Düşünce

Milletin Yükselen Sesi: Namık Kemal

Türk milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti zamanında yaşamış bir aydın…’’Ben buradayım.’’ diye bağıran, fikirleri duyulsun diye çığlık atan, milleti için yazan bir fikir insanıdır Namık Kemal. 21 Aralık 1840’ta dünyaya gelmiş, 1 Aralık 1888’te ise hayata gözlerini yummuş. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapan Mustafa Asım Bey, annesi Koniçe Eşrafından mirlivalığa kadar yükselen Abdüllatif Paşa’nın kızı Nesime Hanım’dır. Aynı zamanda Kemal bir mektubunda bir sadrazam ile bir padişah kızının torunu olduğunu hatırlatır. Kemal, küçük yaşta annesini kaybettikten sonra uzun bir süre Abdüllatif Paşa’nın yanında kalıyor ve aslında hayatı böylelikle başlamış oluyor.

48 yıllık hayatına yüzyıllar sığdıran Namık Kemal, hayata -bilhassa edebiyat ve tarih hayatına- oldukça erken başlamış. 10’lu yaşlarında defterler dolusu şiiri bulunan şair, 22 yaşında divan sahibi olmuş. 25’lerinde ise artık sesini büyük kitlelere duyurmuş olan bir bilgin… Bu bilgi akıllarda ister istemez şu iki soruyu sorduruyor: Birincisi, ömrünün 48 yıl kadar kısa geçeceğini hissedip mi bu kadar erken çalışmaya başlamış yoksa o dönem sesini duyurmak için bu çalışmaları yapmak zorunda mıydı? İkincisi ise o dönem sesini duyurmayı başarabildi mi?

Kendisinin çok iyi bir edebiyatçı olduğunu eserlerini okuyunca anlıyoruz. Türk edebiyatına birçok yenilik getirmesinin yanı sıra Türk tarihine de fikirleriyle damga vurmuş, iz bırakmayı başarmıştır. 1876’da İntibah romanıyla ilk edebi roman, 1881’de Cezmi romanıyla ilk tarihi roman niteliğini üstlenen eserler ona aittir. Düşüncelerini yazıya çok iyi geçiren, okura kendini iyi ifade etmeyi hedefleyen ve bunu da başaran bir muharrirdir Namık Kemal. Okuru kendisini anlasın isterdi, yazdıkları hemen her yere ulaşsın… Asıl gayesi fikirlerini herkese duyurmaktı, yazıyı bunun için araç olarak kullanmıştı ancak bu yazmayı sevmiyor anlamına gelemezdi. İçinde bulunduğu toplum için yazardı, milleti için yazardı. Bu yüzden eserlerini hep sade ve yalın bir dille halkına ulaştırırdı. Her yazdığı şeyi neşretmekten mütelezziz olan insandı. Her sabah bir gece evvel yazdığını ellerde ve düşüncelerde görmekten hoşlanırdı. Sözgelimi onun verdiği eserlerin altında milliyetçi duygular yatar. O kadar yoğun bir duygudur ki bu, milleti için büyük bir heyecanla çırpınır. ‘‘Milletim refaha ersin, vatanım kurtulsun. Bu yolda gereken ne ise yaparım ve yapmalıyız.’’ en temel düşünceleriydi. Özellikle ‘Hürriyet Kasidesi’ eserinin ikinci beyitinde bunu çok net görebiliyoruz:

‘‘Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazlûma el çekmez iânetten”

Bu beyitin arka planında Namık Kemal aslında şunu demek istiyor: “Buradayım, yardım etmekten geri durmayacağım.” O vatanı, milleti için elinden ne gelirse yapacak ki insanları da buna davet ediyor. Fedakâr olunması gerektiğinden bahsediyor. Aynı kasidede Kemal insanlığın bozulduğundan bahsedip sert bir tavır alıyor olsa da eserin genelinde halkını yüceltme, onların motivasyonunu artırma, daha önce başardıklarını hatırlatma ve yine öyle olacağına dair vurgulamalar yaptığı gözle görülüyor. Üstelik Atatürk bir sözünde ‘‘Hislerimin babası Namık Kemal’dir.’’ diyor. Namık Kemal’daki bu millete hizmet, vatan için fedakârlık, hürriyete olan aşkı, halkını yüceltme duyguları ve bu duygularını kağıda başarılı bir şekilde aktarması o dönemi derinden etkilemiştir ve günümüzde de hâlâ daha fikir babası olarak etkilemeye devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu