MakaleTürk Tarihi

Yarkand (Saidiye) Hanlığı ve Doğu Türkistan’da Hükümranlık Mücadeleleri

Yarkand Hanlığı’nın Siyasi tarihi

Çağatay Han’ın on üçüncü nesilden, Emir Timur’un ise beşinci kuşaktan torunu Babürşah’ın dayısının oğlu olan Said Han tarafından Kaşgar, Hoten ve Yarkand merkez olmak üzere Yarkand (Saidiye) Hanlığı kurulmuştur. Hanlık idari olarak belirmeden evvel Çağatay Hanlığı’nın yıkılması neticesinde bölgede siyasi ve idari boşluk ortaya çıkmıştır. Mıntıkada varlığını devam ettiren kabileler arasında üstünlük mücadelesi baş göstermiştir. Bunlardan bir tanesi Timurlu Hanedanı’nın temelini oluşturan Barlas Boyu ve Duğlat Kabilesidir. Said Han, abisi Mansur ile mücadele ettikten sonra çaresiz kalmış ve kuzeni Babür’ün yanına Kabil’e gitmiştir. Birkaç yıl Babür’ün yanında kalmış ve onun adına seferlere katılmıştır. Aldığı zaferler ile etrafta ki sultanların da dikkatini çekmiştir.

Gücünün farkına varan Said Han, 1478 senesinde Kaşgar’ı egemenliğine almıştır. 1514 yılında Yarkand Hanlığını resmen kurmuştur. Said Han’ın kurduğu hanlık, “Kaşgarya, Saidiye ve Memleket-i Monguliya” isimleriyle telaffuz edilmiştir. Hanlığın Güneybatısında Babürler, Maveaünnehir’de Şibanoğulları, Kuzeybatısında Kazaklar, Doğu da Cungarlar (Kalmuklar) yer almıştır. Said Han, kendisini Hz. Peygamber’in soyundan geldiği söylenilen hocalara adamıştır. 1532 senesinde Tibet’e gerçekleştirdiği sefer sırasında vefat etmiş ve yerine oğlu Abdürreşid Han geçmiştir.

Abdürreşid Han (1533-1560), idareyi ele aldığında babası Said Han’ın desteklediği Duğlat Kabilesine karşı bir politika yürütmesinin yanı sıra çoğu kişiyi de öldürtmüştür. Otoritesini güçlü tutmak amacı ile kardeşi İskender Bey’i ve Mirza Haydar Duğlat’ı hanlığın merkezinden uzaklaştırmıştır. Abdürreşid Han, on üç yaşından itibaren yönetim hakkında tecrübe sahibi olmuştur. Kuzeyde ki Kazak Hanlığı’na dostvari davranmış ve Özbek Hanlığı’na düşmanca bir siyaset izlemiştir. Lakin Kazak Hanlığı yüzünden Monguliya’yı (Moğolistan) kaybetmiştir.

Han Abdürreşid, oğlunu devlet deneyimi edinmesi için başkent hududundaki uç şehirlerde görevlendirmiştir. Bu dönemde Aktağlılar, Karatağlılar ve Kucalar olmak üzere üç kol halinde faaliyet gösteren hocaların etkisi artmıştır. Hanlığın başına geçen her han farklı hoca grubunu desteklemiştir. Abdürreşid Han yönetiminden memnun olmayan devlet statüsünde ki önemli kişiler dahi tatmin olmamaları sonucunda ayaklanmışlar ve Han’ı öldürmüşlerdir.

Han’ın ölümü ile Yarkand’ın idaresinden Abdüllatif Han mesul olmuştur. Abdüllatif, Karatağlı Hocaların Şeyh, Şadi Hoca yönetimde aktif rol oynamıştır. Hanlığın idari işlerinde hocaların etkili olmasının önemli sebebi olarak o tarihlerde Türklük kavramının sarsıntı yaşaması ile Türk Yöneticiler de hocaların ilahi değerlerinin himayesine girdikleri söylenilebilir. Bu sebepten ötürü hocalar arasında hakimiyet kargaşası baş göstermiştir. Abdüllatif Han, Turfan’da valilik görevini icra eden Abdullah Han’ın yapacaklarından çekindiği için sefer düzenlemişse de ömrü kifayet etmemiştir. Böylelikle Abdullah Han, Yarkand tahtına çıkmıştır.

Doğu Türkistan’ın simgesi Emin Hoca Minaresi, Turfan.

Abdullah Han (1636-1667) iktidarına sorun teşkil edebilecek kişileri öldürtmüştür. Aktağlı Hocalar ile etkin münasebetler kurmuştur. Balur ve Badahşan’a askeri yürüyüşler düzenlemiştir. Abdullah Han, devletin topraklarını genişletmek yerine gerçekleştirdiği seferlerin çoğunluğunun hazineyi artıracak düzeyde ki yağma ve kısa süreli saldırılar olduğu söylenilebilir. Abdullah Han döneminde Karatağlı ve Aktağlı Hocalar arasında ki kargaşa hat safhaya kadar ulaşmıştır.

Yönetimin elinden gitmesinden korkan Abdullah Han, torunlarını katlettirmiştir. İşleri umduğu gibi gitmeyen Han, Yarkand’ı terk etmiştir ve Yolbars, hanlığın yeni idarecisi olmuştur. Yarkand üzerinde emelleri olan Cungarların (Kalmuk) etkisi artmaya başlamıştır. Cungar Beyi Senge, uzun vakittir Erlat kabilesinin başındaki Erke’yi Yarkand’da sükuneti sağlaması için vazifelendirmiştir.

Tahta çıktığı aynı yıl içerisinde Erke aracılığıyla Yolbars suikaste uğramıştır. Onun ölümünün ardından kabileler arası ayrışmaları önlemek amacı ile 3. Abdülkerim’i (İsmail Han) Yarkand tahtına çıkarmıştır. İsmail Han, kudretini diri tutabilmek için tüm varislerin öldürülmesini istemiştir. Aktağlı Hocalara karşı bir politika izlemiştir. Bu sebepten ötürü Aktağlı Hocaların lideri Tibet’te bulunan Dalai Lama Gyatso’dan yardım talebinde bulunmuştur.

Dalai Lama bu isteği kabul etmemiş olmakla beraber Cungarların liderinin bunu gerçekleştirebileceğini fikrini beyan etmiştir. Cungarlar da emellerine ulaşabilmek için bu durumu bir araç olarak görmüşlerdir. Turfan ve Kumul’u istila ederek, Kaşgar ve Yarkand’ı almışlardır. Han ve efradını Kulca’ya göndermişlerdir. Yarkand Hanlığı artık Cungarların egemenliğindeydi. 182 senedir mevcudiyetini devam ettiren Yarkand Hanlığı ortadan kaldırılmış (1680) ve coğrafyada Hocalar Dönemi başlamıştır.

Apak Hoca Türbesi

Hocalar Dönemi

Doğu Türkistan’da ki altı şehir (Kaşgar, Hoten, Yenihisar, Yarkand, Üçturfan, Aksu) XVI. asırda yeni deniz ticaret yollarının keşfedilmesi ile denizlere uzak olan bu bölgeler gelişmelere zaruri olarak kapalı olmuşlardır. Türkistan Coğrafyasının en geri kalmış bölgesi haline gelmiştir. Böylelikle hocaların, Doğu Türkistan’a yerleşmeleri ve hakimiyet kurmalarına kolaylık sağladığı söylenilebilir. Said Han, Yarkand Hanlığını kurduğunda Maveraünnehir’de faaliyet göstermeye başlayan hocalar artık Kaşgar’a temellenmeye başlamışlardır. XVI. ve XVII. asırlarda hocalar etkin rol oynamışlardır. Bu dönemde Doğu Türkistan’da üç etki alanı ortaya çıkmıştır. Kaşgar Aktağlı Hocaların, Yarkand Karatağlı Hocaların ve Kuca da Kuca Hocalarının merkezi haline gelimiştir.

Hocalar şöhretlerini artırmak amacı ile Hz. Ali’nin oğulları Hasan ve Hüseyin vasıtasıyla köklerini Hz. Peygamber’e isnat etmişlerdir. Bir nevi “Hoca” kelimesi “Seyyid” kelimesiyle eş değer sayılmıştır. Hocalar devri Yarkand’ın tarih sahnesinden silinişinden, Doğu Türkistan’ın Çin istilasına (1677-1755) kadar olan süreyi ihtiva etmiştir.

Doğu Türkistan’ın Çin Mücadelesi

Çin, Doğu Türkistan’ı istila etmesinin neticesinde 1764-1790’lı yıllar arasında idare tarzını Cungarya (Kalmukya) ve Kaşgarya olarak ikiye ayırarak, değiştirmiştir. Çin, yönetiminde olan beylerin tasdiki ile bölgede egemenliğini idame ettirmiştir. Seneler geçtikçe kendi patronajlığını kabul ettirmek istemiştir. Hocaların bir çoğu idam ettirilmiştir. XIX. asırın ikinci yarısında meydana gelen başkaldırıda Çinliler daha Doğu Türkistan’da ki mukavemeti yok edemediklerini görmüşlerdir. 1826 senesinde Hoca Saadet Ali, Doğu Türkistan’ın direnişinde etkin rol oynamıştır. Bu isyanda Cihangir askerleriyle beraber Kaşgar’ı Çin’den almışlardır. Lakin bir yıl sonra gerçekleşen vuku da Çin galip gelmiştir. Çin, 1827 yılında altı şehrin giriş ve çıkış kontrollerini Hokand Hanlığına devretmiştir.

XIX. asırın ikinci çeyreğinin son yıllarında yedi tane hocanın Hokand Hanlığının izni olmadan bir grup asker ile Kaşgar’a yürümüşlerdir. 1847 senesinde Kaşgar’ı almışlardır. Fakat bu güç gösterisi bir yıl kadar sürmüş daha sonrasında tekrar Çin egemenliğine kalmıştır. 1860’lı yıllarda Çin idaresine karşı isyanlar baş göstermiştir. Gidişat zincirleme ayaklanmaları beraberinde getirmiştir. 1864 tarihinde Urumçi, Hoten ve Kaşgar tekrar bağımsızlığını ilan etmiştir. 1867 yılına kadar geçen süre de hakimiyetlerini tekrar kaybetmişlerdir ve bu durum Yakub Bey’in Doğu Türkistan mücadelesine kadar sürmüştür. Çinliler ile yapılan mücadelenin akabinde bir de hocalarla da uğraşmışlardır.

Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 12 Kasım 1933, Kaşgar.

Yakub Bey, asıl ismi Muhammed Yakub Kuşbegi’dir. Yakub Bey, Çinlilere karşı beş yıl süresince bağımsızlık mücadelesinin en başında yer almıştır. Yakub Bey’in komutanlığının iyi olduğu gibi beynelmilel münasebetlerde fevkalade özelliğe sahip olduğu belirtilmektedir. 2. Çin devri (1876-1944) başlamıştır. 1884 senesine kadar Doğu Türkistan’a “Hsi Ju” ismi ile hitap edilmiştir. Osman İslam (Batur), 10 yıl süren Altay İsyanının öncüsü olmuştur.

1933 senesinin 12 Kasım’ında Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Evvela Doğu Türkistan’da mahalli çıkarlar ön planda yer almıştır. Doğu Türkistan’ın 1. Milli Devleti 1933-1934, 2. Milli Devlet 1944-1949 yılları arasında varlığı devam etmiştir. 1940 yılının ikinci yarısında Stalin, Mao ile ilintili bir politika izlemiştir.

1941 senesinde yeni bir başkaldırı meydana gelmiştir. İsyancılardan silahlarının teslim edilmesi istenmiştir. Osman Batur, böyle bir duruma ve antlaşmaya uygun olmadığını belirtse de zaruri olarak silahları teslim etmiştir. 1941 senesi Ekim ayında Osman Batur ile antlaşma imzalansa da Rusya ve Çin sözü bozmuştur. Vuku bulan bu olay II. Dünya Savaşı’nın yaşandığı döneme tekabül ettiği için Rusya önem vermemiştir.

1949 senesinde Doğu Türkistan, Çin’in işgaline maruz kalınca Osman Batur, Milleti Yükseltme Cemiyeti’ni kurmuştur. Faaliyetlerden memnun olmayan Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk liderler yurtdışına göç etmeyi kararlaştırmışlardır. Osman Batur, 1951 senesinde Komünist Çin’e karşı gerçekleştirdiği son mücadelede tutuklanmış ve daha sonra da idam edilmiştir.

Osman İslam (Osman Batur)

Doğu Türkistan’da isyanların bastırılması ile Komünist hareketlerin benimsetilmesi ve Türklerden intikam alınması amaçlanmıştır. İstisnasız her mahalleye ayrı ayrı komite kontrol merkezleri kurulmuştur. Çin, Doğu Türkistan’a özel asimile politikalarının akabinde farklı idare tarzlarını da gerçekleştirmiştir. Doğu Türkistan şehirleri, Sin Kiang – Xin Jiang (Sincan) Uygur Özerk Muhtariyet Bölgesi adı altında bir araya getirilmiştir. Baş şehri Urumçi’nin olması kararlaştırılmıştır. Batı Türkistan Rusya’nın, Doğu Türkistan Çin’in Asya’da ki bir kalesi haline gelmiştir.

1997 senesinde namaz kılmak için camiye giden kadınları döverek, öldürmüşlerdir. Bu olay kaynaklı halk arasında büyük bir ayaklanma başlamıştır. Lakin bu ayaklanma kanlı bir şekilde bastırılmış ve beş yüze yakın insan katledilmiştir. 5 Temmuz 2009’da Çin işgali altındaki Urumçi’de, bir çok Uygur Türk’ü katledilmiştir. Meydana gelen zorba işgaller gün geçtikçe daha çok artmaya başlamıştır. Doğu Türkistanlılar o dönemde de günümüzde olduğu gibi çaresiz kalmışlardır. Dünya’nın hiç bir yerinde Doğu Türkistan’a yapılanlar kadar haksızlığa, zorbalığa ve soykırıma rastlanmamıştır. Maruz bırakılan bu zor durum bugün de aşırılık halinde idame etmektedir.

Kaynakça

HAYİT, Baymirza, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadele Tarihi, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2004.

Mirza Haydar Duğlat, Tarih-i Reşidi, (Çev. Osman Karatay), Selenge Yayınları, İstanbul, 2006.

GROUSSET, Rene, Bozkır İmparatorluğu Atilla-Cengiz-Timur, (Çev. Reşat Uzmen), Ötüken Yayınları, İstanbul, 2017.

KEMALOĞLU, İlyas – ALAN, Hayrunnisa, Avrasyanın Sekiz Asrı Çengizoğulları, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2020.

ÇELİK, Muhammed Bilal, Yarkend Hanlığı’nın Siyasi Tarihi, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2013.

KURBAN, İklil, Hocalar Devri, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Ankara, 1992.

JOY R. LEE, The İslamic Republic Of Eastern Turkestan And The Formation Of Modern Uyghur İdentıty İn XinJiang, Kansas State Universıty, Manhattan, 2006.

Fatma Çetin

Genel Türk Tarihi Bilim Uzmanı. Yüksek Lisans'ı Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen "Rus Saldırıları & Hîve Hanlığı'nın Askeri Teşkilatı" isimli tez çalışması ile tamamladım. Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Toplulukları & Rusya Tarihi çalışmaktayım.

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Çin zulmunden kacıp hollandaya sığınan doğu türkistanlı komşum var anlatıyor nasıl bir zulme maruz kaldıklarını kuranı gizli gizli okurduk ibadet yasak Türk isimler yasak uymazsan maruz kakdığın işkence çok kötü derdi rabbim yardımcıları olsun kahrolsun çin ve zulmu 🇹🇷 elbet bunların sonuda gelecek birgün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu