Türk Tarihi

Macar Türkolojisine Yüzeysel Bir Bakış

Macar-Türk İlişkilerine Genel Bakış

Macarlar ve Türklerin ilişkileri asırlar öncesine kadar dayanmaktadır. Ural havalisinde başlayan bu ilişkiler, Kavimler Göçü ile birlikte ve ardından Avrupa Hun Devleti’nin kurulmasıyla iç içe yaşayan, etnik ve kültürel özellikleri paylaşan, dil yönünden kelime alışverişinde bulunan iki vatandaş kavmi oluşturmuştur. Macarların ataları yaklaşık olarak MS III. ve IV. yüzyıllarda Batı Sibirya’dan göç ederek bugünkü Başkurdistan topraklarına gelmişler ve burada “Magna Hungaria” adını verdikleri yurtlarına yerleşmişler ve bir süre burada yaşamışlardır.[1] Türklerle Macarların arasındaki ilişkiler yalnızca siyasi ve ekonomik alanda sınırlı kalmamış, kültürel ilişkilerde her dönemde yoğunluk göstermiştir. Nitekim Türkler ve Macarlar Orta Asya’da birlikte ortak bir hayat yaşamışlardır. Macarların kurucu hanedanı Árpád’ların üyeleri Türk kültürünün etkisinde yetişmişlerdir. Birçok Macar ailesi Türk isimlerini taşımıştır.[2] Fin-Ugorların doğu koluna mensup olan Ön Macarlar, Ural nehri bölgesinde ve Batı Sibirya’da Bulgarlar ile temas kurmuşlardır. Bulgar Türkleri, Ön Macarları hakimiyet altına almışlar ve Ön Macar kültüründe büyük rol oynamışlardır.[3] Ön Macarlar denmesinin sebebi Macarları oluşturacak kavimler bu dönemde izlenebilir haldedir. [4]Yüzyıllar gelip geçerken Osmanlı Devleti’nin yayılma politikaları sonucunda Mohaç Savaşı’ndan itibaren 150 yıl kadar Macarlar, Osmanlı hakimiyeti altında kalmıştır. Bu hakimiyet devri esnasında Macarlar, Türk tarih ve kültürüyle ilgilenmişler, etkilenmişler ve 19. Yüzyıldan itibaren Türk dil ve kültürünü tetkik etmeye başlamışlardır. Avrupa’da Germen ve Slav toplumları arasında sıkışan Macarlar, milli benliklerini aramak için Doğu’ya yönelmişlerdir.[5] Bu da Macar Türkoloji’sinin başlangıç devrelerinden biridir. Türkiye’den daha erken dönemlerde Macar Türkoloji’sinin gelişme sebebiyse, Macarların köken arayışından doğmuştur. Maria Nyiri’ye göre;

“…Türkiye’de Türkoloji yoktu ama o dönemde Macaristan’da Türkoloji vardı. Çünkü Macaristan, eski tarihinin Türklerle teması olduğunu biliyordu. Bu durum vesikalarda da mevcuttu. İki yüz senedir biliniyordu. Bizans kaynaklarında Macarların aslı Türkler olarak geçiyordu. 1875‘ten beri Macaristan’da Türkoloji çalışmaları yapılıyor, yani Türk dilleri biliniyordu. Macarlar, Hıristiyanlığı Türklere karşı ve putperestlere karşı korudukları için bununla övünmelerine rağmen Batıdan büyük bir darbe yediler. Macaristan kendini yalnız hissetti. Bunun üzerine Türk âlemine sarıldı. O zaman Turancılık hareketi çıkmıştı. Macarlar, Batının kendilerini yalnız bırakması üzerine Türk âlemine sarıldı. İslam âlemine ve Hıristiyanların mukabili olan dünyaya karşı“Biz Hıristiyan dünyasını müdafaa ettik onun karşılığını görmedik” gibi bir düşünce içinde yalnızlığa düştüler. Bundan dolayı Turancılık kuvvetlendi.”[6]

Türklerin sistemli ve kolektif bir şekilde örgütlenip devlet kurmasının sonucunda birçok milletle aynı çatı altında yaşamış, bu durum da yabancı kaynaklı Türkoloji’nin gelişmesine yol açmıştır. Daha önceki dönemlerde oryantalizm çatısı altında yer edinen Türkoloji, 15. Yüzyıldan itibaren Avrupa’da kendi adıyla anılmaya başlamış, 19. Yüzyılda ise Macarlarda gelişim göstermiştir.

Sadece bilimsel çalışmalarla değil, savaşta esir düşenlerin de katkısıyla Avrupa Türkoloji’si çalışmaları yapılmıştır. Çünkü esir düştüğü toprakların dilini, kültürünü, dinini kısaca toplum yapısını öğrenen savaş esirleri, özgürlüğe adım attıklarından itibaren bu bilgileri derleyerek Türkoloji alanına katkı sağlamışlardır. Bir diğer çalışma fikri ise Macarcadaki Türkçe kelimelerden doğmuştur. Türk dili kılavuzlarının hazırlanması, ortak kelimelerin taranıp derlenmesiyle beraber Macarca-Türkçe dil ilişkisi gün yüzüne çıkarılmıştır. Bilim insanlarının dil tasnifine göre Macarca, Ural dil ailesinin Fin-Ugor koluna mensuptur. Türkçe ile yapı yönünden benzemese bile aynı topraklarda yaşanan süre içinde birçok kelime alışverişi ile birbirlerine sözcük kazandırmışlardır. Bu konu da Türk-Macar ilişkisinin sağlamlığına, Macar Türkoloji’sinin hüküm sürdüğü alanların genişlemesine yol açmaktadır. Lewis’e göre Türkoloji, Macaristan’da özellikle işlenmiştir. Çünkü Macaristan’da Türkoloji çalışmaları Macarların, Panslavizm tehlikesine karşı Türk desteğini sağlama arzusundan güç almıştır.[7] Budapeşte’de Türkoloji Kürsüsü’nün kurulması bu çalışmaları hızlandırmıştır.

Osmanlı’nın zayıflamasıyla birlikte Macar topraklarında Habsburglar siyasi, askeri ve politik yatırımlarla güçlenmeye başlamıştır. Pancermenizm ve Panslavizm fikirleriyle dalgalanmaya başlayan Macar toprakları, Habsburgların tahakkümü artırmasıyla o bölgede Macarlar kendi kimliklerini korumak için bir direniş başlatmışlardır. 17. yüzyıl sonları ve 18. Yüzyılın başlarında Macar Özgürlük Savaşı meydana gelmiştir. Bu savaş sonucunda büyük bir Macar direnişi gözlemlenmektedir. 1698 yılında Macar direnişçilerinin başına II. Ferenc Rakoczi geçmiştir. Bu direniş fikrinden dolayı isyan ettikleri Habsburglar tarafından hapse atılan Rakoczi, Polonya’ya sığınmıştır. Polonya’dayken Macaristan’dan gelen heyet Macar Özgürlük Savaşı’nın başına geçmesini istemiş, birkaç yıl sonra başarısız olan Rakoczi, önce Fransa’ya akabinde ise Edirne’ye geçmiştir. Edirne’den sonra da Tekirdağ’a geçen Rakoczi’ye III. Ahmet tarafından bir konak verilmiş, yanına da İbrahim Müteferrika’yı tercüman olarak göndermiştir. Rakoczi’nin sürgün hayatında yazdığı “Türkiye Mektupları” adındaki mektuplar, Macar Türkoloji’sinin ilk kaynaklarından biridir ve önem taşır.

Macar Özgürlük Savaşı’ndaki direnişçilere destek veren Osmanlı’ya birçok Macar kafilesi sığınmış, bu durum da Osmanlı ve Türk kültürünün Macarlar tarafından etraflıca öğrenilmesine yarar sağlamıştır. Osmanlıların hakimiyeti süresince Macarlara hoşgörülü bir politika sergilenmiş ve Macar toplumu bu davranışa yönelik iyi düşüncelerini korumuşlardır.

Macar Türkoloji’sinin Oluşum ve Gelişim Süreci

1788-1789 arasında Samuel Decsy, üç cilt şeklinde olmak üzere “Osmanografia” adını verdiği eseri yazmıştır.

19. yüzyılın son dönemlerinde Macaristan’da Türkoloji Kürsüsü kurularak hem Macar Türkoloji’sinin hem de Türk-Macar ilişkilerinin yukarı yönlü ivme kazanmasını sağlamıştır. Bunun yanında Macar Bilimler Akademisinde açılan Türkoloji kürsüsünde Avrupa’da daha önce hiç araştırılmamış olan Anadolu ve Balkan Türkçesini araştırarak akademinin itibarının da artacağı düşüncesinde olduğunu da ileri sürmüşlerdir. [8]Ankara’da ise Atatürk’ün öncülüğüyle Hungaroloji Kürsüsü kurulmuştur. Hungaroloji’nin kurulmasındaki en büyük amaç ise, çok eski tarihlerden itibaren yoğun bir şekilde ilişkide bulunduğumuz Macarları daha iyi tanımak ve özellikle XIX. yüzyılın son çeyreğinde giderek artan Türkoloji alanındaki eserlerin Türkiye tarafından da bilinip işlenmesini sağlamaktır.[9]

Lazslo Rasonyi, Nandor Fettich, Gyula Moravesik, Gyula Nemet gibi önemli oryantalist ve Türkologlar bu kürsüde görev yapmış, Türkoloji’nin gelişmesinde ve Türkiye’ye eser kazandırma yolunda büyük işler meydana getirmişlerdir. I. Dünya Savaşı’ndan bitkin bir şekilde çıkan Türk Devleti, imkansızlıklar, iş gücü yetersizliği, kıtlık, maddi problemlerden dolayı sıkıntılar çekmiştir. Bu dönemde Macar Turancılarının diğer bir faaliyeti de Türk öğrencileri eğitim ve öğretim amacıyla Macaristan’a gelmesini sağlamak olmuştur. Budapeşte’deki Turan öğrencileri için yurt, cami ve Turan Ülkeleri’nin eserlerini içeren bir kütüphane yaptırmışlardır.[10] Türkiye Cumhuriyeti de bu sıkıntıları Avrupa’dan istihdam edeceği uzmanlarla birlikte gidermeye çalışmıştır. Bayındırlık Bakanlığı, İnşaat Usta Okulları, Ankara Yapı  Enstitüsü, İstanbul Bölge Sanat Okulu, Ankara Üniversitesi DTCF, İstanbul Üniversitesi, İTÜ, TTK gibi kurumların bünyesinde Macar uzmanların istihdam edildiği bilinmektedir.[11] Bu istihdam edilen uzmanlardan meşhur Macar Türkolog Janos Eckmann, 1944’te Macar Eğitim Bakanlığı bursu ile Türk dili alanında eğitim almak için İstanbul’a gelmiştir fakat bursunun kesilmesinden dolayı eğitimi yarıda kesilir. 1945’te ise Ankara Üniversite’sinde Macarca okutmanı olarak görevlendirilmiştir.[12]

İstanbul’daki arşiv ve kütüphanelerde Macarlarla ilgili zengin kaynaklar bulunmaktaydı. Macar Kralı Matyas’a ait Korvinaların önemli bir bölümü arşivlerdeydi. Bu sebeple tarihçi Lajos Thalloczy öncülüğünde arşiv araştırması yapılmıştır.

Cumhuriyet Dönemi Macarlar ve Türkoloji

Cumhuriyet döneminde de Türk-Macar dostluğu politikada devam etmiştir. Atatürk’ün iki ülke arasındaki ilişkilerini geliştirmek için birçok Macar aydınından faydalanmıştır.  Macar Türkolog Gyula Nemeth’in Türk-Macar dostluğunu şu şekilde anlatmıştır:

“Şayet bir çalışkan tarih yazarı bir kere Türk-Macar dostluğunun tarihini yazarsa, büyük bir ihtimalle bu dostluğun daha yeni tarihli olduğunu ve onu politik olayların uyandırıp güçlendirdiği sonucuna ulaşır. Hakimiyet döneminin geçmesiyle Avusturya karşıtı, Türklerin yanında, bağımsızlık için sürdürülen savaşta, batıya karşı doğunun yanında, Thököly ve Rákóczi’nin yaptığı savaşta, korumayı istediği zaman ilk bağlar kuruldu. XIX. yüzyılda Kossuth ve mülteci arkadaşlarının, koruyan Türkiye’ye kabulü olağanüstü ölçüde Macaristan’da Türklere doğru ilginin güçlenmesine katkıda bulundu.”[13]

İstihdam edilen diğer isimlerden birisi de Türkolog ve etnograf olarak bilinen Gyula Meszaros’tur. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde gözlemde bulunan Meszaros, Darülfünun Macar Dili bölüm başkanlığı yapmış, Macarca dersler vermiş, Etnografya Müzesi’nin kurulmasında yer almış, 1928 Kasım’ından sonra yeni harflerin kabul edilmesiyle birlikte Türk Dil Heyeti’nde görev yapmış ve Anadolu’da yaptığı incelemeler sırasında topladığı Türk eserlerini Macar Milli Müzesi’nde sergileyerek Türk kültürünü Macaristan’da tanıtmıştır.[14] Ayrıca Avrupa’da tanınmış Türkologlar sayesinde Türkçenin Anadolu ve Rumeli kollarının çalışması yeni bir boyut kazanmıştır.[15]

Mustafa Kemal Atatürk, Türk Tarih Tezi çalışmalarında Macar bilim insanlarının fayda sağlayacağını düşünmüş ve onların fikirlerinden yararlanabilmek adına 2-11 Temmuz 1932 tarihleri arasında gerçekleşecek olan I. Türk Tarih Kongresi’ne davet etmiştir.[27]

Türk Tarih Kurumu kurulduktan sonra oluşturulan kadroda Türklerin yanında Macarlar da görev almıştır. Ferenc Zajti, 1932’te Türkolog unvanı ile TTK’de çalışmalarına başlamış, Atatürk’ün görevlendirmesiyle de Türk-Hun ve Macarların tarihteki birliklerinin belgeleriyle birlikte açığa çıkarılması adına görevlendirmiştir. [28] Ferenc Zajti, Türk tarihinin belgeleri ile açığa çıkarılması adına yapılacak çalışmalara vakit kaybetmeden başlamıştır. Ankara ve Budapeşte’deki çalışmalarını on beş bilim insanı ile birlikte yürütmüştür.[29]

Sadece Türkiye’de değil, Macaristan’da da Türk ve Turan halklarına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan öncel olarak verebileceğimiz isim Türk Derneği’nin Edebiyyat-ı Osmaniye adıyla Macaristan’da açılan şubesinin başkanlığını Ignacz Kunos üstlenmiştir.[16] Bu derneğin kurulmasıyla birlikte Turan ve Türklük araştırmaları büyük ivme kazanmıştır.

Türklük ve Türk soylu milletlerin araştırılması Macaristan’da üç şekilde yapılmıştır:[17]

  1. Avrasya bozkırlarında ve Batı bölgelerindeki Ortaçağ Türk halklarının tarihi,
  2. 14-16. Yüzyıl Osmanlı tarihi,
  3. Dil araştırmaları tarihi.

Macaristan’da Türkoloji

Macaristan’da sadece dernek çatısı altında değil, üniversitelerde de Türk dili konusunda ilklere girecek çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan başta geleni Janos Repiczky’ın  Türk grameri konusunda yaptığı çalışmalardır. Ayrıca bu bilim insanı Macar tarihiyle ilgili yazılan Türk kaynaklarını derleyerek Macarcaya çevirmiştir. Vefatından sonra çalışmalar bir süre duraksamış, 1865’te kürsüye meşhur Macar Türkolog Armin Vambery geçmiştir. Türkoloji çalışmalarının neşriyatı o topraklarda Türkoloji’ye duyulan ilgiyi arttırmıştır. Bu husus üzerinde Turan ve Körösi Csoma Archivum dergileri öne çıksa da birçok yayın organı bu amaç doğrultusunda yayım yapmıştır.[18]

Macar tarihçi Geza David, Türkoloji Kürsüsü’nün 125. Yıldönümünde Macar Türkoloji’sinin ana hatlarını işleyen “Keletkutatas (Doğu Araştırmaları)” adlı dergide Macarlar için Türkoloji’nin önemini hakkında şu sözleri söylemiştir:

“Bizim için Türklüğün tarihinin, dilinin, kültürünün ve folklorunun araştırılması, aynı zamanda o olmaksızın Macarlığın oluşumunu anlayamayacağımız son önemli evre, yurt tutuş çağı ve XIV-XVII. yüzyıl tarihi, ilgi çeken şeylerdir.”[19]

Armin Vambery hayatının çoğu bölümünü Türkoloji alanında çalışmalar yaparak geçirmiştir. Araştırmalar, makaleler, kitaplar, yetiştirdiği öğrencilerle birlikte Türkoloji’nin mihenk taşlarından biridir. Çalışmalarının çoğu yabancı dillere çevrilmiş, birçok ülkede Türkoloji alanında kullanılmıştır. En önemli eserlerinden birisi ise “A Török Faj (Türk Irkı)” adlı eserdir. Abuşka Lügati’ni yayımlayan, Muhakemetü’l-Lugateyn’i, Kutadgu Bilig’i Macarcaya çeviren yine Vambery’dir.

Vambery’nin öğrencilerinden olan Gyula Nemeth de büyük Türkologlardan biridir. Küçük yaştan itibaren Türkçe öğrenmiş, Kırım’a gidip Tatar aydınlarla tanışmış, Kafkasya’da birkaç ay kalarak Balkar ve Kumuk Türklerinin sözlü kaynaklarını derlemiştir. Döndüğünde bu yazısını “Keleti Szemle” (Revue Orientale/ Doğu Dergisi) 20 adlı dergide yayımlamıştır. 1900 yılında çıkmaya başlayan “Keleti Szemle” (Doğu Dergisi) Macar Türkologların çalışmalarını yayımlayan bilimsel dergiler arasında önemli bir yer tutmaktadır.[20]

Bir diğer önemli Macar Türkolog ise Ignacz Kunos’tur. Türk folklorunda araştırma ve inceleme yönünden literatürün üst katmanlarında yer alacak eserler ortaya koymuştur. Şöyle ki Alman folklorist G. Jacob’a göre Kunos’un yaptığı çalışmalar, Türk folklor araştırma ve incelemelerinin temelini oluşturmaktaydı.[21] Radloff’un Proben adlı eserinde, Kunos’un Rumeli ve Anadolu’daki dil ve edebiyat çalışmalarına atıf yapılmıştır. Kúnos, İstanbul’a geldiğinde Macaristan’da da bulunmuş olan Özbekler Tekkesi’nin şeyhi Şeyh Süleyman Efendi’yi ziyaret etmiş ve onun 1882’de yazmış olduğu “Lügat-i Çağatay” ve “Türkî Osmanî” adlı eserini Almanca ve Türkçeye çevirmiş ve Macar Bilimler Akademisi tarafından yayınlanmıştır.[22] 1889 yılında Sultan Abdülhamit’ten Mecidiye nişanının üçüncü rütbesini ve gümüş imtiyaz madalyasını alan, 1925’te de Türkiye’ye yaptığı hizmet için Encümen-i Tetkik tarafından fahri üyelik unvanı verilen Kúnos, Anadolu’ya gelerek halk hikâyelerini, masal, fıkra, türkü, karagöz oyunlarını, kısacası halk edebiyatının pek çok ürününü derlemiştir.[23]

Macar Türkolog Lajos Ligeti’nin de önemli çalışmalarının yanında Macaristan’daki Altayist ekolünün kurucusu olduğunu belirtmek gerekir. 1939’dan itibaren Budapeşte’deki İç Asya Kürsüsü’nün çalışmalarına kaynaklık etmiştir. [24]

Bernat Munkacsi, Doğu dillerine ve Türkçeye karşı ilgili Macar dil bilginidir. Çuvaşça ve Tatarca alanının dışında Vogulca ve Votyakça gibi diller üzerinde çalışma yapmıştır.

Endre Desko, Vengerskaja grammatika s russkim tekstom i v sravnenii s cuvasskim i ceremisskim jazykami adlı gramerin yazarı olarak tanınmıştır. Yazar, bu eserinde Macarca ile Çuvaşça ve Çermişçede kullanılan ortak sözler üzerinde durmuş, bu sözlerin adı geçen dillerin ortak Asya kökeninden geldiklerine tanıklık ettiğini dile getirmiştir[25]

Türkiye’de istihdam edilen, eğitim alan Macarların dışında, Macaristan’da eğitim alan bazı Türk bilim insanları da vardır. Bunlardan biri meşhur Türkolog Hüseyin Namık Orkun’dur.  Macaristan’daki eğitim sürecinde birçok Macar Turancı aydın ile ilişkilerini pekiştirmiştir.

I. Dünya Savaşı esnasında esir düşen Türk soylu milletler, Avusturya-Macaristan bölgesinde kurulan 42 esir kampına yerleştirilmişti. Bugünkü Çekya’da da yine esir kampları mevcuttu. Kamplarda Tatar, Başkurt, Kumuk,  Nogay ve Türkmenler bulunuyordu. Bu esirlerin vasıtasıyla Turan halkları hakkındaki folklorik, antropolojik ve lingiustik açıdan incelenmesi için bağlantı kurulması Turan Derneği tarafından gerekli bakanlıklarla temas kurularak izin istenmişti. Bunun üzerine hemen konuyla ilgili bilim adamlarını bilgilendirip Doğu Rusya’da yaşayan kavimlerden olan savaş esirlerinin, mensup olduğu kavimlere göre tasnif edilebilmelerini sağladı.[26] Kunos, kamplarda yapılan antropolojik ölçümler sonucunda bazı tespitler yaparak belgelemiştir:

Moğol hatlarına sahip olmayan tek grup sarı saçlı, mavi gözlü büyük bölümü tıknaz yapılı olan Mişerlerdir. Dolandırıcılıkları dillere destan olan Mişerlerin ticari yetenekleri bilinmektedir. İslam dini onları çok bağlamaz. Dilleri giderek Ruslaşmakta, ırkları soy özelliğini yitirmektedir. Macarların bakış açısıyla “Mişer” kelimesi, “Megyer” kelimesine dil bakımından uygun olanıdır. Dilleri fonetik bakımdan ilgi uyandıran Mişerlerin kültür seviyesi oldukça düşüktür. (Kúnos, 1916, s. 221-222; 1918b, s. 145).

Macar Türkolog Gyula Nemeth’in Türkoloji çalışmaları ışığında Macaristan’da Lajos Ligeti, György Györffy, Tibor Halasi-Kun, György Hazai, László Rásonyi ve Zsuzsa Kakuk’un, Türkiye’de ise Necib Asım, Hüseyin Namık Orhon, Hamit Zübeyir Koşay, Şerif Baştav, Hasan Eren, Ragıp Hulusi Özden gibi değerli Türkologlar yetişmiştir.[30]

Macar Bilimler akademisi sadece Macar Türkologlarının çalışmalarıyla yetinmemiştir. Ayrıca Türkoloji alanındaki araştırma ve çalışmaların hızlı bir şekilde artmasıyla birlikte akademi 1951 yılında “Acta Orientalia Hungarica” adlı dergiyi yayınlamaya başlamıştır.[31]

Sonuç

Asırlar önce birlikte yaşamış olan iki toplum Türkler ve Macarlar, birbirleriyle olan linguistik, folklorik vd. etkileşimler sonucunda birçok konuda benzerlik göstermişlerdir. Türk hükümdarların Macar topraklarını yönetiminde yapılan hoşgörü politikalarına binaen bu iki topluluk dost olmuşlardır. Macarların kültürel, milli ve siyasi kimliklerini aramadan ötürü Doğu’ya doğru açılım süreci başlamıştır. Oryantalizmle başlayan bu arama süreci, daha sonraları Türkoloji sahasına girerek, hem kendileri hakkında bilgiler toplamışlar, kaynaklar derlemişler hem de Türkoloji’nin gelişmesinde büyük rolü oynamışlardır. Budapeşte’de açılan Türkoloji Kürsüsü, Turan Dernekleri, Türk Derneği’nin yayın organı bu iki toplum arasındaki münasebeti güçlendirmiş ve ortak çalışmalar sonucunda bilimsel yönden yukarıya çıkarmıştır. Meşhur Macar Türkologlar ülkemizi ziyaret etmiş, eğitim almış ve çalışmalar yapmıştır. Aynı zamanda Türk Türkologlar da Macaristan’da eğitim alarak oranın kültür hazinesini belleyerek bilgi birikim yönünden gelişmiş bir eğitimle taçlanmışlardır.

KAYNAKÇA

Alev Duran, Macar  Türkolojisi, 2020

Burcu Coşkunöz, Gyula Nemeth’in Hayatı, Eserleri ve Türk Tarihçiliğine Katkıları, YÖKTEZ, Ankara, 2021

Hatice Meltem Ergüt, Ignacz Kunos’un Derlediği Türk Masallarının Propp Metoduyla İncelenmesi, Ankara, 2020

Hicran Akın, Nemeth’e Göre En Eski Türk-Macar Münasebetleri, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, C XXX

Istyan Zimonyi, Macaristan’daki Türkoloji Çalışmaları, Yeni Türkiye Dergisi, 2002

Maria T.  Nyiri, Macaristan’da Türkoloji Tarihi, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı 139, 2002

Melek Çolak, 19. Yüzyıl Sonu-20. Yüzyıl Başlarında Türk-Macar Yakınlaşması, Toplumsal Tarih, Sayı 89, 2001

Melek Çolak, Atatürk, Macarlar ve Türk Tarih Tezi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2010

Melek Çolak, Macar Arşiv Belgelerinin Işığında I. Dünya Savaşı Sırasında Avusturya-Macaristan Topraklarında Bulunan Tatar Esir Kamplarında Yaşam, Türkoloji Çalışmaları ve Ignac Kunos (1915-1918), Türk Dili Araştırmaları Yıllığı, Sayı 67

Melek Çolak, Macar Turan Derneği, İmam Abdüllatif Efendi ve Ermeni Meselesine Dair Macarca Bir Broşür, 2019

Melek Çolak, Türk-Macar İlişkileri Çerçevesinde Macar Türkoloji’si ve Ugor-Türk Savaşı, IV. Uluslararası  Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildirileri, Cilt 1, 2011

Müjdat Karagülmez, Macaristan’da Türkoloji (1875-1945), YÖKTEZ, Muğla, 2013

Müjdat Karagülmez, Türkiye’nin Modernleşmesine Katkı Sağlayan Macar Uzmanlar

Naciye Güngörmüş, Macaristan’da Değişim ve Demokrasiye Geçiş (1989-2009), Köksav Yayınları, Ankara, 2010

Pınar Yiğit Türker, Türk-Macar İlişkileri (1867-1918), Muğla, 2013

Sergen Coşkun, Atatürk Döneminde Türk-Macar İlişkileri ve Ferenc Zajti (1919-1938), YÖKTEZ, Muğla, 2021

Seyfi Yıldırım, Cumhuriyet Döneminde Türk-Macar İlişkileri Çerçevesinde İstihdam Edilen Macar Uzmanları, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi 2012

Tarık Demirkan, Macar Turancıları, Tarih Vakfı Yurt Yayınlar, 2000

Yeni Macaristan, Budapeşte, 1943


[1] Naciye Güngörmüş, Macaristan’da Değişim ve Demokrasiye Geçiş (1989-2009), Köksav Yayınları, Ankara 2010, s. 19

[2] Yeni Macaristan, Budapeşte 1943,s.26

[3] Müjdat Karagülmez, Macaristan’da Türkoloji (1879-1945), YÖKTEZ, Muğla, 2013

[4] Burcu Coşkunöz, Gyula Nemeth’in Hayatı, Eserleri ve Türk Tarihçiliğine Katkıları, YÖKTEZ, Ankara, s.10, 2021

[5] Müjdat Karagülmez, a.g.e

[6] Mâria T. Nyiri, “Macaristan’da Türkoloji Tarihi”, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı 139, Ağustos, 2002, s. 201

[7] Melek Çolak, 19. Yüzyıl Sonu-20. Yüzyıl Başlarında Türk-Macar Yakınlaşması”, Toplumsal Tarih, Sayı 89, Mayıs 2001, s.6

[8] Hatice Meltem Ergüt, Ignacz  Kunos’un Derlediği Türk Masalları’nın Propp Metoduyla İncelenmesi, s.32, Ankara,  2020

[9] Müjdat Karagülmez, a.g.e., s.57

[10] Tarık Demirkan, Macar Turancıları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları:99, İstanbul ,2000, s.128.

[11] Seyfi Yıldırım, “Cumhuriyet Döneminde Türk-Macar İlişkileri Çerçevesinde İstihdam Edilen Macar Uzmanlar” Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, S. 15, 2012, s. 130.

[12] Sergen Coşkun, Atatürk Döneminde Türk-Macar Kültürel İlişkileri ve Ferenc Zajti (1919-1938), YÖKTEZ, Muğla, s.70, 2021

[13] Melek Çolak, “Atatürk, Macarlar ve Türk Tarih Tezi”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 27, 2010, s. 373

[14] Müjdat Karagülmez, “Türkiye’nin Modernleşmesine Katkı Sağlayan Macar Uzmanlar…”, s. 387.

[15] Hatice Meltem  Ergüt, a.g.e., s.32

[16] Sergen Coşkun, “Atatürk Döneminde Türk-Macar Kültürel İlişkileri ve Ferenc Zajti (1919-1938), YÖKTEZ, s.22, Muğla, 2021

[17] István Zimonyi, “Macaristan’daki Türkoloji Çalışmaları”, Yeni Türkiye Dergisi, S. 43, 2002, s. 46-47

[18] Sergen Coşkun, a.g.e., s.24

[19] Melek Çolak, “Türk-Macar İlişkileri Çerçevesinde Macar Türkoloji’si ve “Ugor-Türk Savaşı”, IV. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildirileri, Cilt 1, Aralık 2011, Muğla, s. 528.

[20] Burcu Coşkunöz, a.g.e., s. 18

[21] Hatice Meltem Ergüt, a.g.e., s.32

[22] Hatice Meltem Ergüt, a.g.e., s.32

[23] Alev Duran, a.g.e., s.79

[24] Nyigi, a.g.e., s.5

[25] Alev Duran, a.g.e, s. 98

[26] Melek Çolak, Macar Arşiv Belgelerinin Işığında I. Dünya Savaşı Sırasında Avusturya-Macaristan Topraklarında Bulunan Tatar Esir Kamplarında Yaşam, Türkoloji Çalışmaları ve Ignac Kunos (1915-1918), Türk Dili Araştırmaları Yıllığı, Sayı 67 (Haziran), s. 6

[27] Sergen Coşkun, a.g.e., s.76

[28] Sergen Coşkun, a.g.e., s.85

[29] Melek Çolak, a.g.e., s. 383

[30] Hicran Akın, “Németh’e Göre En Eski Türk-Macar Münasebetleri”, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, C. XXX, S. 1-2. s. 1.

[31] Pınar Yiğit Türker, “Türk-Macar İlişkileri (1867-1918)”, 2013, Muğla, s. 68

İsmail Görgülüer

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünde yüksek lisans yapıyorum.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu