DüşünceTürk Tarihi

Uygur Kenti Turfan’a…

Günümüzde Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi sınırları içerisinde yer almakta olan Turfan vilayeti; Urumçi’nin doğusunda ve çok sıcak olmasından ötürü halk arasında “Ateş Bölgesi” olarakta adlandırılmaktadır.

Tarihi açıdan büyük öneme sahip olan Turfan, Göktürkler’in menşeiyle ilgili rivayetlerin birinde Kao-ch’ang adı açıkça geçer ve bölgenin kuzeyi Göktürkler’in çıktığı ilk yer diye gösterilir. Bu bilgi Turfan’ın Türk tarihindeki önemli rolünü ortaya koyar. 552’de bağlı olduğu Juan-juan’ları baskına uğratarak bağımsızlığını kazanan I. Göktürk Devleti daha başlangıçta Turfan vahasını kendine bağladı. 639’da Çin egemenliğine girinceye kadar Turfan’da Türkler’in kontrolü sürdü. Arkasından Batı Göktürk ülkesinden kopan Ch’u-yüe ve Ch’u-mi Türk boyları Turfan’a gelmiş oldukları bilinmektedir. 751’de Talas Savaşı’nın ardından Çinliler Doğu Türkistan’dan uzaklaştırıldı. Esasen 745’te kurulan Büyük Uygur Kağanlığı, Turfan’ı da hâkimiyeti altına almıştı. VII. yüzyılın sonlarından itibaren bölgede Uygur yazısına rastlanır. Uygur döneminde bölgede gelişen Budist ve Maniheist kültürü Türkler’i etkilemeye başladı. Ötüken’deki Uygur Kağanlığı’nın 840’ta yıkılmasının ardından Turfan bölgesi destanlara da konu olduğu gibi yoğun bir Uygur göçüne sahne oldu.

Uygurlar Turfan bölgesine göç ettikten sonra, göçebe yaşam tarzının yanında yerleşik yaşam tarzını da önemli ölçüde benimsemişlerdir. Çin ve Hint uygarlıklarından etkilenmiş, ancak kendilerine özgü kültürel karakterlerini kaybetmemişlerdir. Yaşam tarzlarındaki kültürel gelişmeler, daha çok yurt edinilen Turfan bölgesinin coğrafi özelliklerinin etkisinde kalmıştır. Turfan’ın tarım ve ticari faaliyetlere uygun bir bölge olması ile birlikte, Budizm’in yerleşik olmayı telkin eden bir inanç sistemine sahip olması, Uygurları ticari yol güzergahları üzerinde şehirler kurmaya ve geliştirmeye teşvik etmiştir. Uygurlar Turfan koleksiyonu adı verilen, Avrupa’daki birçok müzeyi dolduran eserler meydana getirdiler. Bu anlamda Turfan, Uygur kültürünün merkezi konumunda olmuştu. Ancak Karahanlılar döneminde Çin’in etkisi altına girdikleri görülmektedir. İslam ansiklopedisinden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda, Turfan’ı ziyaret eden Timur’un elçileri, buranın tamamen Budizm’in etkisinde tapınaklarla dolu bulunduğunu ve Tirmizli hocaların Hami taraflarında bir Budist manastır külliyesinin yanında cami inşa ettiklerini görmüşlerdi. 1731’de Turfan müslümanları adına Emin Hoca, Çin hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı.
1877’de Turfan’ı işgal eden Çinliler’in Mançu hânedanı Köhne Turfan’ı 1879-1898 yılları arasında tamamen yıktı. Köhne Turfan’ın yerine Çince adla anılan bir yerleşim yeri kurulduysa da şehrin batısında müslüman Türkler’in kurduğu mahalleye yine Turfan denildi. Ve tarihsel gelişiminin son noktası olarak, ne yazık ki Eylül 1949’da Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işgal edildi.

Günümüze dönecek olursak; İçinde Han, Uygur, Hui, Moğol gibi birçok etnik unsuru barındıran Turfan kenti, başkent Urumçi`ye iki saat uzaklıkta 600 binlik nüfusuyla canlı bir tarım merkezi konumundadır. Bahaeddin Ögel’in de anlatımıyla Uygur Kenti Turfan’da çok geniş ören yerleri ve harabeler vardır. Bunun başlıca nedeni su yataklarının sürekli yer değiştirerek kentlere zarar vermesidir. Su yatakları değiştikte kentler de yer değiştiriyordu. Turfan ovasında çok geniş tarım arazileri de bulunmaktaydı. Günümüze kadar gelen “kanal” kalıntıları bu tarım arazilerinin genişliklerini göstermektedir. Orta Asya’daki büyük uygarlık birikimini gözler önüne seren Karız Kanalları Tanrı Dağlarından topladığı suyu 60 km çölün altından geçirerek Turfan’ daki yerleşim birimlerine götürüyor.

Bunun dışında, tarihte de büyük öneme sahip olan Turfan`da Uygurların en önemli eserlerinden Emin Hoca Camisi göze çarpıyor. Cami, geleneksel Uygur mimarisinin özelliklerinin yanı sıra bölgede tarihte meydana gelen savaşların ardından barış ve istikrarın simgesi konumuna gelmiştir. Emin Hoca`nın oğlu tarafından babasının ülkesine ve halkına yaptığı katkılara ithafen yapılan minare, 37 metre uzunluktaki boyutlarıyla şehrin her noktasından görülebiliyor. Ayrıca kentte bulunan müzede, arkeolojik kazılarda elde edilen 2000 yıl öncesine ait mezarlar, Uygurların atası olan Huihulara ait kalıntılar ve birçok dinozor fosili sergileniyor.

Turfan`da hayatın her safhasında üzümün rolü var. Onlarca çeşit üzümün yetiştirildiği vilayette üzüm, hem şarap yapılıyor hem de taze ve kurutulmuş halde piyasaya sunuluyor. Günümüzde, Alev Dağının eteklerinde 16 kilometrekarelik alanda kurulan üzüm vadisinde 10 bin Uygur aile, hem kendi üretimini yapıyor hem de yurt içinden ve dışından gelen misafirlerini ağırlamaktadır.

Begüm Şen

Anadolu Tarih Yazı İşleri Sorumlusu ve Yazarı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tarih bölümü mezunuyum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu