Sanat TarihiTürk Tarihi

Batı’nın Doğu İmgesi: Oryantalizm

Kökeni güneşin doğuşu anlamına gelen Latince ‘oriens’ kelimesine dayanan Oryantalizm’in sözlük anlamı Doğu Bilimi’dir. Oryantalizm, “Din, dil, bilim, düşünce, sanat, tarih gibi alanlarda Doğu dünyasını inceleyen ve Doğu hakkında değer yargıları üreten Batı kaynaklı kurumsal faaliyet[1] tir. Bu kuramsal faaliyetle uğraşan kişiye oryantalist/şarkiyatçı/müsteşrik[2] denir. 

Oryantalizm, bir düşünce tarzı ve kuramsal çalışma sahası olup, Batı’nın Doğu olarak ifade ettiği coğrafyayı ideolojik yargıları, varsayımları, ben merkezli bakış açıları ve bu minvalde çıkarım ve izlenimlerinin bütünüdür. 

Batı’nın Doğu’yu çeşitli veçheleriyle araştırmasının, tanımaya ve tanımlamaya çalışmasının altında belirli sebepler bulunmaktadır. Art niyet taşıyan oryantalizm, en başta amacı belli olan ve bu amaç doğrultusunda belirli metotlar belirlenmek suretiyle en başta varılmak istenen sonuca hizmet etmeyi amaçlar. Bu oryantalizm de, en temel hedef Doğu’nun kaynaklarının keşfi ve Batı tarafından kullanılabilmesidir. Doğu’nun bilgisini alarak kendi coğrafyalarına getirip kendi emek ve deneyimlerinin sonucunda elde etmişçesine kendilerine özgü buluş gibi sunmaktır. Bunun yanı sıra art niyet taşımayan oryantalizm ise gerçekten Doğu’yu incelemeye, araştırmaya, tanımaya yönelik olan ilmî çalışmalardır. Art niyetli veya art niyetsiz oryantalizmin altında yatan belli başlı sebepler vardır ki bunlara kısaca değinmek gerekir.

-Dini Sebepler: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğinin yalan olduğuna dair iddialarda bulunmak suretiyle şüphe uyandırmaya çalışmak, hadislerin uydurma sözler olduğunu iddia ederek İslam’ın en Kur’an’dan sonra en temel kaynağını itibarsızlaştırmaya çalışmak, Kur’an’ın Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarına dayanılarak yazılmış olduğu iddiasıyla İslam dinini Hak din olmadığını yaymak gibi İslam’ı karalamaya ve Müslümanlar arasına fitne yayarak dini ortadan kaldırmaya çalışmışlardır.

-Siyasi Sebepler: Doğu’yu hakimiyet altına alma, sömürge haline getirebilme maksadıyla Doğu insanını ve kültürünü anlamaya tanımaya çalışmak, Müslümanları birbirine düşürmek suretiyle parçalama ve ardından Batı’nın uygarlığı ve üstünlüğü! propagandasıyla Doğu’ya bunları kabul ettirmek.

-Ticari Sebepler: Batı’da bilhassa sanayi devriminden sonra ortaya çıkan hammadde ve pazar ihtiyacı doğrultusunda Doğu’nun kaynaklarının ve zenginliklerinin araştırılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

-İlmî Sebepler: Oryantalistlerin bir kısmı ise yukarıda saymış olduğumuz sebeplerden ayrı olarak gerçekten Doğu’nun kültürlerini, tarihlerini, dillerini, dinlerini araştırmak ve tanımak için Doğu coğrafyasına yönelmişlerdir. 

Oryantalizmin başlangıcı olarak belirli bir tarih vermek güç olmakla beraber, bazı araştırmacılar 1312 yılında toplanan Viyana Konsülünü Arapça’nın bazı çalışmalarının başlangıcı sayarlar, bazıları ise Kur’an-ı Kerim’in Latince ilk tercümesinin tamamlandığı 1143 yılını önermektedir. Oryantalizmin başlangıcı hususında üzerinde sıklıkla durulan bir diğer önerme ise Haçlı Seferleri’dir.[3]

Batı’nın Doğu’ya olan ilgisi Haçlı Seferleri’nden sonrada artarak devam etmiştir ve bilhassa Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş Devri olarak nitelendirilen dönem boyunca bu ilgi daha da artmış ve Avrupa’da Özellikle İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde Doğuyu incelemek için çeşitli akademik faaliyetlerin başladığı bilinmektedir.[4]

Osmanlı’nın devlet çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda Batı yönünde yol alan fetihleri bölgenin hâkimi olarak Avrupa’nın hedefi durumuna gelmesine neden oldu. İstanbul’un fethiyle beraber Osmanlı’nın Batı tarafından hiç de küçümsenmeyecek bir güç olduğunun anlaşılmıştır. Bu süreçte Rönasans yaşayan Avrupa’da hümanist eğilimlerin etkisiyle beraber Doğu’ya yönelik daha tarafsız çalışmaların yapılmasına da vesile olmuştur. Bununla beraber Papa’nın öncülüğünde planlanan misyonerlik faaliyetleri de doğu dillerini öğrenmeyi teşvik etmiştir. Ne var ki, yapılan çalışmalar Batılılar nezdinde Türk imajını değiştirmemiş, yine kendi bakış açılarıyla yaratmış oldukları ‘öteki’ algısı düzleminde Türkler, sanatı, bilimi ve şehirleri yok eden, medeniyetten uzak, dinleri itibariyle gelişme imkanı olmayan cahillerdir. 

XVIII. yüzyıla gelindiğinde ise Osmanlı’nın eski gücünü yitirmeye başlamış olması Batı gözünde onları daha sempatik bir hale getirmiş olmalı ki bu yüzyıldan itibaren Türklere, İslam’a  biraz sempati içeren tarafsız ve objektif bir nazarla bakmaya başlamışlardır. “Batı özellikle aydınlanma ile birlikte bilim ve teknoloji alanlarında gerçekleştirdiği büyük atılımlar sonucu, Doğu’ya karşı belirgin bir üstünlük sağlamıştır. Bu üstünlük sömürgeleştirme sürecine koşut olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum Batı’nın Doğu’yu kendi yaşam tarzı ve çıkarları açısından oluşturması veya kurgulamasana ortam hazırlamıştır. Böylece Batı Doğu’nun nasıl olması gerektiğini belirleme ve Doğu’yu temsil etme hakkını kendinde görmeye başlamıştır”.[5]

Oryantalizm, ilk olarak İngiltere’de 1779’da ardından 1799’da Fransa’da kullanılmış olup, kelime Fransız Dil Akademisi Sözlüğüne 1838’de kaydedilmiştir. “Societe Asiatique” Asya Derneği”, “Royal Asiatic Society: Kraliyet Asya Derneği”, “Deutsche Morgenlandische Gesellschaft: Alman Doğu Ülkeleri Derneği”, “American Oriental Society: Amerikan Doğu Derneği” gibi dernekler oryantalizm hususunda geniş çapta faaliyetler yürütmüşlerdir. 1873 yılında Paris’te ilk Oryantalistler Kongresi toplandı. Bu kongreye mütakiben Doğu ülkelerinin yaşam tarzları, inanışları, dinleri, dilleri, medeniyetleri gibi çeşitli konuları barındıran çalışmaların sunulduğu kongreler birbirlerini takip etmiştir.[6]

XVIII. yüzyılın sonunda Fransız ihtilali buna mütakiben Napolyon’un işgalci politikasını uygulamaya başlaması ve ardından Mısır’ı işgal etmesiyle beraber Avrupa, sömürgeci faaliyetlerine yen bir kılıf bulma şansına erişmiştir ki bu Doğu’ya “ışık ve özgürlük”! götürülmesidir.

Batı’nın Doğu’ya karşı üstünlük algısı XVII. Yüzyılın sonunda belirmeye başlamış XIX. Yüzyıla gelindiğinde bu durum zirveye ulaşmıştır. Güçler dengesi Batı lehine değiştikçe Doğu ile aradaki rekabet, düşmanlık gerilemeye başlamış onların devletler arası politika da gücü yitirildikçe Doğu korkulan olmaktan çıkarak tanınabilir, keşfedilebilir olamaya daha müsait hale gelmiştir. “1001 Gece Masalları, Avrupa’da Türkler’in yenilgisi ile eş zamanda tanındı. Osmanlılar’ın Avrupa’nın istikrarı için ciddi bir tehdit olmaktan çıktıkları zamana da Türk Rondları’nın Avrupa müziğine dahil olması rastladı. Napolyon’un Mısır’ı zaptından sonra da Batı’da sarıklar modası başlamıştı”.[7]

Jean Leon Gerome, Kahire’de Namaz Kılanlar

Oryantalizm Etkileri

Oryantalizm etkisini Batı’nın sanatında ve edebiyatında da göstermiştir. Ressamlar eserlerin de Doğu’ya ait kafalarındaki imgeyi bazen bir sarık bazen bir halı da görmüş olduğumuz gibi nesnel bir şekilde tasvir ederken bazen ise hiç görmedikleri harem hayatını, hamamları kafalarında oluşturmuş oldukları düşünceler ve fantezileriyle resmetmişlerdir. 

Jean Leon Gerome, Saray Terasında
Jan Baptist Huysmans, Haremde Dinlenme
Jean Leon Gerome, Harem Hamamı

15. yüzyıldan itibaren İstanbul’u ziyaret eden birçok yabancı gezgin İstanbul’u, çeşitli yönleriyle Türkler’i en önemlisi de Osmanlı hükümdarını, Yaşadıkları sarayları ve Haremi anlatmıştır. Bu eserler incelendiğinde saray, harem ile ilgili yazılanların çoğunun ufak tefek değişikliklerle birbirinin kopyası olduğu görülür. Bu gezginlerden ancak birkaçı mensup oldukları elçilik heyetleri ile birlikte sarayın ikinci avlusuna veya en fazla padişahın huzuruna, Arz odasına kadar girebilmiştir. Padişahın yüzlerce kadınının bulunduğu haremde geceği geçireceği kadını seçmesi ile ilgili bilgiler de tamamen yazanın veya bilgiyi verenin hayal gücünün ürünüdür.

— Nurhan Atasoy

Edebiyata bakıldığında Doğu Edebiyatını çevirmekle kalmamışlar yine kafalarındaki Doğu imajıyla edebi metinler üretmişler, bu eserlerde Doğu’ya ait görmüş oldukları kıskançlık, aşk, entrika, intikam, ihanet, harem kuralları, cinsellik, diri diri gömme gibi konulara yer verilmiştir. Oryantalist edebi üretimin önemli bir payını seyahatler oluşturmaktaydı. Batı için Doğu Seyahati, kendi kimliğinin üstünlüğünü doğrulamayı hedeflemekteydi. “Kendinden emin olmak için farklılığa doğru gitmek, kültürel bir mesafeyi sağlamlaştırmak ve bu arada, bu mesafenin onu icat eden uygarlığa yararlı olduğunu, Avrupa’nın ilerlediğini, önde olduğunu, kısacası modern olduğunu kanıtlamak için fiziksel mesafeyi yok etmek söz konusudur”. [8] Bu sanatsal üretimlerin pek çoğu Doğu’ya hiç gelmemiş görmemiş kişilerin ellerinden çıkıyor ve aslında Doğu’yu değil Batı’nın Doğu hayalini temsil ediyordu. Bunun doğruluğu Osmanlı Devlet’i başkentine gele seyyahların daha İstanbul’a gelmeden kafalarında görmeyi bekledikleri ile karşılaştıkları manzarayı eserlerinde karşılaştırmalarından ve çoğunlukla kafalarında oluşturdukları manzara ve gerçekteki manzaranın birbirine uymadığı görülmektedir.

“Sosyal yaşam bağlamında yabancı tanıklarca sağlanmış bilgiler daha zengindir. Söz konusu bilgiler seyahatnâmelerde, günlüklerde ve gezginlerle diplomatların mektuplarında bulunmaktadır. Ancak bu yabancı kayıtlar, her türlü yanlış anlama, abartı, çarpıtma ve bilerek uydurma sonucu bozulmuşlardır. Kimisi yetersizdir, kimisi ise zaten var olan kargaşayı körüklemektedir. Kimi zaman çelişik ve belirsizdir. Yine de birkaçı, bilimsel merakla donanmış, tarihe karşı sorumluluğunun bilincinde olan, güçlü ve dikkatli gözlemcilerin kaleminden çıkmıştır.”

— Metin And

Sonuç olarak Oryantalizm, Doğu’yu Batılı bir bakış açısıyla yeniden üretmektir. Ne zaman başladığı kesin olarak bilinmeyen Oryantalizmin varlığı X. Yüzyıla kadar götürülmekle beraber XIX. Yüzyılda Batı’da başlayan sanayileşme ve modernleşmenin yarattığı dönüşüm Batı’nın Doğu’ya ilgisinin yoğunlaştırmış ve Oryantalistlerin üretimlerinin zirvede olduğu dönem olmuştur. Bu üretim döneminde ilmi araştırmalar devam ederken Oryantalistlerin kendilerini asıl gösterdiği, kafalarındaki Doğu imgesini en rahat ve doğruluğunu ispatlama gereksinimi duymayacak şekilde inşa ettikleri alan sanat olmuş, görsel ve edebi sahada faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Zaman içerisinde Doğu’yu ve onun modernleşme çabalarıyla Batı’da eğitim gören Osmanlı insanının buraya dönmeleriyle Osmanlı sanatçıları içinde de oryantalist bir bakış açısıyla ve son derece romantik bir şekilde” bize bizi anlatan” sanatçılarımız da olmuştur.

KAYNAKÇA 

Alkan, Cenan, Oryantalizm: Coğrafi Ayrımdan Söylemsel Ayrışmaya Türk Düşünce Hayatı Örneği, SBE YL Tezi, Maltepe Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı, İstanbul 2015.

And, Metin, 16. Yüzyılda İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2018.

Atasoy, Nurhan, Harem, Promete Kültür Dizisi, İstanbul, 2001.

Bulut, Ali, “Doğu Edebiyatı’nın Batı Edebiyatına Etkisi Üzerine Bazı Mülahazalar”, İslam Tetkikleri Dergisi, S.11, 2021, s. 51-70. 

Bulut, Yücel, “Oryantalizm”, DİA, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, C.33, 2007, s. 428-437.

Coşkun, Çiçek, “Oryantalizm ve Gerçeklik: Osmanlı İmparatorluğu’nun Fotoğrafla İlişkisi”, Akademik Orta Doğu, C. 10, S. 1, 2015. 

 Işık, Mesut, “Oryantalizm ve Batı’nın Doğu Algısı”, Ağrı İslami İlimler Dergisi, Aralık 2020, s. 135-154.

 Sarı, Osman, Oryantalizm Üzerine Bir Araştırma, SBE YL Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Elazığ 2008. 


[1] Yücel Bulut, “Oryantalizm”, DİA, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, C.33, 2007, s. 428-437.

[2] Oryantalizm’in Arapça’daki karşılığı ‘şarkiyat’ kelimesidir. Türkçede doğubilim karşılığı olarak kullanılan şarkiyatla ilgilenenlere de ‘müsteşrik’ denilmektedir; Mesut Işık, “Oryantalizm ve Batı’nın Doğu Algısı”, Ağrı İslami İlimler Dergisi, Aralık 2020, s. 138.

[3] “Bu dönemde, oryantalizmin İslamiyet karşısındaki tutumunda iki eğilim ve amaç vardır. Birincisi, İslam’a halk efsanelerinden ve hurafelerden oluşan kalın bir sis tabakasının arkasından bakan, sübjektif ve tarafgir bir mücadele yolu izleyen tutumdur. İkincisi ise birinciye nispetle bilimsel objektifliğe bir derece daha yakın ve İslam dinini, tabiat, tıp ve felsefe ilimlerinin beşiği olarak gören eğilimdir”; Osman Sarı, Oryantalizm Üzerine Bir Araştırma, SBE YL Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Elazığ 2008, s. 19.

[4] Osman Sarı, Oryantalizm Üzerine Bir Araştırma, s. 15. 

[5] Cenan Alkan, Oryantalizm: Coğrafi Ayrımdan Söylemsel Ayrışmaya Türk Düşüce Hayatı Örneği, SBE YL Tezi, Maltepe Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı, İstanbul 2015, s. 38. 

[6] Osman Sarı, Oryantalizm Üzerine Bir Araştırma, s. 15-17.

[7] Cenan Alkan, Oryantalizm: Coğrafi Ayrımdan Söylemsel Ayrışmaya Türk Düşüce Hayatı Örneği, s. 53. 

[8] Cenan Alkan, Oryantalizm: Coğrafi Ayrımdan Söylemsel Ayrışmaya Türk Düşüce Hayatı Örneği, s. 62-63. 

Fulya Özkan

İstanbul Üniversitesi Tarih ve çift anadal programı ile Sanat Tarihi okumaktayım. Sanat Tarihi ile ilgili yazılar yazıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu