Dünya TarihiMakale

Nureddin Mahmud Zengi ve Haçlılarla Mücadelesi

Konuk Yazar: Nevzat Çin

1146 yılında babası İmadeddin Zengi ile katıldığı Caber Kalesi’nin muhasarasında babasının şehit olmasıyla Esedüddin Şirkuh’un tavsiyesi ile Halep’e gider ve idareyi eline alır. Kardeşi Seyfeddin Gazi ise Musul’da idareyi eline alır[1]. Böylece devlet iki kola bölünür. (Fırat Nehri sınır kabul edildi)

Nureddin Zengi başa geçer geçmez ilk iş olarak Tell-Başir ve civarında hâkim olan eski Urfa Kontu olan Joscelin İmadeddin Zengi’nin ölümünü fırsat bilerek Urfa’yı ele geçirmeye çalışmasıyla hızla Urfa üzerine yürür, Nureddin Zengi’nin üzerine geldiğini duyan Joscelin kaçmak zorunda kalır. Böylelikle Urfa Nureddin Zengi’nin eline geçer[2].

Kardeşi Seyfeddin Gazi’de Urfa’nın frankların eline geçtiğini duyunca Urfa üzerine yürür fakat kardeşi Nureddin Mahmud’un burayı aldığını duyunca geri döner. Aslında bu durum Seyfeddin Gazi’nin pek hoşuna gitmese de Haçlılar ile olan mücadelenin sekteye uğramaması için kardeşine karşı olumsuz bir harekette bulunmaz[3]. Urfa’nın bu yeniden fethi Haçlı kontluklarını endişelendirir. En çok endişelenen kont ise Antakya Kontluğu olur. Çünkü Nureddin Mahmud Urfa’nın yeniden fethinden sonra Antakya kontluğuna bağlı Artah, Keferlata, Basarfut, Balat ve Hab kalelerini ele geçirir[4]. Bu sebeple İkinci Haçlı Seferi’nin düzenlenmesi için müracaat eden önemli kontluklardan biri olurlar.

İkinci Haçlı Seferi öncesi ve sırasında haçlı liderler arasında bir birlik yoktur ve bu durum Nureddin Mahmud’un Haçlılar üzerinde hakimiyet kurmasına sebep olur. Öyle ki Trablus, Antakya ve Urfa kontlukları Haçlı seferine katılmazlar, bu nedenle de haçlıların desteğinden mahrum kalırlar.

Kudüs Krallığı’na baktığımızda ise Nureddin Mahmud’un tahta çıktığında Kudüs Krallığında tahtta bulunan kişi III. Baudouin’dir. Fakat yaşı çok küçük (3) olduğu için Krallığı annesi Kraliçe Melisende tarafından yönetilir. Kraliçe Melisende İmadeddin Zengi’nin Urfa’yı almasıyla endişeye kapılır ve Papa’ya başvurarak yeni bir Haçlı Seferi’nin düzenlenmesini ister.

Durum böyle iken Havran Emir’i olan Altuntaş Dımaşk’a karşı bağımsızlığını ilan eder. Kudüs Krallığı ise Dımaşk arasında bir anlaşma olmasına rağmen toprak kazanma ümidi ile Dımaşk arazisine saldırır. Dımaşk Emir’i Üner ise yardıma damadı olan Nureddin Zengi’yi çağırır. Bu saldırı Havran’ın Üner tarafından geri alınması ile sonuçlanır. Buna binaen Kudüs Krallığı’nın ordusu bu sefer sırasında tamamen yok edilebilecek durumdayken Emir Üner bundan kaçınır. Çünkü hala Emir Üner Nureddin Zengi’ye karşı Kudüs Krallığı ile ittifak olabileceği düşüncesindedir.

Hal böyleyken İkinci Haçlı Seferi başlar ve Fransa Kralı VII. Louis ile Alman Kralı III. Konrad’ın önderliğindeki Haçlılar Türkiye Selçuklu sultanı I. Mesut’un başarılı engellemelerine rağmen sayısı azalan bir kafile ile Kudüs’e ulaşırlar. (Küçük bir bilgi vereyim bu gelen kafile zengin asil veya parası olan kişilerdir çünkü Bizans para karşılığında gemileriyle bu kafileyi Antakya’ya taşır. Parası olmayan Anadolu’da kalır.

Zaten kalanların büyük bir kısmı açken Türklerin yardım etmesi ile duygulanırlar ve Müslüman olurlar.) Kudüs’e ulaşan kafile Kralların katılımı ile bundan sonraki süreçte ne yapılacağı ile ilgili Akka’da bir toplantı yaparlar. Bu toplantıda Dımaşk üzerine bir sefer düzenleme kararı alırlar. Bu aslında stratejik bir hatadır. Çünkü Kudüs Krallığı’nın tek Müslüman müttefiki Dımaşk’tır. Eğer yapılacak bir seferde müttefikliği kaybetmenin yanında Dımaşk Emir’i Üner’in damadı Nureddin Mahmud ile yakınlaşmasına sebebiyet verebilirdi[5].

Nitekim beklenildiği gibi oldu ve haçlıların Dımaşk kuşatması ile Emir Üner Müslümanlardan yardım ister. Nureddin Mahmud ve kardeşi Seyfeddin Gazi yardıma karşılık vererek Dımaşk’a doğru harekete geçerler. Bu sırada Emir Üner’de Haçlıların iaşe sağlamalarını engellemeye çalışır. Zengilerin yaklaştığını haber alan Haçlılar kuşatmayı kaldırıp Kudüs’e geri çekilirler. Haçlıların bu kuşatmada başarısız olmasının en önemli nedeni ise şüphesiz Dımaşk’ın alınmasından sonra kimin idaresine bırakılacağına dair anlaşmazlık yaşamalarıdır.

1148 yılında Haçlılar Kudüs’e doğru geri çekilirken Nureddin Mahmud yanına Emir Üner ve kardeşi Seyfeddin Gazi’nin kuvvetlerini de alarak Arima (Ureyma) Kalesi’ni kuşatır ve kısa sürede bu kaleyi ele geçirip kaleyi yıktırır.

Nureddin Zengi bu zaferden sonra yönünü kuzeye çevirir ve Antakya kontluğuna ait Basuta ile Hab’ı ele geçirirken dönüşte Yağra’da karşısına çıkan Haçlıları bozguna uğratır ve çok sayıda esir ile Halep’e döner. Nureddin Zengi bu seferler sonrası topladığı ganimetleri kardeşi Seyfeddin Gazi, Halife el-Muktefi ve Irak Selçuklu Sultanı Mesud ile paylaşır[6].

Nureddin Zengi daha sonra başta Emir Şirkuh ve İbnü’d-Daye olmak üzere komutanları arasında yaşanan sorunları ortadan kaldırmakla uğraşırken Antakya Kontu II. Raymond ve müttefiki Haşaşi reisi Ali b. Vefa ile Nureddin Zengi’nin Arima Kalesi’ni alıp yıktırmasına misilleme olarak Halep bölgesine taarruza geçerler. Bunun üzerine Nureddin Zengi Dımaşk Emir’i Üner’den yardım ister. Emir Üner bunun üzerine Mücahideddin Bozan’ı bir miktar kuvvetle yardıma yollar. Gelen yardım ile güçlenen Nureddin Zengi ilk iş olarak Haçlı-Haşaşi kuvvetlerinin bulunduğu İnnib kalesini kuşatır. Bu kuşatma sonunda Haçlı-Haşaşi ordusu ağır bir yenilgi alır ve Antakya kontu Raymond ile Haşaşi reisi Ali b. Vefa öldürülür.

İnnib zaferinden sonra 1150 yılında Nureddin Zengi kuzeydeki Haçlılar arasında en güçlü Lider olan Urfa Kontu Joscelin üzerine yürür. Joscelin’in saldırısı ile ağır bir yenilgi alan ve kendisine ait bir silah gibi birçok malından olan Nureddin Zengi Joscelin’i bulana büyük ödül vereceğini Türkmenlere söyler. Nureddin Zengi’nin hizmetinde olan bir Türkmen’in Joscelin’i yakalaması üzerine Joscelin’in gözüne mil çektirilerek Halep’te hapsedilir.

Nureddin Zengi Joscelin tehdidini de ortadan kaldırdıktan sonra İnnib zaferinde Antakya Kontu II. Raymond’un öldürülmesi ile Antakya’nın tekrardan alınabileceği ümidiyle Antakya’ya karargâh kurarak şehri kuşatır. Şehrin ikmal ve haberleşme yolunu kestikten sonra Asi Nehri’ndeki son Haçlı kalesi olan Famiye Kalesi’ne yönelerek bu kaleyi kuşatır. Kale muhafızlarının canlarına eman verilmesi ile kaleyi Haçlılardan alır. Ardından kuşatmadaki Antakya’ya döner. Antakya patriği Aimery’nin barış teklifini Nureddin Zengi asker sayısının azlığı sebebiyle şehrin düşmeyeceğini anladığından kabul eder ve Halep’e döner[7].

1149 yılında Dımaşk Emir’i Üner ölmüştür yerine Mücirüddin Abak geçerken kısa bir süre sonra ise Nureddin Zengi’nin kardeşi Musul hâkimi Seyfeddin Gazi ölür ve yerine diğer bir kardeşi Kutbeddin Mevdud geçer. Hal böyleyken Nureddin Zengi Dımaşk Atabeyliğine son vermek için bir sebep arar ve haçlıların Havran’da meydana getirdiği küçük bir olayı bahane ederek cihad ilan eder.  Bu aslında Dımaşk Atabeyliğine karşı bir oyundur çünkü Emir Üner ölmeden önce 1149 yılında Nureddin Zengi’nin bölgede artan nüfuzuna karşı Kudüs Krallığı ile bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmaya göre Dımaşk Atabeyliği, Kudüs Krallığına eskisi gibi vergi verecek, iki tarafta saldırı anında birbirine yardım edecektir. İşte Nureddin Zengi bu anlaşmayı bildiğinden ötürü Dımaşk Emir’i Abak’tan güvenilir bir komutan önderliğinde bin atlı göndermesini ister fakat Abak anlaşma gereği bu işte olumsuz yanıt verince Nureddin Zengi Dımaşk üzerine yürüyerek şehri kuşatır.

Dımaşk Emir’i Abak ise müttefiki Kudüs Kralı III. Baudouin’den yardım ister. Baudouin hemen bir ordu yollar fakat ordu gelesiye kadar yoğun yağıştan ötürü Nureddin Zengi’nin askerleri kuşatmada zor durumda kalırken Kudüs Krallığı’ndan gelecek ordunun yaklaştığı haberi üzerine Nureddin Zengi Abak’tan gelen barış teklifini kabul eder. Yapılan anlaşmaya göre Nureddin Zengi’nin hakimiyeti tanınacak, hutbelerde halife ve sultanın adından sonra adı okunacak aynı zamanda da basılacak sikkelerde de adı zikredilecektir. Yapılan bu anlaşmadan sonra kuşatma kaldırılır[8].

1151 yılında Nureddin Zengi I. Dımaşk kuşatmasından sonra yapılan anlaşma gereği adı hutbe ve sikkelere konulmuş, hakimiyeti tanınmış olsa da tatmin olmaz ve Dımaşk’a serbest giriş hakkı için tekrardan Dımaşk’ı kuşatır. Aynı zamanda Dımaşk’ın ikmal yolunu da keser. Ardından Dımaşk Emir’i Abak’a mektup yollar ve cihad çağrısı yapar. Buradaki amaç Nureddin Zengi bu mektubuna olumlu yanıt gelmeyeceğini bilir fakat Abak’ın haçlıları seçtiğini halka göstererek, Abak’ı halkın gözünde itibarsızlaştırmak ister. Bunun üzerine zor durumda kalan Abak Kudüs Krallığı’ndan yardım istemek zorunda kalır. Haçlıların yardıma geldiğini duyan Nureddin Zengi ordusunu Dımaşk’ın güneyine kaydırır[9]. Abak ve Haçlı ordusu Basra’ya sefere çıkma kararı alsalarda Basra’dan netice alamadan geri dönerler. Bu sırada ülkesindeki iç meseleler sebebiyle Kudüs Kralı III. Baudouin geri dönmek zorunda kalınca Abak hem haçlıların hem de halkının desteğini de kaybetmiş olur.

Gerek Nureddin Zengi’nin propagandaları gerekse Kudüs Krallığı ile yapmış olduğu anlaşma gereğince Dımaşk sokaklarında Haçlıların rahat rahat gezmesi Abak’ın halkının desteğini kaybetmesinde önemli etken olur. Hal böyleyken Abak Nureddin Zengi’ye barış teklif eder ve 26 Temmuz 1151 tarihinde bir anlaşma imzalarlar. Bu anlaşmaya göre Nureddin Zengi adını hutbe ve sikkelerde anılmasının yanında istediği zaman şehre girip çıkabilecek ve Dımaşk kuvvetleri de Nureddin Zengi’nin emrine verilecektir. Bu anlaşma ile görülüyor ki Dımaşk artık tamamen Nureddin Zengi’ye tabi hale gelmiştir. Anlaşma itibariyle Nureddin Zengi kuşatmayı kaldırıp Halep’e döner.

1153 yılında Kudüs Krallığı Fatımi Devleti’nin içinde bulunduğu karışıklıklardan faydalanarak Askalan’ı kuşatır. Askalan, Müslümanların Filistin’deki tek limanı olması özelliğinin yanında Mısır’a açılan kapı konumunda olması ile çok stratejik bir yerdir. Askalan’ın güçlü bir savunması olmasına rağmen Kudüs Kralı Baudouin’in kuşatmasına çok fazla dayanamayacağını bilen Nureddin Zengi Dımaşk Emir’i Abak’ı da yanına alarak Askalan’a yardıma gitmek için yola çıkar. Abak ile Nureddin Zengi Banyas yakınlarında buluşurlar fakat aralarında bir anlaşmazlık çıkar. Abak Askalan’ın yerine Banyas’ın alınmasını ister bu anlaşmazlık sonucu Askalan seferi sonuçsuz kalırken Haçlılar Askalan halkının mallarıyla gitmesine karşı yapmış olduğu anlaşma ile Askalan’ı almış olur.

1154 yılında Nureddin Zengi Abak’ın hem Askalan seferindeki anlaşmazlığını hem de bu sefer sonrasında Kudüs Krallığı ile tekrar anlaşması sebebiyle aralarındaki ilişkilerin gerginleştiğini bilerek Abak’ın nüfuzunu kırmak adına Abak’ın Hristiyanlarla iş birliği yaptığını ve İslam’a ihanet ettiğini Dımaşk halkına yayarak Abak’a karşı propaganda yapar. Diğer bir yandan ise Abak’a kendi emirlerinden kendisine Dımaşk’ı alması tavsiyesinde bulunanların olduğunu söyleyerek Abak’ın bu emirlerine güvenmemesine ve emirlerine eziyet etmesine sebep olurken halkının ve devlet erkanının Abak’a karşı desteklerini de engeller.

Engellemelerinin sonucu olarak ise Dımaşk’ın alınmasına zemin hazırlar. Nureddin Zengi Emir Şirkuh’u 1000 kişilik bir ordu ile Abak’a elçi olarak gönderir fakat Abak’ın Şirkuh’u kabul etmemesi üzerine ordusu ile gelip Dımaşk’ı kuşatır. Nureddin Zengi Dımaşk’ta yaptığı propagandalar sonucu birçok taraftar kazanmıştır nitekim Dımaşk’ta bulunan taraftarlarının ve adamlarının yardımı ile 25 Nisan 1154’te şehre girer. Abak ise yanında bulunan bir miktar askeri ile iç kaleye sığınır fakat burada tutunamayacağını bildiğinden canına ve malına dokunulmayacağı sözü ile şehri Nureddin Zengi’ye teslim eder.

Nureddin Zengi Dımaşk’ı alırken Antakya Kontluğu ise Harim Kalesi’ni işgal etmiştir. Bunu duyan Nureddin Zengi Dımaşk’ı alır almaz Harim Kalesi üzerine yürür fakat kaledeki Haçlılar büyük direniş gösterince haçlıların barış teklifini kabul eder.  Harim’e bağlı yerlerin yarısı Nureddin Zengi’ye verilerek 1 yıllık anlaşma yapılır. Lakin Nureddin Zengi bu anlaşmayı yıllık 8000 duka altın vererek 2 yıl uzatır. Bu süre içinde de süregelen savaşlar sebebiyle harap olmuş ülkesini yeniden refah hale getirir.

Haçlılar ile yapılan bu anlaşma Kudüs Kralı III. Baudouin’in 1157 yılında Banyas yakınlarında bir Türkmen kafilesine saldırmasıyla bozulur. Nureddin Zengi bu zamanlarda Baalbek seferinde olması sebebiyle kardeşi Nasireddin Banyas yakınlarında Rodos şövalyelerini, Emir Şirkuh ise Türkmenlere saldıran haçlıları bozguna uğratırlar. Nureddin Zengi Baalbek’i alır almaz ise Banyas üzerine yürür, şehri ele geçirmesine rağmen Kudüs Kralı Baudouin’in güçlü bir ordu ile yaklaştığını haber almasıyla iç kaleye giremez ve geri çekilmek zorunda kalır. Fakat şehrin çevresine pusarak Haçlıları bekler.

Kral Baudouin Banyas’a gelir gelmez oluşan tahribatı onartır ve kısa bir süre sonra ülkesine doğru yola koyulur fakat pusmakta olan Nurettin Zengi Kralın ordusuna ani bir baskın düzenler ve Kral canını zor kurtarırken ordusunun tamamına yakını da yok edilir. Bunun üzerine Nureddin Zengi tekrar Banyas üzerine hareket etmeyi düşünür fakat Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın güneye yöneldiği haberi sebebiyle vazgeçer ve Halep’e döner[10].

Antakya kontu Renaud ise 1160 yılında saldırgan tavırlarına geri döner ve Dımaşk yakınlarında hayvanlarını otlatan Türkmenlere saldırır fakat toplamış olduğu ganimetlerle geri dönerken Halep Valisi Mecdeddin tarafından yakalanır ve Halep’te bir kaleye hapsedilir.

Nureddin Zengi kuzey ve güney haçlıları arasındaki kara bağlantısını kesmek için Trablus Haçlı Kontluğuna 1163 yılında sefere çıkar. Trablus Haçlı Kontluğunun Haçlı ve Bizans’tan yardım istemesiyle kalabalık bir ordu oluşturur fakat bundan haberi olmayan Nureddin Zengi ağır bir yenilgi alır. Bu sırada Fatımi Veziri Şaver tahtından olur ve yerine Dırgam geçer. Şaver de yeniden vezir olabilmek için Nureddin Zengi’nin yanına gelir ve yardım ister. Nureddin Zengi Şaver’den bir takım toprak ve vergi talebi ile anlaşır. En önemli Komutanı Şirkuh ve Şirkuh’un yeğeni olan Selahaddin Eyyübi’nin de olduğu bir ordu ile Mısır’a yollar. Kendisi de Haçlılar üzerine yürür.

Şirkuh ve yanındaki askerler Bilbis şehrine ulaştıklarında Dırgam’ın kardeşi ve Mısır ordusu ile karşılaşırlar. Yapılan savaşın Şirkuh ve ordusu lehine zaferle sonuçlanırken Mısır askerleri de Kahire’ye döner. Bunun üzerine Şirkuh Kahire önlerinde karargâh kurar. Nitekim bu kuşatma sonucunda Dırgam şehri terk eder ve Şaver yeniden vezirliğe getirilir. Fakat Şaver sözünde durmaz. Nitekim Nureddin Zengi de naiblerini göndererek Bilbis ve çevresini ele geçirir. Bunun üzerine Şaver Haçlılardan yardım ister. Haçlılar ise eğer Nureddin Zengi Mısır’a hâkim olursa mahvolacaklarını bildiklerinden dolayı yardıma gelirler. Bunun üzerine Şirkuh Bilbis’e geri çekilir. Şaver ve Haçlılar Şirkuh’u kuşatınca Nureddin Zengi hem Trablus Haçlı kontluğundan aldığı mağlubiyeti unutturmak hem de Haçlılar ve Şaver tarafından kuşatılan Şirkuh ve askerlerini kurtarmak için Müslüman ahaliden topladığı ordular ile Harim seferine çıkar. Bunu haber alan Haçlılar Şirkuh’un Mısır’dan ayrılıp Suriye’ye dönmesi ve aldıkları yerleri Şaver’e teslim etmesi şartıyla barış anlaşması yapılır.

Diğer bir taraftan Harem’de Haçlılar ile karşılaşan Nureddin Zengi Türk savaş taktiklerinden olan geri çekil, üzerine çek ve saldır taktiği ile haçlıları büyük bir bozguna uğratır, hemen hemen bütün Haçlı liderleri esir alınır ve Haçlı ordusunun tamamına yakını öldürülür[11]. Nureddin Zengi Antakya’nın Bizans’ın eline geçmemesi için Antakya Kontu Bohemond’u Müslüman esirlerin serbest bırakılması ve fidye karşılığında serbest bırakırken aynı şekilde Bizans’ın Kilikya Valisi Koloman’ı da 150 ipek elbise karşılığında serbest bırakır[12]. Bu zaferle hem Şirkuh ve askerleri kurtarılırken hem de haçlılara büyük bir darbe vurulur.

Nureddin Zengi bu zaferin hemen ardından Banyas’a sefer düzenler ve Harim’de Haçlı kuvvetlerin tamamına yakını öldürülmesinden dolayı kısa sürede Banyas ele geçirilir.

Vezir Şaver ise yine sözünde durmaz ve haçlılarla 1167 yılında bir anlaşma yapar. Anlaşma ile haçlılara Kahire’de bir çarşı verir. Bu durumu öğrenen Şirkuh Nureddin Zengi ile görüşerek Mısır seferine çıkar. Bunun üzerine Şaver Haçlılardan yardım ister. Yardıma gelen haçlılar ile Şirkuh ve askerleri arasında meydana gelen savaşta Şirkuh Haçlıları bozguna uğratır. Kudüs Kralı Amaury ise canını zor kurtarır. Şirkuh ise savaş sonrası Sünni halkı bulunan İskenderiye’ye gider. İskenderiye halkı da Şirkuh ve askerlerini büyük coşkuyla karşılar. İskenderiye’de egemenlik kurmak isteyen Şaver ve Haçlılar İskenderiye’yi kuşatır fakat Şirkuh bir hata yapar. Kuşatmadan önce ordularını ikiye ayırarak Selahaddin Eyyubi’yi İskenderiye’de bırakarak yanına aldığı diğer ordu ile Kus şehrine gider ve bu şehri ele geçirir.

Nureddin Zengi ise bu iki orduyu rahatlatmak için Müneytire, Safita kalelerini Haçlılardan alır. Bu durum üzerine Haçlılar Şirkuh ile bir anlaşma yaparlar. Bu anlaşmaya göre Amaury ile Şirkuh aynı anda ülkelerine dönecek, işgal ettikleri yerleri Şaver’e bırakacaklar ve Şaver iki tarafa da savaş tazminatı ödeyecektir. Anlaşma yapılmasına rağmen Haçlılar ile Şaver sözünde durmaz ve Şirkuh gittikten sonra aralarında bir anlaşma yaparlar. Yapılan anlaşma gereğince Haçlılar Kahire’de Garnizon bulundurma kararı alırlar. (Aslında bu garnizon kurma olayı da Haçlıların Mısır’ı ele geçirme planı olduğunu görebiliriz.) Nitekim 1 yıl sonra 1168 yılında Haçlılar Mısır üzerine sefere çıkar. İlk iş olarak Bilbis şehrini büyük katliam, talan ve yağma yaparak işgal ederler. Buradaki kıyımı öğrenen Kahire halkı o kadar korkar ki Haçlıların Kahire’yi kuşattıklarında kendilerine de aynı yıkımları yapacakları korkusundan şehri başarılı bir şekilde savunurlar.

Bu sırada Şaver’de Nureddin Zengi’den yardım ister fakat Nureddin Zengi Şaver’e güvenmediğinden Fatımi halifesi olan El-Adıd li-Din-Allah’tan birtakım anlaşmalar için yemin aldıktan sonra Şirkuh ve Selahaddin Eyyübi’nin de bulunduğu bir ordu yollar.  Kudüs Kralı Amaury gelen ordu karşısında duramayacağını anlayınca Filistin’e geri döner. Böylelikle Mısır Haçlılardan kurtarılırken halifenin isteği üzerine vezir Şaver’de öldürülür. Yerine Şirkuh geçer. Kudüs Krallığı bu zafer neticesinde hem kara hem deniz olmak üzere kuşatılmış hale gelir.  Şirkuh’un Vezir olmasından 2 ay gibi bir süre sonra ölmesi üzerine Vezir Selahaddin Eyyübi olur[13].

Nureddin Zengi 1174 yılında Haçlılar üzerine bir sefer düzenlemeyi düşünürken boğaz iltihabından hayatını kaybeder.


[1] Mustafa Eğilmez, Musul ve Halep Atabeyi Nureddin Mahmud, Türkler Ansiklopedisi IV. Cild, s. 1327.

[2] Işın Demirkent, Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi II, T.T.K Yayınları, s. 153.

[3] Fatma İnce, Nureddin Mahmud B. Zengi ve Haçlılarla Mücadelesi, Serander Yayınları, Trabzon 2020, s. 58.

[4] Steven Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi II, TTK, Ankara 2019, s. 200.

[5] İnce, a.g.e., s. 70.

[6] W.B. Stevenson, The Crusaders in the East, s. 165.

[7] İbnü’l Esir, İslam Tarihi El Kamil Fit-Tarih Tercümesi XI, s. 137.

[8] Aydın Usta, Çıkarların Gölgesinde Haçlı Seferleri, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2016, s. 177.

[9] İbnü’l Kalanisi, Şam Tarihine Zeyl- I. ve II. Haçlı Seferleri Dönemi, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2020, s. 179.

[10] Eğilmez, a.g.m., s. 1330.

[11] İnce, a.g.e., s. 87.

[12] İbnü’l Esir, İslam Tarihi El Kamil Fit-Tarih Tercümesi XI, s. 247-248.

[13] İnce, a.g.e., s. 99.

KAYNAKÇA

DEMİRKENT Işın, Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi II, T.T.K Yayınları

EĞİLMEZ Mustafa, Musul ve Halep Atabeyi Nureddin Mahmud, Türkler Ansiklopedisi IV. Cild

İbnü’l Esir, İslam Tarihi El Kamil Fit-Tarih Tercümesi XI

İbnü’l Kalanisi, Şam Tarihine Zeyl- I. ve II. Haçlı Seferleri Dönemi, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2020

İNCE Fatma, Nureddin Mahmud B. Zengi ve Haçlılarla Mücadelesi, Serander Yayınları, Trabzon 2020

RUNCİMAN Steven, Haçlı Seferleri Tarihi II, TTK, Ankara 2019

STEVENSON W.B., The Crusaders in the East

USTA Aydın, Çıkarların Gölgesinde Haçlı Seferleri, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2016

                                                                                                 NEVZAT ÇİN*

                                          *Necmettin Erbakan Üniversitesi Ortaçağ Yüksek Lisans Öğrencisi

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu