Türk Tarihi

Temucin’den Cengiz Han’a

Cengiz Han dünya tarihinin en önemli hükümdarlarından biridir. Yaşadığı topraklar geçirdiği zor şartlar göz önüne alındığında göstermiş olduğu başarılar ona diğer hükümdarlar gibi tepeden inme bir şehzadelik, kurulu bir düzen intikal etmemiştir. Cengiz Han devletini tamamen yoktan var etmiş, dağınık halde bulunan toplulukları Moğol çatısı altında birleştirmiş, Çin’den Deşt-i Kıpçak’a Hazar Denizine kadar bir cihan imparatorluğu kurmuştur. XIII. Yüzyılın ilk yarısında bir Asya İmparatorluğu kurmuş, oğulları ve torunları bu kurulan imparatorluğun sınırlarını genişletmiştir.

Temuçin isminin kökenine bakıldığı zaman Moğolların Gizli Tarihinde yazdığı üzere Tatarlardan Temuçin-uge’nin esir alınıp getirildiği tarihte doğduğu için Yesügey Bahadır tarafından oğluna Temuçin ismini vermiştir. Temuçin “demirci” manasına gelmektedir. Ancak filologlar Temucin isminin kökenine indiğinde Temüü isim kök kelimesine –ci isimden eylem türeten ek gelmesi ve –n eylemden ad türeten ekin birleşmesiyle oluşan bu isim “istek, arzu, dilek” manasına gelmektedir. Yesügey’in de büyük oğlu olduğu için arzusunun yerine geldiği anlamı içeren Temüü ismini vermiş olması muhtemeldir.[1]

Cengiz ismini alması ise 1206 yılında Nayman Tayang Han, Ong Han ve Kutuku Beyi başta olmak üzere bütün bozkır hükümdarlarını hâkimiyeti altında toplamıştır. Aynı yıl yapılan kurultayda dokuz parçalı ak tuğ diktirmiş, kurultay sonunda “Cengiz” unvanını almıştır. Cengiz kelimesi ise cihan hükümdarı, göklerin oğlu, güçlü, mükemmel savaşçı manasına gelmektedir.[2] Zeki Velidi Togan’a göre Cengiz Türkçedir ve “Deniz” manasına gelmektedir.[3]

Temuçin rahat bir çocukluk dönemi geçirmemiştir. Nitekim Börte ile nişanlanmasından sonra Yesügey kabilesine dönerken Tatarlar tarafından zehirlenmiştir. Bu hadise üzerine toplanan kurultay Gizli Tarihe göre, “bu kadın ve çocukları burada bırakıp göç edin, onları almadan gidin.” Kararı üzerine Temuçin ve ailesi kabileleri tarafından terk edilmiştir.[4]

Temuçin sıkıntılı dönemler geçirmiş ancak aklı ve cesareti yanında siyasi idari, askeri alanda yeterlilik kazanmıştır. Gerek babası Yesügey’in gerekse kendi edindiği dostluklarla servetini ve gücünü arttırmayı bilmiştir. 1200lü yıllardan itibaren pek çok kabile Temuçin’e bağlılığını bildirmiştir. Temuçin’in teşkilatçı yapısı gereği dağınık kabileleri Moğol çatısı altında birleştirmiş, halkın güvenliğini sağlamış ve nihayetinde 1206 yılında toplanan kurultayda dokuz parçalı ak tuğ diktirerek  “Cengiz” unvanını alarak devletin kuruluşunu tamamlamıştır.[5]

Kurultayda birtakım kararlar alınmıştır. Moğollar arasındaki aile aidiyetini yıkarak yerine onlu sistemi getirmiştir, aileler arasındaki anlaşmazlığa son vermiştir. En disiplinli orduyu kurmuştur. Devletin hâkim unsuru Moğollar olmasıyla birlikte devletin başkenti Türk dünyasının geleneksel başkenti olan Ötüken bölgesindeki Karakurumdur. Bu sebepledir ki halkının, askerlerinin özellikle sivil yönetimi elinde bulunduran halkın çoğunluğu Türk boylarından oluşuyordu. Cengiz Han’a Uygurlar, Karluklar ve Kırgızlar itaat etmiştir. Özellikle devleti kurma müşavirliği Uygur Türklerine aittir. Bu sebeple Cengiz Han yazı dili olarak Uygur alfabesini kullanmayı tercih etmiştir. Uygurca bilmeyenleri devlet idaresinde yer vermemiştir. Devlet yönetiminin her kademesinde uyulması gereken kurallar ve bu kurallara uymayanlar hakkında uygulanacak cezalar belirlenmiş ve Uygurca yazılmıştır. Böylece herkes tarafından bilinen Cengiz Yasalarının temeli atılmıştır.[6]

ÇİN ve BATI SEFERİ

            Orta Asya’da kurulan diğer Türk devletlerinde görüldüğü gibi Cengiz Han’da yönünü Çin’e çevirmiş ilk olarak Çin’i itaat altına almak istemiştir. Bu doğrultuda sınır komşusu olan Tangutlar üzerine yürümüş ve nihayetinde 1209 yılında Tangutları vergi vermeye mecbur kılmıştır. Tangutların itaat altına almasından sonra Pekin’e yönelmiş ve baskısını artırmış şehri almıştır. Pekin şehrini ünlü generali Muhali’ye bırakıp Cengiz Han başkent Karakurum’a geri dönmüştür.[7]

Cengiz Han Çin’i itaat altına aldıktan sonra yönünü batıya çevirmiştir. Nitekim Batı’da Moğollara karşı durabilecek siyasi bir bütünlük bulunmuyordu. Bu coğrafyada Atabeylikler, Artukoğulları Beyliği, en batıda bulunan Türkiye Selçuklu Devleti, Azerbaycan bölgesinde ildenizoğulları, Hindistan bölgesinde ise Delhi sultanlığı bulunuyordu. Bu şartlar göz önüne alındığında Moğollar karşısında güçlü durabilecek devlet bulunmuyordu. Kendisini Büyük Selçuklu Devletinin mirasçısı olarak gören Harzemşah ülkesi dönemin en güçlü devleti olarak görülmekteydi ancak kaynakların ifadelerine göre Harzemşah ülkesi iç mücadele yaşamaktaydı. Cengiz Han ile Alaeddin Muhammed birbirlerine elçi göndermişler ve Cengiz Han Alaeddin Muhammedi batının, kendisinin ise doğunun hâkimi olduğunu dile getirmiştir. Ancak Alaeddin Muhammed tarafından aynı durum söz konusu değildir. Çünkü dönemin kaynaklarının ifadesine göre Çin’i Alaeddin Muhammed feth etmek istiyordu ve bilginin doğruluğunu ispatı için Cengiz Han’a elçi heyeti göndermiştir. Seyyid Bahaeedin Razi başkanlığındaki elçi heyetini Cengiz Han, hoş karşılamış ve bir nevi ticaret sözleşmesi denilebilecek tüccarlara ülkesinde serbest dolaşma hakkı tanımıştır.[8]

Gelen Harzemşah elçilerine karşılık Cengiz Han’da Harzem ülkesine elçi heyeti göndermiştir. Gelen elçiler arasında Harzem asıllı Mahmut’a casusluk teklif eden Alaeddin Muhammed’in yüz ifadesinden öfkesini sezen elçi, Alaeddin Muhammed’e Cengiz Han’ın ordusu hakkında yanlış ve eksik malumat vererek yanından ayrılmıştır.[9]

            Müslümanlardan oluşan tüccar kafilesi ise Otrar şehrine girdiğinde tarihler 1218 yılının baharını göstermekteydi. Otrar valisi İnalcık gelen tüccarları casuslukla suçlamış ve tüccarları öldürmüş mallarına el koymuştur.  Yaşanan bu hadise üzerine Cengiz Han gasp edilen malların iadesi için elçi heyeti göndermiştir. Ancak Cengiz Han ne gasp edilen malları alabilmiş ne de gönderilen elçi sağ kalmıştır. Vuku bulan hadise üzerine tarihçiler tarafından “insanlığın gördüğü en büyük felaket” olarak anılan Otrar Hadisesi yaşanmıştır.[10]

CENGİZ HAN’IN ÖLÜMÜ

            Cengiz Han batı seferi sonunda hazar denizine kadar olan Moğol hâkimiyeti ile adını duyurmuştur. Ancak 1226 yılında Tangutlar üzerine ikinci bir sefer düzenlemek istediyse de buna ömrü vefa etmemiştir. 18 Ağustos 1227 tarihinde 72 yaşında ölmüştür. Cenazesi Moğolistan’ın kuzeydoğusundaki Burhan Handun’a götürülüp burada defnedilmiştir.[11] Cengiz Han ölmeden önce veliaht olarak Ögedey’i seçmiştir. Ancak Cengiz Han döneminde yaşanan bu birlik onun ölümünden sonra çok uzun sürmemiş ve 1260lı yıllarda yaşanan karışıklıklar ile Moğol Devletinin yerini Türk İslam devletlerine bırakmıştır.[12]

KAYNAKÇA

Abdilhakim, B. (25-26 Ağustos 2018). Otrar Faciası Ve Onun Orta Sirderya Havzasına Etkisi. Ahtamara I.Uluslararası Multidisipliner Çalışmalar Kongresi Tam Metin Kitabı, (s. 259-264). Van.

Barthold, V. (1990). Moğol İstilasına Kadar Türkistan. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Kafalı, M. (tarih yok). Cengiz Han. İslam Ansiklopedisi.

Kafesoğlu, İ. (1992). Harzemşah Devleti Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Kaya, M. L. (2018). Moğolların Gizli Tarihi. İstanbul: Kronik.

Temir, A. (1986). Moğolların Gizli Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Togan, Z. V. (tarih yok). Cengiz Han (1155-1227) . 1969-70 kış sömestırı.

Yuvalı, A. (2017). İlhanlı Tarihi. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.


[1] Yüan-Ch’ao Pi-Shi, Moğolların Gizli Tarihi(yazılış 1240), Çev,: Ahmet Temir, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986, s. 37, Konuşacaklarımız var (tartışma programı), ÜLKE Televizyonu, 28.05.2018, Moğolların Gizli Tarihçesi, çev: Mehmet Levent Kaya, Kronik, 2018, s.37 

[2] Mustafa Kafalı, Cengiz Han, İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi. org.tr/cengiz-han, 

[3] Togan, Zeki Velidi, Cengiz Han(1155-1227), 1969-70 kış sömestrı. S.22 

[4] Çev: Ahmet Temir, a.g.e s.24 

[5] Yuvalı, Abdülkadir, İlhanlı Tarihi, Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2017 s.52

[6] Togan, Zeki Velidi a.g.e s.6,  Yuvalı, Abdulkadir, İlhanlı Tarihi, bilge kültür sanat yayınları, İstanbul, 2017, s.54 

[7] Yuvalı, a.g.e. s.12

[8] Yuvalı, a.g.e. s.13-17

[9] Burkhanadin Abdilkhakim, “Otrar Faciası ve onun orta sirderya havzasına etkisi,” Ahtamara I. Uluslararası multidisipliner çalışmalar kongresi tam metin kitabı, 25-26 Ağustos 2018 Van  Barthold, V.V, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1990, s.419 

[10] Yuvalı, a.g.e. s.18 Kafesoğlu, İbrahim, Harzemşahlar Devleti Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1992, s.234 

[11] Mustafa Kafalı, “Cengiz Han”, İslam Ansiklopedisi

[12] Yuvalı, a.g.e. s.26

Merve Kaybal

Genel Türk Tarihi - Yüksek Lisans

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu