Dünya Tarihi

Napoléon Bonaparte’ın Taç Giyme Töreninde Bir Osmanlı: Mehmed Said Hâlet Efendi ve Fransa Sefâreti (1803-1806)

Tarihler 1 Temmuz 1798 tarihini gösterdiğinde ordusu ile birlikte Mısır’ın İskenderiye Limanı’na ayak basan ve fiilen işgali başlatan Napoléon Bonaparte, uzun zamandır bir Doğu İmparatorluğu’nun hayalini kurmaktaydı. Bilhassa bu seferin en istekli ikilisi, kendisi ve dönemin Fransa Dışişleri Vekili Talleyrand olmuştur. Talleyrand’a göre sefer 6 ayda, Napoléon’a göre ise 3 ayda neticelenecek idi. Ancak planlar beklenildiği gibi tutmamış, sefer ne bu kadar kısa sürmüş ne de başarılı olabilmiştir. Müşterek İngiliz-Osmanlı kuvvetlerinin gerek diplomatik, gerekse de askeri başarıları sayesinde Mısır, Fransız işgalinden hukuken 25 Mart 1802 tarihli Amiens Antlaşması ve 25 Haziran 1802 tarihli Paris Barış Antlaşması ile kurtulmuştur. Fransızlar Mısır’ı ele geçiremedikleri gibi Akdeniz’i Fransız gölü haline getirememiş, İngiltere’yi Hindistan’dan uzaklaştıramamış ve onları sömürge yolları üzerinde ezmeye de muvaffak olamamıştır.

İngiltere ise Mısır’ın Fransız işgalinden kurtarılması ile birlikte doğudaki sömürgelerine giden yolları güvence altına aldığı gibi Akdeniz’deki önemli stratejik noktalardan biri olan Malta Adası’na da sahip olmuştur. Osmanlı Devleti ise kendi toprağının bu işgalden kurtarılması ile birlikte oldukça rahatlamış ve muvazene politikası[1] gereği bahsi geçen devletlerle iyi geçinmeye çalışmıştır. Osmanlı Devleti’nin, Kahire ve İskenderiye’nin Fransızlar tarafından tahliyesi sırasında gösterdiği başarı ve özveri dikkate değerdir. Bu özveri neticesinde Fransa-İngiltere-Osmanlı Devleti üçlüsü arasında imza edilen Kahire ve İskenderiye Tahliye Sözleşmeleri’nin oldukça adil şartlarda gerçekleştirilmiş olması Osmanlı Devleti açısından da önemli bir konudur. Osmanlı Devleti, 2 Eylül 1798 tarihinde Fransa’ya savaş açarak resmen Mısır’ın Fransız işgalinden kurtarılmasına dair başlattığı mücadeleden İngiliz yardımıyla da olsa muzaffer ayrılmış ve sonraki dönemlerde Fransa devleti ile dostluk tesis etmeye önem göstermiştir.

Fransa ile Osmanlı Devleti arasında 25 Haziran 1802 tarihinde imzalanan Paris Barış Antlaşması’yla birlikte Paris’e yeni bir dâimî sefir gönderilmesi planlanmıştır. Bu göreve, o dönem beylikçi kesedarlığına girerek hâcegân zümresinde bulunan[2] Mehmed Said Hâlet Efendi tayin edilmiştir.

Mehmed Said Hâlet Efendi, İstanbul’da doğmuştur fakat aslen nereli olduğu bilinmemektedir. Hâlet Efendi’nin hangi tarihte doğduğuna dair elimizde kesin bir bilgi yoktur.[3] İlerleyen zamanlarda bazı devlet adamlarının katipliklerinde bulunan Hâlet Efendi, Dîvân-ı Hümâyun tercümanlığını ellerinde tutan Fenerli Rumlar ile tanışmıştır. Onların katipliğini yaparken voyvodalık ve tercümanlık tevcihleri sırasında büyük servet sahibi olmuş ve bu münasebetle birçok düşman kazanmıştır.[4] Onun bu münasebeti, elçilikten sonraki hayatında Hâlet Efendi’nin hayatını oldukça derinden etkilemiş ve bilhassa Sultan II. Mahmud döneminde birçok konuda fikir ve nüfuz sahibi olabilmiştir.[5]

Hâlet Efendi de bir önceki Paris sefiri Moralı Esseyid Ali Efendi gibi “baş muhasebeci” payesini almış ve tarihler 20 Temmuz 1803’ü gösterdiğinde maiyeti ile birlikte İstanbul’dan ayrılmış ve bu tarihten tam yetmiş iki gün sonra Hâlet Efendi ve maiyeti, 22 Eylül günü Paris’e varmıştır. Yetmiş iki günlük yolculuğun verdiği yorgunluk, Paris’te kendisine yapılacağını tahmin ettiği parlak karşılanma merasiminden eser görmeyişi, Hâlet Efendi’yi çok hiddetlendirmiştir.[6] Geldiği günden itibaren Talleyrand ile arasını sıkı tutan Hâlet Efendi, kendisine 1 Ekim günü Talleyrand’dan gelen tezkere ile iki gün sonra başkonsül Napoléon Bonaparte tarafından huzura kabul edileceğini öğrenmiştir. Mutad olduğu üzere devletin reisine gönderilen hediyelerin takdim edilmesi ile göreve resmen başlanıldığını bilen Hâlet Efendi, bir kısım hediyenin halen daha yolda olduğunu belirterek Talleyrand’a bu durumu sormuştur. Talleyrand ise mevcut hediyelerle de başkonsül Bonaparte ile görüşebileceği cevabını almıştır. İtimatnamesini ve hediyeleri başkonsül Bonaparte’a takdim eden Hâlet Efendi, 3 Ekim 1802 tarihinde resmen görevine başlamıştır.

Osmanlı elçisi, Paris’teki siyasi faaliyetlerine, öncelikle “tarife meselesini” ele alarak girişti. 21 Aralık 1803’te Talleyrand ile görüşen Hâlet Efendi, Fransız tacirlerin Osmanlı Devleti’nde, ülkeye soktukları mallardan yüzde üç gümrük vergisi almaları gerektiğini vurgulamış, Talleyrand’ın cevabı ise olumsuz olmuştur.[7]

Tarihler 25 Şubat 1804’ü gösterdiğinde Hâlet Efendi’ye Talleyrand’dan çok gizli bir davet tezkiresi geldi. Tezkirede, başkonsül Bonaparte’ın Hâlet Efendi ile gizli bir şekilde görüşmek istediği yazmaktaydı. Napoléon Bonaparte’ın isteğini kabul eden Hâlet Efendi, görüşmek için kendisinin yanına gitmiş, görüşmede Bonaparte Osmanlı Devleti’ne gayr-i resmi bir ittifak teklif etmiştir. Bunun yanında Bonaparte, Osmanlı’ya çeşitli tavsiyelerde bulunmuş ve Prusya devletinin Osmanlı topraklarında gözü olduğunu ifade etmiştir. Napoléon, Hâlet Efendi’den gayr-i resmi olan bu ittifak teklifinin kendisi aracılığı ile Sadrazam Yusuf Ziya Paşa’ya yazılmasını istemiş, Hâlet Efendi de bu isteğe uyarak Napoléon ile olan bu görüşmesinin detaylarını aynen Bab-ı Âlî’ye bildirmiştir. Hâlet Efendi, Napoléon’un söylediklerine hiç güvenmiyor hatta bir mektubunda onla ilgili düşüncelerini şöyle belirtiyordu: “Bonaparte bahtına iğbiraren cihangirlik sevdasile  leylü nehar kelbi akur gibi etrafı memalike isali envai hasar ve cem-i düveli kendi milleti mekruheleri misillu tarumar etmek fikrinde idüğü her ne kadar cümleye malum olan keyfiyattan ise dahi, işitmek görmek gibi olmadığından şimdi nezd-i çakeranemde meczum ve muhakkaktır.”[8] Sultan III. Selim’den tebrikleri alan Hâlet Efendi, sık sık Fransa devleti ile ilgili düşüncelerini Bab-ı Âlî’ye göndermekten imtina etmiyordu. 7 Temmuz 1804 günü Bab-ı Âlî’den gelen cevabı Napoléon’un huzurunda okuyan Hâlet Efendi, gelen name-i hümayunu bend bend okumuş ve Fransa tercümanı Antoine Franchini bunları aynen tercüme etmiştir. Sultan III. Selim, Napoléon’a şimdilik bir ittifak düşünmediğini ve devleti için güzel dilekler ilettiği için kendisine minnettar olduğunu ifade etmiştir.

Hâlet Efendi’nin Paris’te giriştiği siyasi faaliyetlerindeki dönüm noktalarından olan bir diğer olay ise 1804 yılının ilkbaharında gerçekleşmiştir. 18 Mayıs 1804 tarihinde başkonsül Bonaparte, unvanın veraseten kendi soyunda kalması koşuluyla ülkede imparatorluğunu ilan etmişti. Fransa’nın İstanbul’daki elçisi Brune, Napoléon’un imparator unvanını aldığını 21 Haziran 1804 tarihinde resmen Bab-ı Âlî’ye bildirmiş ve Osmanlı Devleti’nin bu unvanı bir an önce tasdik ederek Hâlet Efendi’ye yeni itimatnamelerin gönderilmesini istemiştir.[9] 14 Ağustos 1804 tarihinde Bab-ı Âlî’ye bir yazı gönderen Hâlet Efendi, tasdikin yapılmasını ve itimatnamelerin derhal gönderilmesini istemiş ancak Hâlet Efendi umduğunu Bab-ı Âlî’den bulamayarak bu girişiminden sonuçsuz ayrılmıştır. Bab-ı Âlî, İstanbul elçisi Brune’a unvanın tasdiki için o sırada Osmanlı Devleti ile ittifak halinde bulunan Rusya ve İngiltere’nin de bu unvanı tanımasını şart koştu. Hâlet Efendi’ye göre bu şart gereksizdi ve Fransa ile Osmanlı arasındaki ikili ilişkilerin bozulmaması ve denge politikasına riayet edilmesi açısından bu tasdikin derhal gerçekleştirilmesi gerekliydi. Hâlet Efendi’ye göre Rusya derhal Napoléon’un imparatorluk unvanını tasdik etmeye ikna edilmeliydi. Hatta Sultan III. Selim dahi Hâlet Efendi’ye hak vermiş ve Bab-ı Âlî’yi Rusya’yı derhal ikna etmekle görevlendirmişti.

Talleyrand, 1804 Ağustosu sonuna doğru Hâlet Efendi ile yaptığı bir mülakatta Napoléon’un imparatorluğunu Osmanlı Devleti’nin tasdik etmemesinin sebebini sordu.[10] Hâlet Efendi’nin cevaplarından hoşnut olmayan Talleyrand, 26 Ekim 1804 tarihinde kendisi ile yeniden bir mülakat yapmış ve unvanın üç gün içerisinde tasdik edilmemesi halinde İstanbul’daki elçilerini geri çekeceklerini söylemiştir. Bunun haricinde Fransa devleti, Hâlet Efendi’ye garip davranışlar sergiliyordu. Kendisini mutad olan hiçbir siyasi toplantıya davet etmedikleri gibi haftalık geçit merasimlerinde de hazır bulunmasına izin vermemişlerdir.[11] Tüm bu gergin vaziyetin içerisinde Hâlet Efendi, sürekli Talleyrand’dan vakit kazanmaya çalışıyordu. Kendisinden, Bab-ı Âlî’ye gönderdiği tahrirata cevap gelene kadar mühlet istedi. Bu meseleyi kapatan bir gelişme ise Fransa’nın İstanbul maslahatgüzarı Ruffin’in, kendisiyle yapılan mükaleme mazbatasının üzerindeki Hatt-ı Hümayun’un Fransızca bir suretini Paris’e göndermesi oldu. Hatt-ı Hümayun’da Sultan III. Selim’in Ruffin’in uzlaşmacı tavrından duyduğu memnuniyet dile getiriliyor, Napoléon’dan imparator olarak bahsediliyordu.[12] Bunun üzerine Hâlet Efendi, kendisi ile bir görüşme ayarlayan Talleyrand’a bunun gayet normal olduğunu, “Fransa’ya karşı dostluktan başka bir gaye gütmeyen” Sultan’ın bu unvanı Hatt’ında yazmasının çok doğal karşılanması gerektiğini söyledi. Bu sözler neticesiyle yumuşayan Fransa yapmış olduğu tüm tehditlerden vazgeçti.

1. Napoléon Bonaparte’ın 2 Aralık 1804 tarihinde Notre Dame Katedrali’nde düzenlenen taç giyme töreninde bulunan Hâlet Efendi. (“Le Sacre de Napoléon“, Jacques-Louis David)

2 Aralık 1805 tarihinde gerçekleşen Austerlitz Muharebesi ile birlikte müttefiklere karşı büyük bir zafer kazanan Napoléon, Avrupa siyasetindeki dengeleri yerinden oynatmıştır. Tarafsızlık ilkesini benimseyen Osmanlı Devleti ise bu muharebenin ardından yüzünü Paris’e çevirmiştir. Bab-ı Âlî, kendisine Austerlitz zaferini haber vermeye gelen Fransız elçisi Jaubert’e, Hâlet Efendi’ye verilmesini istediği bir talimatname vermiştir. Talimatnamede, Seyyid Abdurrahim Muhib Efendi’nin imparatorluğu tebrik etmek üzere elçi tayin edildiği yazmaktaydı. Kısacası bu talimatname, Hâlet Efendi’nin Paris sefaretinin sona erdiğinin bir göstergesi idi.

Seyyid Abdurrahim Muhib Efendi’nin 20 Mayıs 1806 tarihinde Paris’e varmasıyla birlikte 11 Ekim 1806 tarihinde Paris’ten ayrılan ve yetmiş iki günün sonunda İstanbul’a varan Hâlet Efendi, gelir gelmez Napoléon’un Sultan III. Selim’e yolladığı bir mektubu Sultan III. Selim’e takdim etmiştir. Sultan III. Selim tarafından “beylikçilik” makamına atanan Hâlet Efendi’nin bu göreve seçilmesindeki en önemli nedenler ise Sultan nezdinde memnuniyetkar davranışları ve hamilikleri olmuştur.


[1] Denge Politikası

[2] Abdülkadir Özcan, “Hâlet Efendi”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1997, c. 15., s. 249.

[3] Süheyla Yenidünya Gürgen, Devletin Kahyası, Sultanın Efendisi: Mehmed Said Hâlet Efendi, Dergah Yayınları, İstanbul 2018, s. 37.

[4] Özcan, a.g.m., s. 249.

[5] Hâlet Efendi, padişahın başdanışmanlığı görevine kadar yükselmiş, bu yükselişi ile birlikte o dönem tayin, azil ve katl gibi konularda müsebbib olmuştur. Hâlet Efendi’nin azlettirdiği devlet adamları arasında Benderli Ali Paşa, Hacı Sâlih Paşa, Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi ve Çerkez Halil Efendi zikredilebilir. Öldürttüğü kişiler arasında ise Rum İsyanı esnasında devleti fazlasıyla meşgul eden Tepedelenli Ali Paşa ve Çerkez Halil Efendi’nin Hâlet Efendi tarafından büyücülükle suçlanan eşi Hacce Hanım zikredilebilir. Detaylı bilgi için bkz. Gürgen, a.g.e., Özcan, a.g.m.

[6] Enver Ziya Karal, Halet Efendi’nin Paris Büyükelçiliği (1802-1806), İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1940,  s. 12.

[7] Detaylı bilgi için bkz. Ercümend Kuran, Avrupa’da Osmanlı İkamet Elçiliklerinin Kuruluşu Ve İlk Elçilerin Siyasi Faaliyetleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1968,  s. 49.

[8] Karal, a.g.e., s. 62-63.

[9] Gürgen, a.g.e., s. 92.

[10] Kuran, a.g.e., s. 50.

[11] Karal, a.g.e., s. 80.

[12] Gürgen, a.g.e., s. 101.

Umut Yeğen

Marmara Üniversitesi Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yapmaktayım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldum. Yakın Çağ Siyasi Tarihi ile ilgilenmekteyim. Sultan III. Selim ve Sultan II. Mahmud dönemleri ilgili olduğum dönemleri oluşturmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu