Tarihte KadınTürk Tarihi

Türk Resminin Sembol Kadını: Mihri Hanım

Selim İleri, “Mihri Müşfik: Ölü Bir Kelebek” adlı tiyatro oyununda Mihri Hanım’ı “Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin asil kızı, öncü kadın” olarak takdim eder.

Mihri Hanım’ın Hayatı

25 Şubat 1886’da İstanbul’un Moda semtinde Rasim Paşa Konağı’nda dünyaya gelmiştir. Babası dönemin Tıbbiye Nazırı Rasim Paşa, annesi ise Fatma Neşedil Hanım’dır. Ailenin en küçük kızı olan Mihri Hanım dışında çocukları Enise, Refik, Ahmet Salman Açba, Ahmet Süheyl Açba, Ahmet Melih Açba’dır. Dönemin ileri gelen ailelerinden birine mensup olan Mihri Hanım’ın büyük halası Sultan Abdülmecid’in annesi olan Bezm-i Alem Valide Sultan, öz halası ise Sultan Abdülmecid’in eşi Verdicenan Kadınefendi’dir. Rasim Paşa, çocuklarının eğitimine önem veren bir şahsiyettir. Çocuklarının güzel sanatlara yönelik eğitim alması için özel hocalardan dersler aldırır. Edebiyat, müzik, resim dersleri alan Mihri’nin resme olan yatkınlığı ve sevgisi onu gün geçtikçe resme yoğunlaştırmıştır.

Bu noktada ailesinin arayla olan yakın ilişkisi sayesinde dönemin ünlü saray ressamı olan Fausto Zonaro’dan özel ders almıştır. Ancak Zonaro’dan almış olduğu dersler Mihri Hanıma’a yeterli gelmemiştir. O dönemin tüm olanaklarından yararlanmak isteyen, idealist bir Türk kadını olarak resim eğitimi en iyi şekilde devam ettirmek maksadıyla Avrupa’ya gitmek istemiştir. Ancak bu istek dönemin kabulleri ile örtüşmemektedir. Daha yirmili yaşlarında bir genç kız olan Mihri Hanım, bu isteğinin müspet karşılanmayacağını düşünerek, Fransız elçisinin eşi Madam Barrer’den bu konuda yardım istemiş ve kendisi için hazırlatılan sahte bir pasaport ile Galata’dan kalkan bir İtalyan gemisine binerek Roma’ya gitmiştir. Roma’ya gittiğinde Madam Barrer’in evinde kalan Mihri Hanım ne yazık ki aradığı sanatsal ortamı bulamamıştır ve Paris’e gitme kararı almıştır.

Paris’te resim dersleri almaya devam eden Mihri Hanım, aynı zamanda sanatı ile hayatını kazanmaya da başlamıştır. Bu sırada Sorbonne Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler okuyan Selami Müşfik, Mihri Hanım’ın Paris’teki evinde kiracı olur. Bu sayede tanışan ikili kısa süre sonra 1905 yılında evlenir. İkili Paris’te dönemin Avrupası’nda yaygın bir yaşam şekli olan Bohem hayatı yaşarlar. Dönemin Maliye Nazırı Cavid Bey, Paris’te Mihri Hanım ile tanışır ve sanatçıya hayran olur. Mihri Hanım’a Dârül-muallimat adında bir kurum kurulacağını söyler ve kendisinden donanımlı bir eğitim görmüş olmasından dolayı bu konuda öncü olmasını ister.

Mihri Hanım bu isteği geri çevirmez ve doğduğu topraklara 1913 yılında resim hocası olarak döner. Dârül-muallimat, dönemin kız çocukları için kurulmuş olan en yüksek eğitim kurumudur. Burada resim hocalığı yapan Mihri Hanım, dönemin güzel sanatlar kurumu olan Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kız öğrencilerin alınmaması sebebiyle bu konuda harekete geçer ve kısa süre sonra  1 Kasım 1914 tarihinde İnas Sanayi-i Nefise Mektebi kurulur. Türk resim sanatı ve bilhassa Türk Kadın Ressamları için belki de hayatının en radikal kararlarını bu kurum altında alır. Öğrencilerinin modellerle çalışabilmesi için kadın-erkek model sorununu, manzara çalışmak, doğa resimleri yapmak maksadıyla kız öğrencilerin açık havada resim yapması gibi konuları çözüme kavuşturur.

Dönemin İttihat Ve Terakki mensuplarından olan Hüseyin Cahid ile Mehmet Cavid’i hapishanede ziyaret etmesi basında yer almasıyla İstanbul’da daha fazla kalamayacağını düşünerek Roma’ya gider. Bir yıl sonra tekrar İstanbul’ a dönen Mihri Hanım, 1922 yılında eşiyle boşanır. (Mihri Hanım, ‘Mihri Müşfik’ olarak tanınsa da aslında kendisi Selami Müşfik Bey’den ayrıldıktan sonra ismine eklediği ‘Müşfik’ ismini kullanmaz.) 1923 yılında Roma’ ya döner. Roma’da yaşadığı sırada İtalyan şair ve siyasetçisi Gabriele D’Annunzio ile tanışır ve giderek ilerleyen yakınlıkları sayesinde Papa XV. Benedict’in portresini resmeder. 

Mihri Hanım’ın Roma’nın ardından başlayan Amerika yaşantısının ne zaman başladığı tam olarak bilinmese de 26 Aralık 1928 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nin yayınladığı Mihri Hanım’ın New York’taki sergi haberinden ve 1928 yılında Ahmet Emin Yalman’ın kendisini Amerika’da gördüğünü belirtmesine dayanılarak bu tarihten itibaren Amerika’da bulunduğu düşünülmektedir. Mihri Hanım, sanatını Amerika’da devam ettirir ve Chicago, New York ve Washington Üniversitelerinde dersler vermiştir. Hayatına burada devam eden Mihri Hanım 1954 yılında Amerika’da vefat etmiştir. 

“…Senelerce çalışmakla neye muvaffak oldum? Hiç… Üstelik sıhhatimi kaybettim. Vaktiyle ‘Herkül’ idim. Şimdi merdiven çıkamıyorum. Sanat beni bu hale koydu. Hele gözlerim hiç görmüyor. Çifte çifte gözlük kullanıyorum. Parasızım. Bizim gibi Avrupa’ya nazaran geri kalmış bir memlekette sanatkarın yolu kadar, güç bir yol yoktur. Bizimkisi fazla fedakarlık isteyen bir meslek. Bugün bana gençliğimi hediye etseler, bu meslek uğruna çektiklerimi, çekmek korkusundan, reddederdim! Çektiğim meşakkatleri bir ben bilirim, bir de Allah bilir… Her sanatkâr karşısındaki sanatkârı, daima, kendisinden aptal görür!O’nun on senede yaptığını, kendisinin bir senede yapacağını sanar. Biriki yıl içinde hayatını kurtaracağına, köşeyi döneceğine emindir! Heyhat ve yine heyhat! İşte sanatın esrarı buradadır. Sanatkârın yolu, yürüdükçe uzar gider… Bizim ailenin yegane hususiyeti inadındadır. Ben her şeyde olduğu gibi sanat hayatım boyunca, inadımla yaşadım. Bu gün, buna, bin kere pişmanım… Son günlerde aklımı pek toparlayamıyorum. Bitabım. Sol tarafıma elektrik masajları yapılacak, pek ziyade ıstırap içerisindeyim

Mihri Hanım’ın Şahsiyeti

Kadın imgesi XVIII. Yüzyılın sonuna doğru Avrupa’da değişmeye başlamış, ‘kadın’ belirli kalıplar içinde kabul gören varlığından sıyrılmaya başlamıştır. Bu durum Osmanlı İmparatorluğunda kendini XIX. Yüzyılın sonu XX. Yüzyılın başında göstermeye başlamış Mihri Hanım ise değişen kadın imgesinin hisseden, çabalayan, üreten, alışagelmiş kabullerin ötesine çıkan ‘Sembol Kadınlar’ından biri olmuştur. 

Mihri Hanım, 17 yaşında bir genç kızken resme olan yeteneği, sanata olan temayülü ve bu doğrultuda belirlemiş olduğu idealleri uğruna Avrupa’ya gidecek kadar cesaretli ve idealist bir kadındır. Mihri Hanım, Belirlemiş olduğu idealler doğrultusunda İstanbul’daki müreffeh yalı-konak-köşk hayatını bir yana bırakarak Avrupa’da bohem ve zor bir hayatı tercih etmiş olan, bulunduğu coğrafyanın ötesindeki hayatları merak eden, yenilikçi, azimli bir kadındır.

Mihri Hanım İstanbul’da bulunduğu yıllarda dönemin cemiyet hayatında da aktiftir. Dönemin ünlü ressamlarından olan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Fikret Adil; dönemin ünlü şairi Tevfik Fikret ve İttihat Terakki’nin ileri gelenleri ile yakın temas halindeydi. Bu açıdan bakıldığında da döneminin sanatçıları ve siyasetçileriyle de yakın olması, dönemini her veçhesiyle kavrayan entelektüel kadın profilini ortaya koyar.

Mihri Hanım, eşi Selami Müşfik Bey’den boşandıktan sonra isminin sonuna eklediği ‘Müşfik’ ismini kullanmayı bırakmıştır. Ne yazık ki, ‘Mihri Müşfik’ olarak tanınan sanatçının kendisi her ne kadar böyle bir karar almış ve sadece ‘Mihri Hanım’ olarak anılmak istese de günümüze kadar ekseriyetle Mihri Müşfik olarak anıla gelmiştir. XX. yüzyılın başında güçlü ve bireysel farkındalığı çağının ötesinde olan bu kadının isteğini, biz XXI. yüzyılın insanları olarak yerine getirmeli ve Türk Resim Sanatının Sembol Kadınlarından olan bu sanatçıyı ‘Mihri Hanım’ olarak zikretmeliyiz.

Sanatsal Üslup

XIX. yüzyılda ortaya çıkmış olan Empresyonizm akımının etkileri, çağdaşı olan Türk ressamların aksine Mihri Hanım’ın eserlerinde etkin olarak görülmemektedir. Bununla birlikte yine XIX. Yüzyılda etkin olarak görülen Oryantalizm akımının etkileri, Oryantalist bir ressam olan Zonaro’dan dersler almasına rağmen eserlerinde yoğun olarak görülmemektedir. Mihri Hanım’ın eserleri üslup açısından incelendiğinde akademik üslupta eserler verdiği görülmektedir. Güçlü bir akademik desen bilgisi ve teknik açıdan yetkinliğe sahiptir. 

Eserleri yoğunluklu olarak portre ve natürmort konularındadır. Eserlerinin çoğunun kayıp olmasıyla birlikte günümüze gelmiş olanların çoğu kadın ve çocuk portreleridir. Mihri Hanım içerisinde bulunduğu cemiyet hayatının ünlü simalarının portrelerini yapmıştır. Yapmış olduğu önemli portrelerden biri Mustafa Kemal Atatürk portresidir. 

Mihri Hanım, Mustafa Kemal Atatürk Portresi

Yapmış olduğu portrelere bakıldığında yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi dönemin önde gelen kişilerinin portrelerini yaptığı gibi ‘Yaşlı Kadın Portresi’, ‘Namaz Kılan Kadın’, ‘Mangal Başında Kadın’ portrelerinden de anlaşıldığı üzere eserleri konu bakımından çeşitlilik göstermektedir. Tüm bu farklı konulardaki eserlerinde duyarlı ve ayrıntıcı yaklaşımı, insan anatomisine hakimiyeti, kadınsı duyarlılığı, sanatçı bakış açısı görülür. 

Mihri Hanım, Yaşlı Kadın Portresi

Eserlerinde yoğun kontrast bulunur. Mihri Hanım’ın eserlerine baktığımızda figürün ifadesinden, ruh haline nasıl bir karaktere sahip olduğuna değin okuma yapmak mümkündür. Eserlerinde figürlerin duruşlarına bakıldığında fotografik görünümlerden ziyade kendi içinde bir eylemlilik taşır. Neredeyse tüm kompozisyonlarında biçimsel bir hareket söz konusudur. Mihri Hanım resimlerindeki bu hareketliliği kullandığı renkler ile sağlamıştır. 

Kadın Portresi
Hariciye Nazırı Asım Bey’in Eşi Letta Asım, Baloya Giderken
Demir Turgut Portresi
Leyla Turgut Portresi
KAYNAKÇA 

Tekdemir Dökeroğlu, Özlem, “Bir Sanatçı İncelemesi: Mihri Müşfik Ve Portreleri”, International Social Sciences Studies Journal, 4(25): 5432-5441.

Özcan, Nezahat, “Selim İleri’den Bir Ressama Yorum Mihri Müşfik: Ölü Bir Kelebek” Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2016 Güz (25), 153-174.

Yasa, Yasemin ve Hüseyin Elmas. “Mihri Müşfik’in Kadın Portrelerindeki Kıyafetlerin Giyim Sanatları Açısından İncelenmesi”. idil, 81 (2021 Mayıs): s. 831–843. 

Çaha, Mine, “Türk Resminin Kadın Öncüsü Mihri Müşfik”, https://www.academia.edu/22976984/Türk_Resminin_Kadın_Öncüsü_Mihri_Müşfik

Fulya Özkan

İstanbul Üniversitesi Tarih ve çift anadal programı ile Sanat Tarihi okumaktayım. Sanat Tarihi ile ilgili yazılar yazıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu