Tarih BülteniTürk Tarihi

Menemen Olayı ve Mustafa Fehmi Kubilay’ın Şehadeti

Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde laik, demokratik ve çağdaş bir Cumhuriyet devleti olarak 29 Ekim 1923 tarihinde kurulmuştur. Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra çeşitli görüş ayrılıkları, hem halkta hem de TBMM içerisindeki vekillerde ortaya çıkmıştır. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat istediği Çok Partili Hayata Geçiş; önce Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, arkasından Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kısa sürede fesh edilmeleri ile başarısız olmuştur. Özellikle bu fırkalar, eski usul taraftarlarınca desteklenmiş ve adeta irtica taraftarlarının yuvası haline gelmiştir. Neticede Çok Partili Hayata Geçiş, 17 Kasım 1930 tarihinde Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kendisini feshetmesiyle birlikte bir kez daha başarısızlığa uğramış ve eski usul taraftarlarının Cumhuriyet Halk Fırkası’nı devirerek ‘’irticayı hortlatma’’ fikirleri suya düşmüştür.

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapanmasının ardından eski usul taraftarları, bir şeyler yapmanın amacındalardı. O dönemde, cumhuriyeti ve inkılaplarını içine sindiremeyen ve şeriat isteyen bir grup tarafından tertibi planlanan bir hadise, Batı Anadolu coğrafyasını endişelendirmekteydi. Aslında Cumhuriyet, eski usul taraftarlarının neler yapabileceklerini gerek Terakkiperver Fırkası’nın, gerek Serbest Fırka’nın bünyesinde yapmış oldukları faaliyetlerden, gerekse de İzmir Suikasti gibi bir hadiseden dolayı biliyordu. İşte bu tahminleri doğru çıkmış ve tarihler 23 Aralık 1930’u gösterdiğinde tüm ülkenin gündemini meşgul eden o vahim olay meydana gelmiştir.

Menemen Olayı, 23 Aralık 1930 tarihinde meydana gelen, şeriata dayalı bir ayaklanma hareketidir. Atatürk’ün inkılaplarını kabullen(e)meyen ve öncülüğünü Nakşibendi tarikatının ileri gelenlerinin çektiği ve Cumhuriyet’in yıkılarak yerine teokratik, yani şeriata dayalı bir devletin kurulabilmesi amacıyla meydana gelmiş bir olaydır. Bu olay, Atatürk inkılabına baş kaldıranların hangi yöntemlerle halkı kışkırtıp feci sonuçlara sebep olduklarını gösterdiği gibi, Cumhuriyet’e ve onun temel ilkelerine yürekten bağlı bir Türk gencinin görev bilincini ve üstün cesaretini simgelemektedir.

Bu hareket, Manisa’da yer alan Paşaköy ve Bozalan’da planlanmış, Menemen’de uygulamaya koyulmuştur. Bu hareket esasında, Nakşibendi tarikatına mensup Giritli Derviş Mehmed’in önderliğindeki 6 kişinin halkı kandırarak fitilini ateşlemeye çalıştığı bir olaydır. Derviş Mehmed, olaydan kısa bir süre önce kendisini mehdi ilan etmiş ve halka aynen şu cümlleri sarf etmiştir, ‘’Ben Allah’ı aşikar gördüm, ölüler bana ayağa kalkar. Çok yakında o kadar meşhur olacağım ki, her gittiğim yerde bana secde edecekler. İsmim her yerde yayılacak, adımı mübarek mehdi diye anacaklar. Siz de bunu işiteceksiniz.’’. Dördü Mehmed, ikisi Hasan adlarını taşıyan ayaklanmanın baş elemanları, hazırlıklarını tamamlayıp Menemen’e doğru yola çıkmıştır.

23 Aralık sabahı Derviş Mehmed ve adamları, Müftü Camii’ne girerek insanlara hitaben bir konuşma yapar. Daha sonra adamlarıyla birlikte üzerinde ayet yazılı yeşil bayrağı alır ve direnen cami müezzinini silahla susturup etkisiz hale getirir. Daha sonra namaz çıkışında, dışarıdaki cemaati cihat bayrağı altında toplanmaya çağırmıştır. Derviş Mehmed, cemaate karşı kendisinin mehdi olduğunu ve herkesin hilafet sancağı altında toplanması gerektiğini söylemiştir. Kendisine göre söz dinlemeyenler, aksini iddia edenler ve direnenler şehri kuşatan 70000 kişilik hilafet ordusu tarafından öldürülecektir. Daha sonra meydana topladıkları insanları kendileriyle beraber hareket etmeleri konusunda korkutup ikna ederler. Durumu öğrenen jandarma komutanı, askeri birliklerden yardım istemiş, Menemen’de bulunan 43. Piyade Alay Komutanlığı, bu ayaklanmayı bastırmakla Asteğmen Kubilay’ı görevlendirmiştir. Zaten olayın gerçekleştiği günlerde bir askeri tatbikat vardır ve Kubilay aceleci davranarak, birliğinin silahlarındaki manevra mermilerini değiştirmeyi unutur. Bu mermiler doğal olarak Derviş Mehmed’e tesir etmemiş ve kışkırttığı halkı ölümsüz olduğuna inandırarak cesaretlendirmiştir.

Derviş Mehmed, gelen askeri birliğin başında Kubilay’ın başını gövdesinden ayırmıştır. Derviş Mehmed Kubilay’ın kesik başını eline alarak meydana gelmiş ve çeşitli naralar atarak halkı daha da kışkırtmaya yeltenmiştir. Asiler Kubilay’ın kesik başını meydana diktikleri yeşil sancağın ucuna bağlamak için ip istemişler ve yetmiş seksen metre ötedeki bir dükkandan Yanyalı Yusuf Oğlu Arnavut Kamil koşarak ip alıp ve Derviş Mehmed’e vermiştir. O, bu iple Kubilay’ın başının da takılı olduğu sancağı elektrik direğine bağlamıştır.

Derviş Mehmed ile adamlarından ikisi olay yerinde öldürülmüştür. Bu olayın duyulmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk, 27 Aralık’ta üst düzey bir toplantı yapılmasını istemiştir. Mustafa Kemal Paşa olay sırasında Menemen halkının tepkisiz kalmasını ve bir kısım Menemenli’nin bu insanları destekler şekilde alkışlanmış olmasından acı duymuştur. Atatürk ayrıca, 28 Aralık’ta orduya gönderdiği başsağlığı mektubunda, Kubilay’ın uğradığı saldırının millet tarafından doğrudan doğruya Cumhuriyet’e bir suikast olarak değerlendirdiğini beyan etmiştir.

Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü olay açısından mühimdir: “Bu ne haldir? Mürteciler hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyorlar. Binlerce Menemenliden kimse çıkıp mani olmuyor. Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler ? Onların namusunu ve dinini kurtaran ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hainler değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. Bundan bütün Menemen halkı sorumludur !…’’

Menemen Olayı’nın çeşitli müsebbibleri, ordu tarafından detaylı bir takibata tabi tutulmuş ve hepsi yakalanıp, 15 Ocak 1931’de hakim karşısına çıkan 122 sanıktan 37’si, 5 Şubat 1931’de idam edilmiştir. Öte yandan Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında 7 Ocak 1931’de Çankaya’da bir toplantı düzenlenmiş ve çeşitli vekiller tarafından Nakşibendiliğin yok edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

Neticede Menemen’de yaşananları, Cumhuriyet devrimlerini ve kazanımlarını hedef alan irticai bir ayaklanma bir ayaklanma olarak tanımlamakta son derece fayda vardır. Menemen Olayı ile birlikte Cumhuriyet rejimi önemli bir tehlike atlatmış ve halk nezdinde bir takım gerici topluluklar tarafından hala devrimlerin kabul olmadığına dair izlenimler gün yüzüne çıkmıştır. Başta Şehit Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay olmak üzere tüm şehitlerimi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

 

KAYNAKÇA

 

KURTOĞLU, İsmail, ‘Menemen Olayı’’, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi , Eskişehir 2000.

 

ACAR, Bahriye ‘’İzmir Basınında Menemen Olayı’’, T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İzmir 1997.

 

ÖZ, Eyüp, ‘’Yasak Bir Hafızayla Yüzleşmek: Menemen Olayı İrtica mı, Komplo mu?’’, FSM İlmi Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Sayı: 5, İstanbul 2015.

 

TAŞKIN, Abdullah, ‘’Türk Siyasal Hayatında Menemen Olayı’’, T.C. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep 2020.

 

YALÇIN, Durmuş (ve diğ.), ‘’Türkiye Cumhuriyeti Tarihi II’’, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2019.

Umut Yeğen

İstanbul Üniversitesi Tarih bölümü son sınıf öğrencisiyim. Yakın Çağ Siyasi Tarihi ve Yakın Çağ Denizcilik Tarihi ile ilgilenmekteyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu