Dünya TarihiMakale

Napolyon Biyografilerinde Çocukluk Dönemindeki Etkilerin İhmali

Ruhsuz Biyografiler

Tarih yazımının en eski ve popüler türlerinden biri olan biyografi, okuması nispeten kolay lakin yazması zor bir türdür. Bu zorluğun başlıca nedenlerinden biri, biyografi yazarlarının konu edindikleri tarihi şahsiyetlerin ve bunlar tarafından yapılan işlerin ihtişamına kapılması tehlikesidir. Tarihe mal olan “büyük” insanların etraflarındaki üstünlük haleleri o kadar parlaktır ki yaydıkları ışık bir yandan çağdaşlarının gözlerini kamaştırırken diğer yandan gelecek nesillerin bakışını bulandırır. Gelecek nesillerin bakışındaki bu bulanıklık kendini özellikle biyografilerde gösterir. Biyografi yazarları araştırdıkları hayatların ihtişamı karşısında bazı önemli hatalar yapma tehlikesiyle karşı karşıya gelir. Bunlar biyografilere konu olan kişilerin hayatlarının her döneminde onları diğer insanlardan ayıran özellikler arama, sadece toplumsal veya siyasi bakımdan büyük sonuçları olan olaylarla ilgilenme ve böyle olayların bulunmadığı dönemleri ihmal etme hatalarıdır. Bu hatalar Napolyon hakkında yazan çeşitli biyografi yazarları tarafından çeşitli boyutlarda yapılmıştır. Bu yazarlar Napolyon’un başka insanlardan farklı olduğunu gösteren anlatılarını hayatının mümkün olduğunca erken bir döneminden başlatıp bu dönemden öncesini geçiştirerek ve büyük olaylara odaklanarak destansı hikâyelere aç okurlarını tatmin etseler de bu bir ölçüde Napolyon’un çocukluğunun, insani yönünün ve bunlarla bağlantılı bazı gerçeklerin feda edilmesi yoluyla sağlanmıştır.

1930’lardan önce yazılmış bazı bilindik Napolyon biyografileri incelendiğinde bunlarda Korsika’ya, Napolyon’un kökenine ve ebeveynlerine sayfalar dolusu yer ayrılırken doğduğu 1769 yılı ile Fransa’da askerî okula başladığı 1779 yılının arasındaki döneme çok az yer verildiği görülmektedir. Emil Ludwig’in meşhur biyografisinde bu döneme dair tek bir paragraf bile bulunmamaktadır. August Fournier’nin biyografisinin 743 sayfalık İngilizce çevirisindeki bir sayfalık anlatı sadece Napolyon’un asker olmaya uygun bir mizaca sahip olduğu ve bu nedenle askerî okula kaydedildiği bilgisini vermektedir. John Holland Rose iki ciltlik kitabında Napolyon İngiltere’de doğsaydı Avrupa’nın kaderinin ne kadar farklı olabileceğini açıklamak için iki paragraf yazma ihtiyacı duyarken Napolyon’un Korsika’daki ilk yıllarına sadece bir paragraf ayırmış, bu paragrafta da Fournier ile benzer bir yaklaşım izleyerek Napolyon’un neden askerî okula kaydedildiğini açıklayan bir anekdot aktarmıştır. Bunlardan farklı olarak William Hazlitt’in, 1852 tarihli baskısı dört cilt tutan biyografisinin 1875 tarihli baskısında[1] bu konuya dair yaklaşık beş sayfa bulunmaktadır lakin bu sayfaların içeriği Napolyon’un daha sonradan aktardığı –veya aktardığı iddia edilen- hatıraların doğrudan alıntılanmasından ibarettir. Hazlitt bunların gerçeğe uygunluğunu ve Napolyon’un hayatındaki önemini irdelemeye zaman ayırmamıştır. Böylece bu döneme yer vermeyen diğer üç yazardan farklı bir ihmal örneği göstermiştir.

Sadece dört biyografiye bakarak tüm Napolyon biyografilerini kapsayan bir çıkarımda bulunmak mümkün değildir. Bu biyografilerin tarihçiliğin özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gerçekleşen hızlı gelişiminden önce yazılmış olması böyle bir çıkarımda bulunmayı iyice zorlaştırmaktadır. Frank McLynn’in, Korsika’da geçirdiği ilk yılların Napolyon’un ruhundaki etkisini irdelediği biyografisi 1950’lerden sonra gelişen yeni anlayışların kendilerine biyografi yazımında yer bulabildiğinin önemli bir kanıtıdır. Lakin yakın tarihlerde yazılmış başka biyografiler incelendiğinde ilk dört biyografide görülen eğilim bunlarda da göze çarpmaktadır. Michael Broers’in yazdığı biyografinin giriş bölümünde Napolyon’un ne kadar büyük ve okunmaya değer bir kahraman olduğuna dair uzun paragraflar yer almaktadır. Bu giriş bölümünü Korsika’ya ve Buonaparte ailesinin tarihine dair uzun bir bölüm takip etmektedir. Napolyon’un Korsika’daki ilk yıllarına dair verilen bilgi ise askerliğe uygun olmasına dair iki paragrafla ve Korsika’ya dair paragraflara sıkıştırılmış birkaç cümle ile sınırlıdır. Andrew Roberts’ın kitabında Napolyon’un çocukluğuna ayrılan birkaç paragraf, askerî eğitime uygunluğundan ziyade kitap okumayı sevmesiyle ilgili olması açısından Broers’in, Fournier’nin ve Rose’un paragraflarından ayrılır. Lakin bu durum Napolyon’un sıra dışı bir insan olduğuna dair çoğunlukla askerî okul yıllarından başlatılan anlatının biraz daha öne çekilmiş bir hali olarak göze çarpmaktadır. Bu yazarların önceki yazarlarla benzer bir tutuma sahip olması ihmalin sadece biyografilerin yazıldığı dönemlerle ilgili olmadığını düşündürmektedir.

McLynn’in biyografisi dışındaki altı biyografinin tutumu yazarların Napolyon’un kişiliğinin gelişmesinde önemli yere sahip yaklaşık on yıllık bir süreci göz ardı etmeye ne kadar yatkın olabileceğini göstermektedir. Bu ihmalde bu döneme dair bilgilerin büyük kısmının Napolyon gibi güvenilmez bir kaynaktan geldiği iddia edilen anekdotlardan müteşekkil olması etkili olmuş olsa gerektir zira bu dönemi ve etkilerini inceleyen McLynn bile “Napolyon’un erken çocukluğunun olaylarına dair çok az somut kanıt bulunmaktadır” deme ihtiyacını hissetmiştir.[2] Buna karşın Napolyon’a atfedilen anekdotların kullanıldığı Hazlitt örneği nedenlerin bununla kısıtlı olmadığını göstermektedir. Benzer bir tutum Ludwig’de de görülmektedir. Ludwig’in biyografisi boyunca güvenilmez belgeler kullanması ve Napolyon’un St. Helena yıllarında anlattığı iddia edilen anekdotlardan bol miktarda faydalanması tutumunun güvensizlik kaynaklı olmadığı izlenimini yaratmaktadır. Biyografi boyunca Napolyon’un sıra dışılığını vurgulamaya dikkat eden Ludwig bu sıradan dönemi atlayıp Napolyon’un hikâyesini -etrafından tam anlamıyla şiddetle ayrıldığı düşünülen- askerî okul yıllarından başlatmayı amacına daha uygun görmüş, hatta belki de Napolyon’a Fransız zadegânı dururken Korsika’nın köylüleriyle karşılaştırılmayı yakıştıramamış gibidir. Napolyon’un hayatının ilk on yılının normal bir çocukluk olduğunu söyleyen Broers’in bu ifadesi onun ihmalinin altında da bu dönemin sıradanlığının yattığını düşündürmektedir.

Bahsi geçen yazarlardan McLynn dışındakiler Napolyon’un kişiliğinin gelişimine dair anlatılarını askerî okul yıllarından başlatmakta ve çoğunlukla burada bitirmektedirler. Napolyon’un askerlikteki ilk yıllarına dair anlatılarında kişilik gelişimine yer ayırsalar da okul yıllarının ana hatlarından pek sapmadıkları için bu dönem okul yıllarının bir uzantısı gibi gözükmektedir. Böylece bütün bir hayat büyük ölçüde askeri okuldaki altı yıl ve bunun devamı olan dört veya beş yıllık dönem tarafından belirlenmiş gibi anlatılmaktadır. Bu anlatılardan erken tarihlerde yazılanların ortak yönü Napolyon’un kişiliğinin gelişimini çevresindeki insanlarla zıtlığı, bu zıtlığın doğurduğu sorunlar, bu sorunlar karşısında yaptığı seçimler ve bunların onun ruhunda bıraktığı etkiler üzerinden incelemeleridir. Bu anlatılara göre Napolyon kendini kökeninden ve fakirliğinden dolayı küçük gören Fransız öğrencilerle iyi geçinmeyi denemek yerine onlardan ayrılarak kitaplarla arkadaşlık kurmayı tercih etmiştir.  Bu tercihi sayesinde sıradan insanlardan daha erken pişip olgunlaşmıştır. Felsefe, coğrafya ve tarih üzerine kitaplar seçmesi ona başarılı bir asker ve hükümdar olmasını sağlayacak bilgileri, vizyonu ve hırsı kazandırmıştır. Bu tarz bir değerlendirme Napolyon’un kişiliğinin gelişimindeki bilinçdışı etkenleri en aza indirerek onu seçimleriyle kendi üstün kişiliğini yaratan bir insan olarak öne çıkarmaktadır. Broers daha yakın tarihli biyografisinde askerî okul yıllarının Napolyon’un üzerinde yarattığı dolaylı etkilere değinmesiyle eski yazarlardan ayrılmaktadır lakin bu durum Korsika yıllarının eksikliğini telafi etmekten uzaktır.

McLynn dışındaki yazarların anlatılarının bir diğer hatası sıradan insanlarda veya başarısız tarihî şahsiyetlerde bir kusur olarak görülebilecek davranışları övmeleridir.  Etraflarında gördükleri sıradan bir göçmen çocuğun arkadaş edinmekten kaçınmasını ve diğer çocuklarla sürekli kavga etmesini o çocuğun geleceğini etkileyecek önemli bir uyumsuzluk sorunu olarak görmesi muhtemel yazarlar, söz konusu Napolyon olduğunda -muhtemelen geleceği bilmenin neden olduğu önyargı nedeniyle- aynı davranışları baskıya boyun eğmeyen güçlü bir karakterin yansıması olarak kabul etmektedirler. Napolyon’u baştan beri insan olarak görebilen McLynn ise Napolyon’un askerî okuldaki sosyal ve kişisel gelişimini “feci” olarak tanımlamakta ve küçük bir çocuktan bir kahraman yaratmaktan kaçınmaktadır.[3] McLynn’in –doğru veya yanlış- bu değerlendirmesi sıra dışının içinde sıradan ve insani olanı bulmaya çalışmanın ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini gösteren bir örnektir.

Napolyon’un karakter gelişimini sadece askerî okul yıllarına sığdırıp bunu da dar bir çerçeve içerisinde yapan yazarların bu tutumu biyografilerinin sadece birkaç bölümünü etkiler gibi gözükse de aslında bütün bölümlerini etkilemektedir. Bu yazarlar Napolyon’un karakterini yeterince çözümleyemedikleri için gelecek yıllarda yaptığı seçimleri sadece mantık çerçevesinde değerlendirmeye çalışmakta ve Napolyon’un da her insan gibi duygusal veya bilinçsiz kararlar verebileceği gerçeğini göz ardı etmektedirler. Bu durum hem Avrupa’yı sarsan kararların olası nedenlerinin tamamını tespit etmeyi hem de Napolyon’u bir insan olarak görmeyi zorlaştırmaktadır. Bu yazarlar anlattıkları olayların gerçeğe uygunluğunu değerlendirme konusunda da sorun yaşamaktadırlar. Bunun sonucunda Napolyon’un kişiliğine uymayan bazı davranışları sergilediğini iddia eden anekdotlar ve şüpheli mektuplar biyografilerde herhangi bir eleştiriye tabi tutulmadan yer edinebilmektedir.

Yazarların Napolyon’un çocukluğunu ihmal edip askerî okul yıllarına fazlaca önem vermesinin tüm nedenlerini kesin bir şekilde saptamak mümkün olmasa da kahramanın ve içinde yaşanılan dönemin etkisi altında kalmanın yanı sıra önemli bir neden daha göze çarpmaktadır. Bu neden yazarların biyografiyi etkin bir insan üzerinden bir dönemi anlatma aracı olarak görmesidir. Bu, böyle bir amaca sahip yazarların Napolyon’un hiçbir siyasi önemi olmayan çocukluğu yerine uzun uzun Korsika siyasetini anlatma eğilimini açıklamaktadır. Dönemi bir şahıs üzerinden anlatma isteği biyografi yazmak için oldukça geçerli ve yaygın bir nedendir. Sorun, yazarların dönem uğruna bu dönemin şekillenmesindeki başrollerden biri olan bireyi gözden kaçırmalarındadır. Bu şekilde yazılmış biyografilerin yazarları öznelerinin karar verme süreçlerini eksik sunarak her şeyden önce kendi amaçlarını baltalamaktadır.

Kısacası, incelenen biyografilerin Napolyon’un çocukluğuna ve kişilik gelişimine yönelik tutumu biyografi yazımındaki önemli eksiklikleri, dikkat edilmesi gereken bazı hataları ve gelecekte yazılacak biyografiler tarafından karşılanabilecek bazı ihtiyaçları göstermektedir. Biyografi yazarlarının hayatını yazdıkları şahısların ihtişamına kapılmamaları ve bunların insani yönünü ihmal etmemeleri gerekmektedir. Bunlara dikkat edilmeden yazılacak yeni üst insan anlatıları veya insansız biyografiler muhtemelen her zaman yeterince alıcı bulacaktır. Bunlar bu tarihî şahıslara yönelik ilgi uyandırma ve bu şahısların yaşadığı dönemlere dair bazı önemli bilgileri verme gibi faydalara sahiptir. Lakin çeşitli akımların meydan okumalarıyla karşı karşıya kalan biyografi türünün güncelliğini koruyacak ve kişilik çözümlemeleriyle tarih bilimindeki önemli bir ihtiyacı giderecek olan çalışmalar tarihî şahsiyetlerin insan özüne yaklaşabilen, hatta özellikle bunun üzerine yazılan biyografiler olacaktır.

[1] Sadece 1875 baskısının ilk iki cildine ulaşabilmesi ve baskıların sayfa boyutları ile puntolarının aynı olup olmadığına dair bilgi sahibi olunmaması nedeniyle böyle bir karşılaştırma yapılması gerekmiştir.

[2] Frank McLynn, Napoleon: A Biography, Londra: Pimlico, 1998, s.7.

[3] McLynn, a.g.e, s.18.

Bibliyografya

Broers, Michael, Napoleon, I, Yayın yılı belirtilmemiş: Faber and Faber, tarih belirtilmemiş.

Fournier, August, Napoleon the First: A Biography (çev. Margaret Bacon Corwin ve Arthur Dart   Bissel), ed. Edward Gaylord Bourne, New York: Henry Holt and Company, 1903.

Hazlitt, William, The Life of Napoleon Buonaparte, I, Philadelphia: J.B. Lippincott & CO., 1875.

Ludwig, Emil, Napoleon (çev. Atakan Akçalı), İstanbul: Doruk Yayımcılık, 2010.

McLynn, Frank Napoleon: A Biography, Londra: Pimlico, 1998.

Roberts, Andrew, Napoleon: A Life, New York: Viking, 2014.

Rose, John Holland, The Life of Napoleon I, 2 cilt, Londra: G. Bell and Sons LTD., 1913

 

Mehmet Şengöçmen

Boğaziçi Üniversitesi - Tarih

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu