Türk Tarihi

Nevruz Bayramı ve Türk Dünyası

Yazımıza başlamadan önce bütün Türk soylu halkların ve Doğu halklarının Nevruz Bayramı’nı kutlar, sağlık, barış ve sevgi dileklerimi iletirim.

Bugün sadece Nevruz Bayramı değil, onun haricinde Dünya Ağaç Günü, Dünya Ormancılık Günü, Dünya Renk Günü ve Dünya Şiir Günü’dür. İnsan varlığının çoğu ihtiyacının günü olan bugün de tarımla uğraşan halkların kutsal saydığı, kutlamalar yaptığı, folklorik öğeleri barındırdığı bir gündür. Güneş takvimine göre gün ile gece savaşını, günün kazandığı ve gün ile gecenin eşitlendiği, zorluk kış mevsiminin sonlandığı bir bayramdır. Karanlığın aydınlığa çıktığı, çevrenin yeşillendiği, etrafın renklere büründüğü, inançlara göre Hızır’ın toprağa ayak bastığı bir gündür. Burada asıl olan doğa ile insan arasındaki ilişkinin de yeniden canlanmasıdır. Nevruz’da yakılan ateş de bir yönden güneşi ve aydınlığı temsil eder. Toplumların çekindiği veya korktuğu karanlığı yok eden güneştir, ışıktır. Bu yüzden Nevruz, iyiliği, güzelliği, mutluluğu, bereketi, sağlığı simgelemektedir.

Nevruz Nedir?

İlk olarak 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçmekte ve İran takvimine göre yılbaşını temsil etmektedir. Etimolojisine baktığımız zaman Farsça olan Nevruz, nev: yeni, ruz: gün anlamıyla birlikte Türkçe “Yeni Gün” adını taşır. Bazı Çin kaynaklarında Hunların da Nevruz kutladığı belirtilir. On İki Hayvanlı Türk Takvimi’nin de başlangıcı 21 Mart olmuştur. Kaşgarlı Mahmud da ünlü eserinde Türklerin yılbaşının Nevruz olduğunu ifade eder. Önceki asırlarda Oğuzlara mensup olan Karakeçili boyunun, 21 Mart gününde Ertuğrul Gazi Türbesi’ne giderek etrafında şenlikler ve toylar yaptığını, bunların içinde at yarışı, cirit, güreş gibi oyunlar oynandığını bilmekteyiz. Hatta şunu da ekleyelim, Nevruz’a bir muadil olarak Yörük Bayramı da denmektedir. Anadolu coğrafyasında Nevruz-i Sultan, Mart Dokuzu, Sultan Nevruz gibi birçok isim almıştır. Azerbaycan’da “Novruz”, Kazakistan’da “Nawrız”, Kırgızistan’da “Nooruz”, Tataristan’da “Newrüz” adını taşımaktadır. Eski Türk inanışlarına göre yeni yılda; yenilik, canlılık, dirilik olacağına, tabiatın canlanacağına, insanın da yeni bir ruha kavuşacağına inanılırdı.[1]

Çeşitli coğrafyalarda kurban kesilir, oruç tutulur, lokma dağıtılır, ritüeller yapılır. Ritüellere örnek verecek olursak, üzerlik otu, adaçayı veya tütsü yakılması bu ritüellerin içindedir. Bayramların, kutlamaların amacı; insanların birbirleriyle olan münasebetlerini pekiştirme amacı güder. Türklerde Nevruz, hayvan kültü ve tarım kültü içeriğinde gelişmektedir. Tarım kültürü yönünden bakılacak olursa da baharın gelmesi, hayvanların meralarının çoğalması, yeşilin artması, havaların ısınarak ekinlere sağlayacağı faydalar da göz önüne alınır. Nevruz’da saçı tepsisi hazırlanarak içine “Semeni” adı verilen ot koyulur. Nevruz’dan bir süre önce kaplarda arpa, buğday gibi tarım ürünleri çimlendirilir ve tepsilere, sofralara koyulur. Semeni, baharı ve yeniden canlanmayı simgelemektedir. Herkesin bildiği Ergenekon Destanı’nda Türkler eski yurdundan çıkıp yeni yurdun ışıklarını gördüğü gün, Nevruz günüdür. Nevruz’un bayram olarak kutlanması Oğuzoğlu efsanesinde de geçer. Nevruz Bayramı ile ilgili birkaç ülkenin uygulamalarına bakmak elzemdir. Ortadoğu, Türkistan, Avrasya, Balkanlar, Güney Asya ülkeleri bu günü bayram olarak kabul edip kutlamaktadırlar.

Nevruz Bayramı’nın Kutlandığı Bazı Coğrafyalar

İbn-i Cafer Narşahi’nin Buhara Tarihi adlı eserinde verilen bilgiye göre; halk, yılın sonundaki yirminci gün pazar işleriyle uğraşır, yirmi birinci gün ise Nevruz kutlardı.[3] Yine Türk dünyasına ele alarak, kutlamalarda yapılan çeşitli ritüelleri yazmakta fayda var. Türklerde yılbaşı baharla birlikte gelir, ilk gök gürültüsü de bu haberin ulağı sayılırdı.

Azerbaycan’da Nevruz Bayramı

Azerbaycan’da soğan kabuğuyla birlikte yumurta kaynatılır, kaynatılma işlemi bittikten sonra çeşitli saçıların yanına koyularak servis edilir. Doğumu ve üretkenliği de simgeleyen yumurtanın, soğanla kaynatıldıktan sonra daha koyu renk aldığı görülür. Saçılar yenir, yumurtalar tokuşturulur. Tabii ki burada yumurta kullanımının animizm ile ilgisi vardır. Tarım kültü içinde bakabileceğimiz bu ritüelde, tarla iyesine kurban olarak yumurta adanmaktadır. Azerbaycan’da beş gün süren Nevruz, 21-25 Mart arasında büyük törenlerle kutlanmaktadır.

Afganistan’da Nevruz Kutlaması

Afganistan’da genellikle Nevruz Bayramı’nda özel yemekler pişirilir ve sebzeli pilav yenmektedir. Sebze ve yeşilliğin kullanılmasının sebebi, kaderin yeniden yeşermesi ve bahtın açılması; pilavın beyazlığı ise aydınlık ve mutluluk getirmesidir.[4] Horoz kesilir, çeşitli kuruyemişlerden tatlı yapılır, namaz kılınır, kırlarda gezip çeşitli oyunlar oynanır.

Kazakistan’da Nevruz Bayramı

Sovyet dönemi Kazakistan’ına bakıldığı zaman, 1926’da Nevruz kutlaması yasaklanmıştı. 1960’lı yıllara gelindiği zaman “Emek Bayramı” olarak adlandırılmış ve kutlanmasına izin verilmiştir.[5] Sovyet hükümetinin son zamanına gelindiğinde nihayet mili bir bayram olarak kutlanmıştır. Eski Nevruz günlerinde, 21 Mart’ı 22 Mart’a bağlayan günün sabahı yüksek bir tepeye çıkılır, güneş karşılanır, kadınlar eğilerek “Nasılsın Güneş Ana” diyerek güneşe selam verirlerdi. Daha sonra at veya öküz kesilip kurban edilerek, kanı da çocuğun alnına sürülmekteydi.[6] Günümüze geldiğimizde 22 Mart’ta Nevruz’u kutlayan Kazaklar mevlit okutur, evler temizlenir, herkes en iyi elbiselerini giyer. Nevruz törenleri sırasında ev duvarlarına veya çeşitli eşyalar üzerine kil kaplar atılarak parçalanır.[7] Nawrızkoje da Kazakların bayramlarda içtiği çorbadır. Nevruz çorbası adındaki bu çorba 7 farklı gıdadan yapılmaktadır. Yedi sayısının da Türk inanışında önemli bir yeri vardır. İnsanlar o günde bayramlaşır, milli oyunlar oynar, milli şarkılarını seslendirirler.

Tataristan’da Nevruz Bayramı

Kazan Tatarlarına baktığımız zaman, Şahabettin Mercani’nin “Mustafadu’l-ahbar” adlı eserinde Bulgarlar devrinde yazılan “Nevruz beyitleri” adlı eseri anlatılır. Bu esere dayanarak Nevruz’un nasıl yapıldığı hakkında bilgi verilir. “Bundan 150 sene önce mart ayında büyük bir kızak hazırlanarak kırk elli kişi toplanır ve köyün bir ucundan diğer ucuna kadar Nevruz diyip yürürlermiş.”[8] Tatar Türkçesinde Nevruz’da söylenen şiirlere “takmak” adı verilmektedir. [9]20. yüzyıla geldiğimiz zaman Komünist hükümet tarafından birçok Türk coğrafyasında Nevruz Bayramı kısmen yasaklanmıştı. Nihayet 1989 yılına geldiğimiz zaman Kazan’da Nevruz tekrardan kutlanmaya başlamıştır. Erkekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar güzel kıyafetlerini giyerek bayram havasına girerler. Türküler, oyunlar, çocuk oyunları oynanır, atlar yarıştırılır, tiyatro sergilenirdi. 2021 yılında Kazan’da coşkulu bir şekilde kutlanmıştır. Etkinliklerde 11 Türk halkından temsilciler kendi gelenekleriyle ilgili gösteriler yapmış, milli yemekler ikram edilmiştir.

Türkiye’de Nevruz Bayramı

Türkiye’de ise 1995’ten önce bir gelenek olan Nevruz, 1995 yılından sonra bir bayram haline gelmiştir. Genel bilinen ritüeller, ulu bir ateş yakılması, ateşin üstünden atlanması ve demir dövülmesidir. Bunların haricinde ülkemizdeki çeşitli yörelere de değinmek gerekir. Mersin’in Silifke ilçesine baktığımız zaman, “Mart İpliği” denen bu bayramda ağaçlara bez bağlanır, Yörükler için kutsal olan yaylalara, dağlara çıkılır, mezarlıklar ziyaret edilmektedir. Gaziantep’te anlatılan bir rivayete göre ise Sultan Nevruz adında güzel bir kadın, 21 Mart’ı 22 Mart’a bağlayan gecenin bir vaktinde batıdan doğuya doğru göç etmiştir. Giresun’da yapılan bir bayram ritüeline göre, sabah erken saatte kalkılarak, nehirden getirilen sular hayvanlar üzerine serpilmektedir. Bayramların asıl amacı folklordur. Halk inanışında herhangi bir bilimsel gerçeklik aranmamalı, inanış olarak görülmelidir. Tunceli bölgesine bakıldığında ise erkekler yüzlerine siyah boya veya çamur sürerek, akarsulara girmektedir. Bu boyaları veya çamuru suyla yıkayanların dualarının kabul olacağına inanılır.

Sonuç

Nevruz Bayramı’nı çeşitli ülkelerde yüzeysel olarak anlatmaya çalıştık. Birbirinden farklı ritüeller, etkinlikler, inanışlar olsa da hepsinin amacı baharın gelişini kutlamak, bayramlaşmak, toplumla bütünleşmek, kültürün gelecek kuşaklara devrini sağlamak, toplumsal statüyü eşitlemek diyebiliriz. Bu tarz bayramlar ve inanışlar her toplumda olduğu, birbirlerinden alarak evrimleştirdiğini de söyleyebiliriz. İnançlar olduğu sürece ve gelecek nesillere aktarılınca devam edecektir. Nevruz ateşi hiç sönmesin.

KAYNAKÇA

  1. Yay. Haz. Prof. Dr. Sadık Tural, “Türk Kültüründe Nevruz Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri”, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara, 20-22 Mart 1995.
  2. Yay. Haz, Prof. Dr. Sadık Tural, Elmas Kılıç, “Türk Dünyasında Nevruz İkinci Bilgi Şöleni Bildirileri, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara, 19-21 Mart 1996.
  3. “Türk Dünyasında Nevruz Üçüncü Uluslararası Bilgi Şöleni”, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Elazığ, 18-20 Mart 1999
  4. Doç. Dr. Ramile Yarullina, “İdil Boyu Tatarlarında Nevruz Bayramı”, Milli Folklor, 2007, Yıl 19, Sayı 73.
  5. Dr. Ali Abbas Çınar, “Türk Dünyasında Nevruz ve Nevruz Geleneği”

[1] Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Nevruz Bayramı Broşürü, 21 Mart 2014

[2] Detaylı bilgi için bkz. Ali Abbas Çınar, “Türk Dünyasında Nevruz ve Nevruz Geleneği”

[3] Sadık Tural, Elmas Kılıç, “Nevruz ve Renkler”, s.322

[4] Sadık Tural, Elmas Kılıç, “Nevruz ve Renkler”, s.22

[5] Türk Dünyasında Nevruz Üçüncü Uluslararası Bilgi Şöleni, 18-20 Mart 1999, Elazığ, s.25

[6] Şakir İbrayev, “Kazak Folklorunda Nevruz”, Ankara, 1998, s.14-18

[7] Ali Abbas Çınar, “Toprak Su ve Ateş Bayramı”; Nevruz, ssksm.org

[8] Ramile Yarullina, “İdil Boyu Tatarlarında Nevruz Bayramı”,  Milli Folklor, 2007, Sayı 73, s.23

[9] Ali Abbas Çınar, “Türk Dünyasında Nevruz ve Nevruz Geleneği”

İsmail Görgülüer

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünde yüksek lisans yapıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu