MakaleTürk Tarihi

Sevk ve İskan Kanunu´nun Gerçekleştirilmesi

93 Harbi münasebetiyle patlak veren Türk-Ermeni sorunları, Cihan Harbinin ilk yıllarına kadar devam etmiş ve Osmanlı İmparatorluğu Harp esnasında tüm Doğu Anadolu sathında Ermeni isyanları ile meşgul olmuştur. Osmanlı memleketleri içerisinde, genel bir Ermeni ayaklanmasına yönelik Rus harekât planlamasının, Cihan harbinden çok daha önce başlatıldığı barizdir. Ermeniler isyan çıkardıkları bölgelerde çeteler oluşturarak kadınları, yaşlıları ve çocukları ağır işkenceler suretiyle katletmişlerdir. Katliamın gerçekleştiği bölgelerde Türklere ait çok sayıda toplu mezar bulunmuştur. Tam da bu noktada Ermeni-Rus işbirliğine müteakiben, Osmanlı hükümeti iç ve dış politikada, isyan çıkaran ve ülke halkına zarar veren Ermenilere karşı tarihi bir karar almıştır.


Dahiliye Nazırı Talat Bey 24 Nisan 1915 tarihinde bütün vilayetlere bir genelge göndermiş ve bu genelgede Ermeni komite merkezlerinin kapatılması kararı alınmıştır. Lakin komitecilerin önü alınamayınca, İttihat Terakki´nin ileri gelenlerinden Bahriye nazırı Cemal Paşa’nın telgrafına müteakip Ermenilerin sevklerine karar verilmiştir. Bununun üzerine Zeytun Ermenilerinin, Urfa, Halep ve Zor´a nakilleri başlamıştır. Olayların şiddeti neticesinde Harbiye Nazırı Enver Paşa, 2 Mayıs 1915´te Talat paşaya bir telgraf göndererek Toplu halde bulunan Ermenilerin Anadolu´nun farklı bölgelerine sevk talimatını vermiştir. Enver Paşa´nın bu yazısı üzerine sevkiyat fiilen başlamıştır. Bir müddet sonra, Bazı kaynaklarda 27 Mayıs 1915, bazı kaynaklarda ise 31 Mayıs 1915´te Meclis-i Vükela resmi izni vermiştir.


Sevkin başladığı ilk yer savaş bölgesi olmuş, ilk anda tehcir edilecek bölgeler Dahiliye Nazırı Talat Bey’in belirttiği yerler, yani: Van, Bitlis ve Erzurum vilâyetleri. Adana, Mersin ve Sis (Kozan) şehir merkezleri hariç olmak üzere Adana, Mersin, Kozan ve Cebel-i Bereket sancakları. Maraş şehir merkezi hariç olmak üzere, Maraş sancağının diğer yerleri. Merkez kazaları hariç olmak üzere Halep vilâyetinde İskenderun, Beylan, Cisr-i Şugur ve Antakya kazaları, köyleri ve kasabaları olmuştur.


Tehcir kapsamında ilk olarak yer alan bölgeler, savaş bölgeleri ve Çukurova, İskenderun bölgesinde düşmanla işbirliği yapılabilecek tampon bölgeler olmuş, III. ve IV. Ordunun güvenliğini esas alınmıştır. Lakin olayların batı vilâyetlerine sıçraması neticesinde bu bölgeler de tehcir kapsamına girmiştir. Nitekim, bütün vilâyetlerde var olan sabotaj ve çetecilik faaliyetleri sebebiyle hükümet tehcir kapsamını genişletmek zorunda kalmıştır. Kafileler, iskân bölgelerine ulaştırılmak üzere yol kavşakları üzerinde bulunan Konya, Diyarbekir, Cizre, Birecik ve Halep gibi merkezlerde toplanmıştır. Batı Anadolu’dan hareket eden kafileler ise Kütahya, Karahisar Konya, Karaman, Kars-ı Maraş, Pazarcık yoluyla Zor’a sevk edilmişlerdir. Yolculukların hepsinde tren yolları ve nehir nakliye araçlarının bulunduğu güzergahlar olmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca nakil sırasında kafilelerin can ve mal güvenliklerinin sorumluluğu mahallî memurlara verilmiştir. Ermeniler tehcir edildikleri bölgelere eşyalarını da götürebileceklerdi. Tehcirden muaf tutulacak kişiler; hastalar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, memurlar ve Katoliklerdir. İlerleyen günlerde Ermenilerin iskânına ayrılan bölgeler de genişletilmiştir. Kafilelerin sevkinde şartlar elverdiği müddetçe vasıtalardan yararlanılmaya çalışılmıştır. Hatta arabaların neredeyse hepsinin Ermeni kafilelerine tahsis edilmesi sorun teşkil ediyor, cephe bu durumdan etkilenmiştir.

Görseller temsilidir*


III. Ordu Kumandanı Mahmut Kamil Paşa, Başkumandanlık Vekâletine gönderdiği şifrede, yeni yerlerine sevk edilmekte olan Ermenilerin hakarete uğramamalarına ve eşyalarının korunması amacıyla durmaksızın emir verildiğini belirtmiştir. Hükümet, güvenlik amacıyla Ermenilerin yurt dışına çıkışına kısıtlama getirmiştir. Başlarda sadece erkekler için çıkan bu yasak sonralarda kadın erkek gözetmeksizin konulmuştur. Kış şartları ve istasyonlarda ortaya çıkan büyük kalabalıklar nedeniyle tehcire bazı zamanlar ara verilmiştir. Nitekim, sevk sadece zararlı faaliyetlerde bulunan ve komitelerle ilgileri olanları kapsıyor ve bu kişilerin sevki istenerek, ailelerin yerlerinde bırakılacağı açıklanıyordu. 15 Mart 1916 tarihinde Dahiliye Nâzırı Talat Bey imzasıyla vilâyet ve mutasarrıflıklara gönderilen yazıda, Ermenilerin sevk edilmesinin durdurulması ve bu vakte kadar sevk edilen Ermenilerden başka sevk yapılmaması istenmekteydi. Buna makabil Anadolu’dan güney bölgelerine nakil önemli manada gerçekleşmemiştir. İlerleyen zaman diliminde Halep ve Zor bölgesinde Ermeni kafilelerinin birikmesine müteakip bu noktalarda mevkiler arasında yer değiş tokuşları meydana gelmiştir. Nitekim, 27 Mart 1916’da Halep vilâyetine sevkleri beklenenlerden başka ermeni kafilelerin sevk edilmemesi kararına rağmen Halep’ten Ermeni sevkine devam ettiğinin söylentileri oluşmuş ve bu bildirilerek, durum hakkında bilgi talep edilmişti. 30 Mart 1916’da Halep vilâyetinden, son defa sevk maksadıyla gelen Ermenilerden başka Ermenilerin sevk edilmemesi istenmiştir. Dâhiliye Nezareti 10 Haziran 1916’da Zor mutasarrıflığına gönderdiği bir yazıyla, Ermenileri sancaklarının uygun yerlere yerleştirilmeleri açıklamasını yapmıştır. Zor sancağında bulunan yetkili kişilerden, bu bölgeye gönderilmiş olan Ermenilerden zararlı olanların askerî güzergâhlarda toplanmasının önünün kesilerek, daha iç kısımlara gönderilmesi istenmiştir.


29 Temmuz 1916 tarihinde Zor bölgesine gönderilen yazıda, Ermenilerin Fırat havzasında ve askerî güzergâhta yığılmalar yaptıkları belirtilmiş ve askerî nakliyatın olası bir şekilde engellenmemesi adına güvenilirliği yüksek bölgelere nakil işlemi yapılması hatırlatılmıştır. Nitekim, İzmir şehrinden sürülen komiteci Ermenilerle ilgili Maraş mutasarrıflığıyla şiddetli yazışmalar gerçekleşmiş ve Maraş mutasarrıflığına yazılarak, İzmir’den çıkarılıp Zor’a sevk edilmek üzere Maraş’a gelmiş olan 256 Ermeni’nin görevliler aracılığıyla Zor’a ulaştırılmaları konusunda gerekli çalışmaların yapılması emri verilmiştir.

 


28 Mart 1917 tarihinde IV. Ordu Komutanı Cemal Paşa’ya gönderilen telgrafta da Ermenilerin sevklerinin Zor´a değilde Suriye´nin kuzeyine yapılmasının uygun görüldüğü bildiriliyordu. Vilâyet ve sancaklar, 20 Haziran 1917 tarihinde herhangi bir durumda vilâyet dahilinde dahi olsa Nezâretten sevke yönelik bir emir verilmedikçe Ermenilerin tehcir edilmemeleri konusunda uyarılmaktaydı. Böylelikle yer değiştirmenin, tehcirin durdurulduğu bilinmektedir. Sevk ve iskan kanunu doğrultusunda tehcir edilen Ermenilerin bir kısmı gittikleri yerlerde de bazı düşmanla işbirliğinin yollarını aramış, sorunlar çıkararak isyan kalkışmalarında bulunmuşlardır. Nitekim, Cihan Harbi´nin sonlarına yaklaşıldığı zaman diliömi çerçevesinde bile bazı Ermenilerin düşmanla yakından temasta oldukları belirlenmişti. 30 Eylül 1918’te Dahiliye Nâzırı, Sadârete gönderdiği yazıda Musul ve Suriye havalisinde bulunan Ermenilerin eskiden olduğu gibi düşman devletlerle temasta bulundukları, Devlet´in aleyhine girişimlerde bulundukları araştırmalar sonucu delillerle kesinleştirilmiştir. Buna mukabil farklı vilayetlere sevkleri hususunda fikirler ortaya atılmıştır. Nitekim 7 Ekim 1918 tarihinde Dahiliye Nezâreti’ne gönderilen cevap neticesinde, Musul ve Suriye havalisindeki Ermenilerin bu dönemde başka bir yere gönderilmesinin Meclis-i Vükelâ’ca uygun görülmediği bildirilmişti.

Cihan harbinin şiddeti devam ederken zaruri tehcir süreci, İmparatorluğu epey zor durumda bırakmış, maddi manevi kayıplara yol açmıştır. Tüm bunlara müteakiben tehcir hadisesinde başarılı olunmuş ve Ermeniler güvenli yerlere, güvenli şartlarda Devletin tüm imkanlarından yararlanılarak tehcir edilmişlerdi. Osmanlı Devleti´nin, Cihan Harbi’nin içerisindeyken yaptığı bu hassas çalışma kati suretle Ermeniler aleyhine olmamış ve asla onları yok etmeye çalışmamışlardır. Bu noktada tehcir sürecinde gözetilen tek amaç huzursuzluk çıkaran, Türklerin ve Müslümanların ölümlerine sebebiyet veren Ermenilerin bu bölgelerden alarak, güvenli yerlere sevkleri doğrultusunda gerçekleşen bir süreç olmuştur.




KAYNAKÇA
ARTUÇ, Nevzat, Cemal Paşa Askeri ve Siyasi Hayatı, TTK Yay., Ankara 2019.

BAKAR, Bülent, Ermeni Tehciri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2009.

ÇİÇEK, M. Talha, Cemal Paşa Suriye´de, Kronik Kitap, İstanbul 2020.

KODAMAN, Bayram, Türkler-Ermeniler ve Avrupa, TTK Yay., Ankara 2015.

McCARTHY, Justin, Ölüm ve Sürgün, Çev. Fatma Sarıkaya, TTK Yay., Ankara 2018.

Merve Yılmaz

DPÜ/İÜ

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu