MakaleSanat Tarihi

Otağ-ı Hümayun ve Otağda Kabul Sahneleri (Süleymannâme)

Padişahlar ile vezirlere mahsus edilen çadırlara Otağ denilmektedir.  Aslında kelime olarak “içinden od (ateş) yakılan mekan” anlamına gelmektedir. Bu çadırlardan Padişahlar için olanına Otağ-ı Hümayun sadrazamınkilere ise Otağ-ı âsafî denilmektedir. Otağlar diğer çadırların aksine daha büyük, etekli ve süslü olurlardı. Otağ- Hümayun ise daha özenli olurlar ve kırmızı renklidirler. Padişah, şehzade, vezir ve beylerbeylerinden başkaları kırmızı çadır kullanamazlardı; fakat asıl kırmızı renk hükümdara mahsustu. Sefere çıkıldığında ise iki otağ bulunurken bunlardan biri kullanılır diğeri ise menzilde kurularak padişaha hazır bekletilirdi. Padişahın çadırının kurulup toplanması ile görevli olan görevli kimselere “Çadır Mehterleri” veya “Hayme Mehterleri” denilirdi. Sefer Anadolu tarafında olduğunda otağ Üsküdar Meydanı, Rumeli tarafında ise Davud Paşa sahrasında Çırpıcıçayırı’na ve padişah Edirne’de bulunurken Kabak Meydanı’na kurulurdu. Otağ-ı hümâyun ve padişaha ait diğer çadırlar kurulurken konaklama noktası olarak güzel manzaralı ve bol ağaçlı yerler seçilir, strateji bakımından da arkalarının dağlık bir araziye dönük olmasına dikkat edilirdi. Padişah otağının arkasında zukaklarla bağlantı sağlanmış divan çadırı ile hazîne-i hümâyun çadırları, önünde ise “leylek” veya “leylâk” denilen idamların infaz edildiği çadır bulunurdu.[1]

Padişah çadırları içi bölmelerle ayrılmış iç içe iki çadır şeklinde olup padişahın oturduğu, kısmın etrafında perdelerle ayrılmış gezinti yeri bulunurdu. Padişah çadırının duvar ve tavanları iki kat kumaştan olup, pencereleri bulunurdu. İçi, toprak zemin üzerine hasır ve keçeler ile kaplanırdı. Bu çadırlar önceleri, ‘yurt”, “topak ev” veya “kubbe çadır” denilen, etraf duvarları kafes şeklinde yapılmış panolardan oluşmakta iken, dokumacılığın ilerlemesi ile özellikle 17. yüzyıldan itibaren kara çadır biçiminde, iki veya üç direkli büyük ve geniş çadırlar şeklinde yapılmaya başlanmıştır. Çadırlar haricen güzel manzaralı, renkli şerit ve sırma saçaklarla süslenmiştir. Bu tip padişah çadırları alt kısmı pamuk veya kendir ipliğinden su geçirmeyecek şekilde dokunmuştur. [2]

Otağlar, İslam öncesi Türk hakanlarından devam ettirilen bir geleneğe dayanıyordu. Bu Otağ-ı Hümayunların diziliş ve planı, Topkapı Sarayı’nın yapıları oluşturulurken örnek alınarak yapıldığı geleneksel ordugâh düzenini oluşturmuştur. Simgesel olarak otağ ve saray imparatorluk gücünü temsil eder.[3]

Komutanların Huzura Kabulü, Süleymannâme, TSMK,H.1517,y.189b.
Komutanların Huzura Kabulü, Süleymannâme, TSMK,H.1517,y.189b.

Otağda kabul sahnelerinin kompozisyon düzeni genellikle belli bir şemaya göre düzenlenmiştir. Osmanlı resim sanatında, Selimnâme minyatürleri ile başlayan Otağda kabul sahnelerinde Padişahın otağı sahnenin ortasında, arka tepenin önünde kurulmuş kubbeli yurt tipi şeklinde olup, sağ ve sol tarafında figürlerden oluşmaktadır. Daha sonraları bu kompozisyon düzeni devam ettirilmiş farklılık olarak padişah otağının bazen kenarda yer aldığı da görülmüştür. Süleymannâme minyatürlerinde birçok Otağ Kabul sahnesi yer almaktadır. Komutanların Huzura Kabulü minyatüründe Macaristan seferindeki komutanların biâtlarını bildirmek için Sultan Süleyman’ın huzuruna çıkmaları betimlendirilmiştir. Otağ-ı Hümayun kompozisyonun merkezinde yer almaktadır. Arkasında ise gölgelik olan (sayeban) bulunmaktadır. Yoğun bir bitkisel motiflerle süslenmiştir. Padişah arkalığı yükseltilmiş üç dilimli tepelikli süslü bir tahta oturmaktadır. Padişahın sağı ve solunda vezirler ve diğer görevliler, sahnenin alt kısmında kabul edilmeyi bekleyen komutanlar yer almaktadır. Komutanlar ve devlet görevlilerinin yerleştirilmesi yatay ve dikey simetri oluşturmaktadır. Otağ ise üçgen bir alan oluşturma ve arkasında tepe konumda yer alması nedeniyle padişahın gücünün bir temsili ve yansımasıdır.[4]

Safevi Devleti Elçisinin Huzura Kabulü, TSMK, H.1517, y.600a.
Safevi Devleti Elçisinin Huzura Kabulü, TSMK, H.1517, y.600a.

Şah Tahmasp’ın elçisini otağda kabul edilmesi sahnesi betimlendirilmiştir. Padişah yine aynı şekilde sayebanlı otağında sahnenin tam merkezinde bezemeli tahtında oturmaktadır. Padişahın iki yanında vezirler ve iç oğlanları yer almaktadır. Padişah yine arkasında tepe bir konumda üçgen alana yerleştirilmiştir. Otağın kubbesi yine yurt tipi şeklindedir. Sayebanda padişahı odak noktamıza almamızda hareket kazandırmıştır. Otağ yoğun bitkisel süslemelerden oluşmaktadır. Yere eğilmiş şekilde Safevi elçisi biatını bildirmektedir. Otağda baskın şekilde eteklerde kırmızı renk kullanılması Otağ-ı Hümayunlarda Padişah çadırına mahsus uygulanan renklerdir.[5]

Fransız Elçisinin Huzura Kabulü, TSMK, H.1517, y.346a.
Fransız Elçisinin Huzura Kabulü, TSMK, H.1517, y.346a.

Belgrad’da Fransız elçilerini kabul edilişini betimleyen kompozisyondur. Bu kez farklı olarak Padişahın sayebanlı otağı sahnenin merkezinde değil kenarında yer almaktadır. Sultanın sağ yanındaki figürler tek direkli sayebanın altında yer almaktadır. Otağın etekleri yine aynı şekilde kırmızı renkli ve yoğun bitkisel motiflerle süslenmiştir. Yatay bir düzlemde sahnenin üst kısmına doğru dizilmişlerdir. Yine aynı şekilde sahnenin arkasında tepe bir alanda bulunmakta diğer sahnelerde görüldüğü gibi ağaçlarla yatay alan bölünmüştür. Fransız elçisi sultanın önünde yere eğilmiştir. Kompozisyon şeması farklı olarak otağın merkez dışında kenarda yer alması ve figürlerin konumlanması dışında aynıdır.[6]

Kraliçe Isabella ve Oğlu Stephen’i Kabulü, TSMK,H.1517, y.441a.
Kraliçe Isabella ve Oğlu Stephen’i Kabulü, TSMK,H.1517, y.441a.

Macaristan Tahtının varisi bebek Yanoş ve Kraliçeyi huzurunda kabul eden sahnede Sultan Süleyman’ın otağı yine merkezde yer almaktadır. Arka kısımda yine sayebanın bölümü yer alırken tepe konumda ağaç bulunmaktadır. Sultan Süleyman’ın tam karşısında Kraliçe ve oğlu, sağ tarafında iç oğlanlar yer almaktadır. En altta vezirler ve görevliler ile birlikte Macar maiyeti de bulunmaktadır. Kırmızı rengin yoğun kullanımı yine Padişahın otağına has özelliklerdendir. [7]


[1] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1984, s.270-271; Mehmet Zeki Pakalın, “Otağ-Hümayun”,  Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü II, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1993, s.741;  Cenap Çürük, “Osmanlılar’da Çadır”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.8, İstanbul, 1993, s.162-164.

[2] Taciser Onuk, Osmanlı Çadır Sanatı (XVII-XIX.yüzyıl), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1998, s..40-41; Celal Esad Arseven, Sanat Ansiklopedisi, C.1, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1950, s.358.

[3] Gülru Necipoğlu, 15. Ve 16.yüzyılda Topkapı Sarayı: Mimari, Tören ve İktidar, (çev. Ruşen Sezer), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul , 2007, s.59-60.

[4] Banu Mahir, Osmanlı Minyatür Sanatı, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2012, s.145; Esin Atıl, Süleymanname: The Illustrated History of Süleyman Magnificent, National Gallery of Art, Washington, 1986, s.128-129.

[5] Atıl, age, s.229; Mahir, age, s.145. Filiz Adıgüzel Toprak, “Arifî’nin Süleymannâme’sindeki Minyatürlerdeki Saltana İlişkin Simgeler”, Sanatta Yeterlilik Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, İzmir 2007, s.196-199.

[6] Atıl, age, s.165; Mahir, age, s.145. A.Toprak, age, s.189-191.

[7] Atıl, age, s.187; Mahir, age, s.145. A.Toprak, age, s.191-194.

Kaynakça

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti’nin Saray Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1984.

Pakalın, Mehmet Zeki, “Otağ-Hümayun”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü II, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1993, s.741

Çürük, Cenap, “Osmanlılar’da Çadır”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.8, İstanbul, 1993, s.162-164.

Onuk, Taciser, Osmanlı Çadır Sanatı (XVII-XIX.yüzyıl), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1998.

Arseven, Celal Esad, Sanat Ansiklopedisi, C.1, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1950.

Necipoğlu, Gülru, 15. Ve 16.yüzyılda Topkapı Sarayı: Mimari, Tören ve İktidar, (çev. Ruşen Sezer), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2007.

Mahir, Banu, Osmanlı Minyatür Sanatı, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2012.

Atıl, Esin, Süleymanname: The Illustrated History of Süleyman Magnificent, National Gallery of Art, Washington, 1986.

Adıgüzel Toprak, Filiz, “Arifî’nin Süleymannâme’sindeki Minyatürlerde Saltanata İlişkin Simgeler”, Sanatta Yeterlilik Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, İzmir 2007.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu