MakaleSanat Tarihi

Sivas Gök Medrese (Sahip Ata Medresesi)

Sâhibiye Medresesi, yapının minarelerinde, mescidinde ve eyvanlarında kullanılmış olan firuze renkli çinilerinden dolayı Gök Medrese olarak bilinir olmuştur. Yapının bulunduğu Sivas şehri “Dârul-Âlâ” Anadolu Selçukluları’nın Konya’dan sonra en önemli şehirlerindendir. 

Gök Medresenin bânisi olan Selçuklu Veziri Sâhib Atâ Fahrü’d-din Ali döneminde (1249-1279) Anadolu Moğollar tarafından her geçen gün biraz daha baskı altına alınmakta, Selçuklu idaresi zor zamanlar geçirmekteydi. Böyle bir dönemde Sâhib Atâ Fahrü’d-din Ali devlet idaresinde önemli bir rol üstlenmiş, bilgisi, devlet adamlığı, serveti ve hayır severliği ile ünlenmiş, ömrü boyunca Andolu’nun muhtelif yerlerinde hayır eserleri yaptırmıştır. Gök Medrese’nin vakfiyesi, Sâhib Atâ Fahrü’d-din Ali tarafından, Hicri 679/Miadi1280 tarihinde hazırlanmıştır. Vakfiyesinde belirtildiğine göre medreseyi, yazlık ve kışlık odaları, mescidi, kütüphanesi, dâr-ı ziyafeti, iki çeşmesi ile bir külliye olarak yaptırmıştır.[1]

Taçkapıda giriş açıklığı üzerindeki kitabede Sâhib Atâ Fahrü’ d- din Ali tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. Medresenin mimarı, taçkapının yanında bulunan sütunların üzerindeki kitabelerde yazanlar sayesinde bilinmektedir. Kitabelerde güneyde bulunan da “Amel-i Üstad”, kuzeyde bulunan Kalûyan’ül Konevi” yazmaktadır.[2]

Gök Medrese’yi inşa eden Kâluyân’ül Konevî döneminin ünlü sanatkârlarındandır. Ahmet Eflâkî, Ariflerin Menkıbeleri adlı eserinde; Kâluyân’ın Hristiyan asıllı iken Mevlânâ’yı tanıdıktan sonra Müslüman olup müridleri arasına girdiğini, resim sanatında ve tasvirde eşi bulunmayan bir sanatkâr olduğunu belirtmiştir.[3]

Önceden iki katlı olduğu düşünülen yapı günümüzde tek katlıdır. Açık avlulu dört eyvanlı plan şemasına sahiptir. Taçkapıdan girildiğinde yıldız tonozla örtülü giriş eyvanı [4]vardır. Eyvanın sağ tarafında bir mescit bulunmaktadır. Kubbeyle örtülü bu mekanda kubbeye geçişi Türk üçgenleri[5]sağlamaktadır. Kubbe eteğinde ve kapının tam karşısında bulunan mihrap kısmında mozaik çini süslemeleri kullanılmıştır. Eyvanın solunda bulunan mekan ise dershanedir. Dershanede de kubbe kullanılmıştır ayrıca bu odanın da oldukça süslü bir penceresi vardır. Her iki mekanında minarelere açılan çıkış kapıları bulunmaktadır. Batı kısmında bulunan bu yapılar avluya giriş eyvanı sayesinde açılmakta ve iki mekanında avluya bakan birer mukarnaslı[6] ince işçilikli pencereleri bulunmaktadır. Avlunun kuzey ve güneyinde ise revaklar bulunmaktadır. Bu revaklar mermer kaplı olup kemerleri taşıyan sütün ve sütun başlıkları arsında devşirme olanlar mevcuttur. Selçuklu dönemine ait olan sütun başlıklarında palmetli süslemeler bulunmaktadır. Bu sütun dizisi ortasında kuzey ve güneyde karşılıklı revaklardan daha yüksek olan sivri kemerli eyvanlar yer almaktadır. Eyvanlarda kalan çini izlerinden çiniyle kaplı oldukları düşünülmektedir. Giriş eyvanında olduğu gibi bu eyvanlarında sağ ve sol yanlarında odalar bulunmaktadır. İki yanda da üçer tane olan odaların üzeri beşik tonozla[7] örtülüdür. Bu odaların kapılarını üzerinde de süsleme devam ettirilmiş geometrik ve bitkisel süslemelerin yanı sıra kapıların üzerinde kur’an ayetleri ve hadisler bulunmaktadır.[8]

Yapının doğu kısmı büyük oranda yıkılmıştır. Bu yüzden ana eyvandan da geride çok bir şey kalmamakla birlikte yanındaki odalar da aynı durumdadır.

Yapının asıl abidevi kısmı batı cephesinde bulunan taçkapı ve çift minaresidir. Taçkapısı tamamen mermer malzemedendir. İki yanında bulunan ve çeşitli çini teknikleriyle süslenmiş minareler girişe ihtişam kazandırmıştır. Taçkapının girişindeki basık kemer çift renkli olarak kurgulanmış ve köşelerinde bitkisel motiflerle süslenmiştir. Kemerin yanlarında kabartma olarak fil, aslan, at, ördek başları görülürken aynı zamanda yaprak motifleri de yer almaktadır. Kapı nişlerinde süsleme olarak akantus kullanılırken sütunçeler[9] de kabartmalı palmetler kullanılmıştır. Kapının iki yanında bulunan yan nişler ise yaprak, rumi motifleriyle çevrili olup, geometrik desenlerle bezeli sütunçe ve mukarnas kavsara[10] bulunmaktadır. Bordür de örgü motifini andıran geometrik geçmelerden oluşur. Sivri kemer içinde bulunan on dört sıradan oluşan mukarnas kavsarayla birlikte bir de kitabe kuşağı bulunmaktadır ki buradan yapının inşa tarihini ve kim tarafından yaptırıldığını yani banisini bilmekteyiz. Kavsanın üzerindekii sivri kemerin üzerinde Amener-resulu ile başlayan Bakara süresinin 285. Ve 286. Ayetleri yazılmıştır. Köşelerde kabara yuvaları bulunmaktayken palmet-rumi süslemelerde görülmektedir. Bu kısım en üstte bulunan tek sıralık bir kitabe ile tamamlanmaktadır. 

Bu batı cephesinde bulunan taçkapının giriş kısmını farklı genişiklerde olan rumi ve palmet dizilerinin değişik kompozisyonlarda uygulandığı kabartma olarak işlendiği dört adet bordür kademeli, olarak orta kısmı çevrelemiştir. Minarelerin kaidelerini oluşturan taçkapının yan kısımları simetrik olarak kurgulanmıştır. İşlevsel yönden de payanda vazifesi görmektedirler, taç kapının sağ ve solunda oldukları için taç kapı geniştir. Kaidelerin iki yüzü vardır bunlarda kabartma olarak uygulanmış örgüler, geometrik desenli bordürler ve silmelerle çevrelenmiştir. Kaidelerin ön yüzeylerinde kalın silmelerden yapılmış sekiz köşeli yıldız bulunmaktadır. Bu yıldızın içinde sivri kemerli pencereler yer almaktadır. Yıldızın altında yüzeyden biraz içe girintili sivri kemerli bölümde yaprak, çiçek ve narlarla süslenmiş hayat ağaçları bulunmaktadır. Hayat ağacının altında iki iri palmet, yapraklarında narlar, üzerinde çift başlı kartal figürü bunun iki yanında da iki kuş yer almaktadır.[11]

Anadolu Selçukluları mimari süslemede hayat ağacı motifini kullanmışlardır. Barışın, bereketin, bilimin, kudretin ve sonsuzluğun sembolü olarak soyun anlamlar yüklenmiş olan bir kozmik ağaç gibidir. Devletin koruyucu tarafını sembolize etmesi açısından da devlet ağacı olarak da nitelendirilmiş bununla birlikte kullanılan semboller açısından cennet ağacı olarak da nitelendirilmiştir.

Hayat ağacı, eski Türk inanç sisteminde bulunan Şamanizme göre dünyanın merkezini belirleyen ve kuşlar kartallarla tasvir edilen ağaçtır. Selçuklu döneminde cennet anlamıyla kullanılarak mimari süslemede çini, taş gibi bezemelerde kullanılmıştır.[12]

Hayat ağacının altında sekiz köşeli yıldız şekilleri içinde kitabeler yer almaktadır. Kaidelerin yan yüzeylerinde orta kısım kalın silmeden yapılmış bir kemer üzerinde  palmetle taç oluşturulurken altında örgü motifiyle yapılmış bir kitabe bunun altında ise ön yüzüyle uyum sağlayacak şekilde yüzeye göre girintili sivri kemerli bölümde yine sekiz kollu yıldız içinde bir kitabe vardır. Kaidelerin üst  kısmı ön ve yan yüzeyde birbiriyle  uyumlu olacak şekilde palmetlerle sonlanmaktadır. Kaidelerin taç kapıyla uyum sağlayan mermerden oluşan bu bölümleri taç kapıyı çevreleyen son bordürün ön ve yan taraflarını dolaşmasıyla sonlanmaktadır. Buradan itibaren minarenin tuğlalı kısımları başlamaktadır. Tuğladan oluşan bu son kaide kısmı taç kapının yüksekliği kadar tutulmuştur. Cepheleri panolarla bölümlenmiş, bu alanlar  çini mozaiklerle süslenmiştir. 

Kaidelerin kare kısımları üçgen prizma köşeliklerle sekizgen pabuç kısmına geçer. Pabuç kısmının arka tarafında kalan çini kalıntılardan dört yönde de aynı kurgunun olduğu düşünülmektedir.[13]

Minare gövdeleri yarım yuvarlak, sivri kenarlı yivli olarak alternatif dizilmiş olup sekiz dilimlidir. Dilimler sırlı tuğlaların zig zag geçmeler ve baklava desenli  kurgulanışıyla süslenmiştir. Sırlı tuğlalar firuze ve mor renklidir. Şerefelerin altında çinili bordürler bulunmaktadır. Minarelerin şerefe altları mukarnaslı olup üst kısımları yine tuğla ile devam etmiştir. Minare kurşun kaplı külahla son bulmuştur. 

Medresenin ön cephesinin her iki köşesinde köşe kuleleri yer almaktadır. Köşe kulelerinin yüzeyi ince bir bordürle ikiye ayrılmıştır. Altta kala bölüm üst bölüme göre daha kabarık bir biçimde işlenmiş ve palmet-rumi desenleriyle süslenmiştir. Üst kısımda ise kemer motiflerinin kaydırılarak birbirinin üzerine gelmesiyle geometrik düzen oluşturulmuştur.

Ön cephenin sol tarafında bir çeşme yer almaktadır. Dilimli kemer, kitabe ve bordürden oluşmaktadır. Kemeri iki kattan oluşup ilki kalın bir silme ikincisi isse beyaz ve gri mermerlerden yapılmış geçme motiflerden oluşur. Kemer köşelikleri kırık ve birbirine geçen silmelerden oluşmaktadır. 

Yine ön cephede biri çeşmenin yanında diğeri güneyde bulunan iki pencere yer almaktadır. Pencere mermerden yapılmış olup dikdörtgen çerçeve içerisindedir. Bu çerçeve üzerinde geometrik süsleme bulunmaktadır. Pencere üzerinde beş sıralı mukarnas kavsara üzerinde ice sütunçelere oturmuş sivri kemer sivri kemer köşeliklerinde ise çiçek motifli rozetler bulunmaktadır. 

Medresenin tüm cepheleri kesme taştan inşa edilmiştir. En gösterişli kısmı batı cephesinde bulunan taçkapı kısmıdır. Yapıda toplam dört adet destek kulesi vardır. Daha öncede belirtildiği üzere yapının doğu cephesi yıkılmış olduğundan bilgi aktarmak zordur.


[1] Üçer, Müjgan. ”Sivas Gök Medrese ve Bezemeleri”. Hayat Ağacı Dergisi /12.sayı (2008

[2] Ayşe Denknalbant,”Osmanlı Öncesi Türk Mimarisinde Çifte Minareli Cephelerin Gelişimi (2010)”, ( Doktora Tezi , İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2010)  99.

[3] Haşim Karpuz,  “ Kâlûyân”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi(DİA), (İstanbul,Türkiye Diyanet Vakfı,2001) C.XXIV,269.

[4] cami ve medreselerindeki üç yanı kapalı, avluya bakan yanı açık, üstü tonozla örtülmüş, yerden yüksekçe zeminli yer.

[5] Türk mimarisinde dört köşe plandan kubbeye geçiş, üçgen tromplarla (köşe binisi) sağlanmıştır. Bu köşe binilerine mimaride “Türk üçgeni” denilir.

[6] “Yan yana ve üst üste yerleşen prizmatik öğelerin dışa doğru derece derece taşarak, genellikle simetrik bir düzen içinde dizildiği üç boyutlu bir mimari bezeme öğesidir.” Metin Sözen, Uğur Tanyeli, Sanat Kavramları Ve terimleri Sözlüğü,( İstanbul: Remzi Kitabevi,2017), 216.

[7]örgü teknikleri kullanılarak inşa edilmiş, kagir, eğrisel yüzey ya da yüzeylerden oluşan mimari örtü öğesi”Sanat Kavramları Ve terimleri Sözlüğü,( İstanbul: Remzi Kitabevi,2017), 304.

[8] Denknalbant,  “Osmanlı Öncesi Türk Mimarisinde Çifte Minareli Cephelerin Gelişim (2010)”,109.

[9] “küçük sütun. Türk mimarlığında genellikle mihrap ya da taçkapı köşelerine yerleştirilir.”, Sanat Kavramları Ve terimleri Sözlüğü, 287.

[10] “kemerin eğrisel alt yüzeyi”, Sanat Kavramları Ve terimleri Sözlüğü, 162.

[11] Denknalbant, “Osmanlı Öncesi Türk Mimarisinde Çifte Minareli Cephelerin Gelişimi (2010)”, 115.

[12], Sanat Kavramları Ve terimleri Sözlüğü, 132.

[13] Denknalbant, “Osmanlı Öncesi Türk Mimarisinde Çifte Minareli Cephelerin Gelişimi (2010)”, 118.

Kaynakça

ASLANAPA, Oktay, Türk Sanatı, İstanbul 2018

DENKNALBANT, Ayşe,“Osmanlı Öncesi Türk Mimarisinde Çifte Minareli          Cephelerin Gelişimi”, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2010

ERTUĞRUL, Özkan, “ Gökmedrese” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.XIV,İstanbul 1996, s.138-139.

Karpuz, Haşim, “Kaluyan” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.XXIV,İstanbul 2001,s.269.

SÖZEN, Metin, Sanat Kavram Ve Metinleri Sözlüğü, İstanbul 2017

Uğur, TANYELİ-ÜÇER, Müjgan, “Sivas Gökmedrese Ve Bezemeleri”, Hayat Ağacı Dergisi, S.XII, Sivas 2008.                                                     

Fulya Özkan

İstanbul Üniversitesi Tarih ve çift anadal programı ile Sanat Tarihi okumaktayım. Sanat Tarihi ile ilgili yazılar yazıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu