Makale

Kuruluşunun 100. Yılında: Türkiye Büyük Millet Meclisi

Bugün, kuruluşunun 100.yılını kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve kendi topraklarımızda sahip olduğumuz yeni Türk devletimizin kudreti hakkında konuşmadan önce, ufak bir zaman yolculuğuna çıkalım. 

Vakit, güzel İstanbul’un işgal yılları… yüzyıllardan beridir süregelen Osmanlı İmparatorluğu ne acıdır ki değişen dünyanın biraz gerisinde kalmış ve kendi sonunu hazırlamakta.. bunun üzerine bir de; mebusan meclisinin dağıtılması, aydın ve milletvekillerinin tutuklanması Osmanlı devletini hepten bitmiş olduğunu göstermekteydi. Mustafa Kemal, şüphelerinde haklı çıkmıştı. Artık herkes onun doğrululuğunu görmüş, bundan etkilenmiş ve çevresini sarmış durumda idi. Bundan sonra, İstanbul’dan Ankara’ya bir akın başladı. O güne kadar İstanbul’da kalıp “bir şeyler “ yapmak isteyenlerin tek umutları Ankara ve Mustafa Kemal Paşa oldu. 

En büyük hedefi, çağa uygun milli egemenliğe dayalı bir devlet kurmayı düşünen Mustafa Kemal Paşa bu fırsatı olabildiğince iyi değerlendirdi. Kuracağı devletin temel organlarını oluşturacak yeni meclisin toplanmasını sağlayacak çalışmaları başlattı. Günlerden, 17 Mart l920’e geldiğimizde Mustafa Kemal, Ordu komutanlarına bir genelge göndererek Meclisin Ankara’da toplanmasının gerekli olduğunu bildirdi. 19 Mart’taki genelgesinde; yeni seçilecek olanlarla, İstanbul’dan kurtulmayı başaran mebusların en kısa zamanda Ankara’da toplanmalarını istedi. Erzurum Kongresi kararlarında belirtilerek, Sivas’ta da onaylanan kararlarda açıklandığı gibi “ …Osmanlı hükümeti milletin istiklalini koruyamamış…” egemenlik sağlanamadığı gibi, Anadolu’da bir milli hükümetin kurulması için bütün şartlar doğal olarak oluşmuştu.

Seçilen mebusların bir kısmının Ankara’ya ulaşmasından sonra, 23 Nisan 1920’de meclis ilk toplantısını gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını yapan en yaşlı üye Şerif Bey’in ifadesiyle Büyük Millet Meclisi adını aldı (Bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi adını alacaktır). Ertesi gün yapılan toplantıda Mustafa Kemal Paşa başkan seçildiğini bilmekteyiz. TBMM’nin açılında en büyük hedef, milletin meşru haklarını koruyacak olan bir kurucu meclis oluşturulması ve bunun aynen bu şekil devam etmesidir. Meclis; yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kendinde toplamış “Kuvvetler Birliği” temeline göre kurulmuştu. Meclis’in tam mebus sayısı 390 olması gerekiyordu. Ancak açılışta 78 mebus bulunabilmişti. Din adamlarından aşiret başkanlarına, memurlardan çiftçiye, askerden sivil halka kadar pek çok insanı bir araya getiren mecliste ilk amaç ülkeyi kurtarmak olarak kabul edilmişti. Zamanla kurulan çeşitli gruplarla ile de Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’nin giderek sertleşmesi karşısında seri kararalar alabilmek ve kanunlar çıkarabilmek için, I. Grup da denilen Müdafaayı Hukuk Grubunu kurdu. Bu gruba çeşitli sebeplerle muhalif olanlara da II. Grup denilmekteydi. TBMM, öncelikle Anadolu’daki asayişsizliği ortadan kaldırmak için harekete geçti ve 29 Nisan’da “ Hıyaneti Vataniye Kanunu” nu çıkardı. Bu yasayı uygulamak üzere 11 Eylül 1920’de özel mahkemeler olarak TBMM üyeleri arasından oluşturulan İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Hedefin egemenlik, ülkenin kurtuluşu olduğu bu milli şuur ile 23 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri adına büyük adımlar atılmıştır. Ve bu başarıların kapısının açıldığı kutlu güne elbette ki yüzüncü yılında da Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayram eşliğinde, büyük bir kutlama yakışmaktadır.

Begüm Şen

Oğuzhan Koç

Anadolu Tarih Kurucusu. Tarih ve sinema üzerine çalışıyorum. Belgesel yönetmenliklerinin yanı sıra yapımcılık da yapmaktayım.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu