Dünya TarihiMakale

Terörle Mücadelede İspanya: Franko Dönemi ve Sonrası Politikalar

ETA (Euskadi Ta Askatasuna- Bask Yurdu ve Özgürlük),  1959 yılında Bask kökenli insanlara ait bağımsız bir devlet kurma amacıyla bir araya gelen gençlik örgütlerinin kurduğu bir yapılanmadır. İspanya ve Fransa sınırları içinde faaliyet gösteren bu ayrılıkçı yapılanma, 1968’den bu yana düzenlediği kanlı eylemlerle 850 kişinin ölümüne neden olmuştur. ETA, İspanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği ve ABD tarafından da terör örgütleri listesine alınmıştır.[1]

     General Franco diktatörlüğü sürecinde kurulan örgüt, 1968 yılından silah bırakma kararı aldıkları 2011 yılına kadar Bask bölgesinin bağımsızlığı için pek çok kanlı eylem gerçekleştirmiştir. 2018 yılına kadar üç dönemde ele alacağımız bu süreçte örgütle farklı şekillerde mücadele edilmiş, örgüt ve hükümet arasında görüşmeler yapılmış, ateşkes antlaşmaları imzalanmış ve nihayetinde örgüt kendini feshetmişti.

  

     Terörle Mücadele alanında uzun soluklu bir tecrübeye sahip olan İspanya’nın terörle mücadele politikaları üç ayrı dönemde incelenebilir. Bu üç dönem; teröre karşı baskıcı rejimi öngören General Franko’nun diktatoryal dönemi, 1975’de Franco’nun ölümüyle başlayan ve demokratikleşme çabalarının şekillendirdiği geçiş dönemi ve son olarak da terörle mücadelede yeni yaklaşımların ortaya konulduğu demokratik İspanya dönemi olarak ele alınmıştır.

FRANCO DÖNEMİ TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARI  

     

     1936 yılında cumhuriyetçiler ve kral yanlısı milliyetçiler arasında başlayan çatışmalar iç savaşa dönüşmüştür. Bu iç savaş sonrası başa gelen General Francisco Franco döneminde uygulanan politikalar Bask milliyetçiliğinin seyri adına önemli bir dönüm noktası haline gelmiştir. Franco döneminde uygulanan baskıcı politikalar sonucu Bask halkının siyasi otoriteye başkaldırması ve yaşanan şiddet olayları neredeyse bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.

     Franco dönemi boyunca ETA terör örgütü ile mücadelede sadece askeri yöntemler kullanılmış, bu dönemde terörist eylemleri yapanlar, eylemlere karışanlar ve destekleyenler baskı ve kontrol altında tutulmuştur. Bask bölgesinde yapılan sıkıyönetim uygulamaları ile Bask halkının gösteri ve protesto yapması engellenmiş ve bireylerin vatandaşlık hakları askıya alınmıştır.[2]

     Süreç boyunca düzenlenen gözaltı ve tutuklamalar yoluyla örgüt ciddi ölçüde zarara uğramış fakat Franco rejiminin orantısız güç kullanması ve Bask halkına karşı yapılan baskılar nedeniyle ETA’ya olan halk desteği büyük ölçüde artış göstermiştir. Franco döneminde terörle mücadele konusunda yalnızca askeri tedbirler uygulanıyorken, teröristlerin yargılanma süreci de askeri mahkemeler tarafından yürütülmüştür. Franco rejiminin sona ermesi sonrası 1977 yılında terörizm suçluları genel mahkemelerde yargılanmaya başlanmış ve Franco sonrası başa gelen hükümetler bu dönemden kalma hukuksuzlukları bitirmek için çaba sarf etmişlerdir.[3]

DEMOKRASİYE GEÇİŞ DÖNEMİ TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARI

     Franco sonrası dönemde, Bask halkı ve tüm İspanyollar üzerindeki baskı politikasına son verilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda sıkıyönetim uygulamaları gibi Bask toplumu üzerinde baskı oluşturan uygulamalara son verilmiştir. Yine Franco döneminde terör suçlularının yargılandığı askeri mahkemelerin yerini Ulusal Mahkemeler (Audiencia Nacional) almış, terörizm ile mücadelenin kanunlar çerçevesinde gerçekleşmesine özen gösterilmiştir.

     1975 yılında demokratik bir anayasanın hazırlanması için çalışmalara başlanmış, otoriter bir sistemden anayasal monarşiye geçmek adına seçimler düzenlenmiştir. 1979 yılında ise İspanya ilk demokratik anayasasına sahip olmuş, merkezi otoritede toplanan güç, bölgesel hükümetlere devredilmiştir.

     Yeni anayasanın Bask toplumu üzerinde büyük etkisi olmuştur. Bask bölgesi otonom bir bölge olarak kabul edilmesinin ardından, kendi hükümeti ve parlamentosuyla kendi kendini yönetebilen bir toplum haline gelmiştir. Ayrıca Bask dili İspanyolca ile aynı derecede resmi dil olarak kabul edilmiş ve Bask bölgesinde yönetimin kendi polis teşkilatını kurmasına da izin verilmiştir.

     1977 seçimleriyle başlayan ve 1982 yılına kadar süren İspanya’nın ilk demokratikleşme hamleleri genel anlamda olumlu sonuçlar vermiştir. Anayasanın kabulü sonrasında Bask bölgesinde yaşayan gençler ETA’nın eylemlerini reddederken, bölgenin otonom statüsünden memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Toplumdaki bu memnuniyetin aksine ETA sürece destek vermemiş ve beklenenin aksine eylemlerini daha da arttırmıştır. ETA’nın bu tepkisinin ardında ise Bask bölgesine gerçek bir bağımsızlık ve ulusların kendi kaderini tayin hakkının verilmemiş olduğu iddiası yatmaktadır.[4]

DEMOKRATİK İSPANYA DÖNEMİ TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARI

  • Güvenlik Birimleri Aracılığıyla Terörizmle Mücadele

     Demokratikleşme süreci ile birlikte polis birimleri askeri yönetimden ayrılmış ve terörizmle mücadele eden kurumlar çeşitlendirilmiştir. Ayrıca bu kurumlar arasındaki işbirliğine önem verilmiş ve bu sayede mücadele sürecine önemli katkı sağlanmıştır. ETA terörizminin zirve yaptığı 1978-1980 yılları arasında, İspanyol hükümeti ETA saldırıları ile mücadele etmek amacıyla iç güvenlik yapısında işlevsel değişikliklere gitmiştir.

     Devlet eliyle ETA’ya karşı yürütülen mücadele politikalarının düzenlendiği yer İspanya İçişleri Bakanlığı’dır. Bakanlık terörizmle mücadele görevinde, Sivil Muhafızlar (Guardia Civil), Ulusal Polis Teşkilâtı (Cuerpo Nacional de Policia)ve yerel polis birimlerini (Bask Ülkesinde Ertzaintza) kullanmıştır.

     Guardia Civil, personelini Silâhlı Kuvvetlerin sağladığı yarı askerî bir teşkilâttır. Rutin görevler icra eden birimlerine ek olarak, Bask ülkesinde terörizmle mücadele görevi yapan “Ani Reaksiyon Grubu” (Grupo de Acción Rápida/GAR)adında operasyonel bir ekibe sahiptir. Ulusal Polis Teşkilatı ise istihbarat ve operasyon birimlerinden oluşur. Operasyon birimleri arasında “Özel Operasyon Grubu” (Grupo Especial de Operaciones/GEO)gibi terör eylemlerinde kullanılan eğitilmiş birimler ve kırsal alanda görevli terörle mücadele birimleri vardır. Yerel polis birimi “Ertzaintza”ise Bask ülkesinde güvenliğin sağlanmasından sorumludur. Bask Otonomi Statüsü’ne göre İspanyol polisi ve güvenlik kuvvetleri bazı istisnalar dışında Bask Ülkesi içindeki güvenlik sorunlarının dışında tutulmuştur.

     1982 yılında iktidara gelen Sosyalist İşçi Partisi Hükümeti ordudan gelen taleplere yönelik olarak ETA’ya karşı mücadelenin setlik derecesini arttırmayı amaçlamış ve bu durum anti demokratik mücadelenin zeminini oluşturmuştur. 1983 yılında kurulan Anti terörist kurtuluş hareketi (Grupos Antiterroristas de Liberación /GAL) 1987 yılına kadar örgütle mücadele sürecinde yer almıştır.[5]

  • Hukuki Düzenlemeler Aracılığıyla Terörizmle Mücadele

     İspanya 1980 yılına kadar terörle mücadele alanında faaliyetlerini Kanun Hükmünde Kararnameler yoluyla yürütmüş ve 1980 yılında ilk defa terörizm ile mücadele yasası hazırlanmıştır. Çıkarılan bu yasa anayasada belirtilen bazı hakları ihlal ettiği gerekçesi ile eleştirilmiş, bunun üzerine 1984’de, öncesinde yapılan kanuna göre daha kapsayıcı olan “Terörle Mücadele Yasası” hazırlanmıştır.[6]

     Franco rejiminden sonra terörle mücadeleyi hukuka dayandırmaya çalışan İspanyol hükümetleri gittikçe daha demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan kanunlar hazırlamıştır. Yapılan çalışmalar İspanya’nın Avrupa Birliği üyelik sürecine giden yolda insan hakkı ihlalleri ve sivil asker ayrımı konularında da büyük önem arz etmiştir.

     İspanya’da terörle mücadele ile ilgili ana hukuki düzenlemeler “Ceza Yasası”nda ve “Ceza Muhakemeleri Usul Yasası”nda düzenlenmiştir. Ceza Yasası, terör suçlarını ve bunlara öngörülen cezaları düzenlerken; “Ceza Muhakemeleri Usul Yasası” terör suçlarının soruşturulmasında görevli güvenlik güçlerini ve adli makamları belirlemektedir. Aynı zamanda terör suçlarından şüpheli görülen şahıslara atfedilecek özel prosedürleri ve şüphelinin haklarını da düzenlemektedir. Terör Mağdurlarıyla Dayanışma Yasası, Terör Suçlarında Çocukların Cezai Sorumluluğuyla İlgili Düzenleme, Bilişim Teknolojileri ve Bilgi Toplumu Yasası ve Teröristlerin Mali Faaliyetlerinin Engellenmesi ve Dondurulmasıyla ilgili Kanun, bu dönemde terörle mücadele politikalarını yönlendirmesi amacıyla çıkarılan diğer düzenlemeler arasında yer almıştır.[7]

     Ayrıca ETA terörü ile mücadele çerçevesinde çıkarılan terörle mücadele yasaları terörizmin kapsamını dar tutarak bu suçlarla ilgisi olmayanların suçlanmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır. Bu dönemde terörle mücadelede atılan önemli adımlardan biri iktidardaki Halk Partisi ve muhalefetteki Sosyalist İşçi Partisinin birlikte duyurduğu “Terörizm Karşıtı Özgürlük Antlaşması”dır. Bu antlaşma İspanya’nın terörle mücadelede çizilen sınırları, tartışılan yöntemleri ve GAL gibi yapılanmalardan sonra demokratik değerlerin ne kadar önemsediğini göstermesi bakımından önemlidir.

     Aznar Hükümeti (Halk Partisi- PP) döneminde de terör örgütünün legal uzantılarını bitirmek üzere Siyasal Partiler yasasında değişikliğe gidilmiştir. 29 Haziran 2002’de kabul edilen bu Siyasi Partiler Yasasında herhangi bir adli veya idari ceza öngörülmemesine rağmen bireysel özgürlükleri ve demokratik sistemi saf dışı bırakmak isteyen siyasi partilerin kapatılmasına imkân tanıyan bazı düzenlemeler söz konusu olmuştur. Yasadaki bu değişiklik ile 26 Ağustos 2002’de Herri Batasuna* partisinin ETA ile ortak hareket etmesi nedeniyle tüm ekonomik ve siyasi faaliyetlerinin askıya alınmasına karar verilmiş, parti 2 Eylül 2002’de de Yüksek Mahkeme’nin kararıyla tamamen yasadışı ilan edilmiştir. İspanya Hükümetinin uluslararası alanda yaptığı çalışmalar sonucu parti 2003 yılında Avrupa Birliği tarafından terörist örgütler listesine alınmıştır.[8]

  • Siyasi Süreçler Aracılığıyla Terörizmle Mücadele

    İspanya’nın ETA terör örgütü ile mücadelede güvenlik ve yasal zemin dışında siyasi alanda da ciddi adımlar attığı görülmektedir. Bu alanda özellikle ülke içinde düzenlenen politikalar, uluslararası işbirlikleri ve ETA ile yapılan müzakereler önem taşımaktadır.

     İspanya, ETA ile yapacağı görüşmeler başlamadan önce siyasi partilerin ortaklığıyla terörle mücadele yol haritasını hazırlanmıştır. 12 Ocak 1988’de imzalanan Ajuria Enea Paktı, ETA ile görüşmelerin ancak ETA’nın şiddet eylemlerine son vermesi ile başlayabileceğini deklare etmesi ve görüşmelere kapı aralaması bakımından önemlidir. Antlaşma ile ETA sorununa gerek İspanya içerisinde, gerekse uluslararası camiada daha geniş bir konsensüsle çözüm bulma arayışına gidilmiştir. Sorunun uluslararası yönü ön plana çıkartılarak diğer ülkelerin de soruna dâhil olması ve ETA’nın gerek iç politikada gerekse uluslararası camiada yalnızlaştırılması amaçlanmıştır.[9]

     Askeri olarak amaçlarına ulaşamayacaklarını anlayan ETA yöneticileri müzakerelere kapı aralamaya başlamış, 28 Ocak 1988 tarihinde siyasi görüşme talebiyle iki aylık ateşkes ilan etmişlerdir. Tarafların söz konusu beyanları sonrasında 1989 yılında, Cezayir hükümetinin himayesinde taraflar görüşme masasına oturmuştur. Taraflar arasında belirli anlaşmazlık konuları, anayasal reform, ordunun rolü ve self determinasyon gibi konular konuşulmuş, ETA ateşkesin sürdürülebilirliğini kabul ederken İspanya hükümeti de müzakere edilmiş siyasi çözüm ve demokratik prensiplerin önemine vurgu yapmıştır.

     Fakat bu süreçte görüşmelerin temelini oluşturan Ajuria Enea Paktı’nın 10. maddesi olan “Siyasi konular ancak parlamentoda temsil edilen partiler tarafından görüşülebilir.” kuralı ihlal edilmiştir. Bu nedenle İspanya Hükümeti görüşmeler sırasında terör örgütüyle masaya oturan zayıf bir hükümet görüntüsü yaratmıştır. Görüşmeler süresince hükümet çözüm için silah bırakma ve sorunların parlamentoda tartışılması fikirlerini ortaya koyarken, örgüt antlaşma sonrası silah bırakacağı hususunda geri adım atmamış ve görüşmeler sekteye uğramıştır.[10]

     2004 yılına gelindiğinde Zapatero’nun başında olduğu Sosyalist İşçi Partisi(PSOE) İspanya’nın otonom topluluklarında sosyal değişimler ve yapısal reformlar yapma sözü ile iktidara gelmiştir.  Zapatero ETA ile diyalog çerçevesinde 2005 yılı mayıs ayında meclisten onay almış, bu girişim bazı kesimler tarafından eleştirilse de müzakerelerin ETA, İspanya ve Fransa arasındaki yumuşama, askersizleştirme, mahkûmlar, mülteciler ve mağdurlar çerçevesinde ilerlemesi planlanmıştır. Zapatero iktidarı, bölgelere sağlanmış olan özerklik hakkının o bölgenin yöneticileri tarafından doldurulması gerektiğini düşünmüş ve Bask sorunu ile ülkedeki farklı bölgelerin yönetim sorunlarına çare bulmak amacıyla senato ve özerklik yasasında önemli değişikliklere gitmiştir.

     Cafe a la Carta, diğer ifadesiyle “Herkese İstediği Gibi Kahve” politikasıyla herkesin eşit derecede özerk olması değil, her bölgenin istediği derecede eşit ve merkezi hükümete bağlı olması amaçlanmıştır. Dolayısıyla bölgelere standart yetki verilmesine son verilmiş, simetrik yönetim anlayışından daha asimetrik bir yönetim biçimine geçilmiştir. Zapatero bu politikaya paralel şekilde İspanya’nın sadece tek bir millet olmadığını, milletlerin milleti olduğunu iddia ederek “Çoğul İspanya” fikrini de ortaya atmış ve bu çerçevede ilk olarak Katalanlara millet statüsü vermiş, böylece yine merkeze bağlı ancak genişletilmiş bir özerklik sistemi kurulmuştur.[11]

ÖRGÜTÜN SİLAH BIRAKMA SÜRECİ

     Zapatero hükümeti ETA sorununa kalıcı çözüm bulabilmek amacıyla örgüte karşı açık bir politika izlemiş, örgütün eylemlerinden vazgeçmesi halinde görüşmelerin başlatılabileceğini duyuran Zapatero o dönemde muhalefette yer alan Halk Partisi tarafından ağır eleştirilere maruz kalmıştır.

     İspanya ve Fransa’nın bu dönemde gerçekleştirdiği ortak operasyonlar sonucu zayıflayan örgüt, hükümete görüşme talebinde bulunmuş ve bu doğrultuda 2006 yılında ateşkes ilan edilmiştir. İki farklı masada yürütülen görüşmeler sırasında ETA’nın eylem kanadının silah bırakmanın öncesinde siyasi anlaşma istemesi üzerine taraflar anlaşma olmadan masadan kalkmıştır. Yaşanan bu anlaşmazlıktan sonra örgüt 30 Aralık 2006 tarihinde Madrid Havaalanına bombalı saldırı düzenleyerek eylemlerine devam edeceğini göstermiştir.[12]

     Görüşmelerde masadan kalkan ve eylemlerine devam eden örgüt, bu dönemde halktan aldığı desteği kaybetmeye başlamış ve görüşmeler süresince halkı bilgilendiren Zapatero hükümeti kamuoyu desteğini yanına çekmiştir. Yaptığı son eylemlerle halkın gözündeki meşruiyetini kaybeden örgüt 20 Ekim 2011 tarihinde silahlı faaliyetlerinin tamamen sona erdiğini açıklamış, İspanyol ve Fransız hükümetlerine diyalog çağrısında bulunmuştur. Silah bırakmanın ardından 3 Mayıs 2018 tarihinde örgüt elindeki silahları teslim edip bütün birimlerini fesih ettiğini bildirmiştir.[13]

İSPANYA’NIN ETA İLE MÜCADELE SÜRECİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER

     Uzun yıllar ETA terör örgüne karşı farklı mekanizmalar kullanarak mücadelesini sürdüren İspanya, sürecin ilk aşamasında askeri güç kullanımına ağırlık verse de Franco dönemi sonrasında yaşanan demokratikleşme süreciyle mücadelesine ceza adalet sistemi içerisinde devam etmiştir. Demokrasiye geçiş sürecinde Bask bölgesine tanınan haklar ve örgütün uluslararası ortamda yalnızlaştırılması sayesinde halk örgütten uzaklaşmış ve ETA destek gördüğü kesimi kaybettiği süre zarfında zayıflayarak mücadelesine devam edemez hale gelmiştir.

     Bask sorunu bağlamında ETA ve onun siyasi temsilcisi olarak görülen Batasuna hiçbir zaman Bask milliyetçiliğinin birinci temsilcisi olmamıştır. Bask milliyetçiliğinin ilk partisi PNV** özellikle 1978 sonrasında bölgedeki gücünü pekiştirmiş böylece Bask sorununun çözümüne dair süreçte İspanya’da hiçbir hükümet parti adı altında eli silahlı bir tarafla görüşmek zorunda kalmamıştır. Bölge içinde Bask milliyetçi partilerinin sadece PNV’yle sınırlı olmaması da bölge içi demokrasi açısından Türkiye’ye emsal teşkil edebilecek bir örnektir.[14]

     İspanya’nın ETA terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadele süreci pek çok yönüyle Türkiye’nin PKK ile mücadelesine örnek teşkil etmektedir. Her ne kadar örgüt yapılanmaları farklılıklar teşkil etse de Türkiye’nin bu süreçten çıkartacağı dersler terörle mücadele sürecinde elini güçlendirecek niteliktedir. İlk önemli değişim tarafların benimsediği söylemler üzerinde olmalı, ulus-devletin geleneksel baskıcı ve tehditkâr dili yerini çoğulcu ve anlayışlı bir dile bırakmalıdır. Toplumsal destek barış sürecinin işlerlik kazanması ve sonuca ulaşmasının ardındaki en önemli süreçtir.

Uzun yıllardır süren gerginliklerin ve karşılıklı inşa edilen “öteki” zihniyetinin yerini “biz”e bırakması, zor ama bir o kadar da önem arz eden bir konudur. Çatışmaların sona erip iki tarafın da barış adına samimi olduğu ve sorunun demokratik yollarla çözülmesi için çaba harcandığı bir döneme gelemesek de İspanya ve İngiltere gibi ülkelerin terörle mücadele süreçleri gelecekte Türkiye ve terörle mücadele eden diğer ülkelere yol gösterecektir.

*Herri Batasuna Partisi, 1978 yılında kabul edilen İspanya Anayasası’na ilişkin referandumda “hayır” oyu veren kişilerin oluşturduğu milliyetçi-sol bir koalisyonun parçası olarak kurulmuştur. Parti kuruluşundan itibaren Bask halkının kendi kaderini belirlemeye hakkı olduğu yönünde bir propaganda yürütmüştür. Parti, Mart 1979’daki ilk genel seçimlerinde Bask Ülkesi’nden %13 oy alıp İspanya parlamentosunda 3 koltuk kazanmasına rağmen meclise gitmeyi reddetmiştir. Partinin ETA ile yakın ilişki içinde olması kamuoyunda tepkilere neden olmuş ve parti bu sebeple pek çok kez strateji ve isim değişikliğine gitmiştir. 2001 yılında “Batasuna” ismini alarak yeniden katı bir stratejiye yönelen parti 2002 yılında yasa dışı ilan edilmiştir.

** Bask Milliyetçi Partisi, İspanya’nın Bask Özerk Bölgesi’ndeki Bask milliyetçisi ve Hristiyan demokrat bir siyasi partidir. Parti 1895 yılında koyu bir Katolik olan Sabino de Arana tarafından kurulmuştur. Parti kendisini demokrat, katılımcı, çoğulcu ve hümanist olarak betimler.

Hatice Kaya

Dipnotlar

[1] TERAM (Terörizmle ve Radikalleşme ile Mücadele Araştırma Merkezi). (1 Temmuz 2020). Euskadi ta Askatasuna (ETA) Terör Örgütü:  Örgüt Yapısı ve Tarihsel Gelişimi. 03.01.2021 tarihinde https://www.teram.org/Icerik/euskadi-ta-askatasuna-eta-teror-orgutu-orgut-yapisi-ve-tarihsel-gelisimi-41#_ftnref16 adresinden erişildi.

[2] Çakaş, C. Ö. (2020). İspanya’daki Bask Etnik Milliyetçiliğinin Tarihsel Gelişimi Üzerine Bir İnceleme. Akademi Sosyal Bilimler Dergisi , 1-38.

[3] Gökşenli, E. Y. (2013). İç Savaş ve Savaş Sonrası İspanyası’nın İlk Döneminde Toplumsal Değişim. Sosyoloji Dergisi , 1-26.

[4] İspanya’da demokrasiye geçiş süreci, İ. D. (7, 12 2020). Wikipedia. 1 2021, 2 tarihinde www.wikipedia.com:https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0spanya%27da_demokrasiye_ge%C3%A7i%C5%9F_s%C3%BCreci adresinden alındı

[5] Demir, C. K. (2010). Sebeplerinden Mücadele Yöntemlerine Avrupa’da Etnik Ayrılıkçı Terörizmin Analizi; PIRA, ETA, PKK. Doktora Tezi , 243-251.

[6] Maria Ángeles Rueda, M. Á. (2015). Comparative Counter-Terrorism Law. Cambridge University Press , 297-325.

[7] Erdoğan, Ç. (2018). Avrupa’da Etnik Terörle Mücadele Yöntemleri: ETA ve IRA Örnekleri. Yüksek Lisans Tezi , 126-134.

[8] Herri Batasuna ve Batasuna İspanya’ya Karşı Davası, 2503/04 ve 25817/04 (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 6 30, 2009).

[9] Kalem, A. (2011). PKK Terör Örgütünün ETA Ve IRA Terör Örgütleri İle Karşılaştırılması. Yüksek Lisans Tezi , 86-90.

[10] Özçer, A. (2006). Çoğul İspanya Anayasal Sistemi ve Ayrılıkçı Terörle Mücadele Modeli. Ankara: İmge Kitapevi Yayıncılık.

[11] Çapan, T. (2015). Karşılaştırmalı Terörle Mücadele Stratejileri: İspanya’nın ETA, İngiltere’nin IRA Sorunu. Yüksek Lisans Tezi , 17-27.

[12] Feshedilen Eta örgütüne dair merak ettikleriniz, F. E. (2018, 5 3). Sözcü. 11 5, 2020 tarihinde www.sozcu.com: https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/feshedilen-eta-orgutune-dair-merak-ettikleriniz-2384659/ adresinden alındı

[13] Alan, G. (18, 5 3). Euronews. 1 2, 2020 tarihinde Euronews Web Sitesi: https://tr.euronews.com/2018/05/02/eta-kendini-fesh-etti adresinden alındı

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu