MakaleTürk Tarihi

Türk Tarihinde Bozkurt’un Önemi

Konuk Yazar: Merve Kaybal

Türkler mavi gök ile yağız yer arasında varlıklarını hüküm sürdüğü ve inandıkları kültler ışığında milli bir ruh ve kültür geliştirmişlerdir. İslamiyet öncesi Türk tarihine bakıldığında Güneş, Ay, Yıldız, Dağ, Gök, At, Kurt, Kartal vs. Türkler adına kutsal kabul edilmiş ve kutsiyetler olarak bilinmektedir. Ancak bu kutsiyetler Türklerin inanmış oldukları Gök Tanrı yerine koydukları inançlar olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü bilindiği gibi Türkler Gök Tanrı yerine hiçbir obje koymamışlar, Gök Tanrı dışında hiçbir şeye inanmamışlardır. Nitekim Gök Tanrı yalnızca Türklerde görülmektedir. Hükümranlık sembolü olan Kut’un tanrı tarafından verildiği ve Türk halkının istiklali ile ilgilenen en yüksek varlık Gök Tanrıdır. Dolayısıyla tanrı hiçbir objeye girmez ve her şeyin yaratıcısı olarak bilinmektedir. Bu doğrultuda Türklerde put, tapınak ve tapınma kültürü gelişmemiştir.[1]

            Türklerin Bozkurt’a Gök/Kök börü demelerinin sebebi ise Gök/Kök yani göğün rengi olan mavilik olarak yorumlanmaktadır. Türkler Gök’e Kök Tengri demektedir. Dolayısıyla Gök rengi kutsal göğün rengi olduğu kadar Tanrı’nın da sembolüdür. Bir şeyi gök rengine bürümek o şeye kutsiyet atfetmektedir.[2] Yaşar Kalafat bozkurt için rengine göre kurtların isimlerini şu şekilde ifade etmiştir; Bozkurt, Göybörü, Ağkurt, Kızılkurt olarak isimlerini sıralamıştır. Efsanelerde ise Börü, börte, börcü, asena, sina, cina, cine, yaşkır gibi isimler aldığı görülmektedir.[3] Dede Korkut Hikâyelerinde “Salur Kazanın evinin yağmalandığı destan” bölümünde Salur Kazan, Kurt yüzünün mübarek olduğunu beyan etmiştir.[4]

            Zeki Velidi Togan’a göre ise Bozkurt Türk milletinin totemidir. Totem ise toplumlar için mana ifade eden bir semboldür. Bozkurt Türk topluluklarında farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Göktürklerde Dişi Kurt anne, Uygurlarda erkek bir ced/ ata olarak bilinmektedir. Oğuzlarda ise kendilerine önderlik eden milli bir kılavuz olarak nitelendirilmiştir.[5]

            Kurt, Türk devletlerinin inançlarında merkezi bir rol üstlenmiştir. Nitekim kurt motifi Türk destanlarında Hun, Göktürk ve Uygur destanlarında ivedilikle görülmektedir.

Türklerde kurttan türeme bir soy bağının göstergesi olarak kabul edilmektedir. Nitekim bu doğrultuda Göktürkler kurt başlı sancak(tuğ) kullanmıştır.[6]

Türklerin Kurttan Türeyiş efsanelerinden ilki kabul edilen Wu-sun efsanesidir. Efsaneye göre; Wu-sunların batı sınırında küçük bir devlet olduğu, Hun hükümdarı Wu-sun kralına hücum ettiği ve Kun-mo’nun babası olan kralın öldürüldüğü ifade edilir. Kun- Mou’nun da bu sıralar yaşının küçük olması nedeniyle Hun Hükümdarı ona kıyamamış ve çöle atılmasını istemiştir. Hun hükümdarı Kun-Mao’u ölümünün ve kalımının kendi kaderine bırakılmasını istemişlerdir. Çöle bırakılan Kun-mao’nun üzerinde karga dolanmış ve ağzındaki et parçasını bırakıp uzaklaşmıştır. Daha sonra ise  Kun Mao’nun yanına dişi bir kurt gelmiş bu çocuğu emzirdikten sonra uzaklaşmıştır. Hun hükümdarı olan biteni uzaktan izlemiş ve bu çocuğun kutsal bir çocuk olduğunu anlamıştır. Onun iyi bir bakımla büyütülmesini emretmiştir. Daha sonra Kun-Mao Wu-sun kralı olmuştur.[7]

Bir diğer efsane ise Çin kaynaklarında kao-çi (töles) olarak bilinen Türklerin kurttan türediklerini gösteren efsaneye göre Kao-çi hakanının iki kızından biri kurt ile evlenir. Kao-çi halkı bu kız ile kurttan türediğini gösteren efsanedir.[8] Wu-sun efsanesi Göktürklerin Bozkurt efsanesinin temeli sayılabilir.

Göktürklerin de Kurttan türedikleri efsaneleri vardır. Nitekim Göktürkler Asya Hunlarından gelmekteydi. Dolayısıyla Göktürklerin başbuğ ailesi olan Aşina soyunun dişi bir kurttan türediği inancı hâkimdir.[9] Göktürk hakanları atalarının hatırasına hürmet olarak otağlarının önüne kurt başlı tuğ dikmişlerdir. Bu durumda Kurtbaşlı sancak hakanlık alameti olmuştur. Ayrıca Çin kaynaklarında Kurt “fu-li” şeklinde yer almıştır. Fu-li ise Göktürk hakanlığının hassa ordusunun mensuplarına verilen isimdir. [10]

Bozkurt efsanesine Çin kaynaklarından ulaşılmaktadır. Efsaneye göre; Göktürkler Lin denilen bir memleket tarafından soyca öldürülmüşlerdir. Tamamen kırıma uğrayan Göktürkler içinde on yaşında bir çocuk kalmıştır. Çocuğun küçük olduğunu gören Lin askerleri bu çocuğu öldürmeyerek onun yerine kolları ve bacakları kesilmiş ve bataklığa atmışlardır. Bu çocuğun yanına dişi bir kurt gelmiş onu beslemiş ve büyütmüştür. Çocuk büyümüş bu dişi kurt ile evlenmiştir. Kurt bu çocuktan gebe kalmıştır. Lin Kralı çocuğun yaşadığını öğrenmiş ve öldürülmesi için emir vermiştir. Askerler kurt ve çocuğun yanına gelir kurdu öldürmek istemişler ancak kurt Turfan memleketinin kuzeyine kaçmıştır. Turfan memleketinde bir dağa girmiştir bu dağda derin bir mağara vardır. Mağaranın içerisinde de bir ova vardır. Bu ova ot ve çayırlarla çevrilidir. Dört bir yanı da dağlarla çevrilidir. Kurt buraya gelir ve burada on tane erkek çocuk doğurur. Bu çocuklar zamanla büyür ve dışarıdan on kız getirerek evlenirler. Bunların her birinden bir soy türer. Aşina sülalesi de bu soylardan biridir. Birkaç nesil sonra mağaradan çıkıp JuanJuan devletine tabi olmuşlardır.[11]

İncelenen bu iki destanın da ortak motifi dişi bir kurttur. Dişi kurttan bir neslin türediği anlatılmıştır. Bu efsanelere göre bir milleti yok olmaktan kurtaran Türk mitolojisinde önemli bir rol üstlenen efsanevi dişi kurttur yani asenadır.

Uygur destanı incelediğinde Wu-sun ve Bozkurt destanlarında görülen dişi kurdun yerini erkek bir kurt almıştır. Türeyiş efsanesine göre; Hun hakanının iki kızı vardır. Kimseyle evlendirmeye kıyamadığı için bu iki güzel kızını ancak tanrı ile evlenmelerinin uygun olacağını görür. Bu sebeple ülkesinin en kuzey ucunda yüksekte bir yere kule yaptırarak, Kızlarını da bu kuleye yerleştirir. Aradan çokça zaman geçmiş ve bu tepenin etrafında ihtiyar bir erkek kurt görünmüştür. Küçük kız bu kurdu görmüş ve kardeşine “işte bu kurt tanrının ta kendisidir. Ben gidip onunla evleneceğim.” Kardeşi gitme dese de küçük kız dinlememiş kurtla evlenmiş ve Kao-çı halkı bu kurt ile hükümdarın küçük kızından türemiştir. Nitekim Uygurların tarih sahnesine çıkışları bu efsaneye dayandırılmaktadır.[12] Zeki Velidi Togan’ın bozkurt efsanesi adlı makalesindeki ifadelerine göre Uygurların şarkıları bu efsaneden sebep olarak kurt ulumalarına benzediğini ifade edilmektedir.[13]

İncelenen bu üç efsanede ortak nokta Türklerin bir kurttan türediğine dair motiflerin kullanıldığını görülmektedir. Ancak Türk destanlarında Kurdun aynı zamanda yol gösterici, en zorlu zamanlarda ortaya çıkan yardıma yetişen bir varlık olduğunu gösteren destanlar vardır.  Oğuz destanında da bu durum net bir şekilde görülmektedir.

“Bir kurt erkek bir kurt, gök yeleli gök tüylü

Bu kurt döndü Oğuz’a bakmadan sağa sola.

Ey oğuz şimdi ordunu çıkar yola

Halkını beğlerini atlandır çıkar yola

Baş çekip göstereyim doğru yol nerde ola”

Oğuz Kağan baktı ki erkek kurt önde gider, ordunun öncüleri, Bozkurt’u gözler gider.[14]  Oğuz Kağan destanında yer alan bu Gök yeleli kurt, semavi bir nitelik kazandırmaktan ileri gelmektedir.  İbrahim Kafesoğlu Gök yeleli bu kurdun yaşlı ve tecrübeli bir kurt olduğunu vurgulamaktadır.[15] Kurt başlıca harplerde yol gösteren bir kılavuz olup Türk milletinin akıp giden hayatında onları takip etmekte ve başı sıkıştığında, çaresiz kaldığında ortaya çıkmakta ve Türk milletine yol göstermekte onları korumaktadır.[16] Bozkurt’un yol göstericiliği Osman Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi adlı eserinde açıkça yer almaktadır. “önlerinde köpeğe benzeyen bir hayvan vardı, şarktan garbe doğru ilerliyor ve Türklere kendi dillerinde kalkınız diyordu. Türklerde onu takip ediyor, durduğu zamanda çadırlarını kuruyorlardı. Uzun müddet rehberlik ettikten sonra bu hayvan bir daha görülmemiştir.”[17]

İslamiyet öncesi Türk tarihinde görülen Bozkurt, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra da kullandığını görülmektedir.  II. Kılıçarslan’ın 1176 yılında Bizans İmparatorluğuna karşı kazandığı Miryakefalon zaferini tebrik etmek isteyen Türk şair İbn Ta’avizi Türk askerlerini tasvir ederken “…Ceylan gibi iseler de saldırış zamanında kurtlar gibi hamle yaparlar…”[18] Selçuklu askerlerinin kurda benzetilmesi sebebiyle Bozkurt efsanesinin Selçukluda da yaşatıldığı görülmektedir. Aynı tabir Bizans Tarihçisi Dukas tarafından Osmanlı sultanları ve askerleri içinde söylenmiştir. Örneğin II. Mehmet’in devlet yönetimine geçtiğinde yürüttüğü siyaseti tasvir etmek için; “doğmadan önce kurt olan bu kişi kuzu postuna bürünerek yaptı”. sözlerini kullanmıştır.[19]

Türk kültüründe Bozkurt kültürü o denli yerleşmiştir ki gerek bir neslin kurtulmasında başrol almış, gerekse Türklerin yol göstericisi olmuştur. Türk tarihi içerisinde yer aldığı kadar Batı dünyasında da Türkler “kurt” olarak nitelendirilmiştir. Günümüzde de Bozkurt, Türk milleti tarafından kullanılagelmiş ve Türklüğün sembolü olarak görülmüştür. Bozkurt/ Kurt atasözlerinde de yerini almıştır. “Kurdu Kurt korur”, “Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.” “ Kurda kuzu emanet edilmez.” “Düzlükte kurt ulusa, evde itin bağrı sızlar.” “Börünün balası börü olur” “Kurt dumanlı havayı sever.” Gibi Türk dünyasında çok sık kullanılan atasözlerinde kendisini göstermektedir. Ratıp Tahir Burak Bey’in çizmiş olduğu Ergenekon I tablosunda ivedilikle Bozkurt resmedilmiştir. Bu tablonun ikincisi olan Ergenekon II tablosunda Bozkurdun yerini Mustafa Kemal almıştır. Sonuç olarak Bozkurt/Kurt motifi kültürel unsurlar ve sanatlarda kendisini göstermiştir. Nihai olarak Anadolu’da gerek Selçuklu gerekse Beylikler döneminde hatta Osmanlı Devletinden kalma eserlerde de Kurt sembolüne dair eserlere rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra savaşlarda kullanılan askeri taktiklerde de kurt imgesi görülmektedir. Zira Türklerin birçok millete karşı mücadele ettiği savaş meydanlarında Kurt Kapanı, Preveze Deniz savaşında da yine Kurt Kapanı Taktiğini kullandıkları bilinmektedir.  

Yazar/ Merve KAYBAL*

*Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi.


[1] Gülçin Çandarlıoğlu, İslam Öncesi Türk Tarihi ve Kültürü, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2003,  s.98

[2] Bahaeedin Ögel, Türk Mitolojisi I. Cilt, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1993, s. 42

[3] Yaşar Kalafat, İ.M.V. Noyan Güven,  Altay Türk İnançlarından Anadolu’ya Dair Bazı Tespitler,(dergipark.org.tr/tr/download/article-file/661268) s.67

[4] Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1969 s.36

[5] Zeki Velidi Togan, “ Bozkurt Efsanesi”, (Ed. Hasan Celal Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca) Türkler Ansiklopedisi, cilt III, Türkiye Yayınları 2002 Ankara, s. 981-985

[6] Gülçin Çandarlıoğlu, a.g.e s.41

[7] Bahaeddin Ögel, a.g.e., s.14

[8] B.Ögel, a.g.e. , s.18

[9] Gülçin Çandarlıoğlu, a.g.e s.41

[10] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2014  s.316-317

[11] B. Ögel, a.g.e. s.21

[12] B. Ögel, a.g.e. s.17

[13] Zeki Velidi Togan, a.g.m

[14] B. Ögel,  a.g.e. s.122

[15] İbrahim Kafesoğlu, a.g.e. s.319

[16] Zafer Altun, Türk Kültüründe Kurt Kavramı Üzerine Bir İnceleme, 21. Yüzyılda eğitim ve toplum, Araştırma Makalesi, cilt 8, sayı 21, Bahar 2019,  s.91-188

[17] Osman Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2015 s.186

[18] Osman Turan, a.g.e. s.201

[19] Mikhael Dukas, Tarih Anadolu ve Rumeli 1326-1462, Çev. Bilge Umar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul,  2008, s.205

KAYNAKÇA

Altun, Z. (2019). Türk Kültüründe Kurt Kavramı Üzerine Bir İnceleme. 21.Yüzyılda Eğitim Ve Toplum, 91-188.

Çandarlıoğlu, G. (2003). İslam Öncesi Türk Tarihi ve Kültürü. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Dukas, M. (2008). Tarih Anadolu ve Rumeli 1326-1462. (B. Umar, Çev.) İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Ergin, M. (1969). Dede Korkut Kitabı. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

Kafesoğlu, İ. (2014). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Ötüken Yayınları.

Kalafat, Y. (tarih yok). Altay Türk İnançlarından Anadolu’ya Dair Bazı Tespitler. Dergipark, 60-75.

Ögel, B. (1993). Türk Mitolojisi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Togan, Z. V. (2002). Bozkurt Efsanesi. Türkler Ansiklopedisi, 981-985.

Turan, O. (2015). Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi. İstanbul: Ötüken Yayınları.

Anadolu Tarih

Anadolu Tarih'in resmi hesabıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu