Arkeoloji

Tarih ve Kent Planlamacılığı Açısından İznik(Nicaia) Kenti

Konuk Yazar Yazısı

İznik ilçesi Bursa iline bağlı ve İl’e uzaklığı 85 km. uzaklıkta, Türkiye’nin Marmara bölgesinde, bölgenin güneydoğusunda ve kendi adıyla anılan gölün doğu kıyısındadır. Epigrafistlerin araştırmalarına göre bugünkü “İznik” ismi, eski Yunancada “Nikaia’ya doğru” anlamını taşıyan “EIS TEN NIKAION” dan gelmektedir. “EIS” ve “NIK” heceleri halk dilinde kaynaştırılarak önce “EISNIK” sonra “ISNIK” ve günümüzde “İZNİK” şeklini almıştır.

İznik Kentinin Marmara Bölgesi İiçindeki Konumu

İznik kenti, Bythinia bölgesinin Constantinopolis ile birlikte en önemli ikinci kentidir. Çok katmanlı bir kentsel yerleşim sürecine ev sahipliği yapmış olmasıyla birlikte, bulunduğu konumu itibariyle iki dağ arasında kurulmuş bir ova kentidir. Bythinia Ovanın büyük şehirlere yakınlığı ve verimli toprakların her türlü ticarete elverişli olması dolayısıyla ticari alan olarak avantaja çevrilmiştir. Bir çok dönemin (Helenistik, Roma, Bizans, Büyük Selçuklu) kültür kalıntıları ile yoğrulmuş önemli bir yerleşim alanı olmayı sürdürmüştür. Hıristiyanlığın ilk evrensel konsili’nin aslında Ancyra’da toplanma kararı alınmıştı fakat çeşitli nedenlerden dolayı İmparator Constantin tarafından değiştirilerek bugünkü Nicaea’da –İznik Gölünün yakınında- yapılması kararı alınmıştır (1 Haziran 325). İkonoklazma döneminde 787 yılında yine İznik’te 7. Konsil –İznik Ayasoyfasında- toplantısının gerçekleştirilmesiyle birlikte, İznik kenti Hıristiyanlık dünyası için çok önemli bir değere sahiptir.

 

Kent planına baktığımızda; öncelikle çevresinin surlarla çevrelenmiş olduğunu görülmektedir, İç kısımlarda kamu binalarının daha yoğun olduğunu, halkın ve askerlerin daha çok dış kısımlara yakın noktalarda yaşadıklarını söyleyebiliriz. Helenistik Dönem Yunan uygarlığının egemen olduğu bir dönem olmasından kaynaklı demoktasi ve eşitlik kavramları daha önce hiç olmadığı kadar önem kazanmış ve bu anlayış Hippodamos -ızgara plan ya da dama tahtası planı- kent planlamacılığı ile hayata geçirilmiştir.

Kentte yaşayan herkese eşit derecede arazi dağılımı ile bireye ve topluma verilen değere vurgu yapılmıştır. Roma döneminde ise kent planı biraz daha geliştirilerek tam merkezden geçen Cardo ve Decumanus ismi verilen iki ana caddenin ve sokaklarının kesişmesi ile oluşturulmuş bir kent planlamacılığı örneğidir. Cardo Maximus yerleşimi K-G doğrultusunda kesen ana cadde, Decumanus Maximus ise D-B doğrultusunda devam eden ana caddedir. Bu iki ana caddenin, surlara açılmış olan ana kapılara uzanması gerekmektedir.

Kentin sur duvarlarından başlayarak merkezi alana doğru devam eden yapıların bazıları; Roma döneminde inşası tamamlanmış ve Bizans döneminde de kullanılmış olanlar, bazıları ise Bizans dönemine ait yapılardır.

İznik Surları

İznik surları, yapımı Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar uzanan ve bugün tüm Anadolu’nun en iyi korunmuş savunma sistemlerinden biridir. Kent Helenistik dönemde kurulmuş olmasına rağmen Roma dönemi şehir planlamacılığını yansıtmaktadır. Surlar, Roma ve Bizans dönemlerine aittir. İki ana cadde, (Cardo ve Decumanus) bu surlardan açılan ana kapılara uzanmaktadır. Dönem dönem surlarda bir takım onarımlar ya da iyileştirmeler yapılarak savunma sistemi güçlendirilmiştir.

Kentte 4 ana giriş kapısı bulunmaktadır. Kuzeyinde; İstanbul Kapı, güneyinde Yenişehir Kapı, doğu ucunda Lefke Kapı, batı ucunda ise Göl Kapı yer almaktadır.

Sur Kapılarının Kent İçindeki Konumu

Roma Tiyatrosu

Roma döneminde masraflarının ağır gelmesi sonucu hiç bir zaman tamamlananamayan tiyatrodan bir çok parça kentin çeşitli yapılarında ve sur duvarlarında kullanılmıştır. Ayrıca Bizans döneminde tiyatronun bazı kesimlerine toplu mezarlar açılmıştır.

Baptisterium (Böcek Ayazması)

Bina, kutsal bir su kaynağı olarak görülmektedir. Yapı poligonal plan tipine sahip, duvarlarında nişli kemerler ve ortasında dikdörtgen formda bir vaftiz havuzu yer almaktadır. Havuzun küçük olması bize burasının Hıristiyan çocuklarının vaftiz edilmesi için kullanıldığını söylemektedir.

İznik Ayasofyası / Ayasofya Orhanlı Camii, 8.yy.

 

İznik konsilinde; 787 yılında 1. İkonaklazm dönemi İmparatoriçe Eirene tarafından  sona erdirilmiştir.  Yapı; kent merkezinde, iki ana caddenin bulunduğu konumda yer alan kentin en önemli kilisesidir ve Helenistik bazilikal plan şemasını yansıtır. İlerleyen dönemlerde – atıl kaldığı dönem dışında- işlevsel olarak müze ve daha sonrasında camiye dönüştürülmüş ve belirli kısımları ibadete açılmıştır. Yapı, 3 nefli Helenistik bazilikal plan şemasına sahip, batısında bir narthex ile naosa; yan neflerden birer, orta neften ise üç kapı açıklığı ile giriş yapılmaktadır. Yan neflerde de ikişer pencere açıklığı yer alır. Yapının bema kısmında merkezi bir alan oluşturulmuş ama kubbe kullanılmadığını ayırıcı birimlerden anlayabiliriz. Kubbe kullanılma olasılığı olsaydı; ortada yer alan payeler düz değil, L paye formuna sahip olurdu. Üst örtü düzeninde, orta nef daha yüksek ahşap kırma çatı, yan nefler eğimli çatı ile kapatılmıştır.

Taşıyıcı sisteminde de bir takım değişiklikler söz konusudur. Nef ayrımlarında; paye, sütun ve kemer kullanılmıştır. Doğusuna geldiğimizde ise 5 basamaklı synhtronon ile oluşturulmuş bir apsis içten yarım, dıştan 5 cehpe ve 3 pencere açıklığı düzenine sahip olduğu görülmektedir. Prothesis ve Diokonikon birimleri ise kareye yakın dikdörtgen formda, üzeri kubbe ile örtülüdür. Diokanikonun doğu ve güney cephelere açılan birer pencere  açıklıkları ve prothesisin doğu duvarında yer alan niş de plan üzerinden anlaşılmaktadır. Yapının bir çok yerinde fresko –çoğu tahrip edilmiştir- ve hat yazıları yer almaktadır. İlerleyen zamanlarda ise yapının kuzeybatısında bulunan minare –öncesinde çan kulesiydi-  restore edilmiş ve harim mekanına giriş bir kapı açıklığı ile sınırlandırılmıştır. Bunca sembolik önemi olan kilise, günümüzde müze olarak değil, cami olarak kullanılmaktadır.

Hespekli Hipojesi (Yeraltı Mezar Odası)

M.Ö. II. yüzyıla ait Herakles kabartmalı mermerden yapılmış lahit parçası bulunmuştur. Giriş kapısının iki yanı ve üst kısmı mermer levhalarla çevrilmiş, aynı tip yekpare mermer kapı ile örtülmüştür. Hipojenin en önemli özelliği, iç duvar yüzeylerinin çok renkli fresklerle kaplı olmasıdır.

Elbeyli Hipojesi Plan ve Kesit Çizimleri

 

Elbeyli Hipojesi Duvar Resimleri
Elbeyli Hipojesi Mezarın Dışından Batı Yönden Genel Görünü
Elbeyli Hipojesi – Doğu Duvarı

Nicaia Koimesis Tes Teotokos Kilisesi, 8. yy. başları

Teotokos manastırının ana klisesidir, Yapının apsis, bema tonozundaki figürlü mozaikler İkonaklazm döneminde tahrip edilmiştir. İlerleyen zamanlarda onarılmış olasa da yaşanan deprem ve yangınlardan dolayı yıkılmıştır. Yapı, Türklerin İznik’i ele geçirmelerinden sonra da Hıristiyanların elinde kalmayı sürdürmüştür.

Kilisenin Havadan Görünümü

Kilise, kareye yakın plan şemasına sahiptir. Batıda üç bölümlü narthexe yine üç kapı açıklığı ile girilmektedir. Naosa orta ve yan neflerden biirier kapı açıklığı ile ulaşılıyor ve merkezi alanda dönem özelliklerini yansıtan kapalı haç plan şeması görülmektedir.

Merkezde 4 serbest taşıyıcının üzeri kubbe ile kapatılmış olduğu , doğusunda derin bir bema ve apsis kollarının taşıyıcılardan bağımsız oldukları görülmektedir. Apsis, içten yarım yuvarlak dıştan üç cepheli olduğu ve üzerinin kırma çatı ile örtülü  olduğu görülmektedir. Pastoforium odalarına baktığımızda; diokonikonun kare mekanının kubbe ile ötrülü ve dıştan 3 cepheli tasarlandığını söyleyebiliriz. Prothesis ise kare formda, üzeri tonoz örtülü ve dıştan üç cephelidir. Dört serbest taşıyıcının aralarında kemer ve payeler kullalnılmıştır. Apsiste üç, apsidal formda sonlanan pastoforiom odalarında birer pencere açıklığı yer almaktadır. Kuzey ve güney batıda merdivvenle üst kata çıkılan kulevari iki birim yer almaktadır.

Kilisenin toplamda 7 farklı bölümünde mozaik süslemeler yer alır. Meryem ve Çocuk İsa mozaiği apsis yüzeyine betimlenmiştir. Merkezde kucağında İsa’yı taşıyan ve ayakta duran Meryem yer almaktadır. Öncesinde burada bir haç betimlemesinin olduğu ama sonrasında haçın kaldırılarak yerine getirilen Meryem Mozaiğinin bu kompozisyon düzenine uyum sağlaması amaçlanmış olsa da resimde görülen haç izleri bize çok kısıtlı bir değişiklik yapılabildiğini göstermektedir.

 

İznik Gölü Sualtı Bazilikası

Yapı İznik Gölü içerisinde korunmuş ve 2014 yılına kadar resmi olarak herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır. İlk kez Prof. Dr. Mustafa Şahin’in bilimsel danışmanlığında gerçekleştirilen yüzey araştırmasının hemen ardından düzenli olarak arkeolojik kazılar başlatılmıştır. Sualtındaki mimari kalıntılar İznik ve çevresinde yaşayan insanlar tarafından yıllardır bilinmektedir. Yapının formu ilk Hıristiyanlık dönemi yapılarını yansıtmaktadır. İçinde birçok mezarın varlığı bilinmektedir. Üç nefli Helenistik bazilikal planlı, batıda atrium –ya da dış narthex- ve narthexi olan bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Doğusunda Pastoforium odaları ile birlikte yarım daire formunda apsisi yer almaktadır.

KAYNAKÇA

  • Kağan Mehmet USTA, “İnanç Turizmi Potansiyeli Açısından İznik’in Değerlendirilmesi”, Balıkesir 2005
  • Sedat GÜNGÖRDÜ, “İznik / Nicaia Koimesis Tes Teotokos Kilisesi Mozaikleri” International Journal of Social Inquiry, 12/2, 2019, pp. 589- 613
  • Averil Cameron, Bizanslılar, Çev. Özhan Akpınar, İstanbul 2016
  • MULLER-WIENER, Wolfgang, İstanbul’un Tarihsel Topografyası,  İstanbul 2001
  • MANGO, Cyril, Bizans Mimarisi, Ankara, 2006

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu