bilinç oluşturmanın yolunun destanlar olduğunu  ve bu yüzden milletin geçmişiyle olan bağlarını koparmak olduğunu bilen rejim; Manas, Dede Korkut, Edige, Alpamış gibi destanların İslami unsurlar içermesi hasebi ile yasaklanmıştır. Her biri büyük Manasçı olan Sagımbay Orazbekov, Sayakbay Karaliyev ve Cusup Mamay tarafından söylenmiş varyantları bulunmaktadır. Sagımbay ve Sayakbay’ın varyantı devrin sözde ileri gelenleri tarafından en çok zarar görmüş yani içerisindeki Türk, Türkistan, Hz. Muhammed, İslam, peygamber vb. sözcükler çıkartılmıştır. Orijinal varyanta ve kurama varyanta baktığımızda rejimin hemen her şeyi es geçtiğini görmekteyiz. Örnek verecek olursak:

(170)Köñülü kança sögülüp,  (793)Köñülü kança sögülüp,

(Gönlü incinip)

(171)Közünün caşı tögülüp,   (794)Közünün caşı tögülüp,

(Gözyaşı dökülüp)

(172)Cüünü boşop cıgılıp,      (795)Cüünü boşop cıgılıp,

(Siniri boşalıp)

(173)Cük adlına bügülüp       (796)Cük adlına bügülüp

(Diz üstüne çöküp)

(174)Alagör Kuday barımdı ……………………………

(Alsın Allah herşeyimi)

(175)Tört tülüktüü malımdı!  ……………………………

(Ne kadar malım varsa)

(176)Aman koyso çalımdı      ……………………………

(Sağ bıraksın kocamı)

(177)Caşartar Kuday canımdı,  ……………………………

(Yaşatır Allah’ım canımı)

(178)Uşunçanın eesi   ……………………………

(Bunların sahibi)

(179)Ugar beken zarımdı?     ……………………………

(Duyar mı feryadımı?)

(180)Alda berse dilegim        ……………………………

(Allah gerçekleştirirse dileğimi)

(181)Ayabas elem barımdı!    ……………………………

(Veririm herşeyimi)

(182)Anı aytıp baybiçe          ……………………………

(Bunları söyleyen ihtiyar kadın)

Destan hakkındaki ilk bilgilere Seyfettin Akseki’nin yazmış olduğu Mecmuatü’t Tevarih adlı eserde rastlamaktayız. İlk tam metni 1885 yılında derleyen ve yayımlayanın ise Radloff  olmuştur. [2]

Baktığımızda zaman zaman dönemin yöneticileri tarafından destan kısmen de olsa serbest bırakılmış, bazen de tamamen yasaklanmış hatta A. Kökenov, Kasım Tınıstanov gibi aydınlar araştırma faaliyetlerinden ötürü kurşuna dizilerek öldürülmüşlerdir. Şunun da altını çizmek gerekiyor; ünlü Rus dilbilimci E. Polinanov Manas Destanının bin yaşında olduğunu söylediği için tutuklanmış ve yukarıda adını zikrettiğimiz yazarlarla aynı üzücü kaderi paylaşmıştır. Daha sonra destanı çalışmak üzere 1937’de yeni bir komite kurulmuş ve maalesef ki orada ki üyeler de aynı şekilde cezalandırılmıştır.[3] Savaşın etkileri kaybolmaya başladıktan sonra da destanın derlenmesi üzerinde büyük etkileri olan Miftakov, bunun karşılığını 1949 yılında asılarak ödemiştir.

Destanın önemini iyi bilen aydınlardan birisi de Kasım Tınıstanov’dur. Alaş hareketinden etkilenen yazar rejimin belirlediği konuların dışında eserler verir. Kırgız halkına Manas Destanının içerisinde yer alan değerlerin üstün tutulmasını öğütlemiştir. Maalesef ki Tınıstanov 1937’de ortadan kaybolur(!) ve sonradan da hakkında hiçbir bilgiye rastlanmamıştır. Yönetimin baskılarının artmasıyla 1937-38 yılları kanlı yıllar olarak bilinmektedir. Birçok aydın suçsuz yere tutuklanmış, sürgün edilmiş ya da kurşuna dizilerek öldürülmüştür.

Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Kırgızistan halkı ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Halkın birlik ve beraberliğini sağlayabilmek adına adımlar atılmış edebiyata ve tarihe karşı yönelim artmıştır. Manas Destanı da şairlerin kendi yorumlarıyla yoğrularak tekrar kaleme alınmıştır. Bağımsızlık sonrası göze ilk çarpan şeylerden birisi de Kırgız şiirinin özellikle bağımsızlık, özgürlük, hürriyet gibi kavramlarının tam oturmamış olmasıdır. Elbette rejimin dayattığı fikirlerin bir anda örümceklenmiş beyinlerden silinmesi beklenemez. Özellikle dönemin ünlü şairlerinden biri olan Şayloobek Düyşeyev Kırgız halkına hürriyet kavramını empoze etmeye, milli özgüveni geri kazandırmaya çalışmıştır. Yine bir diğer ünlü Kırgız şairlerinden olan Baydılda Sarnogoyev’de büyük gayret sarfetmiştir. Bunu “Kalayık Kalkka Kayrıluu –

Sevgili Halkımla Söyleşi” adlı şiirinde görmekteyiz;

Akın bolboyt talantsız,           Akın olmaz yeteneksiz,

Moldo bolboyt sabatsız.         Molla olmaz bilgisiz.

Sooda bolboyt sanaksız,        Ticaret olmaz hesapsız,

Soldat bolboyt caraksız.         Asker olmaz silahsız.

Kalem bolboyt kağazsız,        Kalem olmaz kâğıtsız,

Kayık bolboyt kalaksız.         Kayık olmaz küreksiz.

Tulpar bolboyt tuyaksız,        Yürük olmaz toynaksız,

Şumkar bolboyt kanatsız.       Şahin olmaz kanatsız.

Dal oşondoy Kırgız da           Bunlar gibi Kırgız’ın da

Danktuu bolboyt Manassız!   Değeri olmaz Manas’sız![4]

 Manas Destanının Kırgız milleti için ehemmiyetini açık ve etkili bir şekilde ortaya koymuştur. Hatta destanın birleştirici bir güç olduğunu düşünen şair, “Menin Bütpös Irım – Benim Sonsuz Şiirim” diyerek halkını kendisine inandırmak ve boy milliyetçiliği yapanlara da Manas’ı hatırlatmaktadır. 

SONUÇ

Şairlerin Manas destanı üzerinden Kırgız şiirinde çok çeşitli anlamlar kazandırdığını görmekteyiz. Manas Destanı Kırgız Türkleri arasında ortaya çıkmış ve asırlar boyunca söylenerek işlenmiş bir destandır. XI ve XII. yy’larda Türkistan’da Yedisu çevresinde ortaya çıkan destanı söyleyenlere göre, er Manas savaşta kimseye yenilmeyen bir kahramandır. O, hemen bütün milletlerle savaşmış, Çinlileri, Sartları, İranlıları mağlup etmiştir. Manas destanı Türkiye’de 1990’lı yıllara kadar oldukça az çalışılmıştır çünkü Kırgızistan da diğer Türk devletleri gibi Sovyetlerin baskısı ve zulmü altında kalmış kendi kabuğuna çekilmiş, dış dünya ile bağını tamamen koparmıştır. Türkiye Türkçesine aktarılırken asıl metne sadık kalınmıştır. Sistem öyle bir sistem ki kardeşi kardeşe düşman etmiş, anneyi evladından ayırmıştır. Destan bir sürü sosyal mesajla –din, dil, kültür, ahlak, tarih bilinci- dolu olup sadece Kırgız Türklerinin değil tüm Türk dünyasının okuması gereken bir yapıya sahiptir.


[1] Atsız, 1997: 31.

[2] Temur, 2011: 137-138.

[3] Bayciyev, 2004: 57-58.

[4] Sarnogoyev, 1997: 350.

KAYNAKÇA

  • Atsız, Hüseyin Nihal. (1997). Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: İrfan Yayınevi
  • Temur, Nezir. (2011). Folklor ve İdeoloji -Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızistan’da Folklor Politikaları ve Çalışmaları 1917-1958. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları
  • Sarnogoyev, Baydılda; Baydılda, Kırgızstan, Bişkek 1997
  • Bayciyev, Mar. (2004). Manas Destanı Kalbimin Ağrısıdır. (Akt. Doğan
    Gürpınar), Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C.VI, S.12,

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu