Tarih BülteniTürk Tarihi

Yeni Gün Bayramı: Nevruz

Her milletin kendi kültürünü meydana getiren gelenekleri, görenekleri, töreleri, bir takım ritüelleri ve bayramları bulunmaktadır. Türklerin İslamiyeti kabul etmeden evvel her yıl büyük şenlikler ile kutladıkları Yeni Gün, Bahar ya da Ergenekon Bayramı önemli kültürel faaliyetleri arasında yer almaktadır. Lakin yıllar geçtikçe bu isimler yerine Farsça veya Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) bir terim olan “Nev: yeni, Ruz: gün” anlamına gelen Nevruz tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Sadece bu isimle de değil “Nevruz, Sultan-ı Nevruz, Navis, Ulu Kün, Yengi Kün, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Nartukan, Baba Nevruz, Marta Baba, Bahar, Ergenekon, Hürriyet, Kurtuluş, ve Bereket Bayramları adları ile anılmaktadır. Nevruz, dil ve lehçe farklılıklarından ötürü Azerbaycan Türkçesi’nde “Novroz-Noroz”, Kazak Türkçesi’nde “Navruz-Novruz”, Kırgız Türkçesi’nde “Nooruz”, Özbek Türkçesi’nde “Navro’z, Nöroz, Yangi Yil Bayrami”, Tatar Türkçesi’nde “Nawrez”, Türkmence’de “Novroz”, Uygur Türkçesi’nde “Noroz”, Çuvaş Türkçesi’nde “Naris-Navras” tabirleri kullanılmaktadır.

Kazakistanlı araştırmacılar, Nevruz’un bütün Türk ve Doğu Dünyası’nın Bahar Bayramı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ardından Kırgızistanlı araştırmacılar, Nevruz’un Kuzey Yıldızı’nın gökyüzünde belirmesinden bir gün sonrasında yani Mart Ayının 21. günü kutlandığını belirtmektelerdir. Ünlü Bilim adamı El Beruni, Nevruz’un yaz aylarında kutlandığını, Ünlü Matematikçi El Harezmi ise Museviler’inde yeni yıl günü olduğunu savunmuşlardır. Nevruz, Güneş’in Hamel (Koç) Burcu’na girdiği 21 Mart’a tekabül eden gün Rumi Takvim’de Mart’ın 9. günü, Celali Takvim’de Yılbaşı ve On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ne göre 21 Mart’ta başladığı belirtilmektedir. Çin kökenli kaynaklara binaen Hunların 21 Mart’a tekabül eden günde bahar şölenleri yaptıkları ve ilerleyen yıllarda Uygurlarında bu gibi faaliyetlerde bulundukları geçmektedir. Ayrıyeten Nevruz’da bir ay evvelinden Su Çerşenbesi, Od Çerşenbesi, Yel Çerşenbesi ve Toprak Çerşenbesi günlerine özel törenler yapılmaktadır.

Su Çerşenbesi’nde sular tazelenir, hastaların o gün şifa bulduğuna inanılır. Od Çerşenbesi’nde güneşin halkı aydınlığa kavuşturması şerefine şölenler düzenlendiği belirtilmektedir. Yel Çerşenbesi’nde rüzgarın Dünya’yı gezdiğine, Toprak Çerşenbesi’nde ise toprağın uyandığına, hava sıcaklığının arttığına ve artık toprağı işleme vaktinin geldiğine inanılır. İlaveten Nevruz’un toprakla ilgisi hakkında yazılı kaynakların olduğu da varsayılmaktadır. Yeni Gün-Bahar Bayramı aynı zamanda Uluslararası Ziraat Enstitüsü’nün öncülüğüyle Toprak Bayramı olarak da kutlanmaktadır. Bahar Bayramı, Türk Milleti’nin ortak bayramıdır ve sonra ki yıllarda Milli Halk Bayramı’na dönüşmüştür.

Halk arasında kötü ruhların öleceğine inanılmaktadır. Baharın başladığı ilk gün tekrar canlanma, gelecek için ümit, istek ve dileklerde bulunulur. Yeniden doğan sadece toprak ve yeryüzü değildir. İnsanların tini ve bedeni tekrardan canlanmaya başlar. Kaşgarlı Mahmut, Nevruz Bayramı hakkında “Müslüman Olmayan Türkler yılı dört mevsime ayırmış ve her üç aya bir isim vermiş” diye belirtmiştir. İslamiyet’ten öncesi ve sonrasında baharın ilk gününe tekabül eden bazı mühim hadiseler bulunmaktadır. Belirtilen bu ritüeller;

►Tengr-i’nin insanı yarattığı gün.

►Hz. Adem’in yaratıldığı çamurun yoğurulduğu gün.

►Hz. Adem ve Hz. Havva’nın Cennet’ten kovulup, Arafat Dağı’nda buluştukları gün.

►Hz. Nuh’un gemisinden inip karaya ayak bastığı gün ve Hz. Yunus’un balığın karnından çıktığı gün.

►Hz. Yusuf’un kuyuya atıldığı gün ve Hz. Musa’nın Mısır’dan ayrıldığı gün.

►Hz. Ali’nin doğduğu, Hz. Fatıma ile evlendiği ve Halife seçildiği gün.

►Türk Tarihi açısından önemli olan Ergenekon Destanı’nda anlatılan hikayede, körüklenen ateş ile demir dağı eritip Ergenekon’dan (Çin Kaynakları’nda Ecdat Mağarası, Reşidüddin “sarp dar geçit”, Ebul Gazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk eserinde dağ kemeri) çıktıkları gün kurtuluş günü olarak anılmaktadır.

►Kış aylarının bitmesi ile baharın başladığı gün doğanın yeniden doğduğu Mart’ın 21. günü Türk Boyları kışlaklardan yaylaklara taşındıkları ve Güneşin Koç Burcuna girdiği günü “Bahar Bayramı” olarak kutlamışlardır. 21 Mart günü tüm Türk Dünyası’nda Nevruz Bayramı “Milli Bayram” olarak duyurulmuş ve resmi tatil ilan edilmiştir.

Anadolu’da Nevruz kutlamaları; Anadolu Selçuklu Devleti devrinde yöneticilerin saraylarında Nevruz için özel hazırlıkların yaptırıldığı belirtilmişse de bu konu üzerine kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Akkoyunlu Türkleri, Nevruz şölenlerini istikrarlı bir şekilde devam ettirmekle beraber oldukça büyük hazırlıklar da yapmışlardır. Osmanlı’da Nevruz’da yapılacak aktiviteler özel bir takvim ile programlanmıştır. Saray gelenekleri arasında yer almış ve armağanlar dağıtılarak, türlü yiyecekler pişirilmiştir. Nevruz Bayramı’na özel “Nevruziye” isimli şiirler yazılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde, I. Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı yıllarında dahi Nevruz Bayramı’nı kutlamayı aksatmamışlardır. 1918, 1921 ve 1922 senelerini kapsayan kutlamalara dair belgeler de bulunmaktadır. Toros Türkmenleri ve Tahtacı Türkmenleri Nevruz Bayramı’nda kışlaklardan yaylalara çıkarak, kuzu ve oğlaklar kurban ederek, çeşitli yiyecekler pişirerek kutlamaktalardır. Tokat Vilayetinde Nevruz kültürü etkin bir şekilde devam etmekle birlikte özellikle Almus İlçesi, Çevreli Kasabası’nda yer alan Dua Tepe’de çocukların her evden toparladıkları yumurta, bulgur, yağ gibi erzaklar ile büyük kazanlarda yemekler pişirilip dağıtılmaktadır. Nevruz Bayramı’nda gerçekleştirilen gelenekler Şamanizm inancında mukaddes görülen ritüel ve geleneklerle de benzerlik göstermektedir. Aynı zamanda Nevruz’un, Manisa ve çevresinde Mesir Bayramı, Bilecik ve çevresinde Yörük Bayramı olarak da kutlandığı belirtilmektedir.

Azerbaycan’da Nevruz kutlamaları bir ay evvelinden başlamaktadır. Türkler arasında hayat otu olarak bilinen buğday ve arpanın çimlendirilmesiyle oluşturulan özel bitki “Semeni” ve tatlılar bayram sofralarını süslemektedir. Özel merasimlerin akabinde çeşitli oyunlarda oynanmaktadır. Akşamları ot ile odun yığınından ateşler yakılarak, şiirler eşliğinde üzerinden atlamaktalardır. Ateşin külleri bolluk ve bereket getirmesi için evlerin kapılarından içeriye atılmaktadır.

Özbekistan’da düzenlenen Nevruz Bayramı etkinliklerinde devlet yöneticileri de dahil olmak üzere hazırlıklar içerisinde bulunmaktalardır. Nevruz koşukları okunurken müzikler eşliğinde danslar edilmektedir. Aileler mezar ziyaretlerinde bulunur ve uçurtmalar uçurulmaktadır. Sümelek adı verilen çimlenmiş buğdayın köklerinin sıkılması ile içerisine ceviz, un ve yağ eklenerek yapılmaktadır. Sümelek, halka dağıtılır ve bütünlüğü sağladığına inanılmaktadır. İlaveten piyesler sergilenir, gelen misafirlere Özbek Aşı (Özbek Pilavı) ikram edilmektedir.

Kazakistan’da resmi tatil ilan edilerek, tüm ülkede büyük şölenler ile kutlanmaktadır. Köy, kasaba ve şehirlerin meydanlarında devasa büyüklükteki kazanlarda yemekler pişirilmektedir. Pişirilen yemekler kurulan büyük sofralarda yenilmektedir. Özel olarak Nevruz Köje’si pişirilmektedir. Kazakistan’da 21 Mart günün Hz. Peygamber’in doğum günü olarak bilmelerinin yanı sıra akşamı ise “Hızır Gecesi” diye anılmaktadır.

Kırgızistan’da Nevruz Bayramı, diğer Türk Cumhuriyetleri’nde olduğu gibi 1991 senesinden sonra resmi bayramlar arasında ki yerini almıştır. Tüm evler, caddeler, sokaklar tabiatın ve insanlığın yeniden doğuşu şerefine temizlenmektedir. Bütün halk bir araya gelerek, şenlikler, kutlamalar ve törenler yapılmaktadır. Sofralarda Yedi Sin yani baş harfi “S” ile başlayan yiyecekler eklenir. Birlik ve beraberlik için Sümelek pişirilerek halka dağıtılır. Ayrıyeten Norozbeg, Noruzbayev, Noruzbay gibi isim ve soy isimlerle de Nevruz’a ayrı önem verilmektedir.

Türkmenistan’da Nevruz Bayramı kutlamaları bir hafta evvelinden başlanmaktadır. Tabiatın yeniden doğuşunun yanı sıra insanlar borçlarını öderler, küs olanlar barışır, evlerde ve sokaklarda temizlik yapılır. İnsanlar acer (yeni) kıyafetler giyinerek, Nevruz’u karşılamaktalardır. Semeni tatlısı yapılır ve dağıtılır. Semeni Türkmenistan’da sadece Nevruz Bayramı’nda yenmektedir. Türkmen Pilav’ının yanı sıra çeşitli börekler de pişirilmektedir. Milli spor aktivitelerinin akabinde salıncakta sallanmak ve ateş üzerinden atlamak da Türkmenistan’da gerçekleştirilen ritüeller arasındadır.

Uygur Türkleri, Nevruz’u Mart Ayının 21. günü “Yeni Yıl Bayramı” olarak kutlamaktalardır. Nevruznameler, şiirler okuyup, çeşitli danslar sergilemelerinin beraberinde orta oyunları, horoz dövüşü, cambazlık ve güreş gibi oyunları da  oynamaktalardır. Yeni yıl, çiftçilerin topraklarını tekrar işlemeye başlamaları gerektiğini belirtmektedir. Nevruz’da kimsesiz ihtiyaç sahiplerine yardımlarda bulunmaktalardır. Uygur Türkleri’nin birbirlerine gösterdikleri sevgi ve merhamet bayramıdır.

Hazara Türkleri’nde Nevruz Bayramı’nın yedinci günü erkeklerin evlerde kaldıkları, kadınların ise kırsal alanlarda çeşitli eğlenceler düzenledikleri belirtilmektedir. Gagauz Türkleri’nde Nevruz Bayramı, Mart Ayı başında vefat eden büyüklerini ziyaret etmek için mezarlıklara gitmektelerdir. Baharın gelişi ile yeni fidanlar dikilir, mezar taşları süslenerek, mum dikilip kandiller yakmaktalardır. Ortodoks Hristiyan olan Gagauz Türkleri, Nevruz Günü Paskalya Orucuna denk geldiği için iki inancında bir arada yürütmektelerdir.

Akşam olduğunda ateşin yakılması ile kötülüklerin yok olacağına inanmaktalardır. Elbruz Dağı’nın sakinleri Karaçay – Malkar Türkleri’nde Nevruz Bayramı, eski Şamanizm ve İslamiyet ritüelleri ile birlikte kutlanmaktadır. Nevruza birkaç gün kaldığında mukaddes olarak saydıkları ağaçların dallarına bezler bağlamışlardır. Sibirya ve Kazakistan steplerinin kesiştiği noktada bulunan Altay Türkleri’nin yeni yılları “Cılgayak, Kamlık veya Yılbaşı Bayramı” şenlikleri ile kutlanmaktadır. Yeni yıla girmelerinin verdiği heyecan ile türlü eğlence etkinlikleri düzenlenmektedir. Hikayeler anlatılır, doğa ile iç içe oyunlar oynamaktalardır.

Nevruz Bayramı’nın ananelerini etkili bir şekilde sergileyen İran Türkleri (Kaşkay, Avşar, Horasan Türkmenleri ve Türkleri) özel aktiviteler ile kutlamaktalardır. Nevruz’a bir ay öncesinden hazırlıklar yapmaya başlamaktalardır. Halk evlerinin yanı sıra sokak, cadde ve bahçeler temizlenmektedir. Senenin son Çarşamba gününde şölen ve eğlenceler düzenlenir. Yine son Çarşamba günü sofralarda “yedi levin” denilen kuru yiyecekler tüketilir. Bereket getirdiğine inanılan su dolu testinin bulunduğu sofralara semeni, renkli yumurtalar, çeşitli yiyecekler, Kuran-ı Kerim, ayna ve Yedi Sin meyveleri eklenir.

Batı Trakya (Kuzey Yunanistan) Türkleri’nde “Mevris” ismi ile anılan Nevruz Bayramı, genellikle kırlarda çeşitli eğlencelerle kutlanmaktadır. Bulgaristan’da “Yumurta Günü, Ateş Gecesi” olarak bilinen Nevruz’da tüm çevre temizlenir, İran Türkleri’nde olduğu gibi yumurtalar boyanır, devasa ateşler yakmak için kırsal alanlarda ot ve çalılardan oluşan yığınlar kümeleştirilmişlerdir. Kadim Yugoslavya Türkleri, Nevruz geleneğini tertipledikleri şölenlerle en yoğun şekilde yaşatmaktalardır. Kıbrıs Türkleri’nde “Mart Dokuzu” olarak bilinen Nevruz Bayramı’nda kırlara çıkılır, yumurtalar boyanır, türlü tatlı ve yemekler özellikle de “Nor Böreği” pişirilmektedir.

Kırım Türkleri’nde Nevruz Bayramı, Rusya’nın işgal ve sürgün dönemlerinde dahi kutlamayı devam ettirmişlerdir. Özbekistan’a sürüldükleri yıllarda bazı imkansızlıklardan dolayı kutlayamamışlarsa da Dobruca’da bulunan Kırım Türkleri Nevruz’un ritüellerini idame ettirmişlerdir. Nevruz’dan on beş gün evvelinde hazırlıklara başlamışlardır. Gençler bir araya gelerek, “Nawrez Şeşegi” dedikleri ceylanın boynuzlarını andıran dallı ağaçlar ile gezindikleri belirtilmektedir. Çevrede ki halktan alacakları armağanları toplamak için yanlarında heybeler bulundurmuşlardır. Türkiye’de yaşayan Kırım Türkleri’ninde Nevruz Bayramı’nı aynı şekilde kutladıkları belirtilmektedir.

Nevruz’dan dokuz gün önce “Amel” ismi verilen çiftçilerin çalışma günü olduğu tebarüz edilmektedir. Yumurta pişirilerek, pişirilen yumurtanın haline göre o sene hakkında değerlendirilmeler yapılmaktadır. Amel gününde patates, yumurta, hamur ve tavuk eti ile “Arişke” denilen yemeği hazırlamaktalardır. Nogay Türkleri Nevruz Bayramı’nı eski senelerden beridir kutlamaktalardır. Nevruz evvelinde halk arasında yapılan temizliklerin yanı sıra kesilen kurbanların etleri dağıtılır. Kalan etler ise Nevruz şarkıları eşliğinde yenilmektedir. Bazen kırsala gidip toprağa süt damlattıkları tebarüz edilmektedir. Yarışlar yapılır, kıl kopuz, zurna, dombra, sıbızgı gibi geleneksel çalgı aletleri ile şarkılar söylemektelerdir. Türkler, nerede olurlarsa olsunlar Yeni Gün Bayramı ananelerini devam ettirmişler, ettirmektelerdir.

İran’da Nevruz etkinliklerinin temeli kadim yıllara dayanmaktadır. Nevruz kutlamaları destansı İran Kralı Cemşid’e veya eski İran inancı Zerdüştlük’e kadar dayandırılmaktadır. Zerdüştlükte var olan ateşin kutsallığının hatırasına binaen kutlandığı belirtilmektedir. Ünlü İran Şairi Ferdosi, Nevruz’un resmileşmesini Kral Cemşid’e istinat etmiştir. Nevruz’un bu yönlerinin yanı sıra, tarımsal ve evrenin doğuşu ile ilgili bir kutlama olduğu da ileri sürülmektedir.

Günümüz İran’da Nevruz, Heft Sin (Yedi Sin – Sir, Sinced, Sirke, Sib, Sumak, Sebz, Samanu) ayna, balık, boyanmış yumurtalar, mumdan meydana gelen sofralar kurulur. Tüm aile sofra etrafında toparlanarak, yeni yıla birlik, beraberlik ve şenlik içerisinde girmektelerdir. İran’da on üç gün resmi tatil ilan edilir. Etrafı temizleyerek, yeni yıla acer kıyafetler ile girmektelerdir. Mezarlar ziyaret edilir, kimsesiz ve yoksullara yardımlarda bulunurlar. Türkler de olduğu gibi İranlılarda ki Nevruz kutlamaları da benzerlik göstermektedir.

Türklerde Demircilik

Türkler, demir gökten de gelse yerden de gelse ilahi güçlerle yüklü olduğuna inanmışlardır. Demircilik Türklerin en önemli uğraşlarından bir tanesidir. Tarihi devirlerde aynı bölgede yüksek kalitede demir cevherine rastlanılmış, Kuzey Altaylarda demir eritme ocakları, Baykal Gölü’nün doğusunda demir ocakları ve döküm yerleri ortaya çıkmıştır. Altay Dağları’nın Kuzey kısımlarında yaşayan Türk Boyları, demircilikle ün kazanmışlardır. Türkler’in yaptıkları fetihlerde en büyük rollerden biride demir olmuştur. Demirin kötü ruhları özellikle demirden yapılan bıçakları ekinleri kötü havaya karşı kem gözlere karşı koruduğuna inanılır.

Demir bir güç sembolü olması hasebiyle aynı zamanda koruyucudur. Hastalık, doğal afet ve her türlü zarardan koruduğuna inanmışlardır. Hun devleti zamanında ziraatçilikle ilgili önemli eserler Selenge Nehri ve Baykal Gölü kıyısında ki İvolgi ve İlmanaya Padi’de bulunmuş ve kazılarda orak, saban gibi demirlere rastlanmıştır. Demircilik Ergenekon Destanı ile değişik bir yapı düzeni alarak inanç ile birleştiği ve Türklerin kurttan doğuş efsanesini anlatan semboller içerisinde kutsal dağın ve gökyüzünün büyük yer aldığı bilinmektedir.

Oğuz Kağan Destanı’nda geçen bir cümlede “Gergedan hem geyiği hem ayıyı yedi öldürdü kargım çünkü o demirdendi.” İfadesinde demirin başka varlıklara, yaratıklara karşı üstün hâkimiyet kurması için önemli bir faktör olduğunun farkındadırlar. Şaman elbiselerinin üzerinde demir ya da bakıra benzer araçlar bulunmaktadır. Omuz kısmında zorluklara olan dayanıklılığını ve gücünü simgeleyen demir zincir yer alır. Demirin Türk Kültür çevresinde eskiden varlığına M.Ö. 1022 yılına ait Çin Kayıtlarında da dikkat çekmiştir. Kayıtlarda “lüks kılıç” anlamında “kingluk” kelimesi Türkçede “ikiyüzlü bıçak” manasında günümüzde dahi kullanılmakta olan “kingirlik” kelimesi ile özdeşleşmiştir. En eski çağlardan bu zamana kadar Türklerin yaptıkları seferlerde en mühim rol oynayan iki sanatları olmuştur. Bunlar at yetiştirme ve madencilik özellikle demirciliktir. Demirin önemini Türklerin destanlarında da görmekteyiz. Özellikle demir Ergenekon Destanında açıkça karşımıza çıkmaktadır.

Nevruz Bayramınız Kutlu Olsun!

Naýryz Merekesi Qutty Bolsyn!

Navro’z Bayramı Muborak Bo’lsin!

Nooruz Mayramı Kut Bolsun!

Nevruz Bayramınız Mübarək Olsun!

Nawrız Küni Quttı Bolsın!

Kaynakça

AKSOY, M. Kültür ve Sosyoloji Açısından Nevruz Kavramı, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi Türk Dünyası Araştırmaları, İstanbul, 1996.

BAL, Hüseyin, Kültürlerin Ortak Bayramı: Nevruz, SDÜ FEF Dergisi, Sayı: 3, Isparta, 1998.

ÇORUHLU, Yaşar, Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2017.

DURMUŞ, İlhami, Türk Kültür Çevresinde Kültür Adlandırmaları, Akademik Bakış Dergisi, C. VIII, Sayı: 15, Ankara, 2014.

Hive Hanı Ebul Gazi Bahadır Han, Şecere-i Türk Türk’ün Soy Ağacı, Çev. Yunus YİĞİT, İlgi Kültür Sanat, İstanbul, 2010.

İNAN, Abdülkadir, Makaleler ve İncelemeler, C.II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1998.

KAFKASYALI, Ali, Türk Dünyası’nda Nevruz Geleneğine Toplu Bakış, Erzurum, 21 Mart 2015 Konferansı.

KARAMAN, Ramazan, Türkiye’de Nevruz Kutlamaları, Milli Folklör Dergisi, Sayı: 42.

KARAMAN, Ramazan, Uygur Folklöründe Nevruz Kutlamaları, Milli Folklör Dergisi, Sayı: 53.

MUSTAFAYEV, Beşir, Adriyatik’ten Çin Seddine Uzanan Nevruz Geleneği, AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Sayı: 3, 2013.

ÖGEL, Bahattin, İslamiyet’ten Önce Türk Kültürü, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1984.

ÖZCAN, N. Ümit, Anadolu’da Türk Demircilik Sanatı ve Bitlisin Demirciliği, Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Bitlis, 2017.

SİRACEDDİN Hacı, Milli Düşüncemizin Kaynaklarından: Nevruz Bayramı, BİLGE, Çev. Tuğrul Veli KAMİLOĞLU, 2004.

TOGAN, A. Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1981.

TÜRKMEN, Fikret – TÜRKER, Ferah, Geleneklerde ve İnançlarda Demir, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, 2014.

UCA, Alaattin, Türk Toplumunda Nevruz, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı: 33, Erzurum, 2003.

Fatma Çetin

Genel Türk Tarihi Bilim Uzmanı. Yüksek Lisans'ı Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen "Rus Saldırıları & Hîve Hanlığı'nın Askeri Teşkilatı" isimli tez çalışması ile tamamladım. Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Toplulukları & Rusya Tarihi çalışmaktayım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu