Alternatif TarihMakale

Tanzimat Dönemi’nde Bir Modernleşme Rüyası Olarak Avrupa: Mektebi Osmâni Örneği

Kadim İslam maarif terminolojisinde ilim talep etmenin üç yolundan bahsedilmektedir: Hayret, gayret ve gurbet.[1] Orta Çağ İslam Dünya’sında ilim talep etmek isteyenler nasıl Endülüs’e, Mısır’a, Buhara’ya gidiyorlarsa; Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme sürecinde bu rota Avrupa’ya çevrilmiştir. Batı ile temas kurulmasının dönüm noktası ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun harp sahasında aldığı yenilgiler olmuştur. Bunun üzerine eksikliğin hissedildiği ilk alan da savaşlar olduğu için gönderilen ilk öğrenciler de askeri odaklı öğrenciler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eğitimin modernleşmesi ile birlikte devletin içinde bulunduğu durumdan kurtarılacağı inancı devlet adamlarının bünyesinde şekillenmeye başladığı dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nda, askeri alanda modernleşme ve buna bağlı olarak Avrupa’ya tahsil amacıyla öğrenciler gönderilmeye başlanmıştır. İşte bu dönemde, 1857 yılında Mekteb-i Osmâni Paris’te geleceğin askerî, teknik ve mülkî kadrolarını modern bilgilerle donanmış olarak asıl yerinde yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.[2]

1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nda eğitimle ilgili herhangi bir madde bulunmamasına rağmen devlet adamları yapılan yeniliklerin kalıcı olabilmesi için yeni bir aydın tipi ve kadro oluşturulması gerektiğinin farkında olup bunun bir uzantısı olarak da ya bir okul açılması ya da Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi gerektiğini fark ederek buna uygun olarak hareket etmişlerdir.[3] Osmanlı İmparatorluğu’nda XVI. yüzyılın sonlarında gündeme gelmeye başlayan yurt dışına öğrenci gönderme meselesinin amacı sistemdeki aksaklıkları gidermek ve içinde bulunan kurumlardaki düzensizliği tanzim ve Avrupa ilmine vakıf olmaktı.

Osmanlı Devleti’nin modernleşme süreci içerisinde, Avrupa’nın çeşitli şehirlerine tahsil için öğrenciler gönderme uygulaması önemli bir gelişmedir. Bâb-ı Âli tarafından Fransa’ya gönderilen ilk öğrenciler Hüsrev Paşa’nın himayesinde olarak Daire-i Seniyye’de eğitim görmüş ve tahsil masrafları devletçe karşılanmıştır Paris’te, öğrencilerin sahipsiz kalması, başarısızlık ve disiplinsizliği beraberinde getirmiştir. Bu durumu ciddi olarak ele alan ve Paris’teki öğrencilerin başarı seviyelerini öğrenmek amacıyla bir komisyon kurulmasını öneren Mehmet Cemil Bey olmuştur. Mehmet Cemil Bey, 1855 yılında bir komisyonun kurulması konusundaki isteğini Fransa Maarif Nazırı R. Rouland’a iletmiştir. Bu teklif olumlu karşılanmış ve 1857’de bu komisyon teşkil ettirilmiş, başarı durumlarının ölçülmesi için yapılan imtihanlar ise başarısızlıkla neticelenmiştir.[4] Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, Islahat Fermanı gereğince, Fransız programlarına uygun; devlete hariciyeci ve yabancı dil bilen subay yetiştirmek amacıyla bir eğitim kurumu açılması fikri devlet adamları bünyesinde şekillenmeye başlamıştı.

 Abdülmecid’in izniyle 6 Kasım 1857 tarihinde yapılan açılış töreniyle eğitim süresi üç yıl olan eğitim kurumu Paris’te Mekteb-i Osmanî adıyla faaliyete geçmiştir. Mekteb-i Osmanî’de eğitimin ilk yıllarında öğrenciler Fransızcalarını geliştiriyor, bunun yanında tarih, coğrafya ve savaş sanatına dair genel bilgiler de alıyorlardı. Diğer iki senede Fransız dili geliştirilerek bu dille tarih, coğrafya, matematik ve doğa bilimi dersleri alınacaktı. Ayrıca bu derslere yönelik etütlerin yapılması da okulun programında mevcuttu. Okulun seviye ve amacına bakıldığında, Osmanlı öğrencilerini Fransız yüksekokullarına hazırlayan bir tür hazırlık okulu statüsünde olduğu görülmektedir. Nitelik bakımından oldukça başarılı olan bu kurum Osmanlı İmparatorluğu tarafından oldukça maliyetli bir okul olarak görülmeye başlanmıştır. Bunun sonucunda, Paris, Viyana ve Berlin gibi Avrupa şehirlerine tahsil için öğrencilerin bilgili ve yetenekli olarak yetiştikleri görüldüğü ancak Avrupa’ya yeni öğrenciler göndermek yerine öğrencilerin tahsiline harcanmakta olan yüklü miktardaki paraya mukabil İstanbul’da yeni bir mektep açılması ve buraya Avrupa’dan hocalar getirtilmesinin çok daha fazla öğrencinin donanımlı bir şekilde tahsil ettirilmesini sağlayacağı ön görülmüştür.[5] Osmanlı İmparatorluğu’na pahalıya mâl olan Mekteb-i Osmâni’den beklenen sonuç alınamayarak eğitim kurumu 1863 senesinde kapatılmıştır. Mekteb-i Osmâni’nin kapatılması, Tanzimat Dönemi’nde gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri açısından başarısızlıkla sonuçlanmasının tam aksine; Galatasaray Mekteb-i Sultânisi’nin kurulmasını sağlamış önemli bir eğitim kurumudur.


[1] Mustafa Gündüz, “Diyar-ı Ecnebide Tahsil-i İlk Serüvenimiz (1830-1950)”, Eğitime Bakış, Eğitim-Öğretim ve Bilim Araştırma Dergisi,  S.34, 2015, s.21.

[2] Metin Ziya Köse, “Mekteb-i Osmâni”, İslam Ansiklopedisi, C. 56, TDV Yayınları, İstanbul 2016, s. 243.

[3] Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Alfa Yayınları, İstanbul, 2001, s.147.

[4] Gülşah Eser,  Mekteb-i Harbiye’nin Türkiye’de Modern Bilimlerin Gelişmesindeki Yeri (1834-1876), (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Anabilim Dalı, İstanbul 2005, s. 74 – 75.

[5] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Eğitiminde Modernleşme, İstanbul 2014, s.38 – 39.

Tuğçem Tirfil

Hacettepe Üniversitesi - Yakınçağ Tarihi alanında Yüksek Lisans öğrencisiyim. Modernleşme Dönemi ve Türk Eğitim Sistemi alanında çalışıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu