Sanat Tarihi

Stanislaw Chlebowski’nin Osmanlı Savaş Konulu Tablolarının Değerlendirilmesi

Osmanlı’da batılı anlamda perspektifli, tuval üzerine yağlı boya resim dediğimiz zaman 18.yüzyıl’dan sonra özellikle atılan önemli adımlar ve atılımlarla 19.yüzyıl aklıma gelmektedir. Özellikle resim sanatının gelişmesinde önemli basamaklardan birisi askeri okullarda resim dersinin okutulmaya başlamasıdır. Bu dersin içeriğinde sanatsal olarak olmasa da teknik resim eğitimi verilmesi bazı öğrencilerin ortaya çıkmasına ve bu öğrencilerin padişah bursu ile Avrupa’ya eğitim almaya gönderilmeye başlamasına neden olmuştur. Bu olaylar neticesinde ortaya çıkan ilk ressamlar hep asker ressamlardır. Atılan bu adımlarla bir zemin oluşturulmuş ve tek tek katlar çıkılmaya başlanmıştır. Sadece bu derslerle kalınmamış içinde bulunulan dönemde sarayın sanatı teşvik etmesi, sanat hamiliği yapması da önemli bir husustur. Saraya davet edilen Avrupalı ressamlar ile birlikte saray ressamlığı ortaya çıkmış, Avrupa gezileri gerçekleştirilir ve çeşitli tablolar satın alınırken bu tabloların sayısı artınca çeşitli koleksiyonlar oluşmaya başlamıştır. Saray duvarları çeşitli tablo ve sanat eserleriyle süslenmiş Dolmabahçe Sarayı’nın çehresi de değişmiştir. Sanayi Nefise mektebinin kurulmasıyla birlikte akademik bir gelişim ortaya çıkmıştır. Avrupa’dan gelen ressamlar ile şehrin havası da değişmiş, Pera bu konuda merkez haline gelmiştir. Açılan fotoğraf stüdyoları, özel akademiler, sergiler ile halkın ilgisi de bu yöne çekilmiştir.  Pera semti ve şehir tam bir cazibe merkezi haline gelmiş bunun sanata yansımaları hep olumlu olmuştur.   

Bu çerçeve baktığımızda Sultan Abdülaziz sanatı en çok destekleyen padişahlardan biriydi. Abdülaziz 1867’de gerçekleştirdiği Avrupa seyahatinde, davet edildiği Milletlerarası Paris Sanayi Sergisi’nin açılışına katılmış, bazı ressamların tablolarını saray için satın almıştır. Pierre Désiré Guillemet bu dönemde İstanbul’da Abdülaziz’in tablosunu yapmış ve saray için çalışmıştır. Bu çalışmalarının sonucunda resim ve mimarlık eğitimi verecek bir okul kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu dönemde Rus ressam Ivan Konstantinoviç Ayvazovski de ön planda olan saray için tablolar yapan ressamlardan biriydi. Abdülaziz’in dikkatini çeken ve saraya gelip resim yapan bir diğer önemli ressam da Lehli ressam Stanislaw Chelebowski’dir. Dönemin Hariciye Nazırı Fuat Paşa sanatçının tablolarını padişaha tanıtarak onun saray için eserler üretmesine olanak sağlamıştır. Sanatçı 1875’e kadar İstanbul’da kalmış ve o dönemin önemli mesire yerlerini oryantalist üslupta resmettiği tablolarını yapmıştır. Sanatçı doğu şehirlerini gezdikten sonra Paris’e geri dönmüştür. Eserleri Polonya’da resmi ve özel koleksiyonlarda, Türkiye’de Milli Saraylar ve Askeri Müze koleksiyonunda bulunmaktadır.  Sanatçının tablolardaki konularına baktığımızda İstanbul’un doğal güzellikleri, mesire yerleri, şehir hayatı, gündelik yaşam ve asıl önemli olan diğer konusu ise savaş sahnelerini betimlediği resimlerdir.  

VARNA MEYDAN MUHAREBESİ -19.yüzyıl sonu (Tuval üzerine yağlı boya)

1444 yılında gerçekleşen ve Osmanlı ordusunun haçlılar karşısında kazanmış olduğu savaşı betimleyen bir tablodur. Resmin ön planında Osmanlı askerleri ve haçlılar arasındaki mücadele görülmektedir. Ön planda beyaz at üzerindeki Osmanlı askeri elinde tutmuş olduğu mızrak ile hücum eder vaziyettedir. Atın ayakları altındaki haçlı askeri esere dramatik bir etki yaratmaktadır. Ve bu olay sahnenin birçok yerinde tekrarlanmıştır. Eserde kullanılan renkler kırmızı-mavi ve sarı renkleridir ki sanatçının özelliklerinden birisidir. Resimde desen anlayışı ön plana çıkmaktadır. Sanki bir tiyatro sahnesini andıran duruşta yer alan figürler arka planda siluet şeklinde yer almaktadır. Oldukça fazla detayın yer aldığı tabloda, kırmızı tuğ, haçlı ordusunun çift başlı kartal sancağı gibi ince ayrıntılar bulunmaktadır.  Gerçekçi anlayışın da ön plana çıktığı resimde özellikle at hareketlerinin başarılı bir şekilde yansıtılmış olması önemlidir. Arka planda da şehrin kaleleri burçları yer almakta resme perspektif kazandırmaktadır. Sanatçı savaş sahnelerinde bol figür kullanmayı tercih etmiş ve realist (gerçekçi) bir tarz vurgulamaktadır.

BUDİN’İN ALINMASI-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529’da Budin’i almasını resmeden bu tabloda, Sultan Süleyman beyaz atıyla savaşın ortasında bulunmaktadır. Sultan’ın çevresinde yeniçeriler ellerinde tüfekler ile hem padişahı koruyup hem Macar kuvvetlerini geri itmektedirler. Sanatçı yine bu sahnede de kendine has olan renkleri kullanmıştır. Figürlerin klasik pozlarda resmedilmesi neo-klasik resim özelliklerinden biridir. Tüm dikkati Sultan Süleyman üzerine çekmiş, diğer tablodaki gibi tiyatro sahnesini andırır vaziyettedir. Savaşın oluşturduğu toz bulutları, savaşçıların silahları ve kıyafetleri, at koşum takımlarındaki süslemelerde ince detaylar verilmiştir. Sahnenin arka tarafında sakin bir manzara görüntüsü ve olayın geçtiği yeri betimlemek amacıyla Budin kalesi yerleştirilmiştir. Osmanlı sancağının dalgalanır şekilde gösterilmesi zaferin bir işareti olarak yansıtılmaktadır. Ressam sağlam bir desen anlayışı ve rengin egemen olduğu sahneleri sıkça tekrarlamış, detayları kullanmada ustaca davranmış, bunu diğer tablolarında da kullanmaya devam etmiştir.

MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)

1526 yılında Osmanlı ile Macaristan arasında geçen bu savaş en önemli meydan muharebeleri arasında yer alır. Osmanlı’nın zaferi ile sonuçlanan bu savaşın sahnelendiği bu tabloda yine merkezde at üzerinde süvari figürü, elindeki kılıcı ile dörtnala koşar şekilde bulunmaktadır. Sanatçı savaş sahnelerinde birkaç kompozisyon ve şematik yöntemler kullanmıştır. Bu şaha kalkmış at veya dörtnala koşan atlı figürü bazı sahnelerinde sürekli tekrarlamıştır.  Varna Savaşı sahnesinde de gördüğümüz bu yöntemi kullanmayı tercih etmiştir. At üzerindeki figürün kırmızı giysisi ile dikkati çekmesi ve incelikle yansıtılması klasik sanatın belirgin bir özelliğidir. Klasik pozlarda oluşturulan figürler, savaş alanının oluşturduğu toz bulutu, detayların incelikle verilmesi sanatçının sık kullandığı yöntemlerdir.

SULTAN IV.MURAD BAĞDAT SEFERİ-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)

Sahnede orta merkezde atı ile şaha kalkmış olan IV.Murad görülmektedir. Atın bu şekilde kullanılması yine tekrar etmektedir. Yine atın ayakları altında yer alan askerler dramatik etkiyi vermektedir. Sanatçının kullandığı bir diğer kompozisyon da budur. Sıkça ayaklar altında yer verdiği ceset ve yaralı asker betimlemesi ile tekrar eden bir özelliktir. Sağ arka tarafta yer alan kale ve surları diğer sahnelerdeki gibi sahneyi destekler nitelikte oluşturulmuştur. Kendi renklerini kullanan sanatçı, aynı şekilde savaş alanının çıkardığı toz bulutlarına resmine monte etmiş, Sultan Murad’ın ve askerlerinin kıyafet ve silahlarındaki detayları incelikle işlemiştir. Ön taraftaki hareketliliğe nazaran arka plana sakin bir görüntüyü tercih etmiştir. Klasik pozlarda oluşturduğu bu sahne ile bazı kurallara bağlı kalarak birçok resim yapmıştır.

SULTAN I.MAHMUD DEVRİNDE BELGRAD KALESİNE HÜCUM-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)

1739’da Osmanlılar, Sırp şehrini 1717’den beri işgal etmiş olan Habsburglar’dan geri aldı. Şehrin kalesinin korkulukları, Osmanlı kostümlü figürlerle kaplıdır. Padişahın simgesi olan yeşil Osmanlı sancağı, bu resimde sağda görüldüğü gibi süvariler tarafından savaş alanına taşınmıştır. Bu resimde solda görüldüğü gibi, şehrin camilerinden birinin Belgrad’ın kale duvarlarının arkasında öne çıkması, Osmanlı varlığının hatırlatıcısı olarak sembolik bir öneme sahiptir.  Sanatçı burada diğer sahnelerde kullandığı tüm kompozisyon tasarımlarını bir arada uygulamıştır. Kırmızı renkle belirtilmiş savaşan iki süvari figürü, savaş meydanını oluşturduğu toz bulutları, savaş meydanına koşan atlı süvariler, şaha kalkan atlar, arkada yer alan şehir betimlemesi, atların ayakları altında yer alan dramatik ceset betimlemeleri gibi tüm detaylar yer almaktadır.

İki farklı türde resimler yapan sanatçı savaş sahneleri ile öne çıkmaktadır. Savaş sahnelerinde detayları çok iyi yansıtmakla birlikte romantik ve dramatik öğelere de yer vermiştir. Sahnelerinde genellikle çok figür kullanan sanatçı resmin arka kısımlarında daha siluet şeklinde yaparken ön planda ise klasik pozlarda belirgin figürler kullanmıştır. Belli başlı kompozisyon şemalara sadık kalan sanatçı bunu sık sık tekrarlamıştır.

Semendire Kalesinin Kuşatılması-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)
Vidin Kalesi-19.yüzyıl sonu-(Tuval üzerine yağlı boya)

KAYNAKÇA

Askeri Müze Resim Koleksiyonu. İstanbul: Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı,2011.

Wójcik, Agata. “Stanislaw Chlebowski, Sultan Abdülaziz’in Sarayında”. Milli Saraylar Sanat Tarih Mimarlık Dergisi, sy.17 (2019): s.33-51.

Ürekli, Fatma. “Leh Asıllı Stanislaw Chlebowski’nin Osmanlı Saray Ressamı Olarak İstihdamı ve Ayrılışı”. Tarih Dergisi, sy.71 (2020/1): s.281-316.

Biçici, Hür Kamil. İstanbul Askeri Müze ve Kültür Sitesi’nde Bulunan Ressamı Bilinen Yağlıboya Tablolar. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1995.

Vural, Didem. Oryantalist Dönemde Avrupa’dan Türkiye’ye Gelen Yabancı Ressamlar ve Türk Resim Sanatına Etkileri. Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999.

Cezar, Mustafa. Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi Bey. İstanbul: Türkiye İş Bankası A.Ş, 1971.

Roberts, Mary. “Ottoman Stategraft and the “Pencıl of Nature” Photography, Painting, and Drawing at the Court of Sultan Abdülaziz”. Art Orıerntalıs, 43 (2013): s.10-32.

Yasin Tarakcı

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Mezunu / Yüksek Lisans Öğrencisi. Aynı zamanda Kültürel Turizm ve Miras öğrencisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu