MakaleSanat TarihiTürk Tarihi

Mimar Sinan’ın Altı ve Sekiz Dayanaklı Camileri: Plan ve Strüktür

ALTI DAYANAKLI CAMİLER

Beşiktaş Sinan Paşa Külliyesi:


Külliyenin banisi Kaptan-ı derya Sinan Paşa, yapının inşası bitmeden ölmüş (960/1553) ve külliye onun ölümünden sonra tamamlanmıştır. Sinan Paşa aynı zamanda Rüstem Paşa’nın kardeşidir ve ölümünün ardından 1554 yılında kardeşi tarafından külliye tamamlatılmıştır. Öncelikle külliyenin yapıldığı alan dikkati çekmektedir. Gülru Necipoğlu (Sinan Çağı, 2013), külliyenin Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesinin karşısına yapılmasının rastlantı olmadığını aktarmaktadır. Kaptan- deryaların deniz seferlerine çıkmadan önce bu türbeyi ziyaret etmeleri bu külliyenin yerinin simgesel bir anlamı olduğuna işaret etmektedir.
* Klasik dönemin ilk ürünü Edirne üç Şerefelinin planı İstanbul’da tekrar ele alınmış genellikle vezir yapılarında kullanılmıştır. Mihraptan kuzey duvarına uzanan altı desteğe oturmuş bir merkezi kubbe ve yanlara doğru genişleyen kare planlı ikişer kubbeli birimden oluşmaktadır. Arada kalan üçgen boşluklar ise koltuk kubbeleriyle örtülüdür. Bu planın amacı namaz safhalarını genişletmek için olabileceği düşünülmektedir. Geniş bir alandan oluşan harim bölümü hedeflenir.

Sinan Paşa Camii dış görünüş
Edirne Üç Şerefeli Camii Planı 1437-1447
Sinan Paşa Camii Planı (Kuban, s.328)

Topkapı Kara Ahmed Paşa Külliyesi:

Enderun’dan yetişme bir Arnavut devşirmesi olan Kara Ahmed Paşa I. Selim’in kızı Fatma Sultan’la evliydi. Rüstem Paşa’nın yerine geçerek sadrazamlık görevini yürütmüştür. Vakfiyesi 1555 yılına tarihlenir ama idam edildiği için yapının yapımı durduruluyor ancak uzun bir süre sonra 1571-72’de Rüstem Paşa’nın Kethüdası Hüsrev Paşa’nın denetiminde tamamlanmaktadır. Topkapı’nın iç tarafında medrese, sıbyan mektebi, çeşme ve türbeden ibaret bir külliyenin merkezi olan Ahmed Paşa Camii Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 

Kara Ahmed Paşa Camii Planı (Kuban, s.316)

Beşiktaş Sinan Paşa Camii ile aynı altyapıyı tekrarlar. Ancak, bu kez yanlardaki ikişer kubbe kullanılmamıştır. Kubbe altı adet granit sütundan baldakene oturur. Her payenin karşısına sütun eklenmiş, doğu ve batıdakiler geri çekilerek mekan enlemesine genişlemiştir. Kıble yönünde dışarı taşan payeler, doğu ve batıda harime doğru taşmaktadır. Bunların içine merdiven yerleştirilmiş ve dışarıdan üzerleri ağırlık kuleleriyle örtülmüştür. Ayrıca somaki sütunların boyutları kubbenin pek yüksek olmamasına neden olmuştur. Bu nedenle merkezi altıgenin yan sahınlarla başarılı şekilde bütünleşmemesinden söz edilebilir. Cami sınırından taşan yedi gözlü son cemaat revakı yanlarda ayna tonoz, ortada beş kubbe ile örtülü olup revaklı şadırvan avlusu ile çevrilidir.

Kara Ahmed Paşa Camii aksonometrik perspektif (Necipoğlu, s.507)
  • Sinan’ın Sinan Paşa Camisi’nde olduğu gibi kubbeli yan salımları orta mekanla birleştirmek için yaptığı bir denemedir. Daha yüksek rütbeli veziriazam Kara Ahmed Paşa’nın Topkapı’daki kesme taş duvarlı camisi, Edirne Üç Şerefeli ve Sinan Paşa Camii’nin plan tipinin daha gelişmiş ve iddialı bir örneğidir. Bu camide selefinin ikişer yan kubbesinin yerini alan dört yarım kubbe, altıgen baldakenin köşelerinde oluşan üçgen alanları ortadan kaldırmıştır. Böylece geniş yan sahınlar merkezi kubbe baldakeniyle daha fazla bütünleşmiştir. Fakat her iki yandaki hantal fıl payeler nedeniyle yeterince bütünleşmemiş iç mekanı vardır.

SEKİZ DAYANAKLI CAMİLER

Eminönü Rüstem Paşa Camii:

Boşnak asıllı Rüstem Paşa 1544-1553 ve 1555-1561 arasında Sadrazamlık görevini yürüttü. 1539’da vezirliğe tâyin edilen Rüstem Paşa, Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah sultan ile evlidir. Kendisi de ticaret ehli birisi ve zengin bir kişilik olduğu için birçok vakıf binası yaptırmıştır.

Bizans döneminde Venediklilerin yoğun olduğu Tahtakalede Haliçe nazır bir konumda yer almaktadır. Yukarıdan divan yoluna kıyıda ise sahile bağlanmaktadır. Ticaret merkezinin içindedir çünkü Rüstemde bir ticaret ehliydi. Burada yer alan Hacı Halil Ağa Mescidinin yerine yapılmıştır.

Rüstem Paşa Camii aksonometrik perspektifi (Necipoğlu, s.430)
Rüstem Paşa Camii Planı (Kuban, s.325)

Sinan’ın camileri arasında plan gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir. Merkezi plan denemelerinden olan sekiz dayanaklı merkezi kubbeli şemanın ilk örneğini oluşturmuştur. Cami enlemesine dikdörtgen bir harime sahiptir. Ortada ana kubbeyi taşıyan sekiz büyük ayağın kıble ve giriş yönündeki dört tanesi dikdörtgen planlı ve beden duvarlarına yapışık, diğer dört tanesi sekizgen planlı ve bağımsızdır. Bu ayaklar kemerlerle birbirine bağlanarak ana kubbenin oturtulduğu sekizgen alan oluşturulmuştur. Sekizgen kesitli payeler, hem kubbeyi hem de yan sahınları taşıdıklarından kalın ve ağırdır. İstanbul’da bir sadrazam için inşa edilen yapılar arasındaki en geniş çaplı kubbeye sahiptir. Caminin yan sahınlarının tamamının beşik tonoz örtülü olmasına rağmen, dışarıya sadece ortadakiler yansır. Diğerlerinin üzerinde kubbe bulunmaktadır. Dıştan sade ve süslemesiz görünen caminin asıl zenginliği son cemaat yerinden başlayarak iç mekanda artan çini süslemelerde kendini belli eder. Örtü sistemine kadar bütün duvarları, mihrap, mahfiller, payeler, kemer dolguları ve kubbe geçişlerini kaplayan çiniler bulunmaktadır.

  • Kubbenin altyapıya geçişinde sekizgen baldaken vurgulanmıştır. Sinan, sekizgen baldakenin ideal versiyonunu Selimiye Camii’nde uygulamıştır. Bir bakıma Selimiye’yi hazırlayan aşamalardan biri olarak kabul edilebilir.
Edirne Selimiye Külliyesi kuşbakışı görünüşü

Edirne Selimiye Külliyesi:


Sultan II. Selim tarafından yaptırılan külliye büyük dikdörtgen bir avlu içinde ortada cami, güneydoğuda ve güneybatıda birer medrese ile batıda arasta ve sıbyan mektebinden meydana gelmektedir.
Büyük külliyelerde olduğu gibi bulunduğu alan itibariyle dikkati çekmektedir. İstanbul’daki gibi denizden görünüş imkanı veya belli yükseltileri olan tepeleri olmadığı halde bulunduğu konum çok önemlidir. Payitahttaki sıkışık ve dolmuş olan araziler ayrıca neredeyse tüm tepelerin selatin camileriyle dolmuş olması da yapının farklı bir noktaya yapılmasında etken olmuştur. Avrupa ve Balkanlardan gelen elçi heyetlerinin karşılaştıkları ilk büyük sultan yapısı olarak önemli strateji bir konumdadır. Kervanlar ve elçi heyetlerinin Edirne’de, tüm kente hakim bir tepeye inşa edilen, hem hanedanın hem de İslam’ı simgeleyen bir yapıyla karşılaşmaları etkileyici olmaktadır.

Edirne Selimiye Camii planı (Kuban, s.302)

Camiinin harim bölümünde, ikisi mihrap duvarına bağlı toplam sekiz adet yivlenmiş onikigen payeyle taşınan merkezi kubbe 31,30 m. Çapında ve 42,25 m. Yüksekliğindedir.  Altı serbest payenin ikisi kuzeyde, dördü yanlardaki duvarlara yaklaştırılmış olup ortadaki büyük alan merkezî kubbe altında bölünmeden toplanmıştır. Kubbenin etrafını dört adet çeyrek kubbe örter. Mihrap dışarı taşırılmış, üzeri yarım kubbeyle örtülmüştür. Daha önce Şehzade Mehmed ve Süleymaniye Camileri’nde geliştirilen, yarım kubbelerin ve çeyrek kubbelerin piramidal silüetinin yerine, tüm dikkatler tek parça bir merkezi kubbeye toplanmıştır. Caminin köşelerinden yükselen dört yivli minare dikey vurguyu iyice pekiştirir. Yuvarlak kasnağın üzerindeki ince uzun pencereler ve her bir payenin üzerine denk gelen sivri kubbeli ağırlık kuleleri dikey görünümü güçlendiren diğer unsurlardır. Sekiz payeden yarım ve çeyrek kubbeye geçişler tromplarla sağlanmaktadır. Ana kitlede avlu tarafı hariç, üç yönünde dışarı taşan payelerin aralarına revaklar yerleştirilerek, hantal görüntü engellenmiş, söz konusu cepheler hareketli görünüm kazanmıştır.

* İslâm mimarisinin en eski yapılarından olan Kudüs’teki Kubbetüssahra’nın (691) yanı sıra Anadolu Beylikleri döneminde merkezi planlı camilere giden basamak olarak görülen Manisa Ulu Camii (1374) 16. yüzyılda olgun örneklerin veren merkezi kubbeli ve sekiz destekli şemanın öncüleri olarak kabul edilir. Esin kaynaklarından biri de erken altıncı yüzyıldan sekiz dayanaklı ve dışa taşkın absisli İstanbul, Sergios Bacchos kilisesi olmalıdır. En abidevi örnek Edirne Selimiye’dir.

Kubbet-üs Sahra Planı
Manisa Ulu Camii Planı
Sergios ve Bakkhos Kilisesi Planı

KAYNAKÇA

Necioğlu, Gülru. Sinan Çağı: Osmanlı İmparatorluğunda Mimari Kültür, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2013.

Aslanapa, Oktay. Osmanlı Devri Mimarisi, İstanbul: İnkılap Yayınevi, 2004.

Kuban, Doğan. Osmanlı Mimarisi, İstanbul: Yem Yayın, 2007.

Goodwin, Godfrey. A History of Ottoman Architecture, London: Thames and Hudson, 1971.

Kuran, Aptullah. “Mimar Sinan’ın Camileri”, Mimarbaşı Koca Sinan: Yaşadığı Çağ ve Eserleri, 1, 1988, s.175-214.

Sai Mustafa Çelebi, Yapılar Kitabı (Tezkiretül Bünyan ve Tezkiretül Ebniye, Mimar Sinan’ın Anıları, tıpkıbasım), İstanbul: Koç Kültür Sanat Tanıtım AŞ, 2003.

Hüseyin, Ayvansarâyî. Hadîkatü’l-cevâmi‘ I, (Haz. İlhan Terzi), İstanbul: Tercüman Aile ve Kültür Bakanlığı Yayınları, 1987.

İnan, Afet. Mimar Koca Sinan, (2.bs), Ankara: Türkiye Emlak Kredi Bankası, 1968.

Akçıl Harmankaya, N.Çiçek. “Mimar Sinan Camilerinde Sembolizm Üzerine Bir Değerlendirme”, Sanat Tarihi Yıllığı, sy.27, 2018.

Akozan, Feridun. “Ölümünün 400.Yılında Mimar Sinan’ın Hayatı ve Kişiliği”, Türkiyemiz, sy.54, s.38-56.

Erarslan, Alev. “Mimar Sinan Era Kulliyes in the Ottoman Urban Landscape”, Belleten, c.94, sy.299, 2020.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu